İdris ÖZYOL
Köşe Yazarı
İdris ÖZYOL
 

‘Tek aday’ mümkün mü?

CHP’de ilçe kongreleri bitti. Özellikle delege sayısı çok olan büyük ilçelerde güçler kapıştı ve ortaya bir delege tablosu çıktı. Şimdi gözler il kongresinde… Şimdiye kadar ortaya çıkan il başkan adayları da aşağı yukarı belli. Kampanyalar yol aldı. Delegelerden imzalar toplandı. Sözler verildi. Ekipler kuruldu. Herkesin duracağı yer belli oldu. Ortada henüz rengini belli etmeyen 30, hadi bilemediniz 50 delege var. İl başkan adayları hangi ilçeden kaç oy alacağını, en azından kağıt üzerinde hesaplıyor. Tabloyu sarsacak, yerle bir edecek bir gelişme yaşanır mı? Pek mümkün görünmüyor. Yani atı alan Üsküdar’ı geçti. Biraz daha temkinli konuşursak: Herkes atına bindi ve Üsküdar’ı geçmek üzereler. Bu saatte ortaya çıkacak bir ismin bu atlılara yetişmesi neredeyse imkansız. O yüzden Genel Merkez’e dikilen gözleri, Antalya’ya çevirmek lazım.   Bu formül Antalya’da hiç tutmadı   Antalya’da Deniz Baykal’ın kılıcının keskin olduğu dönemlerde bile, onun çıkarttığı adayın karşısına her kongrede birileri dikildi. Hatta Baykal’a rağmen il kongreleri kazanıldı. Mesela Ümit Uysal onlardan biridir. Baykal’ın adayı rahmetli Çetin Kaya’ya karşı il başkanlığını kazandı. Keza Ömer Melli’nin karşısına çıkan Özer Ülken, bir sonraki kongrede de Özer Ülken’e karşı yarışan Devrim Kök il başkanı oldu. Yani Genel Merkez’in ya da genel başkanın adayı Antalya’da hiç tutmadı. Bu kentin böyle bir geleneği var. Genel merkezin dayatması Antalya’da hep ters tepti. Tek adayın karşısına çıkan adaylar ayak oyunlarıyla yarış dışı bırakıldığında da partililer isyan etti, tavır gösterdi, hatta kongrede slogan attı, yuhaladı. O nedenle CHP’nin şu anki genel merkez yöneticilerinin, hatta Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun böyle operasyona kalkışacağını, hatta bırakın kalkışmayı niyetleneceğini bile sanmıyorum.   ‘Tek aday’ neye göre belirlenecek?   Hadi diyelim ki CHP Genel Merkezi, partinin kazandığı büyükşehirlerde ‘tek adaylı kongrelere’ hevesli; o ‘tek aday’ nasıl belirlenecek? İlçe kongreleri tamamlanmış; hatta aday çıkmadığı için ilçe binası anahtarının bir partiliye teslim edildiği ilçelerde bile 2-3 adaylı yarışlar yaşanmış; parti tabanında büyük bir heyecan, beklenti, enerji oluşmuş. Bu enerji şimdi il kongresine doğru akıyor. Parti tabanı elini taşın altına sokmak, önümüzdeki süreci belirlemek, CHP’li belediyeler üzerinde ağırlığı olan bir örgüt yönetimi oluşturmak istiyor. Kendileri de bu süreçlerden gelen genel merkez yöneticileri böyle bir enerjiyi karşılarına almak isterler mi? Bence istemezler. Bu enerjiyle hemhal olmuş, ortaya çıkan elektriğe dokunmuş, ateşe elini sürmüş adaylar belliyken, onları oyundan çıkartıp yeni bir oyuncuyu sahaya sürmek sonucu nasıl etkiler? Tribünlerde isyan çıkar, takım bozulur ve bütün bu çalkantı da genel merkezi sallar.   Tabanı dışarıda tutan bir formül   Son günlerde parti kulislerinde eski il başkanlarından Ömer Melli’nin Genel Merkez tarafından ‘tek aday’ gösterileceği yönünde söylentiler var. Ömer Melli’yi severim. Son derece kibar, naif, beyefendi bir siyasetçidir. İl başkanlığı döneminde de bazı kongrelere Genel Merkez’in, daha doğrusu Deniz Baykal’ın adayı olarak tek başına girdi. Hatta bir kongrede karşısına rakip olarak çıkan Durmuş Atıcı’nın seçime girmesi ‘yeterli imzayı bulamadı’ diye engellendi. İsyan çıktı. Kongre salonu hop oturdu, hop kalktı. Mustafa Akaydın’ın Büyükşehir’i kazandığı günlerin hemen öncesine denk gelen bir tarihti bu. Akaydın’ın seçim kampanyasına dört elle sarılmadığını bütün partililer biliyor. Hatta bu konuda bir dolu tevatür var. Ayrıntılara girmeyelim. Bunların da etkisiyle bir sonraki kongrede muhalefetin desteklediği Özer Ülken karşısında kaybetti. Deniz Baykal’ın bizzat Antalya’da karargah kurup, delegeleri tek tek arayarak Melli’ye oy vermelerini istediği bir kongreydi o. Yani aslında yenilen Genel Merkez’di. 5 yıl il başkanlığı yapan Ömer Melli, 2014 genel seçimleri öncesi yapılan ön seçimde 25’inci oldu. Şu an il başkan adayı olan Nusret Bayar, küçük bir ilçenin, Demre’nin ilçe başkanlığını yapmış olmasına rağmen 7’nci çıktı ön seçim sandığından. Yani Ömer Melli’nin kendini delegeye sunduğu, test ettiği her seçimde tabanda fazla karşılığı olmadığı anlaşıldı. İşte ‘tek aday’ söylentileri bu nedenle çıkartılıyor gibi. Tabanda karşılık bulamayacak bir formülün genel merkez desteğiyle sahaya sürülüp sürülemeyeceği araştırılıyor aslında. Fakat dediğim gibi CHP Genel Merkez’i böyle bir operasyona bütün gövdesiyle girmez. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Tek aday olursa iyi olur” söylemini sadece bir temenni olarak okumak gerekir. Yoksa bir genel merkez kararı değil.    
Ekleme Tarihi: 16 Ocak 2020 - Perşembe

‘Tek aday’ mümkün mü?

CHP’de ilçe kongreleri bitti. Özellikle delege sayısı çok olan büyük ilçelerde güçler kapıştı ve ortaya bir delege tablosu çıktı. Şimdi gözler il kongresinde… Şimdiye kadar ortaya çıkan il başkan adayları da aşağı yukarı belli. Kampanyalar yol aldı. Delegelerden imzalar toplandı. Sözler verildi. Ekipler kuruldu. Herkesin duracağı yer belli oldu. Ortada henüz rengini belli etmeyen 30, hadi bilemediniz 50 delege var. İl başkan adayları hangi ilçeden kaç oy alacağını, en azından kağıt üzerinde hesaplıyor. Tabloyu sarsacak, yerle bir edecek bir gelişme yaşanır mı? Pek mümkün görünmüyor. Yani atı alan Üsküdar’ı geçti. Biraz daha temkinli konuşursak: Herkes atına bindi ve Üsküdar’ı geçmek üzereler. Bu saatte ortaya çıkacak bir ismin bu atlılara yetişmesi neredeyse imkansız. O yüzden Genel Merkez’e dikilen gözleri, Antalya’ya çevirmek lazım.

 

Bu formül Antalya’da hiç tutmadı

 

Antalya’da Deniz Baykal’ın kılıcının keskin olduğu dönemlerde bile, onun çıkarttığı adayın karşısına her kongrede birileri dikildi. Hatta Baykal’a rağmen il kongreleri kazanıldı. Mesela Ümit Uysal onlardan biridir. Baykal’ın adayı rahmetli Çetin Kaya’ya karşı il başkanlığını kazandı. Keza Ömer Melli’nin karşısına çıkan Özer Ülken, bir sonraki kongrede de Özer Ülken’e karşı yarışan Devrim Kök il başkanı oldu. Yani Genel Merkez’in ya da genel başkanın adayı Antalya’da hiç tutmadı. Bu kentin böyle bir geleneği var. Genel merkezin dayatması Antalya’da hep ters tepti. Tek adayın karşısına çıkan adaylar ayak oyunlarıyla yarış dışı bırakıldığında da partililer isyan etti, tavır gösterdi, hatta kongrede slogan attı, yuhaladı. O nedenle CHP’nin şu anki genel merkez yöneticilerinin, hatta Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun böyle operasyona kalkışacağını, hatta bırakın kalkışmayı niyetleneceğini bile sanmıyorum.

 

‘Tek aday’ neye göre belirlenecek?

 

Hadi diyelim ki CHP Genel Merkezi, partinin kazandığı büyükşehirlerde ‘tek adaylı kongrelere’ hevesli; o ‘tek aday’ nasıl belirlenecek? İlçe kongreleri tamamlanmış; hatta aday çıkmadığı için ilçe binası anahtarının bir partiliye teslim edildiği ilçelerde bile 2-3 adaylı yarışlar yaşanmış; parti tabanında büyük bir heyecan, beklenti, enerji oluşmuş. Bu enerji şimdi il kongresine doğru akıyor. Parti tabanı elini taşın altına sokmak, önümüzdeki süreci belirlemek, CHP’li belediyeler üzerinde ağırlığı olan bir örgüt yönetimi oluşturmak istiyor. Kendileri de bu süreçlerden gelen genel merkez yöneticileri böyle bir enerjiyi karşılarına almak isterler mi? Bence istemezler. Bu enerjiyle hemhal olmuş, ortaya çıkan elektriğe dokunmuş, ateşe elini sürmüş adaylar belliyken, onları oyundan çıkartıp yeni bir oyuncuyu sahaya sürmek sonucu nasıl etkiler? Tribünlerde isyan çıkar, takım bozulur ve bütün bu çalkantı da genel merkezi sallar.

 

Tabanı dışarıda tutan bir formül

 

Son günlerde parti kulislerinde eski il başkanlarından Ömer Melli’nin Genel Merkez tarafından ‘tek aday’ gösterileceği yönünde söylentiler var. Ömer Melli’yi severim. Son derece kibar, naif, beyefendi bir siyasetçidir. İl başkanlığı döneminde de bazı kongrelere Genel Merkez’in, daha doğrusu Deniz Baykal’ın adayı olarak tek başına girdi. Hatta bir kongrede karşısına rakip olarak çıkan Durmuş Atıcı’nın seçime girmesi ‘yeterli imzayı bulamadı’ diye engellendi. İsyan çıktı. Kongre salonu hop oturdu, hop kalktı. Mustafa Akaydın’ın Büyükşehir’i kazandığı günlerin hemen öncesine denk gelen bir tarihti bu. Akaydın’ın seçim kampanyasına dört elle sarılmadığını bütün partililer biliyor. Hatta bu konuda bir dolu tevatür var. Ayrıntılara girmeyelim. Bunların da etkisiyle bir sonraki kongrede muhalefetin desteklediği Özer Ülken karşısında kaybetti. Deniz Baykal’ın bizzat Antalya’da karargah kurup, delegeleri tek tek arayarak Melli’ye oy vermelerini istediği bir kongreydi o. Yani aslında yenilen Genel Merkez’di. 5 yıl il başkanlığı yapan Ömer Melli, 2014 genel seçimleri öncesi yapılan ön seçimde 25’inci oldu. Şu an il başkan adayı olan Nusret Bayar, küçük bir ilçenin, Demre’nin ilçe başkanlığını yapmış olmasına rağmen 7’nci çıktı ön seçim sandığından. Yani Ömer Melli’nin kendini delegeye sunduğu, test ettiği her seçimde tabanda fazla karşılığı olmadığı anlaşıldı. İşte ‘tek aday’ söylentileri bu nedenle çıkartılıyor gibi. Tabanda karşılık bulamayacak bir formülün genel merkez desteğiyle sahaya sürülüp sürülemeyeceği araştırılıyor aslında. Fakat dediğim gibi CHP Genel Merkez’i böyle bir operasyona bütün gövdesiyle girmez. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Tek aday olursa iyi olur” söylemini sadece bir temenni olarak okumak gerekir. Yoksa bir genel merkez kararı değil.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.