GÜNDEM Haber Girişi: 01.08.2021 - 15:01, Güncelleme: 01.08.2021 - 15:01

‘Fanfan’ diye bir film

 

‘Fanfan’ diye bir film

Ülkemizin dört bir tarafından gelen orman yangını haberleri, cinnet geçiren insanların acımasızca insanları katletmesi, mülteci problemi, büyükşehirlerin kalabalığı, sürekli olumsuz haberlerin gelmesi toplumsal olarak depresyonda olma hali bu süreçte insanlardan uzak kalma fikri ile birlikte gündemi takip etmeme kararı alarak kendimi uzun zamandır izlemediğim fakat hala aklımda sıcak kalan bu eserleri tekrar bir gözden geçirmeliyim fikri ile harekete geçtim ve izlemeye başladım…
Burak Küçükaydın- Ülkemizin dört bir tarafından gelen orman yangını haberleri, cinnet geçiren insanların acımasızca insanları katletmesi, mülteci problemi, büyükşehirlerin kalabalığı, sürekli olumsuz haberlerin gelmesi toplumsal olarak depresyonda olma hali bu süreçte insanlardan uzak kalma fikri ile birlikte gündemi takip etmeme kararı alarak kendimi uzun zamandır izlemediğim fakat hala aklımda sıcak kalan bu eserleri tekrar bir gözden geçirmeliyim fikri ile harekete geçtim ve izlemeye başladım… Hiçbir zaman Hollywood filmleri bana samimi gelmedi. Amerikalıların o sahte kahramanlarla dolu, samimiyetten uzak, duyguya pek yer vermeyen o mekanik filmlerden kaçarak, Fransız sinemasının kollarında buldum kendimi romantizm ve aşkı işlerken seyirciyi de düşünmeye sevk eden bir yapısı var Fransız sinemasının buna onlarca örnek verebilirim; Hiroşima Sevgilim, Unutulmayan Sevgili Amelie, Cesaretin Var Mı Aşka, Leon, Angela gibi filmlerde kendinizi bulabilirsiniz. Ama bir film var ki ben her sene 3 ya da 4 kere mutlaka izlerim Fanfan’ı sanki bir şeylerden kaçmamı sağlar, hikayenin kahramanı olmak isterim her izlediğimde, gerçek aşkı o kadar güzel anlatmıştır ki Alexander Jarden hep kitabında hem filmde, bir konunun kitaptan filme dönüşürken hep bir parçasının eksik kaldığını düşünen insanlardanım, bir kitabı okuduysam filmi izlemeyi tercih etmem fakat Fanfan’da bu fikir tam tersi işlemekte zihnimde konu hep kitaba hem filme yakışmış. Fanfan aslında aşkı korumaya çalışan bir adamla(Alexander) , aşkı bulmaya çalışan bir kadının hikayesi (Fanfan).Alexander annesi ile olan diyalogları yüzünden kadınlara güvenmemekte fakat aşka inanmaktadır. Kendi iç dünyasında bu ikilemi sevdiği kadına dokunmayarak sonsuz bir aşka dönüştürmeyi düşünmektedir. Peki, Fanfan ne yapacak bu durum karşısında ona ayak mı uyduracak yoksa Alexander’ın duvarlarını yıkmasını mı sağlayacak bu sorulara filmi izlerken cevap bulabilirsiniz.  Filmindeki bir diyalogu sizinle paylaşmak istiyorum; -Seni terk ediyorum. - Terk mi ediyorsun? -Evet, terk ediyorum.Beni tekrar kazanmak için akşama kadar vaktin var ,seni her sabah terk edeceğim… Tutku aşkı öldürür mü? cevabı bu filmde görmek mümkün. Çocukluğunda yaşadığı travmalar yüzünden aşka olan yaklaşımı değişen bir adam. Alexsandre uzun süredir birlikte olduğu kadınla evlenmek üzeredir ama aralarındaki aşkın öldüğünü düşünmektedir, nişanlısına hissettirmemeye çalışsa da ilişkiyi kafasında bitirdiğini ve ondan soğuduğunu gizleyemez. Yaşadığı keşmekeşlerde gidip gelirken, deli dolu, yüzünden gülücükler eksik olmayan Fanfan ile tanışır. Daha ilk görüşte etkilenmiştir genç kadından ama kendine saklar hislerini. Fanfan’ı etkilemek için elinden geleni yapar, kendine aşık etmeyi başarırda. Ama onu asla öpmeyecek ve dokunmayacaktır, böylelikle aralarında ki çekimin, arzunun sonsuza dek süreceğini düşünür, tüketmek, yitirmek ve aşkın büyüsünü bozmak istemez. Peki ya Fanfan sevdiği adama dokunmamaya ve bu duruma katlanabilecek midir.? Klişe aşk filmlerinden uzak, aşka bakış açısı farklı olan bir film. Son zamanlarda izlediğim en güzel romantik komedilerden biriydi diyebilirim. İki oyuncunun uyumu gayet güzeldi, birbirlerini tamamlamışlar, çalan müziklerde filmin kalitesini arttırmış. Kesinlikle izlenmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum.  “Kelebek misalidir aşk; Anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük.’’  Film fazla bilinmiyor belki de hala bu yüzden güzel ya da insanlar için ütopya olmaktan farksız artık dostluk, sevgi, vefa, birine inanmak gibi duygular… Beni ben yapan bu duygularımı güncellemek adına izliyorum Fanfan’ı çoğu zaman ve herşeye rağmen insanları güzelleştiren duyguların var olacağına… Biri sizi kendi çukurlarına çekmeye çalışacak sizin üstünüze çamur sıçratmaya çalışacak bu kısır döngü hep böyle gidecek bu insanlar bitmeyecek bizimde cevabımız bir dostuma, yoldaşıma, fikirlerini en zaman önemsediğim benim için en değerli insana verdiğim gibi cevap vereceğim ;’Bizim tenimize sizin attığınız çamur yakışmaz , sizin içinde yaşadığınız bataklık artık sizin evinizdir. ‘
Ülkemizin dört bir tarafından gelen orman yangını haberleri, cinnet geçiren insanların acımasızca insanları katletmesi, mülteci problemi, büyükşehirlerin kalabalığı, sürekli olumsuz haberlerin gelmesi toplumsal olarak depresyonda olma hali bu süreçte insanlardan uzak kalma fikri ile birlikte gündemi takip etmeme kararı alarak kendimi uzun zamandır izlemediğim fakat hala aklımda sıcak kalan bu eserleri tekrar bir gözden geçirmeliyim fikri ile harekete geçtim ve izlemeye başladım…

Burak Küçükaydın- Ülkemizin dört bir tarafından gelen orman yangını haberleri, cinnet geçiren insanların acımasızca insanları katletmesi, mülteci problemi, büyükşehirlerin kalabalığı, sürekli olumsuz haberlerin gelmesi toplumsal olarak depresyonda olma hali bu süreçte insanlardan uzak kalma fikri ile birlikte gündemi takip etmeme kararı alarak kendimi uzun zamandır izlemediğim fakat hala aklımda sıcak kalan bu eserleri tekrar bir gözden geçirmeliyim fikri ile harekete geçtim ve izlemeye başladım…

Hiçbir zaman Hollywood filmleri bana samimi gelmedi. Amerikalıların o sahte kahramanlarla dolu, samimiyetten uzak, duyguya pek yer vermeyen o mekanik filmlerden kaçarak, Fransız sinemasının kollarında buldum kendimi romantizm ve aşkı işlerken seyirciyi de düşünmeye sevk eden bir yapısı var Fransız sinemasının buna onlarca örnek verebilirim; Hiroşima Sevgilim, Unutulmayan Sevgili Amelie, Cesaretin Var Mı Aşka, Leon, Angela gibi filmlerde kendinizi bulabilirsiniz. Ama bir film var ki ben her sene 3 ya da 4 kere mutlaka izlerim Fanfan’ı sanki bir şeylerden kaçmamı sağlar, hikayenin kahramanı olmak isterim her izlediğimde, gerçek aşkı o kadar güzel anlatmıştır ki Alexander Jarden hep kitabında hem filmde, bir konunun kitaptan filme dönüşürken hep bir parçasının eksik kaldığını düşünen insanlardanım, bir kitabı okuduysam filmi izlemeyi tercih etmem fakat Fanfan’da bu fikir tam tersi işlemekte zihnimde konu hep kitaba hem filme yakışmış.
Fanfan aslında aşkı korumaya çalışan bir adamla(Alexander) , aşkı bulmaya çalışan bir kadının hikayesi (Fanfan).Alexander annesi ile olan diyalogları yüzünden kadınlara güvenmemekte fakat aşka inanmaktadır. Kendi iç dünyasında bu ikilemi sevdiği kadına dokunmayarak sonsuz bir aşka dönüştürmeyi düşünmektedir. Peki, Fanfan ne yapacak bu durum karşısında ona ayak mı uyduracak yoksa Alexander’ın duvarlarını yıkmasını mı sağlayacak bu sorulara filmi izlerken cevap bulabilirsiniz. 
Filmindeki bir diyalogu sizinle paylaşmak istiyorum;
-Seni terk ediyorum.
- Terk mi ediyorsun?
-Evet, terk ediyorum.Beni tekrar kazanmak için akşama kadar vaktin var ,seni her sabah terk edeceğim…
Tutku aşkı öldürür mü? cevabı bu filmde görmek mümkün. Çocukluğunda yaşadığı travmalar yüzünden aşka olan yaklaşımı değişen bir adam. Alexsandre uzun süredir birlikte olduğu kadınla evlenmek üzeredir ama aralarındaki aşkın öldüğünü düşünmektedir, nişanlısına hissettirmemeye çalışsa da ilişkiyi kafasında bitirdiğini ve ondan soğuduğunu gizleyemez. Yaşadığı keşmekeşlerde gidip gelirken, deli dolu, yüzünden gülücükler eksik olmayan Fanfan ile tanışır. Daha ilk görüşte etkilenmiştir genç kadından ama kendine saklar hislerini. Fanfan’ı etkilemek için elinden geleni yapar, kendine aşık etmeyi başarırda. Ama onu asla öpmeyecek ve dokunmayacaktır, böylelikle aralarında ki çekimin, arzunun sonsuza dek süreceğini düşünür, tüketmek, yitirmek ve aşkın büyüsünü bozmak istemez. Peki ya Fanfan sevdiği adama dokunmamaya ve bu duruma katlanabilecek midir.? Klişe aşk filmlerinden uzak, aşka bakış açısı farklı olan bir film. Son zamanlarda izlediğim en güzel romantik komedilerden biriydi diyebilirim. İki oyuncunun uyumu gayet güzeldi, birbirlerini tamamlamışlar, çalan müziklerde filmin kalitesini arttırmış. Kesinlikle izlenmeye değer bir film olduğunu düşünüyorum.  “Kelebek misalidir aşk; Anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük.’’
 Film fazla bilinmiyor belki de hala bu yüzden güzel ya da insanlar için ütopya olmaktan farksız artık dostluk, sevgi, vefa, birine inanmak gibi duygular… Beni ben yapan bu duygularımı güncellemek adına izliyorum Fanfan’ı çoğu zaman ve herşeye rağmen insanları güzelleştiren duyguların var olacağına… Biri sizi kendi çukurlarına çekmeye çalışacak sizin üstünüze çamur sıçratmaya çalışacak bu kısır döngü hep böyle gidecek bu insanlar bitmeyecek bizimde cevabımız bir dostuma, yoldaşıma, fikirlerini en zaman önemsediğim benim için en değerli insana verdiğim gibi cevap vereceğim ;’Bizim tenimize sizin attığınız çamur yakışmaz , sizin içinde yaşadığınız bataklık artık sizin evinizdir. ‘

detay alt
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.