İdris ÖZYOL
Köşe Yazarı
İdris ÖZYOL
 

İlçe binasının anahtarı Deniz Demiral’dan daha önemlidir

Dün ilçe binasının balkonuna dev bir pankart asıldı. Deniz Demiral’ın anısına… Pankartın gelmesi geciktiği için ve Gençlik Kolları’nda anahtar olmadığından ötürü sekreteri bekletmek zorunda kaldı partililer. Düşünün; parti gençliği Deniz Demiral pankartı asacak ve sekreter ‘kapatıyorum’ dese kimsenin yapacağı bir şey yok. İşte gerçek ‘siyasi ajitasyon’ burada. Medya zararlısı Murat Kat geçenlerde vefat etti. Haberini ilk biz girdik, cenazesini de 7/24 sövdüğü Muratpaşa Belediyesi taşıdı. Yeri az doldurulacak cinsten bir tetikçiydi. Ölümüyle birlikte CHP’den ve AKP’den bazı çevreler oyuncaksız kaldı. Kimler olduğunu, az çok biliyorum. Bu şahsın ölüm haberini, “Bizim meslek bunları temizleyemeyince tabiat temizliyor. Üzülmedim!” notuyla paylaştım. Ben yoğun bakımda, komada hayat memat mücadelesi verirken bile aleyhime yayın yapan, ailemi, arkadaşlarımı, dostlarımı üzen bu tetikçiyle ilgili daha fazlasını da söylemek isterdim; ama bu kadarla yetindim. Paylaşımıma tepki gösterenler, bana yakıştıramayanlar da oldu. Bunlardan biri de Atıl Şener’di. “Yakışmadı sana İdris Abi bu sözler. Murat Kat’ı tanımam, ama bir insan evladı sonuçta. Bir şekilde kendine bir yer edinme çabası içindeydi ki bu çok da şaşılacak bir durum değil bu camiada. Senin başına da talihsiz şeyler geldi. Çok üzüldük ve tüm sevenlerin gibi kaygılandık. Ne talihsiz bir açıklama olmuş seninki, kurduğun bu mantıkla seni tabiat bile temizleyemiyor demek ki abi. Beni tanıyorsun. Seni sevmeyen birileri de benzer cümleleri kursa en az bu tepkiyi vereceğimden emin olabilirsin. İnsanlığımızı her ne şartta olursa olsun kaybetmememiz temennisiyle”. Amenna… Murat’a ‘şefaat’, Deniz’e ‘fecaat’ Nasıl bir canlı olduğu özellikle CHP ve sol çevreler tarafından iyi bilinen Murat Kat’la ilgili, moda deyimle ‘duyar kasan’ Atıl, bir trafik kazasıyla aramızdan ayrılan, hepimizin yüreğini yakan CHP Konyaaltı Gençlik Kolları Başkanı Deniz Demiral için üzülenlere, acıyı paylaşanlara bakın ne dedi: “Üzücü bir ölüm üzerinden kastığınız siyasi ajitasyon bittiyse hayatımıza devam edebilir miyiz?” Tabii ki edebilirsin. Deniz Demiral’la ilgili paylaşımların, insanların yazıp çizdiklerinin, senin ve çevrendeki kişilerin hayatını engelleyeceğini sanmıyorum. Murat Kat için ‘şefaat’ isteyip, Deniz Demiral gibi bir çocuğun sevenlerinden rahatsız olmak nasıl bir ruh halidir acaba? Ya da sadece bir ruh hali midir, yoksa arkasında siyasi bir bagaj mı vardır?  İlçe binasının çok değerli anahtarı ‘Her ölüm erken ölümdür’ demiş ya Cemal Süreya, Deniz Demiral’ın ölümü en erkenlerinden biriydi. Düzgünlüğüne, heyecanına, ilericiliğine tanığım. Sadece CHP’lilerin değil, Antalya solunun da sevdiği bir kişiliği vardı. Hakkında kötü şeyler hiç duymadım. Üzülenlerden birisi de benim. Böyle amansız bir ölümü siyasi ajitasyon malzemesi yapmaya ihtiyacı olan kaç kişi vardır, bilemem; ama insan olanın herkesin içinin dağlayan bir kara haber olduğuna eminim. ‘Siyasi ajitasyon’ meselesi ise aslında tam tersi… Biraz anlatalım. Deniz Demiral ve arkadaşları, bir önceki gençlik kolları başkanı Ozan Şükrü Kayapınar’a karşı yarıştılar. Yarışı da Demiral ekibi kazandı. Kazandıklarına göre gelip partide çalışacaklar. Peki anahtar? Anahtar yok. Seçimi kaybeden Kayapınar anahtarı ilçe başkanına teslim ediyor. Gidiyorlar ilçe başkanına; “Odaya ihtiyacımız var, Gençlik Kolları’nın odasını boşaltacağız” yanıtı alıyorlar. O gün bugündür Konyaaltı Gençlik Kolları sağda solda toplanıyor. Özellikle pandemi döneminde çok sık çalıştılar. Maske dağıttılar, eylem yaptılar, tavır koydular, gençleri sahaya indirdiler. Tabii bu kadar çalışma fincancı katırlarını ürkütüyor. Üstelik o katırlar hiç çalışmamışsa… İşte buna ‘siyasi ajitasyon’ denir Dün ilçe binasının balkonuna dev bir pankart asıldı. Deniz Demiral’ın anısına… Pankartın gelmesi geciktiği için ve Gençlik Kolları’nda anahtar olmadığından ötürü sekreteri bekletmek zorunda kaldı partililer. Düşünün; parti gençliği Deniz Demiral pankartı asacak ve sekreter ‘kapatıyorum’ dese kimsenin yapacağı bir şey yok. İşte gerçek ‘siyasi ajitasyon’ burada. İnsanların her ne niyetle olursa olsun, yaptıkları bir işi, sergiledikleri bir duyguyu, gösterdikleri bir duyarlılığı suçlamak, itibarsızlaştırmak, değersiz hale getirmeye çalışmak ajitasyonun dik alasıdır. Ajitasyonun Türkçe karşılığı ‘kışkırtma’dır. Acılı, üzgün, sarsılmış, yaralı bir kitleyi bundan daha feci bir kışkırtma olabilir mi? Nitekim o insanların tepkisinden dolayı Atıl Şener bu paylaşımını kaldırdı. Ben Murat Kat’la ilgili paylaşımımı kaldırmadım ve arkasında durmaya da devam ediyorum. Peki sen niye kaldırdın Atıl? Dahası, bu kışkırtma neyin nesi, neyin hesabı? Az çok psikoloji bilen, siyasetten biraz anlayan, güngörmüş herkes fark edecektir ki; Deniz’in ölümüyle insanları kenetlemesinden, ortak bir duyarlılık oluşturmasından rahatsız olunmuş. Bir adım daha ilerisini de söyleyeyim; bu ettiğin kelam, siyaseten ayağınıza dolanan, rakibiniz olan çalışkan birinden kurtulmuş olmanın gizli sevincini de barındırıyor. “Öldü işte, işimize devam edelim” anlamına geliyor. En acı tarafı da bu zaten. Bana yaptığın uyarının son cümlesiyle bitireyim sözlerimi: “İnsanlığımızı her ne şartta olursa olsun kaybetmememiz temennisiyle”…
Ekleme Tarihi: 13 Temmuz 2021 - Salı

İlçe binasının anahtarı Deniz Demiral’dan daha önemlidir

Dün ilçe binasının balkonuna dev bir pankart asıldı. Deniz Demiral’ın anısına… Pankartın gelmesi geciktiği için ve Gençlik Kolları’nda anahtar olmadığından ötürü sekreteri bekletmek zorunda kaldı partililer. Düşünün; parti gençliği Deniz Demiral pankartı asacak ve sekreter ‘kapatıyorum’ dese kimsenin yapacağı bir şey yok. İşte gerçek ‘siyasi ajitasyon’ burada.
Medya zararlısı Murat Kat geçenlerde vefat etti. Haberini ilk biz girdik, cenazesini de 7/24 sövdüğü Muratpaşa Belediyesi taşıdı. Yeri az doldurulacak cinsten bir tetikçiydi. Ölümüyle birlikte CHP’den ve AKP’den bazı çevreler oyuncaksız kaldı. Kimler olduğunu, az çok biliyorum. Bu şahsın ölüm haberini, “Bizim meslek bunları temizleyemeyince tabiat temizliyor. Üzülmedim!” notuyla paylaştım. Ben yoğun bakımda, komada hayat memat mücadelesi verirken bile aleyhime yayın yapan, ailemi, arkadaşlarımı, dostlarımı üzen bu tetikçiyle ilgili daha fazlasını da söylemek isterdim; ama bu kadarla yetindim. Paylaşımıma tepki gösterenler, bana yakıştıramayanlar da oldu. Bunlardan biri de Atıl Şener’di. “Yakışmadı sana İdris Abi bu sözler. Murat Kat’ı tanımam, ama bir insan evladı sonuçta. Bir şekilde kendine bir yer edinme çabası içindeydi ki bu çok da şaşılacak bir durum değil bu camiada. Senin başına da talihsiz şeyler geldi. Çok üzüldük ve tüm sevenlerin gibi kaygılandık. Ne talihsiz bir açıklama olmuş seninki, kurduğun bu mantıkla seni tabiat bile temizleyemiyor demek ki abi. Beni tanıyorsun. Seni sevmeyen birileri de benzer cümleleri kursa en az bu tepkiyi vereceğimden emin olabilirsin. İnsanlığımızı her ne şartta olursa olsun kaybetmememiz temennisiyle”. Amenna…

Murat’a ‘şefaat’, Deniz’e ‘fecaat’

Nasıl bir canlı olduğu özellikle CHP ve sol çevreler tarafından iyi bilinen Murat Kat’la ilgili, moda deyimle ‘duyar kasan’ Atıl, bir trafik kazasıyla aramızdan ayrılan, hepimizin yüreğini yakan CHP Konyaaltı Gençlik Kolları Başkanı Deniz Demiral için üzülenlere, acıyı paylaşanlara bakın ne dedi: “Üzücü bir ölüm üzerinden kastığınız siyasi ajitasyon bittiyse hayatımıza devam edebilir miyiz?” Tabii ki edebilirsin. Deniz Demiral’la ilgili paylaşımların, insanların yazıp çizdiklerinin, senin ve çevrendeki kişilerin hayatını engelleyeceğini sanmıyorum. Murat Kat için ‘şefaat’ isteyip, Deniz Demiral gibi bir çocuğun sevenlerinden rahatsız olmak nasıl bir ruh halidir acaba? Ya da sadece bir ruh hali midir, yoksa arkasında siyasi bir bagaj mı vardır? 

İlçe binasının çok değerli anahtarı

‘Her ölüm erken ölümdür’ demiş ya Cemal Süreya, Deniz Demiral’ın ölümü en erkenlerinden biriydi. Düzgünlüğüne, heyecanına, ilericiliğine tanığım. Sadece CHP’lilerin değil, Antalya solunun da sevdiği bir kişiliği vardı. Hakkında kötü şeyler hiç duymadım. Üzülenlerden birisi de benim. Böyle amansız bir ölümü siyasi ajitasyon malzemesi yapmaya ihtiyacı olan kaç kişi vardır, bilemem; ama insan olanın herkesin içinin dağlayan bir kara haber olduğuna eminim. ‘Siyasi ajitasyon’ meselesi ise aslında tam tersi… Biraz anlatalım. Deniz Demiral ve arkadaşları, bir önceki gençlik kolları başkanı Ozan Şükrü Kayapınar’a karşı yarıştılar. Yarışı da Demiral ekibi kazandı. Kazandıklarına göre gelip partide çalışacaklar. Peki anahtar? Anahtar yok. Seçimi kaybeden Kayapınar anahtarı ilçe başkanına teslim ediyor. Gidiyorlar ilçe başkanına; “Odaya ihtiyacımız var, Gençlik Kolları’nın odasını boşaltacağız” yanıtı alıyorlar. O gün bugündür Konyaaltı Gençlik Kolları sağda solda toplanıyor. Özellikle pandemi döneminde çok sık çalıştılar. Maske dağıttılar, eylem yaptılar, tavır koydular, gençleri sahaya indirdiler. Tabii bu kadar çalışma fincancı katırlarını ürkütüyor. Üstelik o katırlar hiç çalışmamışsa…

İşte buna ‘siyasi ajitasyon’ denir

Dün ilçe binasının balkonuna dev bir pankart asıldı. Deniz Demiral’ın anısına… Pankartın gelmesi geciktiği için ve Gençlik Kolları’nda anahtar olmadığından ötürü sekreteri bekletmek zorunda kaldı partililer. Düşünün; parti gençliği Deniz Demiral pankartı asacak ve sekreter ‘kapatıyorum’ dese kimsenin yapacağı bir şey yok. İşte gerçek ‘siyasi ajitasyon’ burada. İnsanların her ne niyetle olursa olsun, yaptıkları bir işi, sergiledikleri bir duyguyu, gösterdikleri bir duyarlılığı suçlamak, itibarsızlaştırmak, değersiz hale getirmeye çalışmak ajitasyonun dik alasıdır. Ajitasyonun Türkçe karşılığı ‘kışkırtma’dır. Acılı, üzgün, sarsılmış, yaralı bir kitleyi bundan daha feci bir kışkırtma olabilir mi? Nitekim o insanların tepkisinden dolayı Atıl Şener bu paylaşımını kaldırdı. Ben Murat Kat’la ilgili paylaşımımı kaldırmadım ve arkasında durmaya da devam ediyorum. Peki sen niye kaldırdın Atıl? Dahası, bu kışkırtma neyin nesi, neyin hesabı? Az çok psikoloji bilen, siyasetten biraz anlayan, güngörmüş herkes fark edecektir ki; Deniz’in ölümüyle insanları kenetlemesinden, ortak bir duyarlılık oluşturmasından rahatsız olunmuş. Bir adım daha ilerisini de söyleyeyim; bu ettiğin kelam, siyaseten ayağınıza dolanan, rakibiniz olan çalışkan birinden kurtulmuş olmanın gizli sevincini de barındırıyor. “Öldü işte, işimize devam edelim” anlamına geliyor. En acı tarafı da bu zaten. Bana yaptığın uyarının son cümlesiyle bitireyim sözlerimi: “İnsanlığımızı her ne şartta olursa olsun kaybetmememiz temennisiyle”…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.