Hıdır Duru
Köşe Yazarı
Hıdır Duru
 

Seyyahların izinde turizm diplomasisi

 Ülkemiz turizminde imaj ve slogan sorunsalı sürekli gündemdeki yerini koruyor. Göreve gelen her yeni bakan, turizm seferberliği ilan ediyor. Büyük reklam bütçeleri hazırlanıyor. Sonuçlar yıl sonu turizm sayısal verileriyle ortaya çıkıyor. Memnuniyet anketleri, birçok tesisin eksiklerini çalışan personel çabasıyla tolere ettiği sonucunu veriyor. Kalıcı, süreklilik arz eden turizm tanıtımı ve imaj çalışması tarihi temellere dayandırılmalıdır. Gezgin denince ülkemizde akla ilk Evliya Çelebi geliyor. TRT’de yayınlanan belgesellerde at üstünde diyar diyar gezen bir figür gördük yıllarca.  Osmanlı Dönemi’nin en önemli ve en ünlü seyyahı şüphesiz Evliya Çelebi’dir. Dünyada da buna benzer çok fazla örnek bulunuyor. Özellikle 15. yüzyıl Avrupası’nda doğuya çok fazla seyahat gerçekleşti. Gezginler sosyal, ekonomik ve coğrafi konularda detaylı raporlar yazdı. Bu raporları gerek mektup gerekse hatırat olarak devletlerinin yönetiminde bulunan kişilere sundu. Evliya Çelebi de diğer seyyahlar da bir tür istihbarat faaliyeti yürüttü. Tarihteki etkili seyyahlar ve hatıratları Gezginlik konusu Antik Yunan’da da vardı. Anadolu tarihi ilk olarak Heredot’un yazıları ve Ksenefon’un “Onbinlerin Ricadı” eserleriyle bilinir. Wilhelm Von Rubruk 1200’lü yıllarda yazdığı “Moğolların Büyük Hanı’na Seyahat” eserinde Anadolu’dan bahseder. 1300’lü yıllarda İbn-i Batuta; Anadolu’ya, Rusya’ya kadar seyahat eder ve kayıt altına alır gezilerini. Shiltberger, Yıldırım Beyazıt’a esir düşer ve esaretini yazar. Doğu’yu merak eden ve Doğu medeniyetini raporlamak için görevlendirilen binlerce gezgin gözlemlerini yazar. Marco Polo, Cervantes, Pierre Loti; İstanbul hakkında gözlemlerini yazdı. Ünlü yazar Jules Verne ise romanlarının bir kısmını gezerek, bir kısmını ise hayal ederek, oraya gitmeden yazdı.  İstanbul ilgi odağı oluyor Seyyahların büyük bir çoğunluğu gezilerini devletin resmi görevlisi olarak yapsa da, içindeki merak duygusunu tatmin etme isteğiyle yapanlar da oldu. Bazı seyyahlar dini misyon için gezdiler. Bazıları hac görevini yerine getirdi. Devlet görevlisi olarak yazmayan gezginler de vardı. Michaud ve Poujoulat tarafından yazılan yedi ciltlik “Doğu Mektupları” adlı eser bu türden gezilerin en temel eseridir. Osmanlı Dönemi’nde Avrupa’dan gelen seyyahların büyük çoğunluğu İstanbul’u yazıyor.  İstanbul’un sosyolojik ve demografik yapısı kadar doğal güzellikleri ve kültürü de anlatılıyor. Ünlü Fransız tüccar Tavernier, İstanbul’u çok detaylı anlatan seyyahların başında geliyor. Özellikle Pera’yı anlatan başka bir seyyah da Valle’dir. Her iki seyyah da eleştirel bir gözle hatıralarını yazıyor. Günümüzde gezi programları çok fazla izleniyor Matbaanın kullanılması ve yaygınlaşması ile bu gezi notları basılıp çoğaltılıyor. Birçok farklı dile çevriliyor. İnsanların farklı yerler hakkında merak ettiği soruların cevabını bu seyyahların gözlemleri veriyor. Macera ve gezi yazıları kadar, günümüzde televizyonların en çok izlenen programları “gezelim görelim” konseptiyle geliyor. Teknolojinin ilerlemesi insanların deneyimlerini başkalarıyla paylaşmasını kolaylaştırdı. Birçok yapımcı veya gezgin tıpkı tarihte olduğu gibi bu programları geçim kaynağı olarak görüyor. İnternet video platformlarında amatör ruhla yapılan gezi içerikleri, çok fazla izleniyor. Bireysel gezginlerin sayısı artacak Toplumun bilinçaltında daima gezmek ve keşfetmek arzusu çekiciliğini koruyor. Günümüz turizm hareketliliğine baktığımızda, tarihsellikle çelişmeyen bir durumla karşılaşıyoruz. Yalnız gezginler, bir amaç için gezenler, ticaret için gezenler, dini amaçla gezenler, eğitim için gezenler gibi birçok ortak nokta bulabiliriz. Ulaşım ve iletişim koşulları evrilse de insanın içindeki arzu çok fazla değişmiyor. Türkiye turizmini domine edenler çoğunlukla tatil otelleri olsa da çok ciddi anlamda bireysel seyahat eden gezgin var. Bu sayı her geçen gün artarak devam ediyor. Tatil turizmi çoğunlukla tur operatörleri üzerinden organize ediliyor, ancak bu durum gelecekte de böyle olacak anlamına gelmiyor. Turizm de sürekli değişim ve dönüşüm içerisinde yolculuk ediyor.  Şehirler müze, mimari ve kültürle markalaşıyor Kültür turizminin kökenlerinin bu tarihi seyahatlere dayandığını düşünenlerdenim. Özellikle Batı toplumu daha yüksek okuma oranına sahip. Tarihe ve farklı kültürlere meraklı insanlar bir yer hakkında detaylı araştırma yaparak ziyaret ediyor. İstanbul’da müzeleri ziyaret eden turist profiline baktığımızda bu durumu daha net anlayabiliriz. Dünyadaki ünlü şehirler isimlerini kendi müzeleriyle, mimarileriyle ve doğal güzellikleriyle markalaştırıyorlar. İstanbul da dünyanın önemli marka şehirleri arasında geliyor. Son yıllarda Türkiye’de ucuz alışveriş yapma algısı daha ön plana çıksa da asıl mesele tarih ve coğrafyadır. En etkili tanıtım arkasında gerçekliği olandır Yüzyıllar boyu seyyahların hatıratlarında ve raporlarında masalsı bir dille anlatılan İstanbul da diğer birçok önemli dünya şehri gibi çekiciliğini koruyor. Turizm örgütleri ve bakanlığın yer markalama çalışmalarını bu tarihsel verilere dayanarak yapması gerektiğine inanıyorum. Yeni bir imaj yerine, var olan gerçek tarihsel belgelere dayandırılacak bir çalışma, daha gerçekçi ve etkili olabilir. Bu temellerle yürütülecek bir turizm diplomasisi daha etkili olacaktır. Yeni sloganlar bulmak yerine var olanı ortaya çıkarmak gerekiyor. En etkili ve inandırıcı tanıtım, gerçekliğe en yakın olandır.
Ekleme Tarihi: 30 Ağustos 2021 - Pazartesi

Seyyahların izinde turizm diplomasisi

 Ülkemiz turizminde imaj ve slogan sorunsalı sürekli gündemdeki yerini koruyor. Göreve gelen her yeni bakan, turizm seferberliği ilan ediyor. Büyük reklam bütçeleri hazırlanıyor. Sonuçlar yıl sonu turizm sayısal verileriyle ortaya çıkıyor. Memnuniyet anketleri, birçok tesisin eksiklerini çalışan personel çabasıyla tolere ettiği sonucunu veriyor. Kalıcı, süreklilik arz eden turizm tanıtımı ve imaj çalışması tarihi temellere dayandırılmalıdır.

Gezgin denince ülkemizde akla ilk Evliya Çelebi geliyor. TRT’de yayınlanan belgesellerde at üstünde diyar diyar gezen bir figür gördük yıllarca.  Osmanlı Dönemi’nin en önemli ve en ünlü seyyahı şüphesiz Evliya Çelebi’dir. Dünyada da buna benzer çok fazla örnek bulunuyor. Özellikle 15. yüzyıl Avrupası’nda doğuya çok fazla seyahat gerçekleşti. Gezginler sosyal, ekonomik ve coğrafi konularda detaylı raporlar yazdı. Bu raporları gerek mektup gerekse hatırat olarak devletlerinin yönetiminde bulunan kişilere sundu. Evliya Çelebi de diğer seyyahlar da bir tür istihbarat faaliyeti yürüttü.

Tarihteki etkili seyyahlar ve hatıratları

Gezginlik konusu Antik Yunan’da da vardı. Anadolu tarihi ilk olarak Heredot’un yazıları ve Ksenefon’un “Onbinlerin Ricadı” eserleriyle bilinir. Wilhelm Von Rubruk 1200’lü yıllarda yazdığı “Moğolların Büyük Hanı’na Seyahat” eserinde Anadolu’dan bahseder. 1300’lü yıllarda İbn-i Batuta; Anadolu’ya, Rusya’ya kadar seyahat eder ve kayıt altına alır gezilerini. Shiltberger, Yıldırım Beyazıt’a esir düşer ve esaretini yazar. Doğu’yu merak eden ve Doğu medeniyetini raporlamak için görevlendirilen binlerce gezgin gözlemlerini yazar. Marco Polo, Cervantes, Pierre Loti; İstanbul hakkında gözlemlerini yazdı. Ünlü yazar Jules Verne ise romanlarının bir kısmını gezerek, bir kısmını ise hayal ederek, oraya gitmeden yazdı. 

İstanbul ilgi odağı oluyor

Seyyahların büyük bir çoğunluğu gezilerini devletin resmi görevlisi olarak yapsa da, içindeki merak duygusunu tatmin etme isteğiyle yapanlar da oldu. Bazı seyyahlar dini misyon için gezdiler. Bazıları hac görevini yerine getirdi. Devlet görevlisi olarak yazmayan gezginler de vardı. Michaud ve Poujoulat tarafından yazılan yedi ciltlik “Doğu Mektupları” adlı eser bu türden gezilerin en temel eseridir. Osmanlı Dönemi’nde Avrupa’dan gelen seyyahların büyük çoğunluğu İstanbul’u yazıyor.  İstanbul’un sosyolojik ve demografik yapısı kadar doğal güzellikleri ve kültürü de anlatılıyor. Ünlü Fransız tüccar Tavernier, İstanbul’u çok detaylı anlatan seyyahların başında geliyor. Özellikle Pera’yı anlatan başka bir seyyah da Valle’dir. Her iki seyyah da eleştirel bir gözle hatıralarını yazıyor.

Günümüzde gezi programları çok fazla izleniyor

Matbaanın kullanılması ve yaygınlaşması ile bu gezi notları basılıp çoğaltılıyor. Birçok farklı dile çevriliyor. İnsanların farklı yerler hakkında merak ettiği soruların cevabını bu seyyahların gözlemleri veriyor. Macera ve gezi yazıları kadar, günümüzde televizyonların en çok izlenen programları “gezelim görelim” konseptiyle geliyor. Teknolojinin ilerlemesi insanların deneyimlerini başkalarıyla paylaşmasını kolaylaştırdı. Birçok yapımcı veya gezgin tıpkı tarihte olduğu gibi bu programları geçim kaynağı olarak görüyor. İnternet video platformlarında amatör ruhla yapılan gezi içerikleri, çok fazla izleniyor.

Bireysel gezginlerin sayısı artacak

Toplumun bilinçaltında daima gezmek ve keşfetmek arzusu çekiciliğini koruyor. Günümüz turizm hareketliliğine baktığımızda, tarihsellikle çelişmeyen bir durumla karşılaşıyoruz. Yalnız gezginler, bir amaç için gezenler, ticaret için gezenler, dini amaçla gezenler, eğitim için gezenler gibi birçok ortak nokta bulabiliriz. Ulaşım ve iletişim koşulları evrilse de insanın içindeki arzu çok fazla değişmiyor. Türkiye turizmini domine edenler çoğunlukla tatil otelleri olsa da çok ciddi anlamda bireysel seyahat eden gezgin var. Bu sayı her geçen gün artarak devam ediyor. Tatil turizmi çoğunlukla tur operatörleri üzerinden organize ediliyor, ancak bu durum gelecekte de böyle olacak anlamına gelmiyor. Turizm de sürekli değişim ve dönüşüm içerisinde yolculuk ediyor. 

Şehirler müze, mimari ve kültürle markalaşıyor

Kültür turizminin kökenlerinin bu tarihi seyahatlere dayandığını düşünenlerdenim. Özellikle Batı toplumu daha yüksek okuma oranına sahip. Tarihe ve farklı kültürlere meraklı insanlar bir yer hakkında detaylı araştırma yaparak ziyaret ediyor. İstanbul’da müzeleri ziyaret eden turist profiline baktığımızda bu durumu daha net anlayabiliriz. Dünyadaki ünlü şehirler isimlerini kendi müzeleriyle, mimarileriyle ve doğal güzellikleriyle markalaştırıyorlar. İstanbul da dünyanın önemli marka şehirleri arasında geliyor. Son yıllarda Türkiye’de ucuz alışveriş yapma algısı daha ön plana çıksa da asıl mesele tarih ve coğrafyadır.

En etkili tanıtım arkasında gerçekliği olandır

Yüzyıllar boyu seyyahların hatıratlarında ve raporlarında masalsı bir dille anlatılan İstanbul da diğer birçok önemli dünya şehri gibi çekiciliğini koruyor. Turizm örgütleri ve bakanlığın yer markalama çalışmalarını bu tarihsel verilere dayanarak yapması gerektiğine inanıyorum. Yeni bir imaj yerine, var olan gerçek tarihsel belgelere dayandırılacak bir çalışma, daha gerçekçi ve etkili olabilir. Bu temellerle yürütülecek bir turizm diplomasisi daha etkili olacaktır. Yeni sloganlar bulmak yerine var olanı ortaya çıkarmak gerekiyor. En etkili ve inandırıcı tanıtım, gerçekliğe en yakın olandır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.