İdris ÖZYOL
Köşe Yazarı
İdris ÖZYOL
 

Oy ver, işe gir!

CHP’nin kongre sürecine girmesiyle birlikte belediyelerde iş vaadi de siyasi bir rüşvet olarak ortaya sürülmeye başlandı. Özellikle Konyaaltı ve Kepez’de yürütülen bu operasyonun ana adresi Büyükşehir Belediyesi… Daha doğrusu Büyükşehir’de yuvalanmış kimi siyasi öbekler. Konuyu öncelikle sosyal medya üzerinden, daha doğrusu oradaki izler üzerinden takip edelim. Mesela geçenlerde CHP Konyaaltı Belediye Meclis Üyesi Fatma Durmuş’un şöyle bir paylaşımı vardı: “Seçimlerde başarı sağlamak için ilçe kongrelerinde üyelere bir iş sözü furyası ortalıkta dönüp duruyor. Hemen şimdi de değil, Şubat’ta... Yani siz beni seçin, sonra havanızı alırsınız. Benden söylemesi.” Fatma Durmuş’un tek başına fazla anlamlı gibi durmayan, belli bir hedef göstermeyen bu paylaşımı altına yapılan yorumlarla ete kemiğe bürünüyor.   Antalya Ulaşım AŞ’ye 70 kişi   Mesela Nurhan Amca demiş ki: “Mevcut ilçe başkanı 70’den fazla CHP’li gencimizi Büyükşehir’de iş başı yaptırdı. Bir de bu yönde düşünün. Başkan olmak yaratıcı olmak, olanakları değerlendirmektir.” Mevcut ilçe başkanı dediği Onur Duruk… Büyükşehir Belediyesi’nin yan şirketi Anet’in yönetim kurulu üyesi ve Antalya Ulaşım AŞ’nin ‘fahri’ danışmanı, gölge yöneticisi… Verdiği bu bilgi üzerine birçok CHP’li Nurhan Amca’ya bu 70 kişinin kim olduğunu soruyor. Bunlardan birinin Nurhan Amca’nın oğlu Batuhan Amca olduğu anlaşılıyor tartışmayı takip edince. Nitekim Nurhan Amca da, “Benim oğlum raylı sistemin temizliğini yapıyor, yani temizlik işçisi” diyerek doğruluyor bunu. Batuhan Amca da tartışmanın bir yerinde dahil olup, “Şimdiki ilçe başkanımız Onur Duruk benim şahsen tanıdığım 12, toplamda 70’den fazla gencin işe girmesi için elinden geleni yaptı ve bunu oy isteyerek değil, örgüte bağlı ve sorumluluğunu tam bilerek yaptı” açıklamasında bulunuyor.   Destek karşılığı iş pazarlıkları   Yani Konyaaltı’nda bir tarafta Onur Duruk’un Büyükşehir’de iş vaadiyle kongre çalışması yürüttüğünü iddia edenler var, diğer tarafta da bu iddiaları kendi ağızlarıyla doğrulayan Onur Duruk taraftarları. Onur Duruk’un kendisi bu iddiaları kabul eder mi, etmez mi bilemem; ama taraftarları bunu dillendiriyorsa, demek ki böyle bir durum seçim malzemesi olarak konuşuluyor, bilinçli olarak yayılıyor, propagandası yapılıyor. Peki, kim bu 70 kişi? Bilmiyoruz… Duyduğum bir kaç kişi var. Mesela geçtiğimiz günlerde Onur Duruk’la yemek yiyen ve destek verme konusunda anlaşan Haydar Yıldırım’ın yakın arkadaşı Bektaş Yılmaz’ın oğlunun Büyükşehir’de işe başladığını duydum. Bu durumda iki taraf da doğruladığına göre, Antalya Ulaşım AŞ, Onur Duruk’un siyasi çiftliği olarak kullanılıyor. CHP içinde bir klik, Büyükşehir’in, yani kamunun imkanlarıyla parti içinde birilerinde, kendi yanlarında durmayanlardan intikam alıyor. Ayrıca insanlara Şubat ayına iş sözü verilmesi meseleyi daha da kirli bir noktaya getiriyor. Çünkü ilçe kongrelerinin son tarihi 27 Ocak. Şubat ayında zaten iş bitmiş oluyor. Bu siyasi rüşvetle Konyaaltı alındıktan sonra verdiğin sözleri tutsan ne olur, tutmasan ne olur! Kim hesap soracak ki…   Buna ‘siyasi rüşvet’ denir beyler   Tabii bütün bunları yazmışken, Konyaaltı Belediyesi’nin son anda devreye soktuğu 25 kişilik personel alım ilanına da değinmek lazım. Bunu da Semih Esen’in verdiği bir karşılık olarak okumak mümkün mü? Mümkün… Bütün bu alametlere bakıldığında, belediyelerde iş vaadinin ciddi bir siyaset malzemesi, hatta rüşvet olarak kullanıldığı apaçık görülüyor. Yani deniyor ki CHP üyelerine, “Bizim listeye oy ver, oğlun ya da kızın işe girsin.” Bütün bunlara rüşvetin alan için de, veren için de yüz kızartıcı bir şey olduğunu eklemek gerekiyor. Hatta verene değil, alana rüşvetçi denir genelde. Belediyenin kazanılması için verilen yüz binlerce oy orada dururken, bütün bu başarılar kendi sayesinde yaşanmış gibi, sadece kendisi çalışmış gibi elindeki parti üyeliği kartıyla iş pazarlığı yapan zevat da kelimenin en net haliyle, ‘rüşvetçi’dir. Peki, bu siyaset anlayışının AKP’den ne farkı var? Hiçbir farkı yok. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ‘liyakat, liyakat’ diye kendini paralarken, belediyelerinin şurasına, burasına çöreklenmiş birileri, yüz binlerce seçmenin oylarıyla kazanılmış ve bir kamu kurumu olan belediyenin olanaklarını kendi siyasi ikballeri için tepe tepe kullanıyor. Buna da siyaset deniyor. Hadi oradan!
Ekleme Tarihi: 13 Kasım 2019 - Çarşamba

Oy ver, işe gir!

CHP’nin kongre sürecine girmesiyle birlikte belediyelerde iş vaadi de siyasi bir rüşvet olarak ortaya sürülmeye başlandı. Özellikle Konyaaltı ve Kepez’de yürütülen bu operasyonun ana adresi Büyükşehir Belediyesi… Daha doğrusu Büyükşehir’de yuvalanmış kimi siyasi öbekler. Konuyu öncelikle sosyal medya üzerinden, daha doğrusu oradaki izler üzerinden takip edelim. Mesela geçenlerde CHP Konyaaltı Belediye Meclis Üyesi Fatma Durmuş’un şöyle bir paylaşımı vardı: “Seçimlerde başarı sağlamak için ilçe kongrelerinde üyelere bir iş sözü furyası ortalıkta dönüp duruyor. Hemen şimdi de değil, Şubat’ta... Yani siz beni seçin, sonra havanızı alırsınız. Benden söylemesi.” Fatma Durmuş’un tek başına fazla anlamlı gibi durmayan, belli bir hedef göstermeyen bu paylaşımı altına yapılan yorumlarla ete kemiğe bürünüyor.

 

Antalya Ulaşım AŞ’ye 70 kişi

 

Mesela Nurhan Amca demiş ki: “Mevcut ilçe başkanı 70’den fazla CHP’li gencimizi Büyükşehir’de iş başı yaptırdı. Bir de bu yönde düşünün. Başkan olmak yaratıcı olmak, olanakları değerlendirmektir.” Mevcut ilçe başkanı dediği Onur Duruk… Büyükşehir Belediyesi’nin yan şirketi Anet’in yönetim kurulu üyesi ve Antalya Ulaşım AŞ’nin ‘fahri’ danışmanı, gölge yöneticisi… Verdiği bu bilgi üzerine birçok CHP’li Nurhan Amca’ya bu 70 kişinin kim olduğunu soruyor. Bunlardan birinin Nurhan Amca’nın oğlu Batuhan Amca olduğu anlaşılıyor tartışmayı takip edince. Nitekim Nurhan Amca da, “Benim oğlum raylı sistemin temizliğini yapıyor, yani temizlik işçisi” diyerek doğruluyor bunu. Batuhan Amca da tartışmanın bir yerinde dahil olup, “Şimdiki ilçe başkanımız Onur Duruk benim şahsen tanıdığım 12, toplamda 70’den fazla gencin işe girmesi için elinden geleni yaptı ve bunu oy isteyerek değil, örgüte bağlı ve sorumluluğunu tam bilerek yaptı” açıklamasında bulunuyor.

 

Destek karşılığı iş pazarlıkları

 

Yani Konyaaltı’nda bir tarafta Onur Duruk’un Büyükşehir’de iş vaadiyle kongre çalışması yürüttüğünü iddia edenler var, diğer tarafta da bu iddiaları kendi ağızlarıyla doğrulayan Onur Duruk taraftarları. Onur Duruk’un kendisi bu iddiaları kabul eder mi, etmez mi bilemem; ama taraftarları bunu dillendiriyorsa, demek ki böyle bir durum seçim malzemesi olarak konuşuluyor, bilinçli olarak yayılıyor, propagandası yapılıyor. Peki, kim bu 70 kişi? Bilmiyoruz… Duyduğum bir kaç kişi var. Mesela geçtiğimiz günlerde Onur Duruk’la yemek yiyen ve destek verme konusunda anlaşan Haydar Yıldırım’ın yakın arkadaşı Bektaş Yılmaz’ın oğlunun Büyükşehir’de işe başladığını duydum. Bu durumda iki taraf da doğruladığına göre, Antalya Ulaşım AŞ, Onur Duruk’un siyasi çiftliği olarak kullanılıyor. CHP içinde bir klik, Büyükşehir’in, yani kamunun imkanlarıyla parti içinde birilerinde, kendi yanlarında durmayanlardan intikam alıyor. Ayrıca insanlara Şubat ayına iş sözü verilmesi meseleyi daha da kirli bir noktaya getiriyor. Çünkü ilçe kongrelerinin son tarihi 27 Ocak. Şubat ayında zaten iş bitmiş oluyor. Bu siyasi rüşvetle Konyaaltı alındıktan sonra verdiğin sözleri tutsan ne olur, tutmasan ne olur! Kim hesap soracak ki…

 

Buna ‘siyasi rüşvet’ denir beyler

 

Tabii bütün bunları yazmışken, Konyaaltı Belediyesi’nin son anda devreye soktuğu 25 kişilik personel alım ilanına da değinmek lazım. Bunu da Semih Esen’in verdiği bir karşılık olarak okumak mümkün mü? Mümkün… Bütün bu alametlere bakıldığında, belediyelerde iş vaadinin ciddi bir siyaset malzemesi, hatta rüşvet olarak kullanıldığı apaçık görülüyor. Yani deniyor ki CHP üyelerine, “Bizim listeye oy ver, oğlun ya da kızın işe girsin.” Bütün bunlara rüşvetin alan için de, veren için de yüz kızartıcı bir şey olduğunu eklemek gerekiyor. Hatta verene değil, alana rüşvetçi denir genelde. Belediyenin kazanılması için verilen yüz binlerce oy orada dururken, bütün bu başarılar kendi sayesinde yaşanmış gibi, sadece kendisi çalışmış gibi elindeki parti üyeliği kartıyla iş pazarlığı yapan zevat da kelimenin en net haliyle, ‘rüşvetçi’dir. Peki, bu siyaset anlayışının AKP’den ne farkı var? Hiçbir farkı yok. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ‘liyakat, liyakat’ diye kendini paralarken, belediyelerinin şurasına, burasına çöreklenmiş birileri, yüz binlerce seçmenin oylarıyla kazanılmış ve bir kamu kurumu olan belediyenin olanaklarını kendi siyasi ikballeri için tepe tepe kullanıyor. Buna da siyaset deniyor. Hadi oradan!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.