Antalya Balıkçı Barınağı kararı yok hükmünde!
Antalya Balıkçı Barınağı’nı işleten kooperatif yöneticileri ve yönetim kurulu başkanı Cemal Talas hakkında verilen beraat kararı istinafta da kesinleşirken, mahkeme istinaf başvurusunu da usulden reddetti. Avukat Yavuzlar, “Yapılan sözleşmeler esasında hukuki anlamda “butlan” da diyebiliriz, “yok hükmünde” de diyebiliriz. Devlet olgunluğu gösterilirse, kendileri bir adım atarsa biz de aynı şekilde adım atarak devletimize yakışır şekilde bu süreci geçirmek isteriz” dedi.
haberimizvar.net- Antalya Balıkçı Barınağı’nda 2024 yılında bakanlık adresine gerçekleştirilen soruşturmanın ardından görevden alınan kooperatif yöneticileri hakkında Antalya 30. Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği beraat kararı, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi tarafından da onandı. Daire, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın istinaf başvurusunu esastan reddederek beraat kararını kesinleştirdi.
İTİRAZ TALEBİ REDDEDİLDİ
Soruşturma kapsamında SS. Yeni Liman Su Ürünleri yöneticileri ve yönetim kurulu başkanı Cemal Talas, teknelerin barınağa bağlanması, karaya çekilmesi ve yer tahsisi karşılığında usulsüz menfaat sağladıkları iddiasıyla haklarında dava açılmıştı. Ancak davanın görüldüğü ilk mahkeme, suçun unsurlarının oluşmadığını ve mahkûmiyete yeterli kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatine karar vermişti. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi de yerel mahkeme kararını hukuka uygun bularak Bakanlık vekilinin itiraz talebini reddetti ve karar kesinleşmiş oldu.
BALIKÇI BARINAĞI’NDA KAYYUM TARTIŞMALARI YENİDEN GÜNDEMDE
Operasyonun ardından Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kooperatif yönetimi görevden alınmış ve barınağın yönetimi için kayyum heyeti atanmıştı. Kayyum heyetinin görev süresinin uzatılması talebi ise Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından reddedilmişti. Bu karar ve karşı yapılan istinaf başvurusu da Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından, söz konusu ek kararın istinafa tabi olmadığı gerekçesiyle usulden reddedildi. Yaşanan gelişmeler, kayyum yönetiminin hukuki statüsüne ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
YÖNETİM TARTIŞMASI SÜRÜYOR
Kooperatif üyeleri, beraat kararının kesinleşmesine rağmen yönetimin kendilerine devredilmediğini savunurken kayyum döneminde yaşanan yangınlar, çalışmadığı öne sürülen yangın tüpleri ve personel eksikliği nedeniyle yönetimi ihmal ile suçladı. Öte yandan Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kooperatif yönetimini görevden alma işlemini iptal eden kararı da kayyum sürecinin sona ermesi ve yönetimin yeniden kooperatif üyelerine devredilmesi yönündeki beklentileri güçlendirirken, buna rağmen süreçte yaşanan hukuki gelişmeler nedeniyle Antalya Balıkçı Barınağı’ndaki yönetim tartışması devam ediyor.
AVUKAT YAVUZLAR’DAN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR
Kooperatif yöneticilerinin beraat kararına yönelik yapılan basın açıklamasında ise Avukat Volkan Yavuzlar dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Avukat Yavuzlar şu sözlere yer verdi:
“Yeni Liman Su Ürünleri Kooperatif Yönetim Kurulu üyelerine bildiğin üzere buraya yaklaşık 1,5 yıl önce bir kayyum ataması yapılmıştı. Bu atamanın sebebi buradaki organsız kalma durumuydu. Organsız kalmanın sebebi de bakanlığın buradaki yönetim kurulu üyelerini görevden alması olarak gösterilmişti ki başka bir alternatif de bulunmuyor.
“ORGANSIZ KALAN KOOPERATİFE KAYYUM ATAMASI YAPILMIŞ OLDU”
Bu noktada görevden almaya ilişkin olarak biz şunu söylüyorduk: Temel altında yatan bir inceleme raporu var. Bu inceleme raporunda 15 maddelik bir tembihname söz konusuydu. Bu 15 maddenin 4 maddesinin müvekkiller tarafından yerine getirilmediği gerekçesiyle bakanlık denetim yetkisi kapsamında müvekkiller hakkında suç duyurusunda bulundu. Akabinde de müvekkilleri görevlerinden alarak yerlerine tedbiren bakanlık tariflerini açtı. Böylelikle organsız kalmış olan kooperatifle kayyum ataması yapılmış oldu.
“GÖREVDEN ALMALARIN HUKUKA UYGUN OLMADIĞI KARARI VERİLDİ”
Fakat sonradan devam eden süreçte müvekkillerimizin yapılan yargılamasında müvekkiller bu dört maddenin yerine getirilmemesinde kusursuz olarak değerlendirildi. Mahkemelerce beraatlerine karar verilmişti. Tabii bu noktada görevden alma işleminin iptaline ilişkin olarak bizim açmış olduğumuz bu taleple açmış olduğumuz davaların da Mayıs ayı içerisinde kabulüne karar verildi. Yani görevden alma işlemlerinin hukuka uygun olmadığı, aynı zamanda da yerlerine re’sen bir görevlendirme yapılamayacağı konusunda olumlu bir karar verdi mahkeme ve bu görevlendirmesini iptal etti.
“MAHKEME KARARI KESİNLEŞTİ”
Tabii bu noktada bakanlığın yetkilileriyle bizim yapmış olduğumuz görüşmelerde kendileri beraat kararının kesinleşmediğini, bu kararın bozulma olasılığının her zaman olduğunu dile getiriyorlardı. Fakat geçtiğimiz hafta itibarıyla bu kararlar da İstinaf Bölge Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararla birlikte kesinleşti. Yine aynı şekilde burada bakanlığın kayyımlık süresinin uzatılmasına ilişkin olarak yapmış olduğu taleple ilgili olarak mahkeme şunu söylemişti: “Biz zaten size temsil ve yönetim yetkisi vermedik, siz genel kurul kayyım olarak oraya atandınız.” Bu karara da istinafa başvurarak itiraz etmişlerdi. Bunun üzerine İstinaf Bölge Mahkemesi de bu kararı inceleyerek herhangi bir eksiklik bulunmadığını söyleyerek bu kararın da onanmasına karar verdi ve bununla ilgili de kesinleşme gerçekleşti.
“BÜTÜN DAVALAR BİZİM LEHİMİZE SONUÇLANDI”
Yani gelinen aşamayı değerlendirdiğimizde şöyle bir sonuca varıyoruz: Açılan tüm davalarda, bizim müdahil olduğumuz bütün davalarda bugüne kadar alınan sonuçlar bizim haklılığımız ve lehimize çıkan kararlar şeklinde sonuçlanmış oldu. Bu bakımdan bakanlıkla bizim aramızdaki konunun artık tamamlanmasını talep ediyoruz. Yani burada illaki mahkeme kararlarının devam ettirilerek mahkeme kararları üzerinden gerekirse kolluk marifetiyle buradan bakanlık görevlilerinin çıkarılmasından ziyade artık bir anlaşma ve uzlaşma zemini oluşmasını ve bu şekilde ilerlememiz gerektiği kanaatindeyiz. Dolayısıyla da bu anlamda yetkililerden kararların artık uygulanmasını, hüküm gereğinin yapılmasını bekliyoruz.
“HUKUKİ SÜREÇLERİN HEPSİNİ KAZANDIK”
Açılan davaların tamamını kazandık. Yani açmış olduğumuz davalarla onların açmış olduğu davalar da dâhil olmak üzere tamamını kazandık. Burada yapılan ayrıca başka soruşturmalar da vardı, biliyorsunuz. “rüşvet Operasyonu” adı altında yapılan soruşturmayla ilgili olarak savcı iddianamesini hazırladı. İddianame Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iade edildi. Savcılık buna itiraz etti fakat itiraz üzerinde de iade kararının doğru olduğu, yerinde olduğu karar verilerek o karar da kesinleşti. Yani o soruşturma dahi şu an kapalı vaziyette. Şu an devam eden davalarımızın yalnızca bir tanesi açık durumda. Diğerlerinin tamamını kazanmış vaziyetteyiz. Bu bakımdan da artık beklediğimiz bir hukuki süreç yok. Biz bu hukuki süreçlerin hepsini tamamladık, lehimize sonuçlandı. Gereğini bekliyoruz.
“SUÇ UNSURUNA RASTLANILAMADI”
Cemal Talas ve yönetim kurulu ve rüşvet operasyonunda gözaltına alınmıştı. Hepsi şu an aklandı. Tabii ki, bütün davalar düştü. Aklanmaktan ziyade şöyle söyleyebiliriz: Soruşturma kapsamında 8 aylık bir teknik ve fiziki takip var. İletişimin tespiti var. Bütün bu masa kayıtları da var. Bunların içerisinde Cemal Talas’ın veya diğerlerinin gerek kayıtlarında gerek hesaplarında suç unsuruna rastlanılamadı. Yani bir tane dahi suç unsuru oluşturabilecek, rüşvet adı altında bir paranın alınmadığı tespit edilmesine rağmen sadece iddianameyi cezalandırma yönünde hazırladı.
“KAZANACAKLARI DAVA KALMADI”
Fakat Ağır Ceza Mahkemesi burada iddianamedeki zorunlu olması gereken unsurların eksik olduğuna ve dolayısıyla da iddianamenin bu şekilde kabul edilemeyeceğine karar verdi. Bu anlamda tabii CMK 87. madde orada dikkat çekiyor. Yani suçun delilleri olmadan iddianameyi hazırlayamazsın diyor Ağır Ceza Mahkemesi. Bu sebeple de iade ediyor. O dosya kapanmış vaziyette. Diğer yargılandıkları dosyada beraat kararı kesinleşmemiş vaziyette. Dediğim gibi genel olarak şu an bakanlığın en azından bekleyeceği herhangi bir dava ya da kendi lehlerine dönebilecek herhangi bir dava kalmamış bulunuyor.
“GÖREVDEN ALMA İŞLEMİNİN HUKUKA AYKIRI OLDUĞU TESPİT EDİLDİ”
Bir tane açık dava da müvekkilleriniz var mıydı? Şöyle: Görevden alma işleminin iptaliyle ilgili yedekler ve asillerle ilgili olmak üzere biz bunu ikiye ayırarak davalar açtık. Burada hangisi daha çabuk biterse onun üzerinden ilerlemeyi hedefliyorduk. Asillerle ilgili olan dava devam ediyor fakat yedeklerle ilgili olan dava Mayıs ayında sonuçlandı ve kök işlemi olan görevden alma işleminin hukuka aykırı olduğu mahkemede tespit edilerek davamızın kabulüne karar verildi.
“KİRACILIK SÜRESİ EKLENECEK”
Antalya Balıkçı Barınağı’nda 2029 yılına kadar bir kira sözleşmesi durumu var. Kayyum yönetiminde geçen, yani buradaki kiracılık haklarının aslında kullanamadıkları, yani kooperatifin kullanamadığı süreler zaten yasal olarak bu süreye eklenmek zorunda. Burada bir inisiyatiften bahsetmiyoruz. Dolayısıyla otomatik olarak talep edildiği halde bu süreler eklenecektir kiracılık süresine.
“YOK HÜKMÜNDE”
Esasında şöyle, bu 7 metre altı teknelerle ilgili devam eden davalar mevcut. Biz bu davalarda şunu söyledik: Gerek yapılan sözleşme, oradaki kayyum yönetiminin yapmış olduğu 7 metre veya diğer sözleşmeler esasında hukuki anlamda “butlan” da diyebiliriz, “yok hükmünde” de diyebiliriz. Çünkü burada kendilerinin imza atarken bir temsil yetkisi olması gerekiyor. Bu temsil yetkisinin nereden kaynaklandığını biz hukuken bir yere koyamıyoruz. Çünkü kayyum olarak atamayı yapan mahkeme temsil ve yönetim yetkisi vermiyor.
“YOK SAYACAK NİTELİKTE OLAMAZ”
Burada bakanlığın yapmış olduğu görevlendirme şunu söylüyor: Yönetim kurulu üyeleri yerine bu kişileri görevlendiriyor. Fakat bu görevlendirme, yerine gelen kimselerin tabi olduğu kuralları ve usul kurallarını yok sayacak nitelikte olamaz. Yani önceki yönetim hangi kurallara tabiyse yerine gelenler de aynı şekilde. Örneğin genel kurulla yapılması gereken sözleşme değişiklikleri ya da mali genel kurul veya denetçilerin görevde olup denetleme görevlerinin yok sayılabileceği anlamına gelmiyor.
“UZLAŞIYLA ÇÖZEBİLİRSEK DAHA SAĞLIKLI OLABİLİR”
Bu anlamda da verilen kararlar hukuki açıdan sakat diyebiliriz. Bunları da mahkemelerde dile getiriyoruz. Henüz sonuçlanmış bir dava yok o anlamda. Ama genel itibarıyla biz yaptıkları işlemlerin çoğunluğunun hukuka uygun olmadığı kanaatindeyiz. Bu anlamda da ilgililer mutlaka başvuru yapacaklardır. Ama dediğim gibi ilerleyen süreçte uzlaşıyla artık bunları çözebilirsek herkes için daha sağlıklı olabilir diye düşünüyoruz.
“UZLAŞIYLA ÇÖZÜLEBİLİR”
Burada hakkı ihlal edilen kimselerin başvurusu olursa eğer bu kararlarda, örneğin temsil yetkisi olmadığı halde temsil yetkisi varmış gibi gerek sözleşmeleri gerek kararları imza atmış olmaları bu imzaların veya kararların geçersizliğini ortaya çıkarıyor. Bu anlamda da hukuki açıdan çok ciddi sorunlar oluşabilir. Uzlaşıyla bunlar çözülemeyecek şeyler değil. Uzlaşıyla çözülebilirler. Bu anlamda en sağlıklı yönünün kamu yararını gözeterek bunların üstesinden uzlaşıyla gelinmesi.
“DEVLETİMİZE YAKIŞIR ŞEKİLDE BU SÜRECİ GEÇİRMEK İSTERİZ”
İlla ki mahkemeler neticeler verir fakat bunların uygulanması adına gerekli başvuruları yaparak kolluk marifetiyle ya da farklı yöntemlerle tahliyesini sağlamak çok doğru olmayacağı kanaatindeyiz. Bu anlamda devlet olgunluğu gösterilirse, kendileri bir adım atarsa biz de aynı şekilde adım atarak devletimize yakışır şekilde bu süreci geçirmek isteriz.”
(Antalya Gündem Gazetesi- Abdulrezzak Kılıç)


Gözden Kaçmasın
Antalya'da kaçak elektronik sigara operasyonu
Görüntüle →İlginizi Çekebilir












