İdris ÖZYOL
Köşe Yazarı
İdris ÖZYOL
 

Sizi saklandığınız yerde bulacağım!

3 Aralık’ı 4’üne bağlayan gece ne yaşadığımı hatırlamıyorum. Bir sokak köşesinde beyin kanaması geçirirken kaldırıldığım hastanede geçirdiğim 5 koma gecesini de… Öldüğüm düşünülürken beni hayata döndüren operasyonla ilgili de belleğimde hiçbir şey yok. Kimliğim belirsizken, risk alarak beni yeryüzüne tekrar getiren doktorların çabası da gerçekten çok değerli. Sanrılar, hayaller, acılar, gidip gelmeler arasında geçen 5 günün direnci de ayrı bir konu. Ölmemek için ne kadar direndiğimi bilemiyorum; ama anlatılanlar, zihnimdeki eksik taşları yerine koyabilmek için büyük bir ölçüt. Bazen Çeçen olmuşum, bazen 35 yaşında, birçok kez de bir deli, Kıbrıs’ta yaşayan bir kaçık; fakat ölmemişim, hatta tam aksine dört elle sarılmışım hayata. O altı güne ilişkin tonlarca soru işareti var ortada. Bunların hiçbirini tek başıma aydınlatamıyorum. Ayıldıktan sonra hastanede geçen ikinci 6 günde de düşünecek bolca vaktim oldu. Yaşadıklarımı elbette aydınlatacağım.    Hesap başka bir aleme kalmayacak!   Bir sokak insanı gibi kenara atıldığım, üstüne ceketi örtülerek 45 dakika bilinçsiz bir şekilde ambulans bekletildiğim, ‘öldü’ diye hastaneye kaldırıldığım o günler elbet açığa çıkacak. Ben bütün bunların hesabını soralım. Hatta öldürmek için kurdukları tuzak ellerinde patlayanlar, kara böcekler gibi sığındıkları taşların altında saklanmak zorunda kalabilir uzun süre. Fakat gider, oralarda da bulurum onları. Şart olsun! Zihnimdeki, hafızamdaki kara delikleri aydınlattığımda Antalya’nın da rahatlayacağını biliyorum. Kimsenin kimseye karşı ‘organize bir kötülüğe’ cesaret etmesi de mümkün olmayacak. Aydınlık günler, hukuk, özgürlük, insanca yaşam, elimizi kolumuzu sallayarak dolaşmak için birilerinin bunları yapması gerekiyor. O birilerinden birisi de benim. Hesabımız başka bir aleme kalmayacak!   Organize bir kötülükle karşı karşıya   Şu kadarını söylemeliyim ki; yaşadıklarımız basit bir vaka, kendiliğinden bir beyin kanaması, tesadüfen sürüklenirmiş bir hayat mücadelesi değildir. Tam aksine organize bir kötülükle, karanlık suratlarla, ellerini ovuşturan iblislerle yüzleştik. O an orada ölmemi bekliyorlardı; ama acı patlıcanı kırağı çalmaz. İşi ne kadar uzatsalar da yaşamaya devam ettim ve bizim sırtımızda devletin karanlık yüzü ile aydınlık hafızası çatıştı. Her iki taraf da kimliğimi bilmiyormuş gibi davranarak kendi senaryosunu yürürlüğe soktu. Sonuçta, kamu gücünü temsil eden aydınlık hafıza kazanmış oldu. Ve tabii ben… Ölüm döşeğinden doğrulduktan sonra hızla iyileşiyor ve bedenimde ortaya çıkan arızaları onarmaya yelteniyorum. Buna da ‘duyu kaybı’ yaşadığım sağ ayağımla başladım. Sol topuğumdaki açık yara da bugün-yarın kapanacak. Belki bunun için ozon tedavisi gerekebilir. Şimdi daha önemli, daha acil işlerim var.    Düşmana inat bir gün fazla yaşamak   Kafa karışıklığım ise halen devam ediyor. Sanrılar, halüsinasyonlar, nefes darlığı, kasvetli karanlık yüzünden geceleri uyuyamadığım kesin. Hayatımıza ilişkin kaygılanan, kaderimize terk etmeyen, mücadelemize saygı duyan binlerce dostumuzun varlığı da ayrıca güç katıyor. Arayan, soran, mesaj gönderen, varlığını hissettiren, yanımızda duran, bütün cesaretiyle sesini yükselten herkese saygılarımı sunuyorum. Kendimle baş başa kaldığım, boğucu, öldürücü bir komanın içinde yuvarlandığım, debelendiğim, çıkmak için kenarlarına tutunduğum o karanlık kuyularda elimden tutan, varlığını hissettiren, bir dakika bile yalnız bırakmayan dostlar sayesinde geri döndüm. Ben giderken yanımdaydılar, döndüğümde de orada buldum. Kaygılarını gizleyip gülerek karşıladılar umudu. Sürükleyerek yürüdüğüm sağ ayağımın üzerinde dikilip, kafamdaki dikiş izlerini okşayarak konuşuyorum şu an: Ben kolay ölmem! Karanlık bir köşeye atılmış enkaz gibi direnir, delice konuşmaya devam eder; ama yaşarım… Düşmana inat, bir gün daha fazla…  
Ekleme Tarihi: 21 Aralık 2019 - Cumartesi

Sizi saklandığınız yerde bulacağım!

3 Aralık’ı 4’üne bağlayan gece ne yaşadığımı hatırlamıyorum. Bir sokak köşesinde beyin kanaması geçirirken kaldırıldığım hastanede geçirdiğim 5 koma gecesini de… Öldüğüm düşünülürken beni hayata döndüren operasyonla ilgili de belleğimde hiçbir şey yok. Kimliğim belirsizken, risk alarak beni yeryüzüne tekrar getiren doktorların çabası da gerçekten çok değerli. Sanrılar, hayaller, acılar, gidip gelmeler arasında geçen 5 günün direnci de ayrı bir konu. Ölmemek için ne kadar direndiğimi bilemiyorum; ama anlatılanlar, zihnimdeki eksik taşları yerine koyabilmek için büyük bir ölçüt. Bazen Çeçen olmuşum, bazen 35 yaşında, birçok kez de bir deli, Kıbrıs’ta yaşayan bir kaçık; fakat ölmemişim, hatta tam aksine dört elle sarılmışım hayata. O altı güne ilişkin tonlarca soru işareti var ortada. Bunların hiçbirini tek başıma aydınlatamıyorum. Ayıldıktan sonra hastanede geçen ikinci 6 günde de düşünecek bolca vaktim oldu. Yaşadıklarımı elbette aydınlatacağım. 

 

Hesap başka bir aleme kalmayacak!

 

Bir sokak insanı gibi kenara atıldığım, üstüne ceketi örtülerek 45 dakika bilinçsiz bir şekilde ambulans bekletildiğim, ‘öldü’ diye hastaneye kaldırıldığım o günler elbet açığa çıkacak. Ben bütün bunların hesabını soralım. Hatta öldürmek için kurdukları tuzak ellerinde patlayanlar, kara böcekler gibi sığındıkları taşların altında saklanmak zorunda kalabilir uzun süre. Fakat gider, oralarda da bulurum onları. Şart olsun! Zihnimdeki, hafızamdaki kara delikleri aydınlattığımda Antalya’nın da rahatlayacağını biliyorum. Kimsenin kimseye karşı ‘organize bir kötülüğe’ cesaret etmesi de mümkün olmayacak. Aydınlık günler, hukuk, özgürlük, insanca yaşam, elimizi kolumuzu sallayarak dolaşmak için birilerinin bunları yapması gerekiyor. O birilerinden birisi de benim. Hesabımız başka bir aleme kalmayacak!

 

Organize bir kötülükle karşı karşıya

 

Şu kadarını söylemeliyim ki; yaşadıklarımız basit bir vaka, kendiliğinden bir beyin kanaması, tesadüfen sürüklenirmiş bir hayat mücadelesi değildir. Tam aksine organize bir kötülükle, karanlık suratlarla, ellerini ovuşturan iblislerle yüzleştik. O an orada ölmemi bekliyorlardı; ama acı patlıcanı kırağı çalmaz. İşi ne kadar uzatsalar da yaşamaya devam ettim ve bizim sırtımızda devletin karanlık yüzü ile aydınlık hafızası çatıştı. Her iki taraf da kimliğimi bilmiyormuş gibi davranarak kendi senaryosunu yürürlüğe soktu. Sonuçta, kamu gücünü temsil eden aydınlık hafıza kazanmış oldu. Ve tabii ben… Ölüm döşeğinden doğrulduktan sonra hızla iyileşiyor ve bedenimde ortaya çıkan arızaları onarmaya yelteniyorum. Buna da ‘duyu kaybı’ yaşadığım sağ ayağımla başladım. Sol topuğumdaki açık yara da bugün-yarın kapanacak. Belki bunun için ozon tedavisi gerekebilir. Şimdi daha önemli, daha acil işlerim var. 

 

Düşmana inat bir gün fazla yaşamak

 

Kafa karışıklığım ise halen devam ediyor. Sanrılar, halüsinasyonlar, nefes darlığı, kasvetli karanlık yüzünden geceleri uyuyamadığım kesin. Hayatımıza ilişkin kaygılanan, kaderimize terk etmeyen, mücadelemize saygı duyan binlerce dostumuzun varlığı da ayrıca güç katıyor. Arayan, soran, mesaj gönderen, varlığını hissettiren, yanımızda duran, bütün cesaretiyle sesini yükselten herkese saygılarımı sunuyorum. Kendimle baş başa kaldığım, boğucu, öldürücü bir komanın içinde yuvarlandığım, debelendiğim, çıkmak için kenarlarına tutunduğum o karanlık kuyularda elimden tutan, varlığını hissettiren, bir dakika bile yalnız bırakmayan dostlar sayesinde geri döndüm. Ben giderken yanımdaydılar, döndüğümde de orada buldum. Kaygılarını gizleyip gülerek karşıladılar umudu. Sürükleyerek yürüdüğüm sağ ayağımın üzerinde dikilip, kafamdaki dikiş izlerini okşayarak konuşuyorum şu an: Ben kolay ölmem! Karanlık bir köşeye atılmış enkaz gibi direnir, delice konuşmaya devam eder; ama yaşarım… Düşmana inat, bir gün daha fazla…

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.