İdris ÖZYOL
Köşe Yazarı
İdris ÖZYOL
 

Antalya’nın ‘Büyük Birader’i

İdris Özyol- George Orwell’ın ünlü ‘1984’ romanı siyasete Büyük Birader (Big Brother) kavramını kazandırdı. İnsanların her gün yeni bir dille uyandıkları, herkesin birbirinin evini, odası görebildiği, tam bir totaliter rejimle yönetilen kurgusal ülkenin gizemli diktatörüdür Büyük Birader. Toplum her gün “Büyük Birader seni izliyor” sloganıyla uyanır, dev ekranlardan sürekli bu propaganda yapılır. Büyük Birader’in bu gücü, toplumun her bireyinin birbirini dikizlediği, gammazladığı, hiçbir mahremiyet alanının kalmadığı bir deli gömleğine dönüşür. Diktatörlük yukarıdan aşağıya doğru böyle yayılır, örgütlenir. Diktatörün her şeyden haberdar olduğu, insanların yatak odasına bile girdiği, kimin kiminle hangi gün saat kaçta çiftleşeceğine dahi karar verdiği bir tımarhane ortaya çıkar. Herkes Büyük Birader’in malıdır. Onları an be an izler, dinler, takip eder, konuştukları dili, düşüncelerini değiştirir, çizginin dışına çıkanları da cezalandırır.   İki kişinin bildiği artık sır değil   Bütün bunları niye hatırlattım? Antalya’da son günlerde kulaktan kulağa yayılan, kerli ferli isimlerin bile konuşmaya başladığı kirli bir söylenti dolaşıyor. Söylenti diyorum, ama aklı başında, ciddi, aslında böylesi dedikodulara pek pabuç bırakmayan kişilerin bile kah sessiz kalarak, kah ‘öyleymiş’ diye yarım ağız doğrulamasına bakarsak, ihtimal derecesi de yüksek. İddia o ki; bir siyasetçi, kendisine rakip olarak gördüğü, karşıt bellediği, muhalif duran birçok ismin, yöneticinin, hatta gazetecinin cep telefonlarına korsan yazılım yükletmiş. Onları dinletiyor. Kimleri aradıklarından, ne konuştuklarından, kendisiyle ilgili ne düşündüklerinden haberdar oluyor. Peki bu bir kuruntu mu? Kulislere kulak kabartınca pek de öyle durmuyor. Bu iddiayı ciddi ciddi dillendiren, detaylandıran, çeşitli isimler üzerinden genişleten, sağlam bir senaryoya dönüştüren bir dolu siyasetçi, yönetici, hukukçu var ortada. İki kişi arasında konuşulan laflar daha havada bile dağılmadan, bir siyasetçinin buna karşı adım atması, hamle yapması, çıkışlarda bulunması insanları kıllandırıyor. Benzer örneklerin giderek yaygınlaşması ise bunun münferit bir olay olmadığını, daha sistematik, daha organize bir durumla karşı karşıya olunduğunu düşündürüyor. Sonrasında da bir takım tüyolar gelmeye, bazı bilgiler sızmaya başlıyor. Bu yüzden de ayrıca ilginç, dikkate değer, ciddiye alınır bir söylentiyle karşı karşıyayız.   Türel döneminin telekulakları   Antalya aslında böyle bir şeye yabancı değil. Geçmişte de bunun örnekleri var. Menderes Türel’in ilk belediye başkanlığı döneminde, güvenlik güçleri tarafından yapılan telefon dinlemelerinin bir kopyasının kendisine servis edildiği biliniyor. Antalya’da birçok ismin dinlendiği, suç unsuruna rastlanmayınca yok edilmesi gereken kayıtların silinmediği, CD’lere yüklenerek Türel’e yakın bir organizatöre teslim edildiği, bu ismin de kayıtların dökümünü yapıp Türel’e servis ettiği ortaya çıktı. Bu iddialar o dönem yargıya da yansıdı ve birileri ceza aldı. Kamuoyu da bu soruşturmanın evraklarından ve hazırlanan iddianameden öğrendi zaten yaşananları. Birkaç kişinin üzerine yıkılıp geçilen bir telekulak skandalıydı bu. İşte o gün o kapı aralık bırakılınca bugün de aynı rüzgar ensemize çarpıyor.   Pegasus Antalya’ya gelmiş midir?   Eğer iddialar doğruysa, konuşulanların en ufak bir gerçeklik payı varsa bu ağır bir suçtur. İnsanın mahremine, en gizli alanına yönelmiş bir tehdittir. Röntgenciliktir. Bunun bir siyasetçi ve ekibi tarafından yapılıyor olması ise izahı mümkün olmayan bir rezalet. İsrail malı casus yazılım Pegasus’la birlikte son günlerde bu röntgencilik, insanların telefonlarını dinleme, dikizleme rezaleti yeniden gündeme gelmişti. Muhtemelen burada bahsedilen casus yazılım da ya bu Pegasus, ya da benzeri bir program. Uluslararası Af Örgütü ve 15’ten fazla basın kuruluşunun yaptığı bir araştırma, Pegasus’un dünyanın birçok farklı ülkesinde hükümetler tarafından aralarında gazeteci, akademisyen, siyasetçi ve hak savunucusunun da olduğu binlerce kişinin telefonuna yüklenmiş olabileceğini ortaya koymuştu. Bu ülkeler arasında Türkiye de var. Fakat genişliğini, boyutunu, kimler tarafından kullanıldığını, kimlerin dinlendiğini bilmiyoruz. Antalya’daki dedikodular bu gerçeklikle de örtüşüyor, bu manzaranın üstüne oturuyor. Umarım sadece boş bir dedikodudur. Doğruluk payını düşünmek bile istemiyorum.
Ekleme Tarihi: 02 Aralık 2021 - Perşembe

Antalya’nın ‘Büyük Birader’i

İdris Özyol- George Orwell’ın ünlü ‘1984’ romanı siyasete Büyük Birader (Big Brother) kavramını kazandırdı. İnsanların her gün yeni bir dille uyandıkları, herkesin birbirinin evini, odası görebildiği, tam bir totaliter rejimle yönetilen kurgusal ülkenin gizemli diktatörüdür Büyük Birader. Toplum her gün “Büyük Birader seni izliyor” sloganıyla uyanır, dev ekranlardan sürekli bu propaganda yapılır. Büyük Birader’in bu gücü, toplumun her bireyinin birbirini dikizlediği, gammazladığı, hiçbir mahremiyet alanının kalmadığı bir deli gömleğine dönüşür. Diktatörlük yukarıdan aşağıya doğru böyle yayılır, örgütlenir. Diktatörün her şeyden haberdar olduğu, insanların yatak odasına bile girdiği, kimin kiminle hangi gün saat kaçta çiftleşeceğine dahi karar verdiği bir tımarhane ortaya çıkar. Herkes Büyük Birader’in malıdır. Onları an be an izler, dinler, takip eder, konuştukları dili, düşüncelerini değiştirir, çizginin dışına çıkanları da cezalandırır.

 

İki kişinin bildiği artık sır değil

 

Bütün bunları niye hatırlattım? Antalya’da son günlerde kulaktan kulağa yayılan, kerli ferli isimlerin bile konuşmaya başladığı kirli bir söylenti dolaşıyor. Söylenti diyorum, ama aklı başında, ciddi, aslında böylesi dedikodulara pek pabuç bırakmayan kişilerin bile kah sessiz kalarak, kah ‘öyleymiş’ diye yarım ağız doğrulamasına bakarsak, ihtimal derecesi de yüksek. İddia o ki; bir siyasetçi, kendisine rakip olarak gördüğü, karşıt bellediği, muhalif duran birçok ismin, yöneticinin, hatta gazetecinin cep telefonlarına korsan yazılım yükletmiş. Onları dinletiyor. Kimleri aradıklarından, ne konuştuklarından, kendisiyle ilgili ne düşündüklerinden haberdar oluyor. Peki bu bir kuruntu mu? Kulislere kulak kabartınca pek de öyle durmuyor. Bu iddiayı ciddi ciddi dillendiren, detaylandıran, çeşitli isimler üzerinden genişleten, sağlam bir senaryoya dönüştüren bir dolu siyasetçi, yönetici, hukukçu var ortada. İki kişi arasında konuşulan laflar daha havada bile dağılmadan, bir siyasetçinin buna karşı adım atması, hamle yapması, çıkışlarda bulunması insanları kıllandırıyor. Benzer örneklerin giderek yaygınlaşması ise bunun münferit bir olay olmadığını, daha sistematik, daha organize bir durumla karşı karşıya olunduğunu düşündürüyor. Sonrasında da bir takım tüyolar gelmeye, bazı bilgiler sızmaya başlıyor. Bu yüzden de ayrıca ilginç, dikkate değer, ciddiye alınır bir söylentiyle karşı karşıyayız.

 

Türel döneminin telekulakları

 

Antalya aslında böyle bir şeye yabancı değil. Geçmişte de bunun örnekleri var. Menderes Türel’in ilk belediye başkanlığı döneminde, güvenlik güçleri tarafından yapılan telefon dinlemelerinin bir kopyasının kendisine servis edildiği biliniyor. Antalya’da birçok ismin dinlendiği, suç unsuruna rastlanmayınca yok edilmesi gereken kayıtların silinmediği, CD’lere yüklenerek Türel’e yakın bir organizatöre teslim edildiği, bu ismin de kayıtların dökümünü yapıp Türel’e servis ettiği ortaya çıktı. Bu iddialar o dönem yargıya da yansıdı ve birileri ceza aldı. Kamuoyu da bu soruşturmanın evraklarından ve hazırlanan iddianameden öğrendi zaten yaşananları. Birkaç kişinin üzerine yıkılıp geçilen bir telekulak skandalıydı bu. İşte o gün o kapı aralık bırakılınca bugün de aynı rüzgar ensemize çarpıyor.

 

Pegasus Antalya’ya gelmiş midir?

 

Eğer iddialar doğruysa, konuşulanların en ufak bir gerçeklik payı varsa bu ağır bir suçtur. İnsanın mahremine, en gizli alanına yönelmiş bir tehdittir. Röntgenciliktir. Bunun bir siyasetçi ve ekibi tarafından yapılıyor olması ise izahı mümkün olmayan bir rezalet. İsrail malı casus yazılım Pegasus’la birlikte son günlerde bu röntgencilik, insanların telefonlarını dinleme, dikizleme rezaleti yeniden gündeme gelmişti. Muhtemelen burada bahsedilen casus yazılım da ya bu Pegasus, ya da benzeri bir program. Uluslararası Af Örgütü ve 15’ten fazla basın kuruluşunun yaptığı bir araştırma, Pegasus’un dünyanın birçok farklı ülkesinde hükümetler tarafından aralarında gazeteci, akademisyen, siyasetçi ve hak savunucusunun da olduğu binlerce kişinin telefonuna yüklenmiş olabileceğini ortaya koymuştu. Bu ülkeler arasında Türkiye de var. Fakat genişliğini, boyutunu, kimler tarafından kullanıldığını, kimlerin dinlendiğini bilmiyoruz. Antalya’daki dedikodular bu gerçeklikle de örtüşüyor, bu manzaranın üstüne oturuyor. Umarım sadece boş bir dedikodudur. Doğruluk payını düşünmek bile istemiyorum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.