ATSO'dan ekonomiye kritik uyarılar
ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, iş dünyasının en büyük ihtiyacının kısa vadeli finansmana erişim olduğunu belirterek, enflasyon ile döviz kuru arasındaki farkın ihracatçı üzerinde ciddi maliyet oluşturduğunu söyledi.
haberimizvar.net- Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nın (ATSO) temmuz ayı olağan meclis toplantısı, ATSO Meclis Salonu'nda Meclis Başkanı Ahmet Öztürk başkanlığında, ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, yönetim kurulu ve meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda küresel ekonomiden enflasyona, finansmana erişimden dış ticarete, tarım sektöründen Kaleiçi'ne kadar birçok başlık ele alındı.
Meclis toplantısında konuşan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, dünya ekonomisindeki gelişmelerin Türkiye ekonomisini doğrudan etkilediğini belirterek, IMF'nin büyüme tahminlerindeki aşağı yönlü revizyonun iş dünyasının uzun süredir sahada hissettiği tabloyu doğruladığını söyledi. Üretim ve yatırımın desteklenmesine yönelik açıklanan yaklaşık 1 trilyon TL'lik kredi paketini önemsediklerini ifade eden Hacısüleyman, sanayicinin bugün en önemli beklentisinin kısa vadeli finansmana erişim olduğunu dile getirdi.
“BÜYÜME TAHMİNİNDEKİ REVİZYON SAHADAKİ TABLOYU GÖSTERİYOR”
IMF'nin 2026 yılı büyüme beklentisini yüzde 3,4'ten yüzde 2,9'a düşürdüğünü hatırlatan Hacısüleyman, bu revizyonun ekonomide hissedilen yavaşlamanın uluslararası kuruluşların raporlarına da yansıdığını söyledi.
2027 yılı için büyüme beklentisinin büyük ölçüde sabit kaldığını ifade eden Başkan Hacısüleyman, “Ekonomide birçok konuyu yaşamaya devam ediyoruz. IMF biliyorsunuz, dünya ekonomisini yakından takip eden ve yaptığı değerlendirmelerle geleceğe yönelik tahminlerde bulunan önemli bir kuruluş. 2026 yılı için büyüme beklentisini yüzde 3,4'ten yüzde 2,9'a düşürdü. Aslında bu revizyon, bizim burada uzun süredir konuştuğumuz ve sahada hep birlikte hissettiğimiz sıkıntının rakamlara da yansımış hali oldu” dedi.
Ekonominin tüketim ağırlıklı büyümeye devam ettiğine dikkati çeken Hacısüleyman, perakende satış hacmindeki artışın buna işaret ettiğini belirterek, sıkı para politikasına rağmen tüketimde beklenen yavaşlamanın henüz gerçekleşmediğini söyledi.
Hacısüleyman, “Perakende satış hacmi yüzde 13,7 arttı. Dikkat ederseniz burada üretimden değil, tüketim mallarından bahsediyoruz. Bu bize şunu gösteriyor; ekonomimiz hâlâ tüketim üzerinden büyümeye çalışıyor. Oysa sıkı para politikasının temel amacı enflasyonu kontrol altına almak ve piyasadaki para akışını bir miktar yavaşlatmaktı. Ancak görüyoruz ki tüketim tarafında beklenen yavaşlama gerçekleşmedi. Tam tersine perakende tüketim artmaya devam ediyor” diye konuştu.
“YATIRIM KREDİSİ ÖNEMLİ, ANCAK İŞLETMELERİN İLK İHTİYACI FİNANSMAN”
Sanayi üretiminin mayıs ayında sınırlı bir seyir izlediğini belirten Hacısüleyman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla açıklanan yaklaşık 1 trilyon TL büyüklüğündeki yatırım kredi paketinin üretim açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti. Yeni yatırım yapacak işletmeler için paketin önemli fırsatlar sunduğunu kaydeden Hacısüleyman, mevcut ekonomik koşullarda işletmelerin öncelikli beklentisinin günlük faaliyetlerini sürdürebilecek finansmana ulaşmak olduğunu belirterek, “Bu paketi son derece önemsiyoruz. Çünkü üretime yönelik hazırlanmış önemli bir destek paketi. Yeni yatırımları teşvik ediyor, üretimin sürdürülebilirliğini ve artırılmasını hedefliyor. Elbette yeni yatırım yapmak isteyenler için önemli bir imkân sunuyor. Ancak bugün bize 'En büyük ihtiyaç nedir?' diye sorarsanız cevabımız çok net olur, kısa vadeli finansmana erişim” dedi.
“İHRACATÇININ EN BÜYÜK YÜKÜ ENFLASYON İLE DÖVİZ KURU ARASINDAKİ MAKAS”
Toplantıda enflasyon, döviz kuru ve faiz politikalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, yıl sonu enflasyon beklentisinin korunmasının iş dünyası açısından önemli olduğunu söyledi. Üretici fiyatlarındaki yüksek seyrin devam ettiğini belirten Hacısüleyman, bunun üretim maliyetlerini artırmayı sürdürdüğünü ifade etti.
Enflasyonla mücadelede uygulanan politikaların olumlu sonuç vermesini temenni ettiklerini belirten Hacısüleyman, özellikle ihracat yapan firmaların maliyet baskısı altında faaliyetlerini sürdürdüğüne dikkat çekerek, “Grafiklere baktığımızda enflasyon oranının yüzde 32 seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Hatırlayacağınız üzere Merkez Bankası da yıl sonu enflasyon beklentisini revize etmişti. İnşallah yıl sonuna doğru daha olumlu rakamlara ulaşır ve yüzde 25 civarında bir seviyeyi görebiliriz. Üretici Fiyat Endeksi de yüksek seyretmeye devam ediyor. Bu da üretim maliyetlerinin hâlâ arttığını gösteriyor” dedi.
Mal ve hizmet ihracatı yapan firmaların döviz kuru nedeniyle rekabet gücünde zorlandığını ifade eden Hacısüleyman, mevcut tablonun ihracatçının öz kaynaklarını tüketmesine neden olduğunu belirterek, “Özellikle mal ve hizmet ihracatı yapan firmalarımız açısından döviz kuru kaynaklı sıkıntılar maalesef devam ediyor. İlk altı aylık döneme baktığımızda enflasyon yüzde 10,78, dolardaki artış yüzde 9,83, avrodaki artış ise yaklaşık yüzde 7 seviyesinde gerçekleşti. Yani ister mal ihracatı ister hizmet ihracatı yapan firmalarımız, enflasyon ile döviz kuru arasındaki fark nedeniyle yaklaşık yüzde 10 ila 12 arasında öz kaynaklarından ve sermayelerinden harcamak zorunda kalıyor” diye konuştu.
Yıl sonuna kadar bu makasın daha da açılabileceğini, ihracatçıların maliyetlerini karşılamasının her geçen gün zorlaştığını dile getiren Hacısüleyman, “Eğer bu eğilim devam ederse yıl sonunda yüzde 20-22 seviyelerinde bir makas oluşabilir. Böyle bir tabloda ihracat yapan firmalarımızın iç piyasadaki maliyetlerini karşılaması çok daha zor hâle gelecektir” dedi.
“KÜRESEL GERİLİMLER EKONOMİYİ ETKİLEMEYE DEVAM EDİYOR”
Dünyada yaşanan jeopolitik gelişmelerin ticaret üzerindeki etkilerine de değinen Hacısüleyman, özellikle Orta Doğu'daki gerilimin küresel ekonomi açısından yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan gelişmelerin kısa sürede çözülecek gibi görünmediğini ifade eden Hacısüleyman, “İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilimin kısa vadede çözülecek gibi görünmediğini görüyoruz. Anlaşılan o ki bu süreç yıl sonuna kadar da gündemimizi meşgul etmeye devam edecek. Önümüzdeki yıla sarkar mı, yıl sonuna kadar bir gelişme olur mu, bunu hep birlikte göreceğiz” dedi.
Bölgedeki gelişmelerin ekonomik boyutuna işaret eden Hacısüleyman, “Bu konuyla ilgili ilk günden beri Meclisimizde ifade ettiğimiz görüşümüz, meselenin temelinde Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı'ndaki ticaret trafiğinin kontrolünün yattığıdır” diye konuştu.
“TÜRKİYE UN İHRACATINDA DÜNYA LİDERİ”
Toplantıda ATSO'nun son dönemde gerçekleştirdiği etkinliklere de değinen Başkan Yusuf Hacısüleyman, “Bu Bir Ekmek Meselesi” temasıyla düzenlenen Ekmek Zirvesi'nin yalnızca tarım sektörünü değil, üretim, ihracat, gıda güvenliği ve kültürel mirası da kapsayan önemli bir organizasyon olduğunu söyledi.
Ekmek konusunun zaman zaman bilimsel temelden uzak tartışmaların odağı haline getirildiğini belirten Hacısüleyman, Türkiye'nin bu alandaki üretim ve ihracat gücünün göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü;
“Türkiye'de kişi başına yıllık ekmek tüketimi yaklaşık 200 kilogram seviyesinde. Bize en yakın ülke Bulgaristan. O da yaklaşık 135 kilogram seviyesinde. Hiçbir bilimsel dayanağı olmadan ekmeği toplum gözünde değersizleştirmeye çalışmak, aslında Türkiye'nin dünya lideri olduğu un ihracatına da zarar verebilecek bir yaklaşımdır. Bu nedenle dış etkenlerle oluşturulmaya çalışılan bu popülist ‘anti ekmek’ söylemine karşı çok dikkatli olmamız gerektiğine inanıyorum.”
“KALEİÇİ ANTALYA'NIN KİMLİĞİ VE HAFIZASIDIR”
ATSO tarafından düzenlenen Kaleiçi Zirvesi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hacısüleyman, yaklaşık iki yıldır meclis toplantılarında tarihi kent merkezinin korunmasına yönelik çağrılarda bulunduklarını söyledi. Kaleiçi'nin yalnızca Antalya'nın değil, Türkiye'nin en önemli tarihi miras alanlarından biri olduğuna işaret eden Hacısüleyman, zirvede kamu kurumları, yerel yönetimler ve sektör temsilcilerini ortak çözüm arayışı etrafında bir araya getirdiklerini belirterek, “Kaleiçi bizim için yalnızca tarihi bir bölge değil, Antalya'nın kimliği ve hafızasıdır” dedi.
Zirvede özellikle metruk yapılar, güvenlik, tarihi eserlerin korunması, ulaşım ve gece ekonomisi gibi başlıkların ele alındığını ve amaçlarının mülkiyet hakkını tartışmaya açmak değil, ortak akılla çözüm üretmek olduğunu ifade eden Başkan Hacısüleyman, “Amacımız herhangi bir mülkiyet hakkına müdahale etmek değil, Kaleiçi'nin tarihi kimliğini koruyacak, kent yaşamını iyileştirecek ve bölgenin geleceğini güvence altına alacak çözüm önerilerini ortaya koymaktı” diye konuştu.
Zirvenin ardından somut adımlar atıldığını belirten Hacısüleyman, “Toplantımızın ardından somut gelişmeler yaşandı. Sayın Valimizin öncülüğünde ilgili kurumların katılımıyla Kaleiçi gündemli toplantılar gerçekleştirildi ve zirvede gündeme getirilen konular için çözüm odaklı çalışmalar başlatıldı. Bunun yanında Kaleiçi'ndeki araç trafiğinin rahatlatılması ve ziyaretçi deneyiminin iyileştirilmesi amacıyla kiralık araç firmalarının daha düzenli bir alanda hizmet vermesine yönelik önerilerimiz de ilgili kurumlarımız tarafından değerlendirildi” dedi.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Antalya’ya gelen Ukraynalı turist sayısında artış
Görüntüle →İlginizi Çekebilir











