GÜNDEM Haber Girişi: 26.05.2021 - 14:48, Güncelleme: 26.05.2021 - 14:48

İşçi düşmanı belediye

 

İşçi düşmanı belediye

Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki Antalya Ulaşım AŞ ile Demiryol-İş Sendikası arasında 6 aydır süren toplu sözleşme görüşmeleri dün itibarıyla sonuçlandı. Hayırlı olsun. Çok uzun sürmüş olsa da görüşmelerin karşılıklı anlaşmayla bitmesi elbette sevindirici.
İdris Özyol-Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki Antalya Ulaşım AŞ ile Demiryol-İş Sendikası arasında 6 aydır süren toplu sözleşme görüşmeleri dün itibarıyla sonuçlandı. Hayırlı olsun. Çok uzun sürmüş olsa da görüşmelerin karşılıklı anlaşmayla bitmesi elbette sevindirici. Lakin anlaşmadan sonra Antalya Ulaşım AŞ’nin yaptığı bir açıklama var ki, buram buram emek düşmanı, işçi düşmanı, sendika düşmanı kokuyor. Bu belediye şirketinin yöneticileri görüşme sürecinde güya ‘manipülasyonlara mahal vermemek’ adına sükûnetlerini korumuşlar. Fakat şimdi ‘görüşmeler esnasında yaşadıkları ve kendilerini hayal kırıklığına uğratan olaylarla ilgili birkaç hususu’ kamuoyuyla paylaşma gereği duymuşlar. Öyle ya sendikal mücadele ‘manipülasyonlara mahal verebilir’ ve emekçilerin hak talep etmesi, zam istemesi yöneticileri ‘hayal kırıklığına uğratır’. Hayalleri neydi acaba? Muhtemelen kendi lütfettikleri maaşlara kanaat eden, sesini çıkartmayan, bir kuruş fazlasını istemeyen işçilerden oluşan dikensiz bir gül bahçesi hayal ediyorlardı. Nankör işçiler bir de zam istiyor Bu girizgahtan sonra Antalya Ulaşım AŞ’nin ‘her ne kadar bağımsız bir şirket hüviyetinde’ olsa da, aslında belediye iştiraki olduğu, misyonunun da kar amacı gütmeksizin ve ‘kamuyu zarara uğratmadan’ Antalya halkına hizmet vermek olduğu dile getiriliyor. Başka bir metin içinde görseniz okuyup geçeceğiniz bu cümle böylesi bir metinde yer alınca bir zihniyeti ifşa ediyor. Nedir ‘kamuyu zarara uğratan’? Pandemi yüzünden gelir kaybı yaşanırken emekçilerin zam istemesi… Yani “zaten yolcu sayımız düştü, bir de siz emeğinizin hakkını mı istiyorsunuz?” diye alttan alta sopa gösteriliyor sendikalı çalışanlara. Üstelik o kadar haklı (!) ki bu yöneticiler hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak, çalışanlarının maaşlarını bir gün bile aksatmamışlar. Şükredin kardeşim, yolcu sayısı düştüğü halde maaşlarınızı aksatmadan veriyorlar. Üstelik Muhittin Böcek’in “en büyük ücret 3 bin 100 lira olacak” vaadi yüzünden, ‘bu ücretin altında çalışanları olmamasına rağmen’ yüzde 5-.5.5 oranında zam bile yapmışlar. Resmen gözlerimiz yaşardı. Fakat nankör işçiler daha fazlasını istiyor.  Sendikacılar belediyeye ayıp etmiş   O kadar nankörler ki, sendika yetkilileriyle şirket bilanço hesapları dahi paylaşıldığı halde,  ‘çalışanlara verilmesi mümkün olmayan oranlarda maaş ve sosyal yardım’ talebinde bulunmuşlar. Üstelik işveren-işçi arasında suni bir kutuplaşma ortamı yaratmışlar. Dahası basına da her hafta gerçekleri yansıtmayan açıklamalarda bulunularak iş barışını zedeleyecek bir tutum sergilemişler. Vay canına… “Sendika tarafından, ‘aile kabul ettiğimiz şirket çalışanlarımıza sahip çıkmadığımız, anlaşmaya yanaşmadığımız, işçi haklarını korumadığımız, yeterli standartları sağlamadığımız’ yönünde bir algının yaratılmaya çalışılması şirketimiz yönetiminin kamuoyunda yıpratılmaya çalışılması bu süreçte hiç de etik olmayan bir yaklaşım tarzıydı”. Ne yapalım o zaman? Güllük gülistanlık ortamı, işçi-işveren barışını bozan, ‘aile olarak kabul edilen şirket çalışanlarını’ yoldan çıkaran,  bölücülük, bozgunculuk yapan sendikacılara vuralım hep birlikte.  Biz hangi CHP’ye inanalım acaba? “Üstelik Antalya Ulaşım çalışanları, sosyal ve ekonomik olarak iyi şartlara sahip olmasına rağmen, sendikacıların bu yaklaşımı iyi niyetle izah edilemez”. Sendikacılar kötü niyetli insanlardır zaten. Zam isterler, hak isterler, hukuk isterler filan… Aslında işçiler olmasa şirketleri yönetmek ne kadar kolay olurdu. Bu işçiler gidip sendikalara üye oluyorlar, sendikalar da ‘Antalya halkının çıkarlarına uymayan’, ‘kamuyu zarara uğratan taleplerde bulunuyor. Bu sendikalar Antalya düşmanı, halk düşmanı, pandemi koşullarında fedakarca iş yapmaya çalışan ‘işveren’ düşmanı… Dahası servet düşmanı, sermaye düşmanı, hür teşebbüs düşmanı… Kim söylüyor bunları? CHP’li Büyükşehir Belediyesi’nin Antalya Ulaşım AŞ’nin başına getirdiği, 4-5 dönem CHP’den meclis üyeliği yapmış, milletvekili adayı olmuş olan bir isim söylüyor. Bir yanda en düşük maaşı 3 bin 100 lira olarak belirleyen, bunun propagandasını yapan CHP, diğer yanda da aynı CHP’nin sendikacıları, işçileri, emekçileri zam istiyorlar diye ‘kamuoyuna şikayet eden’ yöneticileri… Hangi CHP’ye inanalım? Emeği en kutsal değer olarak gördüğünü, emek mücadelesine omuz verdiğini söyleyen CHP’ye mi, yoksa sendikal mücadeleyi, emekten gelen gücünü kullanmaya çalışan işçiyi gammazlayan, bozguncu, hain ilan eden CHP’lilere mi?
Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki Antalya Ulaşım AŞ ile Demiryol-İş Sendikası arasında 6 aydır süren toplu sözleşme görüşmeleri dün itibarıyla sonuçlandı. Hayırlı olsun. Çok uzun sürmüş olsa da görüşmelerin karşılıklı anlaşmayla bitmesi elbette sevindirici.

İdris Özyol-Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki Antalya Ulaşım AŞ ile Demiryol-İş Sendikası arasında 6 aydır süren toplu sözleşme görüşmeleri dün itibarıyla sonuçlandı. Hayırlı olsun. Çok uzun sürmüş olsa da görüşmelerin karşılıklı anlaşmayla bitmesi elbette sevindirici. Lakin anlaşmadan sonra Antalya Ulaşım AŞ’nin yaptığı bir açıklama var ki, buram buram emek düşmanı, işçi düşmanı, sendika düşmanı kokuyor. Bu belediye şirketinin yöneticileri görüşme sürecinde güya ‘manipülasyonlara mahal vermemek’ adına sükûnetlerini korumuşlar. Fakat şimdi ‘görüşmeler esnasında yaşadıkları ve kendilerini hayal kırıklığına uğratan olaylarla ilgili birkaç hususu’ kamuoyuyla paylaşma gereği duymuşlar. Öyle ya sendikal mücadele ‘manipülasyonlara mahal verebilir’ ve emekçilerin hak talep etmesi, zam istemesi yöneticileri ‘hayal kırıklığına uğratır’. Hayalleri neydi acaba? Muhtemelen kendi lütfettikleri maaşlara kanaat eden, sesini çıkartmayan, bir kuruş fazlasını istemeyen işçilerden oluşan dikensiz bir gül bahçesi hayal ediyorlardı.

Nankör işçiler bir de zam istiyor

Bu girizgahtan sonra Antalya Ulaşım AŞ’nin ‘her ne kadar bağımsız bir şirket hüviyetinde’ olsa da, aslında belediye iştiraki olduğu, misyonunun da kar amacı gütmeksizin ve ‘kamuyu zarara uğratmadan’ Antalya halkına hizmet vermek olduğu dile getiriliyor. Başka bir metin içinde görseniz okuyup geçeceğiniz bu cümle böylesi bir metinde yer alınca bir zihniyeti ifşa ediyor. Nedir ‘kamuyu zarara uğratan’? Pandemi yüzünden gelir kaybı yaşanırken emekçilerin zam istemesi… Yani “zaten yolcu sayımız düştü, bir de siz emeğinizin hakkını mı istiyorsunuz?” diye alttan alta sopa gösteriliyor sendikalı çalışanlara. Üstelik o kadar haklı (!) ki bu yöneticiler hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak, çalışanlarının maaşlarını bir gün bile aksatmamışlar. Şükredin kardeşim, yolcu sayısı düştüğü halde maaşlarınızı aksatmadan veriyorlar. Üstelik Muhittin Böcek’in “en büyük ücret 3 bin 100 lira olacak” vaadi yüzünden, ‘bu ücretin altında çalışanları olmamasına rağmen’ yüzde 5-.5.5 oranında zam bile yapmışlar. Resmen gözlerimiz yaşardı. Fakat nankör işçiler daha fazlasını istiyor. 

Sendikacılar belediyeye ayıp etmiş
 
O kadar nankörler ki, sendika yetkilileriyle şirket bilanço hesapları dahi paylaşıldığı halde,  ‘çalışanlara verilmesi mümkün olmayan oranlarda maaş ve sosyal yardım’ talebinde bulunmuşlar. Üstelik işveren-işçi arasında suni bir kutuplaşma ortamı yaratmışlar. Dahası basına da her hafta gerçekleri yansıtmayan açıklamalarda bulunularak iş barışını zedeleyecek bir tutum sergilemişler. Vay canına… “Sendika tarafından, ‘aile kabul ettiğimiz şirket çalışanlarımıza sahip çıkmadığımız, anlaşmaya yanaşmadığımız, işçi haklarını korumadığımız, yeterli standartları sağlamadığımız’ yönünde bir algının yaratılmaya çalışılması şirketimiz yönetiminin kamuoyunda yıpratılmaya çalışılması bu süreçte hiç de etik olmayan bir yaklaşım tarzıydı”. Ne yapalım o zaman? Güllük gülistanlık ortamı, işçi-işveren barışını bozan, ‘aile olarak kabul edilen şirket çalışanlarını’ yoldan çıkaran,  bölücülük, bozgunculuk yapan sendikacılara vuralım hep birlikte. 

Biz hangi CHP’ye inanalım acaba?

“Üstelik Antalya Ulaşım çalışanları, sosyal ve ekonomik olarak iyi şartlara sahip olmasına rağmen, sendikacıların bu yaklaşımı iyi niyetle izah edilemez”. Sendikacılar kötü niyetli insanlardır zaten. Zam isterler, hak isterler, hukuk isterler filan… Aslında işçiler olmasa şirketleri yönetmek ne kadar kolay olurdu. Bu işçiler gidip sendikalara üye oluyorlar, sendikalar da ‘Antalya halkının çıkarlarına uymayan’, ‘kamuyu zarara uğratan taleplerde bulunuyor. Bu sendikalar Antalya düşmanı, halk düşmanı, pandemi koşullarında fedakarca iş yapmaya çalışan ‘işveren’ düşmanı… Dahası servet düşmanı, sermaye düşmanı, hür teşebbüs düşmanı… Kim söylüyor bunları? CHP’li Büyükşehir Belediyesi’nin Antalya Ulaşım AŞ’nin başına getirdiği, 4-5 dönem CHP’den meclis üyeliği yapmış, milletvekili adayı olmuş olan bir isim söylüyor. Bir yanda en düşük maaşı 3 bin 100 lira olarak belirleyen, bunun propagandasını yapan CHP, diğer yanda da aynı CHP’nin sendikacıları, işçileri, emekçileri zam istiyorlar diye ‘kamuoyuna şikayet eden’ yöneticileri… Hangi CHP’ye inanalım? Emeği en kutsal değer olarak gördüğünü, emek mücadelesine omuz verdiğini söyleyen CHP’ye mi, yoksa sendikal mücadeleyi, emekten gelen gücünü kullanmaya çalışan işçiyi gammazlayan, bozguncu, hain ilan eden CHP’lilere mi?

detay alt
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.