mekan bizim almanya chat sohbet cinsel sohbet sohbet mobil sohbet türk sohbet sohbet islami chat dini chat

TOKİ, Antalya’yı ayağa kaldırdı

YEREL 15.01.2026 - 14:58, Güncelleme: 15.01.2026 - 14:58
 

TOKİ, Antalya’yı ayağa kaldırdı

CHP Antalya İl örgütü, Boğaçayı–Çandır havzasında planlanan TOKİ konutları ile kum ve taş ocaklarına karşı sert çıktı. CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, 1’inci derece içme suyu koruma alanında yürütülmek istenen projelerin Antalya'nın suyunu ve Konyaaltı plajını geri dönüşü olmayan bir tehlikeyle karşı karşıya bırakacağını vurgulayarak, “Antalya Valiliği’nin görevi suyu korumaktır” dedi

haberimizvar.net- Antalya'da Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) örgütü, kentin içme suyu kaynaklarının bulunduğu Boğaçayı–Çandır havzasında planlanan TOKİ konut projesi ve buna bağlı olarak Antalya Valiliği’ne bağlı ALDAŞ şirketinin kum ve çakıl ocaklarına karşı sert bir açıklama gerçekleştirdi. CHP’liler, 2009 yılında mutlak koruma alanı ilan edilen bölgede yapılaşmaya izin verilmesinin hem yasalara aykırı olduğunu hem de Antalya'nın geleceğini tehdit ettiğini ifade ederek “Suyu koru, yaşamı koru” çağrısında bulundu. “BÖLGE ÇEVRE VE HUKUK MESELESİDİR” Basın açıklaması öncesinde CHP Konyaaltı İlçe Başkan Yardımcısı ve Çevre Mühendisi Barış Cengiz, Çandır Çayı Havzası, temel olarak Konyaaltı’nı ve Antalya’yı besleyen içme suyu kaynaklarını barındıran bir havza olduğunu ifade ederek, “Buraya yapılacak bir müdahale, doğrudan evlerimizden akan musluktaki suya ve ileride çocuklarımızın içeceği içme suyuna müdahale anlamına gelmektedir. Bu bölgede yapılmak istenen kum, çakıl, taş ocakları gibi faaliyetler basit bir yatırım meselesi değildir. Burası yasal mevzuatlarla müdahalelerin tamamen yasaklandığı bir alandır. Bu nedenle burası sadece çevre açısından değil, aynı zamanda bir hukuk meselesidir. Eğer burada planlanan taş ocağı veya çakıl ocağı gibi bir faaliyet yapılırsa, su altı kaynaklarımıza ve içme sularımıza doğrudan müdahale edilecektir. Bu kaynaklar çok kısa sürede kirletilecektir. Dolayısıyla bu, geri dönüşü mümkün olmayan bir zarar verecektir” hatırlatmasında bulundu. “İÇME SUYUNU KISA VADELİ BİR RANT PROJESİNE FEDA EDEMEYİZ” Söz konusu bölgenin Konyaaltı Plajı’nı besleyen ana damarlardan birinin Çandır Çayı üzerinde bulunduğunu hatırlatan Cengiz, “Çandır Çayı’ndan kontrolsüz bir şekilde alınmak istenen —ki daha önceki yıllarda alınmıştır— taş, çakıl ve kum, Konyaaltı Plajı’nda inanılmaz derecede erozyona sebebiyet vermektedir. Geçmiş resimlerle güncel Konyaaltı Plajı’nın resimlerini bir araya getirdiğimizde bu erozyonu çok net bir şekilde görebiliyoruz. Özellikle çok net bir soru sormak gerekiyor: Konyaaltı’nı ve Antalya’mızı besleyen içme suyu kaynaklarını mı tercih edeceğiz, yoksa kısa vadeli rant projelerini mi? Cumhuriyet Halk Partililer olarak bu soruya net bir cevap veriyoruz: Antalya’nın ve Konyaaltı’nın içme suyunu kısa vadeli bir rant projesine feda edemeyiz. Bununla ilgili sorumlulardan beklentimiz, içme suyu havzalarına bu tarz müdahalelere kesinlikle izin verilmemesidir. Bu müdahalelerin önüne geçilmeli ve süreç şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu sadece siyasi bir mesele değil, aynı zamanda kamusal sorumluluğun gereğidir” diye konuştu. Bölgenin Antalya’nın ve Konyaaltı’nın, yaşayan binlerce hatta milyonlarca insanın içme suyu kaynağı olduğunu vurgulayan Cengiz, “Konyaaltı Plajı, dünya çapında bir plaj olmasından dolayı çok önemli bir noktadadır. Buraya yapılacak müdahaleler hem yasalar hem de mevzuatlar açısından zaten yasaktır. Bu nedenle konuyu sürekli gündemde tutarak, projenin önüne geçmemiz ve hayatı doğru bir yöne taşıyarak kamu yararını korumamız gerekmekte” ifadelerine yer verdi. CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, 12 Aralık'ta bu bölgede TOKİ'ye karşı yaptıkları eylemde yine hep birlikte, TOKİ'nin 4 bin 500 konutluk bir projesinin yapılmasının doğru olmadığını, teknik yönden bunun yanlışlara sebep olacağını ifade ettiklerini hatırlatarak, “Şu anda Boğaçay havzasında 12 tane sondaj kuyusunun olduğu merkezdeyiz. Bu sondaj kuyuları Antalya'nın yaşam kaynağı olan su ihtiyacının karşılandığı alanlar. O yüzden burası önemli ve korunması gereken bir alandır” dedi. SU KAYNAKLARI ÜZERİNE KONUT YAPILMASI İÇİN DSİ İZİN VERDİ Mİ? 28 Aralık 2009 yılında Devlet Su İşleri ve ASAT tarafından bölgenin koruma alanı ilan edildiğini hatırlatan Kamacı, 16 yıl önce su kaynaklarının olduğu bölgede kaynakların korunması konusunda Devlet Su İşleri ve ASAT’ın koruma kararı olduğunu ifade etti. 2009 yılında Resmî Gazete’de yayınlanan bu yasağa rağmen Devlet Su İşleri TOKİ konutlarının yapılmasına izin verip vermediğini soran Kamacı, “Devlet Su İşleri’ne soruyorum: İzin verdiniz mi vermediniz mi? Çünkü bizim tarafımızdan, Antalya Büyükşehir tarafından burası için TOKİ konutlarına olumlu bir rapor verilmedi. Biz hâlâ 2009’da verilen yasak kararının arkasındayız” dedi. “CHP KONUTA KARI DEĞİL” Cumhuriyet Halk Partisi olarak konut yapılmasına karşı olmadıklarını ifade eden Kamacı, “Biz konut yapılmasına, barınma hakkına karşı değiliz. Ama konut yapılacak alanların yanlış kullanılmasına karşıyız. O yüzden su kaynaklarının üstüne konut yapılmaz diyoruz” sözlerine yer verdi. “HEM YASAYI ÇIKARIYORSUN HEM DE YASAYA UYMUYORSUN” “TOKİ projelerine izin çıkıyor, bir de yanında taş ocağı, çakıl ocağı açılması gerekli” diyen Kamacı, “Derenin içinden alacaklar, inşaata götürecekler. Derenin taşıyla derenin kuyusunu vuracaklar. 200 metre ileriden alacaklar, körük yapacaklar. Hem de derenin su havzasını bozmuş olacaklar. Onlar için su havzasının önemi yok. Onlar için sadece para kazanmak önemli. Onun peşindeler. O yüzden bugüne kadar çevreyi yıllarca tahrip ettiler ve tahrip etmeye devam ediyorlar. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi buna karşı, o yüzden sivil örgütler buna karşı, o yüzden sendikalar buna karşı. Bu anlamda biz, bu projelerin ve alınacak olan kum-çakıl izinlerinin alınmasına karşı olduğumuzu bir kez daha haykırıyoruz. Birinci derece içme suyu koruma alanındayız. Bu koruma alanı mutlak koruma alanıdır, yaklaşmak yasaktır. Çakıl ve kum alımı yasaktır. Taş ocağı faaliyeti yasaktır. Yerleşim ve toplu konut projeleri yasaktır. Bunu ben söylemiyorum, 2009 yılında çıkardıkları yasa söylüyor. Hem yasayı çıkarıyorsun hem de yasaya uymuyorsun. Bunu kim yapar? Yapsa yapsa AKP yapar. İşte tam da onu yapıyorlar” ifadelerini kullandı. “HÜKÜMET İÇME SUYUNUN ÜZERİNE TOPLU KONUT YAPIYOR” Yasaklara rağmen toplu konut projesi yapıldığının altını çizen Kamacı, “Açıkça kum ocağı faaliyeti yapılıyor. Yani hükümet içme suyunun üzerine toplu konut yapıyor. Bunun gideri olacak, bunun su kullanması için ihtiyaçları olacak. Toplu Konut İdaresi için ASAT’ın verdiği raporda bu alana hem kanıtlıyorsun hem de işletme olarak yeterli hizmet verilemeyeceğini bilerek, söyleyerek engellemek için çalıştılar. Ama hükümet “Hayır, ben istediğim yere toplu konutu yaparım” dedi. Yaptıklarını görüyoruz. O yüzden şiddetle su kaynaklarının, hele hele iklim değişikliğinin yaşandığı Antalya’da, kuraklığın baş gösterdiği bir şehirde, Akdeniz’de yayıldığı bir Türkiye’de bunu yapmak cinayetle eşdeğerdir. Suyu koru, yaşamı koru!” “EN ÖNEMLİ KAYNAK SU KAYNAKLARIDIR” “21. yüzyılda en önemli kaynak petrol değil artık” diyen Kamacı, 21. yüzyılda en önemli kaynağın su kaynakları olduğunu ifade ederek, konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Orta Anadolu’da büyük şehirlerimizde su sıkıntısı yaşanıyor. Tarımda şu süreçte sıkıntı yaşanıyor. Sen Antalya’nın her bir alanında konut yapabilecek halde olduğun halde gelip burada neredeyse en güzel alanda lüks konut yapmaya çalışıyorsun. Zaten son dönemlerde TOKİ sosyal konut yapmıyor. Son dönemlerde TOKİ genelde varlıklı insanlara ev yapıyor. O yüzden TOKİ sosyal bir amaçla çalışmıyor. O yüzden TOKİ’yi bu tavrı nedeniyle şikâyet ediyoruz. Yıllarca taş ocağı ve kum alımı için kullanılan bir alanı görüyorsunuz. Her dinamit, her patlatma su kaynaklarının yeraltına daha da fazla gitmesine neden olacak. Bu yüzden izin verilmemeli. Verilirse ne olur? Yeraltı su akışını değiştirir, akım yönünü bozar, besleme havzasını tahrip eder, su seviyesini düşürür, kumları riske sokar, alüvyonu bozar, plajı besleyen kum malzemesini keser, kıyıda erozyon yaratır. İşte önümüzdeki dönemlerde başımıza geleceklerden bazıları bunlardır. Boğaçay’ı ve Çakırlar’ı, Konyaaltı plajını besleyen doğal kum ve çakıl malzemeleridir. Bu malzemeler olmasa ne olur? Plaj kayar, kıyı geri çekilir, deniz kumu kıyıyı yer, sahil daralır ve erozyon hızlanır.” “ANTALYA VALİLİĞİ’NİN GÖREVİ SUYU KORUMAKTIR” Antalya Valiliği’ne bağlı bir şirket olan ALDAŞ’ın işletmek istediğini söyleyen Kamacı, ALDAŞ, daha önceden Kaleiçi’ndeki bir otelle ilgili Mermerli plajı alakalı bir konuda çalışma yapmıştır. Neden acaba kamuya ait bir alanı yine kamuya ait olan bir şirket buradan izin almak için çaba gösteriyor? ÇED raporu almak için izin ister. Aynı alanda özel bir şirket izin almak isterse ÇED raporu verilecek mi, verilmeyecek mi? O yüzden mi acaba AKDAŞ devreye girip devletin yaptığı TOKİ’ye yine devletin kurduğu, valinin kurduğu bir şirket aracılığıyla ÇED raporu almak istiyorlar? Bu anlamda da Antalya Valiliği’ne sesleniyoruz: Siz de Antalya’da yaşıyorsunuz, biz de Antalya’da yaşıyoruz. Biz suyumuzu korumak istiyoruz. Antalya Valiliği’nin görevi suyu korumaktır, bunu kendilerinden talep ediyoruz. Boğaçay susarsa Antalya susar. Bizim tutumumuz nettir. Cumhuriyet Halk Partisi Antalya örgütü olarak Antalya’nın suyunu dokundurtmayacağız. İçme suyu havzasına taş ocağı yaptırmayacağız. Resmî koruma kararlarını hatırlatacağız. Bu süreci tutanaklarla ve tekliflerle takip edeceğiz. İktidar her şeye rağmen yapabilir. Bildiğiniz gibi bu iktidarın böyle bir süreci var. Ama biz örgüt olarak tarih sayfalarına not düşüyoruz. Bir gün geldiğinde bu söylediklerimiz gerçekleştiği takdirde —umarım gerçekleşmez— biz “bunları uyarmıştık” diyeceğiz. Çünkü bizim görevimiz, genelde iktidarı, muhalefet partisi olarak iktidarı uyarmaktır. Biz uyarma görevimizi hep birlikte yerine getiriyoruz” sözlerine yer vererek açıklamasını sonlandırdı.  
CHP Antalya İl örgütü, Boğaçayı–Çandır havzasında planlanan TOKİ konutları ile kum ve taş ocaklarına karşı sert çıktı. CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, 1’inci derece içme suyu koruma alanında yürütülmek istenen projelerin Antalya'nın suyunu ve Konyaaltı plajını geri dönüşü olmayan bir tehlikeyle karşı karşıya bırakacağını vurgulayarak, “Antalya Valiliği’nin görevi suyu korumaktır” dedi

haberimizvar.net- Antalya'da Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) örgütü, kentin içme suyu kaynaklarının bulunduğu Boğaçayı–Çandır havzasında planlanan TOKİ konut projesi ve buna bağlı olarak Antalya Valiliği’ne bağlı ALDAŞ şirketinin kum ve çakıl ocaklarına karşı sert bir açıklama gerçekleştirdi. CHP’liler, 2009 yılında mutlak koruma alanı ilan edilen bölgede yapılaşmaya izin verilmesinin hem yasalara aykırı olduğunu hem de Antalya'nın geleceğini tehdit ettiğini ifade ederek “Suyu koru, yaşamı koru” çağrısında bulundu.

“BÖLGE ÇEVRE VE HUKUK MESELESİDİR”

Basın açıklaması öncesinde CHP Konyaaltı İlçe Başkan Yardımcısı ve Çevre Mühendisi Barış Cengiz, Çandır Çayı Havzası, temel olarak Konyaaltı’nı ve Antalya’yı besleyen içme suyu kaynaklarını barındıran bir havza olduğunu ifade ederek, “Buraya yapılacak bir müdahale, doğrudan evlerimizden akan musluktaki suya ve ileride çocuklarımızın içeceği içme suyuna müdahale anlamına gelmektedir. Bu bölgede yapılmak istenen kum, çakıl, taş ocakları gibi faaliyetler basit bir yatırım meselesi değildir. Burası yasal mevzuatlarla müdahalelerin tamamen yasaklandığı bir alandır. Bu nedenle burası sadece çevre açısından değil, aynı zamanda bir hukuk meselesidir. Eğer burada planlanan taş ocağı veya çakıl ocağı gibi bir faaliyet yapılırsa, su altı kaynaklarımıza ve içme sularımıza doğrudan müdahale edilecektir. Bu kaynaklar çok kısa sürede kirletilecektir. Dolayısıyla bu, geri dönüşü mümkün olmayan bir zarar verecektir” hatırlatmasında bulundu.

“İÇME SUYUNU KISA VADELİ BİR RANT PROJESİNE FEDA EDEMEYİZ”

Söz konusu bölgenin Konyaaltı Plajı’nı besleyen ana damarlardan birinin Çandır Çayı üzerinde bulunduğunu hatırlatan Cengiz, “Çandır Çayı’ndan kontrolsüz bir şekilde alınmak istenen —ki daha önceki yıllarda alınmıştır— taş, çakıl ve kum, Konyaaltı Plajı’nda inanılmaz derecede erozyona sebebiyet vermektedir. Geçmiş resimlerle güncel Konyaaltı Plajı’nın resimlerini bir araya getirdiğimizde bu erozyonu çok net bir şekilde görebiliyoruz. Özellikle çok net bir soru sormak gerekiyor: Konyaaltı’nı ve Antalya’mızı besleyen içme suyu kaynaklarını mı tercih edeceğiz, yoksa kısa vadeli rant projelerini mi? Cumhuriyet Halk Partililer olarak bu soruya net bir cevap veriyoruz: Antalya’nın ve Konyaaltı’nın içme suyunu kısa vadeli bir rant projesine feda edemeyiz. Bununla ilgili sorumlulardan beklentimiz, içme suyu havzalarına bu tarz müdahalelere kesinlikle izin verilmemesidir. Bu müdahalelerin önüne geçilmeli ve süreç şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu sadece siyasi bir mesele değil, aynı zamanda kamusal sorumluluğun gereğidir” diye konuştu.
Bölgenin Antalya’nın ve Konyaaltı’nın, yaşayan binlerce hatta milyonlarca insanın içme suyu kaynağı olduğunu vurgulayan Cengiz, “Konyaaltı Plajı, dünya çapında bir plaj olmasından dolayı çok önemli bir noktadadır. Buraya yapılacak müdahaleler hem yasalar hem de mevzuatlar açısından zaten yasaktır. Bu nedenle konuyu sürekli gündemde tutarak, projenin önüne geçmemiz ve hayatı doğru bir yöne taşıyarak kamu yararını korumamız gerekmekte” ifadelerine yer verdi.
CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, 12 Aralık'ta bu bölgede TOKİ'ye karşı yaptıkları eylemde yine hep birlikte, TOKİ'nin 4 bin 500 konutluk bir projesinin yapılmasının doğru olmadığını, teknik yönden bunun yanlışlara sebep olacağını ifade ettiklerini hatırlatarak, “Şu anda Boğaçay havzasında 12 tane sondaj kuyusunun olduğu merkezdeyiz. Bu sondaj kuyuları Antalya'nın yaşam kaynağı olan su ihtiyacının karşılandığı alanlar. O yüzden burası önemli ve korunması gereken bir alandır” dedi.

SU KAYNAKLARI ÜZERİNE KONUT YAPILMASI İÇİN DSİ İZİN VERDİ Mİ?

28 Aralık 2009 yılında Devlet Su İşleri ve ASAT tarafından bölgenin koruma alanı ilan edildiğini hatırlatan Kamacı, 16 yıl önce su kaynaklarının olduğu bölgede kaynakların korunması konusunda Devlet Su İşleri ve ASAT’ın koruma kararı olduğunu ifade etti. 2009 yılında Resmî Gazete’de yayınlanan bu yasağa rağmen Devlet Su İşleri TOKİ konutlarının yapılmasına izin verip vermediğini soran Kamacı, “Devlet Su İşleri’ne soruyorum: İzin verdiniz mi vermediniz mi? Çünkü bizim tarafımızdan, Antalya Büyükşehir tarafından burası için TOKİ konutlarına olumlu bir rapor verilmedi. Biz hâlâ 2009’da verilen yasak kararının arkasındayız” dedi.

CHP KONUTA KARI DEĞİL”

Cumhuriyet Halk Partisi olarak konut yapılmasına karşı olmadıklarını ifade eden Kamacı, “Biz konut yapılmasına, barınma hakkına karşı değiliz. Ama konut yapılacak alanların yanlış kullanılmasına karşıyız. O yüzden su kaynaklarının üstüne konut yapılmaz diyoruz” sözlerine yer verdi.

“HEM YASAYI ÇIKARIYORSUN HEM DE YASAYA UYMUYORSUN”

TOKİ projelerine izin çıkıyor, bir de yanında taş ocağı, çakıl ocağı açılması gerekli” diyen Kamacı, “Derenin içinden alacaklar, inşaata götürecekler. Derenin taşıyla derenin kuyusunu vuracaklar. 200 metre ileriden alacaklar, körük yapacaklar. Hem de derenin su havzasını bozmuş olacaklar. Onlar için su havzasının önemi yok. Onlar için sadece para kazanmak önemli. Onun peşindeler. O yüzden bugüne kadar çevreyi yıllarca tahrip ettiler ve tahrip etmeye devam ediyorlar. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi buna karşı, o yüzden sivil örgütler buna karşı, o yüzden sendikalar buna karşı. Bu anlamda biz, bu projelerin ve alınacak olan kum-çakıl izinlerinin alınmasına karşı olduğumuzu bir kez daha haykırıyoruz. Birinci derece içme suyu koruma alanındayız. Bu koruma alanı mutlak koruma alanıdır, yaklaşmak yasaktır. Çakıl ve kum alımı yasaktır. Taş ocağı faaliyeti yasaktır. Yerleşim ve toplu konut projeleri yasaktır. Bunu ben söylemiyorum, 2009 yılında çıkardıkları yasa söylüyor. Hem yasayı çıkarıyorsun hem de yasaya uymuyorsun. Bunu kim yapar? Yapsa yapsa AKP yapar. İşte tam da onu yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

“HÜKÜMET İÇME SUYUNUN ÜZERİNE TOPLU KONUT YAPIYOR”

Yasaklara rağmen toplu konut projesi yapıldığının altını çizen Kamacı, “Açıkça kum ocağı faaliyeti yapılıyor. Yani hükümet içme suyunun üzerine toplu konut yapıyor. Bunun gideri olacak, bunun su kullanması için ihtiyaçları olacak. Toplu Konut İdaresi için ASAT’ın verdiği raporda bu alana hem kanıtlıyorsun hem de işletme olarak yeterli hizmet verilemeyeceğini bilerek, söyleyerek engellemek için çalıştılar. Ama hükümet “Hayır, ben istediğim yere toplu konutu yaparım” dedi. Yaptıklarını görüyoruz. O yüzden şiddetle su kaynaklarının, hele hele iklim değişikliğinin yaşandığı Antalya’da, kuraklığın baş gösterdiği bir şehirde, Akdeniz’de yayıldığı bir Türkiye’de bunu yapmak cinayetle eşdeğerdir. Suyu koru, yaşamı koru!”

“EN ÖNEMLİ KAYNAK SU KAYNAKLARIDIR”

“21. yüzyılda en önemli kaynak petrol değil artık” diyen Kamacı, 21. yüzyılda en önemli kaynağın su kaynakları olduğunu ifade ederek, konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Orta Anadolu’da büyük şehirlerimizde su sıkıntısı yaşanıyor. Tarımda şu süreçte sıkıntı yaşanıyor. Sen Antalya’nın her bir alanında konut yapabilecek halde olduğun halde gelip burada neredeyse en güzel alanda lüks konut yapmaya çalışıyorsun. Zaten son dönemlerde TOKİ sosyal konut yapmıyor. Son dönemlerde TOKİ genelde varlıklı insanlara ev yapıyor. O yüzden TOKİ sosyal bir amaçla çalışmıyor. O yüzden TOKİ’yi bu tavrı nedeniyle şikâyet ediyoruz. Yıllarca taş ocağı ve kum alımı için kullanılan bir alanı görüyorsunuz. Her dinamit, her patlatma su kaynaklarının yeraltına daha da fazla gitmesine neden olacak. Bu yüzden izin verilmemeli. Verilirse ne olur? Yeraltı su akışını değiştirir, akım yönünü bozar, besleme havzasını tahrip eder, su seviyesini düşürür, kumları riske sokar, alüvyonu bozar, plajı besleyen kum malzemesini keser, kıyıda erozyon yaratır. İşte önümüzdeki dönemlerde başımıza geleceklerden bazıları bunlardır. Boğaçay’ı ve Çakırlar’ı, Konyaaltı plajını besleyen doğal kum ve çakıl malzemeleridir. Bu malzemeler olmasa ne olur? Plaj kayar, kıyı geri çekilir, deniz kumu kıyıyı yer, sahil daralır ve erozyon hızlanır.”

ANTALYA VALİLİĞİ’NİN GÖREVİ SUYU KORUMAKTIR”

Antalya Valiliği’ne bağlı bir şirket olan ALDAŞ’ın işletmek istediğini söyleyen Kamacı, ALDAŞ, daha önceden Kaleiçi’ndeki bir otelle ilgili Mermerli plajı alakalı bir konuda çalışma yapmıştır. Neden acaba kamuya ait bir alanı yine kamuya ait olan bir şirket buradan izin almak için çaba gösteriyor? ÇED raporu almak için izin ister. Aynı alanda özel bir şirket izin almak isterse ÇED raporu verilecek mi, verilmeyecek mi? O yüzden mi acaba AKDAŞ devreye girip devletin yaptığı TOKİ’ye yine devletin kurduğu, valinin kurduğu bir şirket aracılığıyla ÇED raporu almak istiyorlar? Bu anlamda da Antalya Valiliği’ne sesleniyoruz: Siz de Antalya’da yaşıyorsunuz, biz de Antalya’da yaşıyoruz. Biz suyumuzu korumak istiyoruz. Antalya Valiliği’nin görevi suyu korumaktır, bunu kendilerinden talep ediyoruz. Boğaçay susarsa Antalya susar. Bizim tutumumuz nettir. Cumhuriyet Halk Partisi Antalya örgütü olarak Antalya’nın suyunu dokundurtmayacağız. İçme suyu havzasına taş ocağı yaptırmayacağız. Resmî koruma kararlarını hatırlatacağız. Bu süreci tutanaklarla ve tekliflerle takip edeceğiz. İktidar her şeye rağmen yapabilir. Bildiğiniz gibi bu iktidarın böyle bir süreci var. Ama biz örgüt olarak tarih sayfalarına not düşüyoruz. Bir gün geldiğinde bu söylediklerimiz gerçekleştiği takdirde —umarım gerçekleşmez— biz “bunları uyarmıştık” diyeceğiz. Çünkü bizim görevimiz, genelde iktidarı, muhalefet partisi olarak iktidarı uyarmaktır. Biz uyarma görevimizi hep birlikte yerine getiriyoruz” sözlerine yer vererek açıklamasını sonlandırdı.

 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.