GÜNDEM Haber Girişi: 11.09.2021 - 16:15, Güncelleme: 11.09.2021 - 16:15

Demokrasi gelişmemişse büyümeyi unutun

 

Demokrasi gelişmemişse büyümeyi unutun

İş insanlarına seslenen CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Demokrasisi gelişmiş bir ülke olmazsanız büyümeyi unutun. Kalkınmayı da unutun. Herkesin can ve mal güvenliğinin sağlanması için demokratik standartların yüksek olması gerekir” dedi.
haberimizvar.net-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ege Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (ESİAD) Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı’na katıldı. Konuşmasında büyüme ve kalkınmanın ilk kuralı olarak demokrasiyi işaret eden Kılıçdaroğlu, “Demokrasisi gelişmiş bir ülke olmazsanız büyümeyi unutun. Kalkınmayı da unutun. Bir ülkede demokratik standartlar yüksek değilse, gelişmiş ülkelerin öngördüğü demokrasi bizim ülkemizde de yoksa, asla ve asla sağlıklı büyüyemez, saygınlık kazanamazsınız. Çünkü demokratik standartların yüksek olması demek, herkesin can ve mal güvenliğinin sağlanması demektir. Dolasıyla can ve mal güvenliğini, yargı bağımsızlığını sağlamak zorundayız” dedi. VERGİLERİNİZ TEFECİLERE GİDİYOR Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Vizyonumuzun birinci kuralı demokrasisi gelişmiş bir ülke haline gelmek. Can ve mal güvenliğim yoksa ben niye fabrika kurayım? Yabancılar niye gelsin buraya? Gelmiyorlar, yatırım yapmıyorlar. Spekülatif amaçlarla geliyorlar, yüksek faiz veriyoruz, geliyor. 1 yıllığına yüksek faizi alıp, geri kendi ülkesine gidiyor. Ödediğiniz vergilerin büyük bir kısmı Londra’daki tefecilere gidiyor. Bunu siz içinize sindirir misiniz, bilemiyorum, ama biz içimize sindiremiyoruz. Bu ülkede biz kazanalım, bizim sanayicimiz yatırım yapsın, istihdam yaratsınlar ve Türkiye’yi büyütelim”. PLANLAMA TEŞKİLATI KURACAĞIZ “İkincisi, üreten Türkiye. Demokrasiyi sağlayıp büyüttükten sonra çağdaş uygarlığı yakalamanın ikinci yolu üreten Türkiye. Türkiye’nin üretmesi lazım. Her alanda. Az önce tarımdan da söz edildi. Her şeyi ithal eder hale geldik. Konya’dan küçük Hollanda, bizim 10 katımız tarım ürünü ihracatı yapıyor. Niye biz yapmıyoruz? Hangi gerekçeyle? Eskiden Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) vardı, orada çok nitelikle insanlar çalışırdı. Nerede bu DPT? Kapatıldı, niye, hangi gerekçeyle? Biz ne düşünüyoruz, sıfırdan Stratejik Planlama Teşkilatı kuracağız. En nitelikli insanları orada istihdam edeceğiz. Ülkeler sadece 5 yıllık planlar değil, 50 yıllık, 100 yıllık planlar yapıyorlar. Biz planlama teşkilatını kaldırdık. Eminim, adım gibi biliyorum, belki çoğunuzun haberi bile yoktur. Bu düzenin değişmesi lazım. Hakça bir düzenin gelmesi lazım”. REKTÖR BENİM ADAMIM OLAMAZ “Üniversitenin rektörü benim adamım olacak. Olmaz, bilgiyi, üniversiteyi mahvedersiniz. Üniversitelerin bir kültürü vardır, oralar ayrı mekanlardır. Sıcak siyasetin konusu olmaz. Üniversitelerde her türlü düşünce özgürce tartışılmalıdır. Öyle bir zemin yaratmak zorundasınız. En aykırı düşüncelere imkan sağlamalısınız. En aykırı düşünceler toplumu değiştirebilir, dönüştürebilir. Dolasıyla üniversite dediğiniz kuruma büyük önem vermelisiniz”. KİMSENİN AÇ KALMADIĞI BİR ÜLKE “Demokrasimizi geliştirdik diyelim, katma değeri yüksek ürünler üretmeye başladık diyelim, yargımız tarafsız ve bağımsız diyelim, düşünceyi ifade özgürlüğünün önünde hiçbir sınırlama yok diyelim, devlet yaptığı bütün harcamaları kuruşu kuruşuna milletine veriyor diyelim, kesin hesap komisyonu kuruldu, muhalefet partisi her türlü soruyu rahatlıkla iktidar partisine sorabiliyor diyelim. Yeter mi? Hayır. Üçüncü bir vizyona ihtiyacınız var. Güçlü bir sosyal devlet. Eğer siz güçlü bir sosyal devlet kuramazsanız sorunu çözemezseniz. Barışı, iç huzuru sağlayamazsınız. Ne diyor atalarımız, ‘biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar’. Hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı bir Türkiye’yi inşa etmek zorundasınız”. YENİ KURUMLARA İHTİYACIMIZ VAR “Yeni kurumlara, yeni kurallara, yeni kadrolara ihtiyacımız var. Bunları elbette sağlayabiliriz. Karamsar mıyım? Asla karamsar değilim. Türkiye kendisini toparlar mı? 5 yıl içinde çok farklı bir Türkiye’yi inşa etmek mümkün. Öyle 15-20 yıl falan değil, 5 yıl içinde mümkün. 5 yıl içinde bölgenin en güçlü devleti, istihdam sorununu büyük ölçüde çözmüş, katma değeri yüksek ürün üretmeye kilitlenmiş sanayi, yeni bir teşvik, bütçe politikası, yeni bir para politikası izleyerek bütün bunları düzeltmek mümkün. İlk 6 ayda bu topluma rahat bir nefes aldırmak mümkün. Gelecek güvencesi, düşünceyi ifade özgürlüğü vereceksiniz. Ben bazen bize oy verin diyorum, çünkü bizi en rahat eleştirebileceğiniz ortamı yaratacağız size diyorum. Eleştirmek ve eleştiriden ders çıkarmak kadar değerli bir şey var mı? Bir politikacının alkışa değil eleştiriye ihtiyacı var. Zaten politikacı bu bilinçte olsa memlekette sorunlar çözülecek”. AKILCI POLİTİKACILAR GEREKİYOR “21’inci yüzyılda kahramanlara ihtiyacımız yok. 21’inci yüzyılda akılcı düşünen politikacılara ihtiyacımız var. Bol keseden konuşana değil, hedef gösterip hedefin arkasında koşan ve Türkiye’yi ileriye taşıyacak politikacılara ihtiyacımız var. Biz 13’üncü, 14’üncü yüz yıldaki hikayeleri değil 21’inci yüz yılda kendi öykümüzü yazmalıyız. Kendi öykümüzü de birlikte yazabiliriz. İş insanları, sanayici, çiftçilerle hep beraber yazabiliriz. Ve biz kendi ülkemizi bu noktalara rahatlıkla taşıyabiliriz”. SİYASET DAR ALANA HAPSEDİLEMEZ “Eğer siyaseti, bireysel çıkar üzerine inşa etmezseniz veya belli bir kitlenin çıkarları üzerine inşa etmezseniz veya siyaseti, çağdaş uygarlığı bir tarafa bırakıp kendi dar alanınıza hapseder bir politika izlerseniz, Türkiye bu hale gelir. Bizim hedef olarak gördüğümüz, o hedefi aşmak için çaba harcadığımız çağdaş uygarlığı öngörüyor ve o hedefe kitleniyorsak zaten politikacının sizin söylediğiniz türden bir politikacı olması lazım”. DEVLETİ YÖNETMEK ASLINDA KOLAY “Devleti yönetmek aslında çok kolay bir şey. Ben bunu söylediğimde başlangıçta büyük itirazlar gelmişti. Ya devlet yönetimi bu kadar kolay mı? Evet, niye kolay, çünkü devlet yönetiminde herkesin görevi yasalarla, yönetmeliklerle, tüzüklerle belirlenmiştir. İhale nasıl yapılacak, yasası var. Genel müdür ne yapacak, kuralı var. Odacı ne yapacak, yönetmeliği var. Bütün bunların hepsinin tanımı var aslında. Sorunun kaynaklandığı nokta, siyaset kurumu yasalara ve kurallara aykırı bürokrasiye talimat verdiği zaman sorun çıkmaya başlıyor. İhaleyi ona değil buna ver. O zaman devlette liyakati öldürüyorsunuz”.  
İş insanlarına seslenen CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Demokrasisi gelişmiş bir ülke olmazsanız büyümeyi unutun. Kalkınmayı da unutun. Herkesin can ve mal güvenliğinin sağlanması için demokratik standartların yüksek olması gerekir” dedi.

haberimizvar.net-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ege Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (ESİAD) Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı’na katıldı. Konuşmasında büyüme ve kalkınmanın ilk kuralı olarak demokrasiyi işaret eden Kılıçdaroğlu, “Demokrasisi gelişmiş bir ülke olmazsanız büyümeyi unutun. Kalkınmayı da unutun. Bir ülkede demokratik standartlar yüksek değilse, gelişmiş ülkelerin öngördüğü demokrasi bizim ülkemizde de yoksa, asla ve asla sağlıklı büyüyemez, saygınlık kazanamazsınız. Çünkü demokratik standartların yüksek olması demek, herkesin can ve mal güvenliğinin sağlanması demektir. Dolasıyla can ve mal güvenliğini, yargı bağımsızlığını sağlamak zorundayız” dedi.

VERGİLERİNİZ TEFECİLERE GİDİYOR

Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Vizyonumuzun birinci kuralı demokrasisi gelişmiş bir ülke haline gelmek. Can ve mal güvenliğim yoksa ben niye fabrika kurayım? Yabancılar niye gelsin buraya? Gelmiyorlar, yatırım yapmıyorlar. Spekülatif amaçlarla geliyorlar, yüksek faiz veriyoruz, geliyor. 1 yıllığına yüksek faizi alıp, geri kendi ülkesine gidiyor. Ödediğiniz vergilerin büyük bir kısmı Londra’daki tefecilere gidiyor. Bunu siz içinize sindirir misiniz, bilemiyorum, ama biz içimize sindiremiyoruz. Bu ülkede biz kazanalım, bizim sanayicimiz yatırım yapsın, istihdam yaratsınlar ve Türkiye’yi büyütelim”.

PLANLAMA TEŞKİLATI KURACAĞIZ

“İkincisi, üreten Türkiye. Demokrasiyi sağlayıp büyüttükten sonra çağdaş uygarlığı yakalamanın ikinci yolu üreten Türkiye. Türkiye’nin üretmesi lazım. Her alanda. Az önce tarımdan da söz edildi. Her şeyi ithal eder hale geldik. Konya’dan küçük Hollanda, bizim 10 katımız tarım ürünü ihracatı yapıyor. Niye biz yapmıyoruz? Hangi gerekçeyle? Eskiden Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) vardı, orada çok nitelikle insanlar çalışırdı. Nerede bu DPT? Kapatıldı, niye, hangi gerekçeyle? Biz ne düşünüyoruz, sıfırdan Stratejik Planlama Teşkilatı kuracağız. En nitelikli insanları orada istihdam edeceğiz. Ülkeler sadece 5 yıllık planlar değil, 50 yıllık, 100 yıllık planlar yapıyorlar. Biz planlama teşkilatını kaldırdık. Eminim, adım gibi biliyorum, belki çoğunuzun haberi bile yoktur. Bu düzenin değişmesi lazım. Hakça bir düzenin gelmesi lazım”.

REKTÖR BENİM ADAMIM OLAMAZ

“Üniversitenin rektörü benim adamım olacak. Olmaz, bilgiyi, üniversiteyi mahvedersiniz. Üniversitelerin bir kültürü vardır, oralar ayrı mekanlardır. Sıcak siyasetin konusu olmaz. Üniversitelerde her türlü düşünce özgürce tartışılmalıdır. Öyle bir zemin yaratmak zorundasınız. En aykırı düşüncelere imkan sağlamalısınız. En aykırı düşünceler toplumu değiştirebilir, dönüştürebilir. Dolasıyla üniversite dediğiniz kuruma büyük önem vermelisiniz”.

KİMSENİN AÇ KALMADIĞI BİR ÜLKE

“Demokrasimizi geliştirdik diyelim, katma değeri yüksek ürünler üretmeye başladık diyelim, yargımız tarafsız ve bağımsız diyelim, düşünceyi ifade özgürlüğünün önünde hiçbir sınırlama yok diyelim, devlet yaptığı bütün harcamaları kuruşu kuruşuna milletine veriyor diyelim, kesin hesap komisyonu kuruldu, muhalefet partisi her türlü soruyu rahatlıkla iktidar partisine sorabiliyor diyelim. Yeter mi? Hayır. Üçüncü bir vizyona ihtiyacınız var. Güçlü bir sosyal devlet. Eğer siz güçlü bir sosyal devlet kuramazsanız sorunu çözemezseniz. Barışı, iç huzuru sağlayamazsınız. Ne diyor atalarımız, ‘biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar’. Hiç kimsenin aç ve açıkta kalmadığı bir Türkiye’yi inşa etmek zorundasınız”.

YENİ KURUMLARA İHTİYACIMIZ VAR

“Yeni kurumlara, yeni kurallara, yeni kadrolara ihtiyacımız var. Bunları elbette sağlayabiliriz. Karamsar mıyım? Asla karamsar değilim. Türkiye kendisini toparlar mı? 5 yıl içinde çok farklı bir Türkiye’yi inşa etmek mümkün. Öyle 15-20 yıl falan değil, 5 yıl içinde mümkün. 5 yıl içinde bölgenin en güçlü devleti, istihdam sorununu büyük ölçüde çözmüş, katma değeri yüksek ürün üretmeye kilitlenmiş sanayi, yeni bir teşvik, bütçe politikası, yeni bir para politikası izleyerek bütün bunları düzeltmek mümkün. İlk 6 ayda bu topluma rahat bir nefes aldırmak mümkün. Gelecek güvencesi, düşünceyi ifade özgürlüğü vereceksiniz. Ben bazen bize oy verin diyorum, çünkü bizi en rahat eleştirebileceğiniz ortamı yaratacağız size diyorum. Eleştirmek ve eleştiriden ders çıkarmak kadar değerli bir şey var mı? Bir politikacının alkışa değil eleştiriye ihtiyacı var. Zaten politikacı bu bilinçte olsa memlekette sorunlar çözülecek”.

AKILCI POLİTİKACILAR GEREKİYOR

“21’inci yüzyılda kahramanlara ihtiyacımız yok. 21’inci yüzyılda akılcı düşünen politikacılara ihtiyacımız var. Bol keseden konuşana değil, hedef gösterip hedefin arkasında koşan ve Türkiye’yi ileriye taşıyacak politikacılara ihtiyacımız var. Biz 13’üncü, 14’üncü yüz yıldaki hikayeleri değil 21’inci yüz yılda kendi öykümüzü yazmalıyız. Kendi öykümüzü de birlikte yazabiliriz. İş insanları, sanayici, çiftçilerle hep beraber yazabiliriz. Ve biz kendi ülkemizi bu noktalara rahatlıkla taşıyabiliriz”.

SİYASET DAR ALANA HAPSEDİLEMEZ

“Eğer siyaseti, bireysel çıkar üzerine inşa etmezseniz veya belli bir kitlenin çıkarları üzerine inşa etmezseniz veya siyaseti, çağdaş uygarlığı bir tarafa bırakıp kendi dar alanınıza hapseder bir politika izlerseniz, Türkiye bu hale gelir. Bizim hedef olarak gördüğümüz, o hedefi aşmak için çaba harcadığımız çağdaş uygarlığı öngörüyor ve o hedefe kitleniyorsak zaten politikacının sizin söylediğiniz türden bir politikacı olması lazım”.

DEVLETİ YÖNETMEK ASLINDA KOLAY

“Devleti yönetmek aslında çok kolay bir şey. Ben bunu söylediğimde başlangıçta büyük itirazlar gelmişti. Ya devlet yönetimi bu kadar kolay mı? Evet, niye kolay, çünkü devlet yönetiminde herkesin görevi yasalarla, yönetmeliklerle, tüzüklerle belirlenmiştir. İhale nasıl yapılacak, yasası var. Genel müdür ne yapacak, kuralı var. Odacı ne yapacak, yönetmeliği var. Bütün bunların hepsinin tanımı var aslında. Sorunun kaynaklandığı nokta, siyaset kurumu yasalara ve kurallara aykırı bürokrasiye talimat verdiği zaman sorun çıkmaya başlıyor. İhaleyi ona değil buna ver. O zaman devlette liyakati öldürüyorsunuz”.  

detay alt
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.