GÜNDEM Haber Girişi: 02.06.2021 - 12:23, Güncelleme: 02.06.2021 - 12:23

Senin deyiminle, ‘bunlar iyi günlerin’

 

Senin deyiminle, ‘bunlar iyi günlerin’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını eleştiren Meral Akşener, “Senin deyiminle ‘bunlar iyi günlerin’. Şekilden şekle girmekten artık vazgeç” dedi.
haberimizvar.net- TBMM’de partisinin grup toplantısında Erdoğan’a kendisi için söylediği sözlerle seslenen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Senin deyiminle bunlar daha iyi günlerin” dedi. Ayasofya’daki programda bir imamın Atatürk’e hakaret etmesine de değinen Akşener, “Sırf Sayın Erdoğan’a yaranacaklar diye, AKP mahalle temsilcisi kılıklı, sözde din adamları, kutsal mabedimizde, Cumhuriyetimizin kurucusuna lanet okuyor” diye konuştu. Akşener bu hafta kürsüyü salgın döneminde müzisyenlerin yaşadığı sıkıntılar konusunda sanatçı Burhan Şeşen’e, Karadeniz’de çay, fındık, çevre ve turizm konusundaki sıkınlar hakkında da Rize Fındıklılı çay üreticisi Avni Ertaş’a bıraktı. CAMİDE DÜŞMAN ÜRETME HASTALIĞI Akşener şunları söyledi: “Türkiye, cami açılışında bile, milleti bölmeyi başaran bir zihniyetle yönetiliyor. Bu kirli zihniyet ne zaman sıkışsa, milletimizi değerleri üzerinden bölmeye, ayrıştırmaya çalışıyor. Nifak tohumları ekip, milletimizi birbirine düşürüyor. Tek önceliği koltukları olanlar, kirli siyasi hesaplarının gereği, bu toplumsal ayrışmadan, bu gerilimden besleniyorlar. Bunun son örneğini Taksim Camii açılışında yaşadık. Taksim Camii bir ihtiyaçtı, inşa edildi ve açılışı yapıldı. İstanbul’umuza hayırlı olsun. Emeği geçenlerden de Allah razı olsun. Allah oradaki ibadetlerimizi kabul etsin. Ancak, Sayın Erdoğan ve ekibinin, herkesin eşit, bir ve beraber olduğu, Allah’ın evinde bile, düşmanlıklar üretme hastalığını kabul edemeyiz”. ALLAH BUNU YAPANLARI ISLAH ETSİN “Camii, müminler ibadet etsin diye yapılır. Taraftarına zafer, muhalifine mağlubiyet yaşatacaksın diye yapılmaz. Allah’ın evi, böyle kirli hesapların mekanı haline getirilmez, getirilemez. Camiler hepimizindir. Taksim Camisi’nde ibadet eden vatandaşlarımızı, kendi siyasi hesaplarına alet edemezsin. Cami yapıldığı için mutlu olan vatandaşlarımızı, ön şart olarak, senin gibi düşünmeyenlere düşman olmaya zorlayamazsın. Müminlere, nifaktan uzak durmalarını emreden Yüce Allah’ın evinde, vatandaşlarımızın arasına nifak tohumları ekemezsin. Ayıptır, günahtır. Dava arkadaşlarım; ne yazık ki, bu zihniyetin yansımalarını Ayasofya Camimizde bile yaşıyoruz. Sırf Erdoğan’a yaranacaklar diye, AKP mahalle temsilcisi kılıklı, sözde din adamları, kutsal mabedimizde, Cumhuriyetimizin kurucusuna lanet okuyor. Allah bunu yapanları da, yapılmasına göz yumanları da ıslah etsin. Yazıklar olsun”. MİLLET BÜYÜMEYİ HİSSEDEBİLDİ Mİ?  “Bir insanın şahsi menfaatleri, Allah korkusunun önüne geçerse, o insan her şeyi yapar, her yaptığını da mubah görür. Şahsi ikballeri için, nifaktan, gıybetten, kul hakkı yemekten çekinmeyenler, günahta da sınır tanımazlar. İhtiyaç olur iftira ederler, ihtiyaç olur istiskal ederler, ihtiyaç olur yalan söylerler. Nitekim temel görevi, iktidarın yalanlarına gerçeklik uydurmak olan, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), hafta başında, aziz milletimize büyük bir müjde verdi. Dedi ki; ‘Türkiye, 2021’in ilk çeyreğinde, yüzde 7 büyüdü’. Gözümüz aydın, büyümüşüz. Açıklamayı yapan TÜİK olduğu için, biz de doğal olarak, bu büyümeyi bir inceleyelim dedik. Açıklanan verilere göre, sabit sermaye yatırımları, büyümeye pozitif etki yapmış. Beş çeyrek negatiften sonra, net ihracat, az da olsa pozitif katkı yapmış. Elbette bunları sevindirici buluyoruz. Ama bazı şeyleri sorgulamak zorundayız. Mesela, milletimiz bu büyümeyi hissedebilmiş mi? Hayır. Mesela, yüzde 7 büyümeye rağmen, esnafımız, çiftçimiz neden hala perişan? Kem küm. Mesela, son bir yılda işsiz sayımız, neden 2 buçuk milyon kişi artarak, 10 milyona ulaşmış? Cevap yok”. ÇALIŞANLAR EN KÜÇÜK PAYI ALDI  “Bizden çok daha düşük oranda büyüdükleri halde, birçok ülke, pandeminin olumsuzluklarını bizden çok daha hafif yaşıyor. Çünkü o ülkelerde, hükümetler ciddi hibe destekleri verdi. Yani vatandaşlarının sağlık ve huzurunu, büyüme istatistiklerinin önüne koydular. Bizde ise iktidar, sırf büyüyeceğiz diye, hem yarım tedbirlerle insanlarımızın sağlığı tehlikeye attı, hem de direkt yardım yapmayarak insanlarımızı geçim sıkıntılarıyla baş başa bıraktı. Sırf istatistikler yüksek gelsin diye, sosyal devlet olmanın gereğini maalesef yapmadı. Milli gelirimizi, gelir yöntemiyle incelendiğimizde, ücret ödemelerinin, gayri safi yurt içi hasıla içindeki payının, 2014 yılının ilk çeyreğinden beri, en düşük seviyeye geldiğini görüyoruz. Bir başka deyişle, ücretli çalışanlar, pastadan son yedi yılın, en küçük payını almışlar”. SİPARİŞ İSTATİSTİK DESTEKLİ BÜYÜME “Ayrıca bu büyümenin, krediyle finanse edildiğini de atlamamak gerekiyor. İlk çeyrek sonu itibarıyla, son bir yılda, toplam banka kredileri, 830 milyar lira, tüketici kredileri de 223 milyar lira artmış. Yani, iktidarın dört elle sarıldığı bu büyüme, esasında borçla gerçekleşmiş. Yani, zenginleşmemişiz, tam tersine borçlanmışız. Sözüm ona beklentileri aşan, bu olağanüstü büyümenin, milletimizce hissedilememesinin sebebi işte budur. Sipariş istatistik destekli sözde büyümeyle gerçek kalkınma arasındaki fark, işte budur. İktidarın, bu ‘dostlar alışverişte görsün’ siyasetinin sonuçlarını, ekonomiden pandemiye, eğitimden tarıma kadar her alanda yaşıyoruz”.  ŞEKİLDEN ŞEKLE GİRMEKTEN VAZGEÇ “Geçtiğimiz Pazartesi günü, Sayın Erdoğan, pandemi tedbirlerindeki yeni dönem için kürsüdeydi. Milletçe cevabını beklediğimiz birçok soru vardı. Bu soruların çoğuna, artık adet olduğu üzere yine cevap bulamadık. Net bir aşı takvimi oluşturulmuş mu? Oluşturulmamış. Turizm hareketliliği ve konaklamalarla ilgili ne gibi kısıtlamalar var? Belli değil. Yurtdışına çıkışlardan, 65 yaş üstü insanlarımızın durumundan, telafi eğitiminden bahsedildi mi? Hayır. Öğretmenlerin kadro beklentilerine bir cevap var mı? Yok. Toplu etkinlikler ve konserlerin bahsi geçti mi? Hayır. Süre ve sayılarla ilgili bir izahat var mı? O da yok. Ne var? Her zamanki gibi bolca hamaset, birkaç tane de yarım yamalak tedbir var. İş yapıyor gibi görünmek için, şekilden şekle girmekten artık vazgeç. Aldığın abuk sabuk kararlarla, zor durumdaki insanlarımızı daha da zor duruma düşürme. Ya işini yap, ya da sandığı getir, biz de memleketi hak ettiği gibi yönetelim”. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını eleştiren Meral Akşener, “Senin deyiminle ‘bunlar iyi günlerin’. Şekilden şekle girmekten artık vazgeç” dedi.

haberimizvar.net- TBMM’de partisinin grup toplantısında Erdoğan’a kendisi için söylediği sözlerle seslenen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Senin deyiminle bunlar daha iyi günlerin” dedi. Ayasofya’daki programda bir imamın Atatürk’e hakaret etmesine de değinen Akşener, “Sırf Sayın Erdoğan’a yaranacaklar diye, AKP mahalle temsilcisi kılıklı, sözde din adamları, kutsal mabedimizde, Cumhuriyetimizin kurucusuna lanet okuyor” diye konuştu. Akşener bu hafta kürsüyü salgın döneminde müzisyenlerin yaşadığı sıkıntılar konusunda sanatçı Burhan Şeşen’e, Karadeniz’de çay, fındık, çevre ve turizm konusundaki sıkınlar hakkında da Rize Fındıklılı çay üreticisi Avni Ertaş’a bıraktı.

CAMİDE DÜŞMAN ÜRETME HASTALIĞI

Akşener şunları söyledi: “Türkiye, cami açılışında bile, milleti bölmeyi başaran bir zihniyetle yönetiliyor. Bu kirli zihniyet ne zaman sıkışsa, milletimizi değerleri üzerinden bölmeye, ayrıştırmaya çalışıyor. Nifak tohumları ekip, milletimizi birbirine düşürüyor. Tek önceliği koltukları olanlar, kirli siyasi hesaplarının gereği, bu toplumsal ayrışmadan, bu gerilimden besleniyorlar. Bunun son örneğini Taksim Camii açılışında yaşadık. Taksim Camii bir ihtiyaçtı, inşa edildi ve açılışı yapıldı. İstanbul’umuza hayırlı olsun. Emeği geçenlerden de Allah razı olsun. Allah oradaki ibadetlerimizi kabul etsin. Ancak, Sayın Erdoğan ve ekibinin, herkesin eşit, bir ve beraber olduğu, Allah’ın evinde bile, düşmanlıklar üretme hastalığını kabul edemeyiz”.

ALLAH BUNU YAPANLARI ISLAH ETSİN

“Camii, müminler ibadet etsin diye yapılır. Taraftarına zafer, muhalifine mağlubiyet yaşatacaksın diye yapılmaz. Allah’ın evi, böyle kirli hesapların mekanı haline getirilmez, getirilemez. Camiler hepimizindir. Taksim Camisi’nde ibadet eden vatandaşlarımızı, kendi siyasi hesaplarına alet edemezsin. Cami yapıldığı için mutlu olan vatandaşlarımızı, ön şart olarak, senin gibi düşünmeyenlere düşman olmaya zorlayamazsın. Müminlere, nifaktan uzak durmalarını emreden Yüce Allah’ın evinde, vatandaşlarımızın arasına nifak tohumları ekemezsin. Ayıptır, günahtır. Dava arkadaşlarım; ne yazık ki, bu zihniyetin yansımalarını Ayasofya Camimizde bile yaşıyoruz. Sırf Erdoğan’a yaranacaklar diye, AKP mahalle temsilcisi kılıklı, sözde din adamları, kutsal mabedimizde, Cumhuriyetimizin kurucusuna lanet okuyor. Allah bunu yapanları da, yapılmasına göz yumanları da ıslah etsin. Yazıklar olsun”.

MİLLET BÜYÜMEYİ HİSSEDEBİLDİ Mİ? 

“Bir insanın şahsi menfaatleri, Allah korkusunun önüne geçerse, o insan her şeyi yapar, her yaptığını da mubah görür. Şahsi ikballeri için, nifaktan, gıybetten, kul hakkı yemekten çekinmeyenler, günahta da sınır tanımazlar. İhtiyaç olur iftira ederler, ihtiyaç olur istiskal ederler, ihtiyaç olur yalan söylerler. Nitekim temel görevi, iktidarın yalanlarına gerçeklik uydurmak olan, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), hafta başında, aziz milletimize büyük bir müjde verdi. Dedi ki; ‘Türkiye, 2021’in ilk çeyreğinde, yüzde 7 büyüdü’. Gözümüz aydın, büyümüşüz. Açıklamayı yapan TÜİK olduğu için, biz de doğal olarak, bu büyümeyi bir inceleyelim dedik. Açıklanan verilere göre, sabit sermaye yatırımları, büyümeye pozitif etki yapmış. Beş çeyrek negatiften sonra, net ihracat, az da olsa pozitif katkı yapmış. Elbette bunları sevindirici buluyoruz. Ama bazı şeyleri sorgulamak zorundayız. Mesela, milletimiz bu büyümeyi hissedebilmiş mi? Hayır. Mesela, yüzde 7 büyümeye rağmen, esnafımız, çiftçimiz neden hala perişan? Kem küm. Mesela, son bir yılda işsiz sayımız, neden 2 buçuk milyon kişi artarak, 10 milyona ulaşmış? Cevap yok”.

ÇALIŞANLAR EN KÜÇÜK PAYI ALDI 

“Bizden çok daha düşük oranda büyüdükleri halde, birçok ülke, pandeminin olumsuzluklarını bizden çok daha hafif yaşıyor. Çünkü o ülkelerde, hükümetler ciddi hibe destekleri verdi. Yani vatandaşlarının sağlık ve huzurunu, büyüme istatistiklerinin önüne koydular. Bizde ise iktidar, sırf büyüyeceğiz diye, hem yarım tedbirlerle insanlarımızın sağlığı tehlikeye attı, hem de direkt yardım yapmayarak insanlarımızı geçim sıkıntılarıyla baş başa bıraktı. Sırf istatistikler yüksek gelsin diye, sosyal devlet olmanın gereğini maalesef yapmadı. Milli gelirimizi, gelir yöntemiyle incelendiğimizde, ücret ödemelerinin, gayri safi yurt içi hasıla içindeki payının, 2014 yılının ilk çeyreğinden beri, en düşük seviyeye geldiğini görüyoruz. Bir başka deyişle, ücretli çalışanlar, pastadan son yedi yılın, en küçük payını almışlar”.

SİPARİŞ İSTATİSTİK DESTEKLİ BÜYÜME

“Ayrıca bu büyümenin, krediyle finanse edildiğini de atlamamak gerekiyor. İlk çeyrek sonu itibarıyla, son bir yılda, toplam banka kredileri, 830 milyar lira, tüketici kredileri de 223 milyar lira artmış. Yani, iktidarın dört elle sarıldığı bu büyüme, esasında borçla gerçekleşmiş. Yani, zenginleşmemişiz, tam tersine borçlanmışız. Sözüm ona beklentileri aşan, bu olağanüstü büyümenin, milletimizce hissedilememesinin sebebi işte budur. Sipariş istatistik destekli sözde büyümeyle gerçek kalkınma arasındaki fark, işte budur. İktidarın, bu ‘dostlar alışverişte görsün’ siyasetinin sonuçlarını, ekonomiden pandemiye, eğitimden tarıma kadar her alanda yaşıyoruz”. 

ŞEKİLDEN ŞEKLE GİRMEKTEN VAZGEÇ

“Geçtiğimiz Pazartesi günü, Sayın Erdoğan, pandemi tedbirlerindeki yeni dönem için kürsüdeydi. Milletçe cevabını beklediğimiz birçok soru vardı. Bu soruların çoğuna, artık adet olduğu üzere yine cevap bulamadık. Net bir aşı takvimi oluşturulmuş mu? Oluşturulmamış. Turizm hareketliliği ve konaklamalarla ilgili ne gibi kısıtlamalar var? Belli değil. Yurtdışına çıkışlardan, 65 yaş üstü insanlarımızın durumundan, telafi eğitiminden bahsedildi mi? Hayır. Öğretmenlerin kadro beklentilerine bir cevap var mı? Yok. Toplu etkinlikler ve konserlerin bahsi geçti mi? Hayır. Süre ve sayılarla ilgili bir izahat var mı? O da yok. Ne var? Her zamanki gibi bolca hamaset, birkaç tane de yarım yamalak tedbir var. İş yapıyor gibi görünmek için, şekilden şekle girmekten artık vazgeç. Aldığın abuk sabuk kararlarla, zor durumdaki insanlarımızı daha da zor duruma düşürme. Ya işini yap, ya da sandığı getir, biz de memleketi hak ettiği gibi yönetelim”. 

detay alt
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.