Haber Girişi: 17.08.2021 - 10:24, Güncelleme: 17.08.2021 - 10:24

700 bin bina güvenli değil

 

700 bin bina güvenli değil

Bugün, 17 Ağustos Depremi’nin 22’nci yıldönümü. Olası Marmara depremine dair korkutucu senaryolar var. Uzmanlara göre İstanbul’daki 700 bin bina güvenli değil.
haberimizvar.net-  Ülkenin yakın tarihinin en yıkıcı afetlerinden biri olan 17 Ağustos Depremi’nin bugün 22’nci yıldönümü. 1999 yılında 16 Ağustos’u, 17 Ağustos’a bağlayan gece meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki deprem, 27 Aralık 1939 tarihinde Erzincan’da meydana gelen 7.9 büyüklüğündeki depremden sonra ülke tarihinin en büyük ikinci depremi olarak kayıtlara geçti. Merkez üssü İzmit’in Gölcük ilçesi olan deprem, Marmara Bölgesi’nin genelinde hissedildi. İstanbul, Bolu, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya ve Yalova’da can ile mal kaybına neden olan deprem, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kırılmasıyla meydana geldi. Saat 03.01’de başlayan yer sarsıntısı tam 45 saniye sürdü. Türkiye’nin sanayi bölgesinde olan depremde resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi ise yaralandı. 5 bin 840 kişi de kayboldu. Resmi olmayan rakamlar ölümlerin 50 bine yakın olduğu yönünde.  TOPLANMA ALANLARI İMARA AÇILDI  BirGün’den Filiz Gazi’nin haberine göre, 17 Ağustos’un ardından İstanbul’un birçok semtinde toplanma alanları belirlendi. Belirlenen toplanma alanlarının büyük bir bölümü daha sonra imara açıldı. 2002’de AKP’nin iktidara gelmesi ve ekonomi politikalarının da inşaata dayalı olması sebebiyle deyim yerindeyse sadece İstanbul değil, Anadolu’nun birçok kenti, betondan ibaret olan şehirleşme ile tanıştı. Ne yazık öncelikli amacın rant olması, deprem riskine karşı alınacak önlemleri önemsiz hale getirdi.  ÖNLEMLER HEP RAFA KALDIRILIYOR  Türkiye jeolojik yapısı itibariyle deprem kuşağı içerisinde bulunuyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 21. Dönem Meclis Araştırması Komisyonu’nun hazırladığı deprem riskleri raporuna göre, son 60 yıl içinde doğal afetlere bakıldığında, hasarların yüzde 65’ini depremler oluşturuyor. Buna rağmen sanayinin yüzde 75’i hâlâ birinci dereceden deprem bölgesinde bulunuyor. Yine nüfusun yüzde 55’i birinci dereceden deprem bölgesinde yaşıyor. Nüfusun artmasıyla gelişen şehirlerin depremin yaratacağı tahribata ne kadar dayanıklı olduğu gerçeği ise her depremle bir kez daha karşımıza çıkıyor. Fakat bir sonraki deprem olana kadar konu rafa kaldırılıyor. En çok korkulan deprem ise nüfusu 16 milyona dayanan mega kent İstanbul’u etkileyeceği düşünülen Marmara depremi.  DEPREM BİRÇOK YERİ ETKİLEYECEK  İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisi Öğretim üyesi Prof. Dr. Cenk Yaltırak, “Depremi İstanbul üzerinden düşünmenin ters bir psikolojisi var” diyor ve şöyle devam ediyor: “İstanbul kadar Yalova’da, Karamürsel’de, Bursa’da, Tekirdağ’da etkilenecek bundan. Böyle düşünüldüğü için diğer yerlerdeki insanlar kendilerine hiçbir şey olmayacak diye düşünüyorlar. Bursalı diyor ki, ‘Bana ne İstanbul’daki depremden’, halbuki onu da İstanbul kadar etkileyecek” dedi.  BİLİM İNSANLARINI DİNLEMEK LAZIM Marmara Denizi’nin çok komplike ve karmaşık bir deniz olduğuna vurgu yapan Yaltırak şunları söyledi:  “Marmara Denizi’nde olan deprem bütün Doğu Marmara’yı etkileyecek, ama Orta ve Batı Marmara’da da kırılmayan üç tane daha fay var. Yani toplam dört fay var. Bunlarda deprem olma olasılığı yüksek. Önlem alınabilmesi için insanların bilim insanlarını dinlemesi gerek. Bir sürü profesör çıkıyor, ‘Deprem olmayacak’ diyor, ona da inanan milyonlar var. İnsanlar gerçeği öğrenmek istemiyor, öğrenirse sorumluluk alacak”.  20 YILLIK RİSK HARİTASI DOĞRU DEĞİL  1999 depreminden sonra yayınlanan bir risk haritasından bahseden Yaltırak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) bu haritanın öngördüğü senaryoya göre hareket ettiğini söyledi. Bu haritanın doğru olmadığını, eksik olduğunu belirten Yaltırak, “İBB’nin Kandilli Rasathanesi ile yürüttüğü projedeki harita 2001 model. Yıl 2021. O harita 20 yıl öncesinin bilgisi ve teknolojisi. O harita ile iş yapamazsınız” ifadelerini kullandı.  SU VE KANALİZASYON İÇİN ÖNLEMLER  Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür, aynı zamanda İBB’de danışman olarak görevli. Olası Marmara depreminde içme suyu şebekesi, barajlar ve kanalizasyon şebekesindeki hasarların hesabı yapılarak, gerekli önlemleri almak için çalışmalar sürdürüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Görür, “Bir kenti depreme hazırlamak demek bütün bileşenlerini hazırlamak demektir. Bir kent demek sadece yapı stoku demek değildir, o kentin alt yapısı vardır” dedi.  ŞEBEKENİN AYAKTA KALMASI LAZIM  Görür şöyle devam etti: “Büyük bir depremde en büyük hasarı toprak altına gömülü olan yapılar görür. Toprak altı yapılarının başında da içme suyu şebekesi, kanalizasyon ve doğalgaz şebekesi gelir. Doğal gaz şebekesi tahrip olduğu an çok büyük yangınlar çıkabilir. Çıkan yangınları söndürmek için su şebekenizin ayakta durması lazım. Deprem olduğu zaman temizlik ayrıca önem kazanacak. İSKİ’nin içme su hatlarının olası bir depremde minimum hasara uğrayıp, bütün kente su veriyor olması lazım. Bizim ülkemizde içme suyu şebekesi ile kanalizasyon şebekesi genellikle yan yana gider. Bunların karışması halinde hastalıkla da uğraşmak durumunda kalırız”.  İSTANBUL’DA KİMYEVİ MADDE YÜKÜ  Prof. Dr. Görür şöyle konuştu: “İstanbul’da birtakım patlayıcı, toksik, kimyaevi maddeler depolanması, taşınması, biriktirilmesi, üretilmesi çok fazla. Bunlar hasar görürse bütün bu kimyevi maddeler toprağa, hava, suya dağılabilir. Ayrıca milyarlarca tona varabilecek inşaat enkazı çıkacak. Bu inşaat enkazı içinde evsel atıklar, metaller var. Bunları ne yapacaksınız? Bu kadar hafriyatı nasıl bertaraf edeceksiniz? Eski maden ocaklarının içine göm ya da denize at, üzerini kapa, böyle olacak şeyler değil… Deprem molozlarından geriye dönüşümü de planlamak lazım. Milyonlarca ton molozun içinde demir, bakır ve çeşitli metal parçalar var. Depremin ekonomiye de etkisi olacaktır. Marmara Bölgesi Türkiye’nin ekonomik olarak kalbi. Onun için biz diyoruz ki, deprem Türkiye’nin ekonomik olarak bağımsızlığını elinden alabilir, ülkeye diz çökertebilir. Toparlanmak yılları alabilir”.  BİNALARI YENİLEME SEFERBERLİĞİ  İstanbul’daki binaların güvenli hale getirilmesinin mevcut imkânlarla zor olduğunu kaydeden Görür, “İstanbul’da 1 milyon 600 bin bina var. Bunun yüzde 60’ı mühendislik hizmeti görmemişse, demek ki 700-800 bin bina depremde güvenli değil. 700 bin binayı yeniden yapabilecek güç var mı? Devlet; bütün finans kurumlarıyla vatandaşa ‘evini depreme güvenli hale getireceksen, kredin hazır’ demeli. Vatandaş, depreme hazırlanma furyası içine dahil edilmeli. Bir seferberlik ruhu lazım” önerisinde bulundu.  RİSK HARİTASI İÇİN ORTAK ÇALIŞMA  20 yıl önce hazırlanan risk haritasının doğru olmadığı eleştirilerine yanıt veren İBB Deprem Risk Yönetimi Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman, “Tabii ki teknoloji gelişti. Yenileme ve güncelleme yapılması gerekli. Hocalarımızın danışmanlığında hem jeoloji haritalarımızda, hem de mikro bölgeleme haritalarımızda güncelleme çalışmaları yapılıyor” dedi.  İBB’NİN BÜTÇESİ DEPREM İÇİN YETERSİZ  İki yıldır Marmara depremi üzerine çalıştıklarını, fakat geniş çaplı bir çalışmanın devletin ilgili birimleriyle beraber yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Kahraman, “İBB’nin bütçesi, kadroları, kapasitesi bu sorunu aşmak için yeterli değil. Merkezi hükümet, yerel yönetimler, 39 ilçe belediyesi, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, en önemlisi 16 milyon İstanbullu ile birlikte hareket etmeliyiz. Aksi halde bu sorunun üstesinden gelemeyiz” diye konuştu.  RİSKLİ YAPI STOKU TESPİT EDİLİYOR  Kahraman şu ifadeleri kullandı: “Daha önce tespit edilen hasarlı bina 48 bindi. Şu anda bunun iki katı ağır ve çok ağır hasar alması beklenen bir yapı stokumuz var. Bunlarla ilgili çalışmalarımız 26 ilçede tamamlandı, bu yaz sonunda bunu 39 ilçeye tamamlamayı planlıyoruz. Eylül, ekim aylarında elimizde birebir adresli olarak İstanbul’un hangi binalarında göçme riski yaşamamız muhtemel hepsini tespit etmiş olacağız”.  TELEFONLARA YÜKLENEN UYGULAMA  Deprem sonrası operatörlerin çalışmaması halinde bu hafta itibariyle yurttaşların telefonlarına indirebilecekleri ABİS (Afet Bilgi Sistemi) uygulaması hakkında da bilgi veren Kahraman, “Afet sonrasında iletişim olanakları tamamen ortadan kalktığında ana merkezde toplanacak bir iletişim sistemi tasarlandı. Vatandaşlarımız bu uygulamayı telefonlarına indirdiklerinde en yakın deprem toplanma alanlarına ve geçici barınma alanlarına nasıl ulaşabileceklerini öğrenebilecek. Ayrıca bu uygulamayla kişiler beş yakınlarının telefonlarına otomatik bir mesaj gönderebilecekler” dedi.  
Bugün, 17 Ağustos Depremi’nin 22’nci yıldönümü. Olası Marmara depremine dair korkutucu senaryolar var. Uzmanlara göre İstanbul’daki 700 bin bina güvenli değil.

haberimizvar.net-  Ülkenin yakın tarihinin en yıkıcı afetlerinden biri olan 17 Ağustos Depremi’nin bugün 22’nci yıldönümü. 1999 yılında 16 Ağustos’u, 17 Ağustos’a bağlayan gece meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki deprem, 27 Aralık 1939 tarihinde Erzincan’da meydana gelen 7.9 büyüklüğündeki depremden sonra ülke tarihinin en büyük ikinci depremi olarak kayıtlara geçti. Merkez üssü İzmit’in Gölcük ilçesi olan deprem, Marmara Bölgesi’nin genelinde hissedildi. İstanbul, Bolu, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya ve Yalova’da can ile mal kaybına neden olan deprem, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kırılmasıyla meydana geldi. Saat 03.01’de başlayan yer sarsıntısı tam 45 saniye sürdü. Türkiye’nin sanayi bölgesinde olan depremde resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi ise yaralandı. 5 bin 840 kişi de kayboldu. Resmi olmayan rakamlar ölümlerin 50 bine yakın olduğu yönünde.

 TOPLANMA ALANLARI İMARA AÇILDI

 BirGün’den Filiz Gazi’nin haberine göre, 17 Ağustos’un ardından İstanbul’un birçok semtinde toplanma alanları belirlendi. Belirlenen toplanma alanlarının büyük bir bölümü daha sonra imara açıldı. 2002’de AKP’nin iktidara gelmesi ve ekonomi politikalarının da inşaata dayalı olması sebebiyle deyim yerindeyse sadece İstanbul değil, Anadolu’nun birçok kenti, betondan ibaret olan şehirleşme ile tanıştı. Ne yazık öncelikli amacın rant olması, deprem riskine karşı alınacak önlemleri önemsiz hale getirdi.

 ÖNLEMLER HEP RAFA KALDIRILIYOR

 Türkiye jeolojik yapısı itibariyle deprem kuşağı içerisinde bulunuyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 21. Dönem Meclis Araştırması Komisyonu’nun hazırladığı deprem riskleri raporuna göre, son 60 yıl içinde doğal afetlere bakıldığında, hasarların yüzde 65’ini depremler oluşturuyor. Buna rağmen sanayinin yüzde 75’i hâlâ birinci dereceden deprem bölgesinde bulunuyor. Yine nüfusun yüzde 55’i birinci dereceden deprem bölgesinde yaşıyor. Nüfusun artmasıyla gelişen şehirlerin depremin yaratacağı tahribata ne kadar dayanıklı olduğu gerçeği ise her depremle bir kez daha karşımıza çıkıyor. Fakat bir sonraki deprem olana kadar konu rafa kaldırılıyor. En çok korkulan deprem ise nüfusu 16 milyona dayanan mega kent İstanbul’u etkileyeceği düşünülen Marmara depremi.

  DEPREM BİRÇOK YERİ ETKİLEYECEK

 İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisi Öğretim üyesi Prof. Dr. Cenk Yaltırak, “Depremi İstanbul üzerinden düşünmenin ters bir psikolojisi var” diyor ve şöyle devam ediyor: “İstanbul kadar Yalova’da, Karamürsel’de, Bursa’da, Tekirdağ’da etkilenecek bundan. Böyle düşünüldüğü için diğer yerlerdeki insanlar kendilerine hiçbir şey olmayacak diye düşünüyorlar. Bursalı diyor ki, ‘Bana ne İstanbul’daki depremden’, halbuki onu da İstanbul kadar etkileyecek” dedi.

 BİLİM İNSANLARINI DİNLEMEK LAZIM

Marmara Denizi’nin çok komplike ve karmaşık bir deniz olduğuna vurgu yapan Yaltırak şunları söyledi:  “Marmara Denizi’nde olan deprem bütün Doğu Marmara’yı etkileyecek, ama Orta ve Batı Marmara’da da kırılmayan üç tane daha fay var. Yani toplam dört fay var. Bunlarda deprem olma olasılığı yüksek. Önlem alınabilmesi için insanların bilim insanlarını dinlemesi gerek. Bir sürü profesör çıkıyor, ‘ Deprem olmayacak’ diyor, ona da inanan milyonlar var. İnsanlar gerçeği öğrenmek istemiyor, öğrenirse sorumluluk alacak”.

 20 YILLIK RİSK HARİTASI DOĞRU DEĞİL

 1999 depreminden sonra yayınlanan bir risk haritasından bahseden Yaltırak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) bu haritanın öngördüğü senaryoya göre hareket ettiğini söyledi. Bu haritanın doğru olmadığını, eksik olduğunu belirten Yaltırak, “İBB’nin Kandilli Rasathanesi ile yürüttüğü projedeki harita 2001 model. Yıl 2021. O harita 20 yıl öncesinin bilgisi ve teknolojisi. O harita ile iş yapamazsınız” ifadelerini kullandı.

 SU VE KANALİZASYON İÇİN ÖNLEMLER

 Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür, aynı zamanda İBB’de danışman olarak görevli. Olası Marmara depreminde içme suyu şebekesi, barajlar ve kanalizasyon şebekesindeki hasarların hesabı yapılarak, gerekli önlemleri almak için çalışmalar sürdürüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Görür, “Bir kenti depreme hazırlamak demek bütün bileşenlerini hazırlamak demektir. Bir kent demek sadece yapı stoku demek değildir, o kentin alt yapısı vardır” dedi.

 ŞEBEKENİN AYAKTA KALMASI LAZIM

 Görür şöyle devam etti: “Büyük bir depremde en büyük hasarı toprak altına gömülü olan yapılar görür. Toprak altı yapılarının başında da içme suyu şebekesi, kanalizasyon ve doğalgaz şebekesi gelir. Doğal gaz şebekesi tahrip olduğu an çok büyük yangınlar çıkabilir. Çıkan yangınları söndürmek için su şebekenizin ayakta durması lazım. Deprem olduğu zaman temizlik ayrıca önem kazanacak. İSKİ’nin içme su hatlarının olası bir depremde minimum hasara uğrayıp, bütün kente su veriyor olması lazım. Bizim ülkemizde içme suyu şebekesi ile kanalizasyon şebekesi genellikle yan yana gider. Bunların karışması halinde hastalıkla da uğraşmak durumunda kalırız”.

 İSTANBUL’DA KİMYEVİ MADDE YÜKÜ

 Prof. Dr. Görür şöyle konuştu: “İstanbul’da birtakım patlayıcı, toksik, kimyaevi maddeler depolanması, taşınması, biriktirilmesi, üretilmesi çok fazla. Bunlar hasar görürse bütün bu kimyevi maddeler toprağa, hava, suya dağılabilir. Ayrıca milyarlarca tona varabilecek inşaat enkazı çıkacak. Bu inşaat enkazı içinde evsel atıklar, metaller var. Bunları ne yapacaksınız? Bu kadar hafriyatı nasıl bertaraf edeceksiniz? Eski maden ocaklarının içine göm ya da denize at, üzerini kapa, böyle olacak şeyler değil… Deprem molozlarından geriye dönüşümü de planlamak lazım. Milyonlarca ton molozun içinde demir, bakır ve çeşitli metal parçalar var. Depremin ekonomiye de etkisi olacaktır. Marmara Bölgesi Türkiye’nin ekonomik olarak kalbi. Onun için biz diyoruz ki, deprem Türkiye’nin ekonomik olarak bağımsızlığını elinden alabilir, ülkeye diz çökertebilir. Toparlanmak yılları alabilir”.

 BİNALARI YENİLEME SEFERBERLİĞİ

 İstanbul’daki binaların güvenli hale getirilmesinin mevcut imkânlarla zor olduğunu kaydeden Görür, “İstanbul’da 1 milyon 600 bin bina var. Bunun yüzde 60’ı mühendislik hizmeti görmemişse, demek ki 700-800 bin bina depremde güvenli değil. 700 bin binayı yeniden yapabilecek güç var mı? Devlet; bütün finans kurumlarıyla vatandaşa ‘evini depreme güvenli hale getireceksen, kredin hazır’ demeli. Vatandaş, depreme hazırlanma furyası içine dahil edilmeli. Bir seferberlik ruhu lazım” önerisinde bulundu.

 RİSK HARİTASI İÇİN ORTAK ÇALIŞMA

 20 yıl önce hazırlanan risk haritasının doğru olmadığı eleştirilerine yanıt veren İBB Deprem Risk Yönetimi Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman, “Tabii ki teknoloji gelişti. Yenileme ve güncelleme yapılması gerekli. Hocalarımızın danışmanlığında hem jeoloji haritalarımızda, hem de mikro bölgeleme haritalarımızda güncelleme çalışmaları yapılıyor” dedi.

 İBB’NİN BÜTÇESİ DEPREM İÇİN YETERSİZ

 İki yıldır Marmara depremi üzerine çalıştıklarını, fakat geniş çaplı bir çalışmanın devletin ilgili birimleriyle beraber yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Kahraman, “İBB’nin bütçesi, kadroları, kapasitesi bu sorunu aşmak için yeterli değil. Merkezi hükümet, yerel yönetimler, 39 ilçe belediyesi, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, en önemlisi 16 milyon İstanbullu ile birlikte hareket etmeliyiz. Aksi halde bu sorunun üstesinden gelemeyiz” diye konuştu.

 RİSKLİ YAPI STOKU TESPİT EDİLİYOR

 Kahraman şu ifadeleri kullandı: “Daha önce tespit edilen hasarlı bina 48 bindi. Şu anda bunun iki katı ağır ve çok ağır hasar alması beklenen bir yapı stokumuz var. Bunlarla ilgili çalışmalarımız 26 ilçede tamamlandı, bu yaz sonunda bunu 39 ilçeye tamamlamayı planlıyoruz. Eylül, ekim aylarında elimizde birebir adresli olarak İstanbul’un hangi binalarında göçme riski yaşamamız muhtemel hepsini tespit etmiş olacağız”.

 TELEFONLARA YÜKLENEN UYGULAMA

  Deprem sonrası operatörlerin çalışmaması halinde bu hafta itibariyle yurttaşların telefonlarına indirebilecekleri ABİS (Afet Bilgi Sistemi) uygulaması hakkında da bilgi veren Kahraman, “Afet sonrasında iletişim olanakları tamamen ortadan kalktığında ana merkezde toplanacak bir iletişim sistemi tasarlandı. Vatandaşlarımız bu uygulamayı telefonlarına indirdiklerinde en yakın deprem toplanma alanlarına ve geçici barınma alanlarına nasıl ulaşabileceklerini öğrenebilecek. Ayrıca bu uygulamayla kişiler beş yakınlarının telefonlarına otomatik bir mesaj gönderebilecekler” dedi.  

detay alt
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.