GÜNDEM () - Haber Merkezi | Haber Girişi: 21.03.2021 - 12:57, Güncelleme: 21.03.2021 - 12:57

En büyük tehdit HES’ler

 

En büyük tehdit HES’ler

Dünya Su Günü kapsamında açıklama yapan Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ünver, susuzluk sorunuyla ilgili en büyük tehdidin mantar gibi çoğalan HES’ler olduğunu söyledi
haberimizvar.net- Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Derya Ünver, Dünya Su Günü ile ilgili açıklamalarda bulundu. “Suyla ilgili zorluklar yaşayan dünya nüfusuna ilişkin farkındalık yaratmak ve gelecekte suyun yönetimine ilişkin politikalara hazırlık sağlamak açısından önemli bir etkinlik olmakla beraber her sene belirli bir tema altında kutlanmaktadır. 2021 Dünya Su Günü'nün teması suya değer vermektir” diyen Ünver, “Suyun değeri ekonomik değerinden çok daha fazlasıdır. Su; hane halklarımız, gıda, kültür, sağlık, eğitim, ekonomi ve doğal çevremizin bütünlüğü için muazzam ve karmaşık bir değere sahiptir. Bu değerlerden herhangi birini göz ardı edersek, bu sınırlı, yeri doldurulamaz kaynağı yanlış yönetme riskini alırız. Suyun gerçek, çok boyutlu değerine dair kapsamlı bir anlayış olmadan, bu kritik kaynağı herkesin yararına koruyamayız. Suya olan talep ve rekabetin artmasıyla birlikte, gezegenin su kaynakları iklim değişikliği, kötü yönetim ve kirlilik nedeniyle artan stres altındadır” şeklinde konuştu.  ÜLKEMİZ SU ZENGİNİ DEĞİLDİR Türkiye’nin su zengini olmadığını belirten Çevre Mühendisleri Odası Şube Başkanı Derya Ünver şunları söyledi: “Ülkemizin su kaynakları yönünden zengin olduğu düşünülse de yıllık kişi başına düşen su miktarı 1363 m3 ile su azlığı yaşayan ülke konumundadır. Nüfusun hızla artması, su kaynaklarının doğru yönetilememesi, kuraklık ve iklim değişikliği gibi nedenlerle 2030 yılında kişi başına düşen su miktarının 1.120 m³/yıl olması beklenmektedir. Diğer bir deyişle, artan nüfusu, gelişen ekonomisi ve büyüyen kentleriyle Türkiye, “su fakiri” olma yolunda ilerlemektedir. TARIMSAL SULAMA MODERNİZE EDİLMELİDİR Türkiye’de su kullanımının %73 ünü tarım, %11’ini sanayi ve %16’sını evsel ihtiyaçlar oluşturmaktadır. Su kullanımında en büyük paya sahip tarımda kullanılan su miktarıdır. Tarımda sulama oranın %82si halen geleneksel yöntemlerle yapılmaktadır. Verimli bir sulama için, suyun açık kanalya da kanaletler sistemiyle araziye iletilmesi yerine kapalı borularla iletilmesi gerekmektedir. Kapalı borular, damla sulama yönteminin uygulanmasınımümkün kılmakla birlikte, çık kanallarla iletilen suyun buharlaşarakkaybolmasını önlemektedir. Sulama sisteminin modernize edilmesinin yanı sıra tarımsal üretimde yetiştirilecek ürün çeşidi, kuraklık ve su kaynakları rezervine göre belirlenmelidir. ANTALYA’DA SU YÖNETİMİNİ EN DOĞRU ŞEKİLDE YAPMAK ZORUNDAYIZ Türkiye’nin su potansiyelinin %7,6 sı Antalya’da bulunmaktadır ve 52 adet yeraltı su kaynağına sahiptir.Kentimizde enerji, sulama ve taşkın amaçlı 15 adet baraj; sulama amaçlı 12 adet gölet, 21 adet HES bulunmaktadır. Antalya günlük kişi başı su kullanım miktarı Türkiye ortalamasının üzerindedir. Bölgemiz iklim değişikliği ve beraberinde getirdiği kuraklıktan en fazla etkilenecek yerlerdendir. Temel gelir modelimiz tarım ve turizm üzerine kurulmuştur. Bu iki sektörün yeterli kalitede ve yeterli miktarda su olmadan devam etmesi mümkün değildir. Suyun iklim değişikliğine dirençli, kaynakların kalite ve miktar olarak korunduğu yönetim sistemlerini belirleyerek tüm tarafların birlikte hareket etmesine ihtiyaç vardır. KAÇAK SONDAJLAR SU HIRSIZLIĞIDIR Kentimizde kontrol altına alınamayan, su yönetiminde en önemli sorunlarından biri kaçak sondajlardır. Kırsal ya da merkez ayrımı yapmadan kentin her noktasında işyerlerine ya da vatandaşa ait kaçak sondajlar vardır. Sondajdan gelen suyun maliyetsiz olması algısıyla bilinçsizce kullanılması söz konusudur. Oysaki bu şekilde bindiğimiz dalı kesiyoruz. Yeraltı su seviyemiz her yıl hızla düşüyor. Bunun anlamı suyumuz bitiyor ve tatlı su tuzlanma tehdidi ile karşı karşıya kalıyor. Kaçak sondajların önüne geçilmesi için kamu, yerel yönetimler ve halk biran önce seferberlik başlatmalıdır. Bu su hırsızlığının önüne geçilmelidir. SU KAYNAKLARI ÜZERİNDEKİ TEHTİT HES’LER Ülkemizde HES’ler iklim değişikliğinin olası etkileri değerlendirilmeden yapılmıştır. Her yıl su kaynaklarımızın potansiyelinde azalmalar olmaktadır; baraj doluluk oranları düşmekte ve akarsuların debileri azalmaktadır. Bu projeksiyonlar yapılmadan inşa edilen HES’lerden yeterli verimi almak için ekosistemin devamlılığı için gerekli olan “CAN SUYU” yeterli oranda verilmemektedir. Balık geçitleri sağlanmamaktadır. Enerji ihtiyacını karşılamak adına sera gazı salınımı olmayan bir yöntem olarak tercih edilmiştir. Fakat doğru planlanmadığı, maalesef ki özel sektörün inisiyatifine bırakıldığı için çevresel tehdit haline gelmiştir. Halkımız akarsularımız üzerinde HES yapan özel yatırımcıyı işgalci olarak görmektedir.  SU KAYNALARINDA KİRLİLİK İZLENMESİ SÜREKLİ OLMALI Her türlü su kaynağının bu denli önemli olduğu bir zaman diliminde tüm su kaynaklarımız kirletici etkenlere karşı korumaya alınmadır. Çok hızlı büyüyen bir şehirde yaşıyoruz. Antalya’nın kentleşmesi belli bir plan dahilinde gerçekleşmemektedir. En son yaşadığımız “Nitelikli Koruma Alanı” olarak ilan edilmiş Düden Çayı ve Şelalesindeki kirlilik, tüm kamu kuruluşlarına ve yerel yönetimlerine ders olmalıdır. Koruma alanını koruyamadık. Su kalitesindeki değişikliği erken uyarı sistemi ile bildirecek teknolojiler su kaynaklarımızın tamamında hayata geçirilmelidir. Su kaynaklarımız kirlendikten sonra kimin kirlettiğini tespit etmek için uğraşmak yerine kirletici etkisi olabilecek tüm faaliyetler sürekli denetimden geçirilmelidir. SUYUN DEĞERİNİ KAYBEDİNCE ANLAMIYALIM Şimdilik çeşmelerimizi açınca temiz suya ulaşıyoruz, su kenarına gidip pikniğimizi yapabiliyoruz, gönlümüzce havuzlarda serinleyebiliyoruz. Suyu bu şekilde israf edersek, kirlenmesine sebep olursak ve en önemlisi yanlış yönetirsek maalesef ki temiz suya zahmetsizce ulaşmak bir anı olarak kalacak. Sesinde dinlendiğimiz akarsular, güldür güldür akan çeşmeler anı olarak kalmasın”
Dünya Su Günü kapsamında açıklama yapan Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ünver, susuzluk sorunuyla ilgili en büyük tehdidin mantar gibi çoğalan HES’ler olduğunu söyledi

haberimizvar.net- Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Derya Ünver, Dünya Su Günü ile ilgili açıklamalarda bulundu. “Suyla ilgili zorluklar yaşayan dünya nüfusuna ilişkin farkındalık yaratmak ve gelecekte suyun yönetimine ilişkin politikalara hazırlık sağlamak açısından önemli bir etkinlik olmakla beraber her sene belirli bir tema altında kutlanmaktadır. 2021 Dünya Su Günü'nün teması suya değer vermektir” diyen Ünver, “Suyun değeri ekonomik değerinden çok daha fazlasıdır. Su; hane halklarımız, gıda, kültür, sağlık, eğitim, ekonomi ve doğal çevremizin bütünlüğü için muazzam ve karmaşık bir değere sahiptir. Bu değerlerden herhangi birini göz ardı edersek, bu sınırlı, yeri doldurulamaz kaynağı yanlış yönetme riskini alırız. Suyun gerçek, çok boyutlu değerine dair kapsamlı bir anlayış olmadan, bu kritik kaynağı herkesin yararına koruyamayız. Suya olan talep ve rekabetin artmasıyla birlikte, gezegenin su kaynakları iklim değişikliği, kötü yönetim ve kirlilik nedeniyle artan stres altındadır” şeklinde konuştu. 

ÜLKEMİZ SU ZENGİNİ DEĞİLDİR
Türkiye’nin su zengini olmadığını belirten Çevre Mühendisleri Odası Şube Başkanı Derya Ünver şunları söyledi: “Ülkemizin su kaynakları yönünden zengin olduğu düşünülse de yıllık kişi başına düşen su miktarı 1363 m3 ile su azlığı yaşayan ülke konumundadır. Nüfusun hızla artması, su kaynaklarının doğru yönetilememesi, kuraklık ve iklim değişikliği gibi nedenlerle 2030 yılında kişi başına düşen su miktarının 1.120 m³/yıl olması beklenmektedir. Diğer bir deyişle, artan nüfusu, gelişen ekonomisi ve büyüyen kentleriyle Türkiye, “su fakiri” olma yolunda ilerlemektedir.
TARIMSAL SULAMA MODERNİZE EDİLMELİDİR
Türkiye’de su kullanımının %73 ünü tarım, %11’ini sanayi ve %16’sını evsel ihtiyaçlar oluşturmaktadır. Su kullanımında en büyük paya sahip tarımda kullanılan su miktarıdır. Tarımda sulama oranın %82si halen geleneksel yöntemlerle yapılmaktadır. Verimli bir sulama için, suyun açık kanalya da kanaletler sistemiyle araziye iletilmesi yerine kapalı borularla iletilmesi gerekmektedir. Kapalı borular, damla sulama yönteminin uygulanmasınımümkün kılmakla birlikte, çık kanallarla iletilen suyun buharlaşarakkaybolmasını önlemektedir. Sulama sisteminin modernize edilmesinin yanı sıra tarımsal üretimde yetiştirilecek ürün çeşidi, kuraklık ve su kaynakları rezervine göre belirlenmelidir.

ANTALYA’DA SU YÖNETİMİNİ EN DOĞRU ŞEKİLDE YAPMAK ZORUNDAYIZ

Türkiye’nin su potansiyelinin %7,6 sı Antalya’da bulunmaktadır ve 52 adet yeraltı su kaynağına sahiptir.Kentimizde enerji, sulama ve taşkın amaçlı 15 adet baraj; sulama amaçlı 12 adet gölet, 21 adet HES bulunmaktadır. Antalya günlük kişi başı su kullanım miktarı Türkiye ortalamasının üzerindedir.

Bölgemiz iklim değişikliği ve beraberinde getirdiği kuraklıktan en fazla etkilenecek yerlerdendir. Temel gelir modelimiz tarım ve turizm üzerine kurulmuştur. Bu iki sektörün yeterli kalitede ve yeterli miktarda su olmadan devam etmesi mümkün değildir. Suyun iklim değişikliğine dirençli, kaynakların kalite ve miktar olarak korunduğu yönetim sistemlerini belirleyerek tüm tarafların birlikte hareket etmesine ihtiyaç vardır.

KAÇAK SONDAJLAR SU HIRSIZLIĞIDIR

Kentimizde kontrol altına alınamayan, su yönetiminde en önemli sorunlarından biri kaçak sondajlardır. Kırsal ya da merkez ayrımı yapmadan kentin her noktasında işyerlerine ya da vatandaşa ait kaçak sondajlar vardır. Sondajdan gelen suyun maliyetsiz olması algısıyla bilinçsizce kullanılması söz konusudur. Oysaki bu şekilde bindiğimiz dalı kesiyoruz. Yeraltı su seviyemiz her yıl hızla düşüyor. Bunun anlamı suyumuz bitiyor ve tatlı su tuzlanma tehdidi ile karşı karşıya kalıyor.
Kaçak sondajların önüne geçilmesi için kamu, yerel yönetimler ve halk biran önce seferberlik başlatmalıdır. Bu su hırsızlığının önüne geçilmelidir.

SU KAYNAKLARI ÜZERİNDEKİ TEHTİT HES’LER

Ülkemizde HES’ler iklim değişikliğinin olası etkileri değerlendirilmeden yapılmıştır. Her yıl su kaynaklarımızın potansiyelinde azalmalar olmaktadır; baraj doluluk oranları düşmekte ve akarsuların debileri azalmaktadır. Bu projeksiyonlar yapılmadan inşa edilen HES’lerden yeterli verimi almak için ekosistemin devamlılığı için gerekli olan “CAN SUYU” yeterli oranda verilmemektedir. Balık geçitleri sağlanmamaktadır. Enerji ihtiyacını karşılamak adına sera gazı salınımı olmayan bir yöntem olarak tercih edilmiştir. Fakat doğru planlanmadığı, maalesef ki özel sektörün inisiyatifine bırakıldığı için çevresel tehdit haline gelmiştir. Halkımız akarsularımız üzerinde HES yapan özel yatırımcıyı işgalci olarak görmektedir. 

SU KAYNALARINDA KİRLİLİK İZLENMESİ SÜREKLİ OLMALI

Her türlü su kaynağının bu denli önemli olduğu bir zaman diliminde tüm su kaynaklarımız kirletici etkenlere karşı korumaya alınmadır. Çok hızlı büyüyen bir şehirde yaşıyoruz. Antalya’nın kentleşmesi belli bir plan dahilinde gerçekleşmemektedir. En son yaşadığımız “Nitelikli Koruma Alanı” olarak ilan edilmiş Düden Çayı ve Şelalesindeki kirlilik, tüm kamu kuruluşlarına ve yerel yönetimlerine ders olmalıdır. Koruma alanını koruyamadık. Su kalitesindeki değişikliği erken uyarı sistemi ile bildirecek teknolojiler su kaynaklarımızın tamamında hayata geçirilmelidir. Su kaynaklarımız kirlendikten sonra kimin kirlettiğini tespit etmek için uğraşmak yerine kirletici etkisi olabilecek tüm faaliyetler sürekli denetimden geçirilmelidir.

SUYUN DEĞERİNİ KAYBEDİNCE ANLAMIYALIM

Şimdilik çeşmelerimizi açınca temiz suya ulaşıyoruz, su kenarına gidip pikniğimizi yapabiliyoruz, gönlümüzce havuzlarda serinleyebiliyoruz. Suyu bu şekilde israf edersek, kirlenmesine sebep olursak ve en önemlisi yanlış yönetirsek maalesef ki temiz suya zahmetsizce ulaşmak bir anı olarak kalacak. Sesinde dinlendiğimiz akarsular, güldür güldür akan çeşmeler anı olarak kalmasın”

Habere ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.