Gazeteci Kırıkkanat'a Antalya'dan suç duyurusu

GÜNDEM 28.04.2026 - 17:50, Güncelleme: 28.04.2026 - 17:59
 

Gazeteci Kırıkkanat'a Antalya'dan suç duyurusu

CHP önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı ağır hakarette bulunan Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Mine G. Kırıkkanat'a Antalya'dan Gazeteci Aliseydi Karagöz'den tepki geldi. Gazeteci Karagöz, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na Kırıkkanat hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik, hakaret ve kişinin hatırasına hakaret iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

haberimizvar.net- Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat'in CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için 'kılıç artığı' ifadesini kullanmasının ardından her kesimden gelen tepkiler çığ gibi büyüyor. Antalya'dan da Gazeteci Aliseydi Karagöz, bugün Kırıkanat hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Karagöz'ün savclığa sunduğu dilekçede şu ifadelere yer verildi: ANTALYA CUMHURİYET BAŞSAVCLIĞI'NA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU  "MÜŞTEKİ: Aliseydi KARAGÖZ ŞÜPHELİ: Mine G. KIRIKKANAT SUÇLAR: 1- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama (TCK 216) 2- Hakaret (TCK 125) 3- Kişinin Hatırasına Hakaret (TCK 130) SUÇ TARİHİ: 25 Nisan 2026 AÇIKLAMALAR: 1. Suç Teşkil Eden Somut Fiil ve "Kılıç Artığı" Tabirinin Tarihsel Analizi: Şüpheli Mine Kırıkkanat, 25.04.2026 tarihinde şahsi Twitter X sosyal medya hesabı üzerinden Türkiye'nin önemli bir kesimini oluşturan Alevi yurttaşlarımızı hedef alarak, CHP'nin 7. Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu hakkında "Kripto Kılıç Artığı" ifadesini kullanmıştır. "Kılıç artığı" (Bakiye-i Süyuf) tabiri; Tarihsel olarak bir topluluğun topyekün imha edilmesini hedefleyen saldırılardan, celladın elinden tesadüfen kurtulanları nitelemek için kullanılır. Bu ifadeyi kullanmak, katliamı gerçekleştiren iradeyi kutsamak; hayatta kalanları ise "yok edilmesi, yarım kalmış, istenmeyen bir kalıntı" olarak görmektir. Bu, basit bir hakaret değil, doğrudan doğruya soykırımcı bir dilin tezahürüdür. "Kılıç artığı" tabiri, tarihsel süreçte inançları veya etnik kimlikleri nedeniyle katliama uğratılmış toplumlardan sağ kalanları nitelemek, onları aşağılamak ve toplumsal hafızadaki acıları deşmek amacıyla kullanılan son derece ağır bir nefret söylemidir. 2. Onur, Şeref ve Atalarımızın Maneviyatına Saldırı: Bu söylem, tarih boyunca Alevi toplumuna karşı işlenen Kerbela’dan Seyyid Nesimi'ye, Hallac-ı Mansur'dan, Pir Sultan Abdal'a, Maraş’tan Çorum’a ve Sivas’tan, Gazi katliamına kadar tüm insanlık suçlarını bir "başarı" gibi takdim etmektedir. Bu ifade; atalarımızın aziz hatırasını aşağılamak, varlığımızı celladın lütfuna bağlayarak onurumuzu ve şerefimizi kökten sarsmıştır. Bu dil, bizleri toplumun "istenmeyen kişileri" olarak hedef göstermektir. Ben bir Alevi yurttaşı ve bu inancın 'Yol eri' (İnanca adanmışlık) olarak, bu ifade nedeniyle mensubu olduğum toplumun alenen aşağılandığını, inancım ve kimliğim üzerinden onur, şeref ve saygınlığın zedelendiğini hissetmekteyim. Şüphelinin bu beyanı, toplumun bir kesimini diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa sevk edecek mahiyettedir. 3. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun İnançsal Temsiliyet Değeri: Bizim inancımıza göre; Sayın Kılıçdaroğlu, sıradan bir siyasi figür değildir. O, kökleri Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed'in (s.a.v) soyu olan amcasının oğlu ve aynı zamanda damadı Hz.Ali ve onun Ehli Beyt'ine (Ev halkı) dayanan, Alevi-Bektaşi inancında seyyidlik makamını temsil eden Horasan kökenli Kureyşan Ocağı’nın bir evladıdır. Sayın Kılıçdaroğlu'nun mensubu olduğu Kureyşan Ocağı Alevi inanç sisteminde en köklü ve saygın Seyyid ocaklarından biridir. Alevilikte seyyitlik, inançsal soy temelli olan en üst dini önder ve rehberlik makamıdır. Bu nedenle Seyyid, Alevi Bektaşi inancında kutsaldır. Şüphelinin bu ifadeyi seçmiş olması, doğrudan Sayın Kılıçdaroğlu’nun inançsal kökenini hedef alarak tüm Alevi toplumunu aşağılama ve ötekileştirme kastını ortaya koymaktadır. Toplumun her kesiminden gelen binlerce yoğun tepkiler, bu saldırının kolektif onurumuza yapıldığının ispatıdır. 4. Alevi İnancı ve Toplumsal Barış: Alevilik; temeline insan sevgisini ve barışı koyan, "İncinsen de incitme" düsturuyla Anadolu’nun vicdanı olmuş kadim bir inanç ve yoldur. Şüphelinin nefret kusan bu dili, anayasal güvence altındaki inanç hürriyetine saldırı olduğu gibi, kamu barışını da açıkça tehlikeye atmıştır. Alevi olmak bir suç değil; onur ve şereftir. Bu toprakların özü ve adaletidir. 5. Özür Beyanının "Suç İkrarı" Mahiyeti ve Hukuki Geçersizliği: Şüpheli Mine Kırıkkanat, Twitter X sosyal medyadaki şahsi hesabı üzerinden yaptığı bir sonraki açıklamasında ise, Alevilerden 'özür' dilemiştir. Şüphelinin toplumsal tepkiler üzerine dilediği bu özür, suçun hukuki varlığını ortadan kaldırmaz; aksine bir itiraf (suç ikrarı) niteliğindedir. TCK uyarınca hakaret ve aşağılama suçları, sözün sarf edilmesiyle tamamlanır. Sonradan gelen pişmanlık, onurumuzu, tamir etmeye muktedir olmadığı gibi, kasten işlenen suçun maddi unsurlarını da yok etmez. Gururumuz, onurumuz ve maneviyatımız bir sosyal medya mesajıyla onarılamayacak kadar derinden yaralanmıştır. 6. Uluslararası Hukuk ve Evrensel İnsan Hakları: AİHS (Madde 14) ve BM İnsan Hakları metinleri uyarınca; nefret söylemi ifade özgürlüğü dışındadır. Bir grubu inancı ve tarihsel travmaları üzerinden aşağılamak, evrensel insan onuruna aykırıdır. SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda ayrıntılarıyla izah edilen, tüm bu vahim nedenlerle; 7- Ceza Davasının Açılması: Alevi-Bektaşi inancına, tarihsel değerlerimize, mukaddes saydığımız atalarımızın aziz hatırasına ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bizim inancımıza göre kutsal olan, inançsal şahsiyetine yönelik ağır saldırıda bulunan şüpheli hakkında; "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama (TCK 216)", "Hakaret (TCK 125)" ve "Kişinin Hatırasına Hakaret (TCK 130)" suçlarından derinleştirilmiş bir soruşturma yürütülmesini ve neticesinde cezalandırılması istemiyle dava açılmasını, 8- Emsal Teşkil Etmesi: Toplumu "makbul olanlar" ve "kılıç artıkları" şeklinde bölerek insanlar arasına nefret tohumları eken, bir inanç grubunu "istenmeyen bakiye" olarak niteleyip hedef gösteren bu tür soykırımcı dilin, hukuk devletinde korunmadığının gösterilmesi ve toplumsal barışın tesisi adına en üst sınırdan cezai yaptırım uygulanmasını, 9- İtirafın Değerlendirilmesi: Şüphelinin "özür" adı altında yaptığı beyanların hukuken bir "suç ikrarı" olarak kabul edilmesini ve bu beyanların suçun sübutuna (kesinleşmesine) delil olarak dosya kapsamına alınmasını, 10- Caydırıcılık İlkesi: İfade özgürlüğü kalkanı arkasına sığınılarak bir toplumun onuruna, şerefine ve maneviyatına yapılan bu fütursuz saldırıları engellenmesi amacıyla, yargılama sürecinin ivedilikle başlatılmasını; Müşteki sıfatıyla, Alevi-Bektaşi toplumuna ve şahsımın manevi değerlerine yönelik ağır hakaret ve aşağılama içeren ifadeleri nedeniyle, şüpheli hakkında toplumun incinen onuru ve hukukun üstünlüğü adına saygılarımla arz ve talep ederim."
CHP önceki dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı ağır hakarette bulunan Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Mine G. Kırıkkanat'a Antalya'dan Gazeteci Aliseydi Karagöz'den tepki geldi. Gazeteci Karagöz, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na Kırıkkanat hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik, hakaret ve kişinin hatırasına hakaret iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

haberimizvar.net- Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat'in CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için 'kılıç artığı' ifadesini kullanmasının ardından her kesimden gelen tepkiler çığ gibi büyüyor. Antalya'dan da Gazeteci Aliseydi Karagöz, bugün Kırıkanat hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

Karagöz'ün savclığa sunduğu dilekçede şu ifadelere yer verildi:

ANTALYA CUMHURİYET BAŞSAVCLIĞI'NA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU 

"MÜŞTEKİ: Aliseydi KARAGÖZ
ŞÜPHELİ: Mine G. KIRIKKANAT


SUÇLAR:
1- Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama (TCK 216)
2- Hakaret (TCK 125)
3- Kişinin Hatırasına Hakaret (TCK 130)
SUÇ TARİHİ: 25 Nisan 2026

AÇIKLAMALAR:
1. Suç Teşkil Eden Somut Fiil ve "Kılıç Artığı" Tabirinin Tarihsel Analizi:
Şüpheli Mine Kırıkkanat, 25.04.2026 tarihinde şahsi Twitter X sosyal medya hesabı üzerinden Türkiye'nin önemli bir kesimini oluşturan Alevi yurttaşlarımızı hedef alarak, CHP'nin 7. Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu hakkında "Kripto Kılıç Artığı" ifadesini kullanmıştır.

"Kılıç artığı" (Bakiye-i Süyuf) tabiri; Tarihsel olarak bir topluluğun topyekün imha edilmesini hedefleyen saldırılardan, celladın elinden tesadüfen kurtulanları nitelemek için kullanılır. Bu ifadeyi kullanmak, katliamı gerçekleştiren iradeyi kutsamak; hayatta kalanları ise "yok edilmesi, yarım kalmış, istenmeyen bir kalıntı" olarak görmektir. Bu, basit bir hakaret değil, doğrudan doğruya soykırımcı bir dilin tezahürüdür.

"Kılıç artığı" tabiri, tarihsel süreçte inançları veya etnik kimlikleri nedeniyle katliama uğratılmış toplumlardan sağ kalanları nitelemek, onları aşağılamak ve toplumsal hafızadaki acıları deşmek amacıyla kullanılan son derece ağır bir nefret söylemidir.

2. Onur, Şeref ve Atalarımızın Maneviyatına Saldırı:
Bu söylem, tarih boyunca Alevi toplumuna karşı işlenen Kerbela’dan Seyyid Nesimi'ye, Hallac-ı Mansur'dan, Pir Sultan Abdal'a, Maraş’tan Çorum’a ve Sivas’tan, Gazi katliamına kadar tüm insanlık suçlarını bir "başarı" gibi takdim etmektedir.

Bu ifade; atalarımızın aziz hatırasını aşağılamak, varlığımızı celladın lütfuna bağlayarak onurumuzu ve şerefimizi kökten sarsmıştır. Bu dil, bizleri toplumun "istenmeyen kişileri" olarak hedef göstermektir.
Ben bir Alevi yurttaşı ve bu inancın 'Yol eri' (İnanca adanmışlık) olarak, bu ifade nedeniyle mensubu olduğum toplumun alenen aşağılandığını, inancım ve kimliğim üzerinden onur, şeref ve saygınlığın zedelendiğini hissetmekteyim. Şüphelinin bu beyanı, toplumun bir kesimini diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa sevk edecek mahiyettedir.

3. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun İnançsal Temsiliyet Değeri:
Bizim inancımıza göre; Sayın Kılıçdaroğlu, sıradan bir siyasi figür değildir. O, kökleri Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed'in (s.a.v) soyu olan amcasının oğlu ve aynı zamanda damadı Hz.Ali ve onun Ehli Beyt'ine (Ev halkı) dayanan, Alevi-Bektaşi inancında seyyidlik makamını temsil eden Horasan kökenli Kureyşan Ocağı’nın bir evladıdır.
Sayın Kılıçdaroğlu'nun mensubu olduğu Kureyşan Ocağı Alevi inanç sisteminde en köklü ve saygın Seyyid ocaklarından biridir.

Alevilikte seyyitlik, inançsal soy temelli olan en üst dini önder ve rehberlik makamıdır. Bu nedenle Seyyid, Alevi Bektaşi inancında kutsaldır.

Şüphelinin bu ifadeyi seçmiş olması, doğrudan Sayın Kılıçdaroğlu’nun inançsal kökenini hedef alarak tüm Alevi toplumunu aşağılama ve ötekileştirme kastını ortaya koymaktadır. Toplumun her kesiminden gelen binlerce yoğun tepkiler, bu saldırının kolektif onurumuza yapıldığının ispatıdır.

4. Alevi İnancı ve Toplumsal Barış:
Alevilik; temeline insan sevgisini ve barışı koyan, "İncinsen de incitme" düsturuyla Anadolu’nun vicdanı olmuş kadim bir inanç ve yoldur.

Şüphelinin nefret kusan bu dili, anayasal güvence altındaki inanç hürriyetine saldırı olduğu gibi, kamu barışını da açıkça tehlikeye atmıştır. Alevi olmak bir suç değil; onur ve şereftir. Bu toprakların özü ve adaletidir.

5. Özür Beyanının "Suç İkrarı" Mahiyeti ve Hukuki Geçersizliği:
Şüpheli Mine Kırıkkanat, Twitter X sosyal medyadaki şahsi hesabı üzerinden yaptığı bir sonraki açıklamasında ise, Alevilerden 'özür' dilemiştir.

Şüphelinin toplumsal tepkiler üzerine dilediği bu özür, suçun hukuki varlığını ortadan kaldırmaz; aksine bir itiraf (suç ikrarı) niteliğindedir. TCK uyarınca hakaret ve aşağılama suçları, sözün sarf edilmesiyle tamamlanır. Sonradan gelen pişmanlık, onurumuzu, tamir etmeye muktedir olmadığı gibi, kasten işlenen suçun maddi unsurlarını da yok etmez. Gururumuz, onurumuz ve maneviyatımız bir sosyal medya mesajıyla onarılamayacak kadar derinden yaralanmıştır.

6. Uluslararası Hukuk ve Evrensel İnsan Hakları:
AİHS (Madde 14) ve BM İnsan Hakları metinleri uyarınca; nefret söylemi ifade özgürlüğü dışındadır. Bir grubu inancı ve tarihsel travmaları üzerinden aşağılamak, evrensel insan onuruna aykırıdır.

SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda ayrıntılarıyla izah edilen, tüm bu vahim nedenlerle;
7- Ceza Davasının Açılması: Alevi-Bektaşi inancına, tarihsel değerlerimize, mukaddes saydığımız atalarımızın aziz hatırasına ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bizim inancımıza göre kutsal olan, inançsal şahsiyetine yönelik ağır saldırıda bulunan şüpheli hakkında;
"Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama (TCK 216)", "Hakaret (TCK 125)" ve "Kişinin Hatırasına Hakaret (TCK 130)" suçlarından derinleştirilmiş bir soruşturma yürütülmesini ve neticesinde cezalandırılması istemiyle dava açılmasını,

8- Emsal Teşkil Etmesi: Toplumu "makbul olanlar" ve "kılıç artıkları" şeklinde bölerek insanlar arasına nefret tohumları eken, bir inanç grubunu "istenmeyen bakiye" olarak niteleyip hedef gösteren bu tür soykırımcı dilin, hukuk devletinde korunmadığının gösterilmesi ve toplumsal barışın tesisi adına en üst sınırdan cezai yaptırım uygulanmasını,

9- İtirafın Değerlendirilmesi: Şüphelinin "özür" adı altında yaptığı beyanların hukuken bir "suç ikrarı" olarak kabul edilmesini ve bu beyanların suçun sübutuna (kesinleşmesine) delil olarak dosya kapsamına alınmasını,

10- Caydırıcılık İlkesi: İfade özgürlüğü kalkanı arkasına sığınılarak bir toplumun onuruna, şerefine ve maneviyatına yapılan bu fütursuz saldırıları engellenmesi amacıyla, yargılama sürecinin ivedilikle başlatılmasını;
Müşteki sıfatıyla, Alevi-Bektaşi toplumuna ve şahsımın manevi değerlerine yönelik ağır hakaret ve aşağılama içeren ifadeleri nedeniyle, şüpheli hakkında toplumun incinen onuru ve hukukun üstünlüğü adına saygılarımla arz ve talep ederim."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.