Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
GÜNDEM () - Ebru Küçükaydın | Haber Girişi: 21.03.2021 - 19:13, Güncelleme: 21.03.2021 - 21:46

Kadınlar üzerinden sürü bağışıklığı!

 

Kadınlar üzerinden sürü bağışıklığı!

Önce insan olmakla başlamak gerek! İnsan olmak adına verilen mücadelede şiddet yerine hoşgörü, cehalet yerine eğitim, korku yerine bilinç vardır. Toplumların bilime, çağdaşlığa doğru ve en sağlıklı şekilde ilerlemesi ancak ve ancak bugünümüzü geleceğe taşıyacak olan çocuklarımızın bilimin aydınlığında ve demokratik eğitimle mümkündür. Çocuklar, yaşadıkları ailede sevgi ve güvenle büyütüldüğü takdirde aydınlık geleceğe doğru yol alabilirler. Devlet politikalarının bu amaçla var olması, sosyal devlet yapısıyla her bireyin kendini güvende hissederek yaşam hakkına sahip olması gerekir.
Ebru Küçükaydın- Aslına bakarsanız ustaların çıraklarına söylediği “Boynuz kulağı geçti” sözü içinde bulunduğumuz durumu özetliyor. Bugünkü toplumun yarınlarda daha ileride olması için güçlünün güçsüzü ezdiği, büyük balığın küçük balığı yuttuğu bir dünyaya karşı insan hakları konusunda bir milim dahi taviz vermememiz gerekir. Bu beklentiler içindeyken Türkiye dahil Avrupa Konseyi üyesi 20 ülkenin imzaladığı (İstanbul’da imzalandığı için herkes tarafından İstanbul Sözleşmesi olarak anılan) ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin sadece bir kişinin kararıyla (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan) iptal edilmesi ne insan haklarına, ne kadın haklarına, ne de toplumumuza yakışmıyor. Bu iptal kararı affedilemez ve kabul edilemez. “Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır” diyen Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1934 yılında verilen seçme ve seçilme hakkımızla taçlanan mücadele 100 yıl geriye gidemez.  İstanbul Sözleşmesi’ni ‘Ben yaptım oldu’ zihniyetiyle iptal eden AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınlar üzerinden sürü bağışıklığını onaylayarak, toplumda şiddeti destekliyor. 12 bölüm, 81 maddeden oluşan İstanbul Sözleşmesi’nin özeti, 20 imzacı ülkenin toplumsal cinsiyet konusunda hassasiyet gerektiren politikalar üretmesidir. Aslına bakarsanız insan haklarını savunan tüm toplumların yapması gerekenlerin resmiyete dökülmesi olan İstanbul Sözleşmesi sadece Türkiye’nin değil, tüm toplumların olmazsa olmazıdır. ‘Sözleşmenin altına imza atan 19 ülkeyi rahatsız etmezken sadece Türkiye’yi rahatsız ederek, iptal kararına götüren gerçek nedir?’ sorusuna yanıt aramak adına İstanbul Sözleşmesi’nin altını çizerek tekrar tekrar okudum. Sözleşme açık ve net şekilde hükümetlerin kadın, çocuk ve aile konusunda politikalar üretmesi adına kırmızıçizgileri belirliyor. Bunun içinde şiddetle mücadelenin yanı sıra katılımcı politikalar dahilinde eğitim, sağlık alanında da ülkelerin gelişimini sağlayacak önemli maddeler bulunuyor. Bu konuda politika üretme kısırı olan AKP hükümetinin, kadınlara karşı şiddete ‘dur’ demekten vazgeçip, adeta toplumu şiddete yönelik sürü bağışıklığına bırakması toplumumuzun her ferdini ilgilendirmektedir. Peki, İstanbul Sözleşmesi’nde Erdoğan’ın kabul edemeyeceği en önemli madde hangisidir, biliyor musunuz? DENETLENMEK! 19 yıldır izlediği politikayla ve Başkanlık sistemiyle tek adam rejimini 82 milyona dayatan zihniyet, İstanbul Sözleşmesi’nin 9. bölüm, 66. maddesinde yer alan Grevio’ya karşı iptal kararı alarak, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan 42 milyon kadını şiddetin karşısında çırılçıplak bırakıyor. Peki nedir bu Grevio? Grevio, sözleşmeyi imzalayan ülkeler arasından seçilecek en az 10, en fazla 15 kişiden oluşan bir kurul. Bu kurul, sözleşme maddelerinin uygulanıp, uygulanmadığını denetlemek için söz konusu ülkelere giderek gözlem yapabilecek, sorgulayacak, rapor hazırlayacak yetkiye sahip.  Sadece Avrupa Konseyi adına görev yapan bu seçici kurul; kadınlar, çocuklar ve ailelerin değerlerine sahip çıkarak, şiddete ve cinsiyet ayrımcılığına karşı topyekûn mücadelede yaptırım gücü olan bir kurul. Erdoğan, bu kurula hesap vermemek, yetersiz politikalarının Avrupa ülkelerinin önünde eleştirilmemesi adına biz kadınları kurban etmiştir. Oysaki biz kadınlar ne kendimizi, ne de toplumumuzun bir tek ferdini bu konuda kurban ederiz. Bu nedenle önce insan, sonra ise kadın olarak iptal kararını desteklemiyor, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm bireyleri adına bu sözleşmenin hayata geçirilmesi için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum.
Önce insan olmakla başlamak gerek! İnsan olmak adına verilen mücadelede şiddet yerine hoşgörü, cehalet yerine eğitim, korku yerine bilinç vardır. Toplumların bilime, çağdaşlığa doğru ve en sağlıklı şekilde ilerlemesi ancak ve ancak bugünümüzü geleceğe taşıyacak olan çocuklarımızın bilimin aydınlığında ve demokratik eğitimle mümkündür. Çocuklar, yaşadıkları ailede sevgi ve güvenle büyütüldüğü takdirde aydınlık geleceğe doğru yol alabilirler. Devlet politikalarının bu amaçla var olması, sosyal devlet yapısıyla her bireyin kendini güvende hissederek yaşam hakkına sahip olması gerekir.

Ebru Küçükaydın- Aslına bakarsanız ustaların çıraklarına söylediği “Boynuz kulağı geçti” sözü içinde bulunduğumuz durumu özetliyor. Bugünkü toplumun yarınlarda daha ileride olması için güçlünün güçsüzü ezdiği, büyük balığın küçük balığı yuttuğu bir dünyaya karşı insan hakları konusunda bir milim dahi taviz vermememiz gerekir.

Bu beklentiler içindeyken Türkiye dahil Avrupa Konseyi üyesi 20 ülkenin imzaladığı (İstanbul’da imzalandığı için herkes tarafından İstanbul Sözleşmesi olarak anılan) ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin sadece bir kişinin kararıyla (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan) iptal edilmesi ne insan haklarına, ne kadın haklarına, ne de toplumumuza yakışmıyor. Bu iptal kararı affedilemez ve kabul edilemez. “Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır” diyen Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1934 yılında verilen seçme ve seçilme hakkımızla taçlanan mücadele 100 yıl geriye gidemez. 

İstanbul Sözleşmesi’ni ‘Ben yaptım oldu’ zihniyetiyle iptal eden AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınlar üzerinden sürü bağışıklığını onaylayarak, toplumda şiddeti destekliyor. 12 bölüm, 81 maddeden oluşan İstanbul Sözleşmesi’nin özeti, 20 imzacı ülkenin toplumsal cinsiyet konusunda hassasiyet gerektiren politikalar üretmesidir. Aslına bakarsanız insan haklarını savunan tüm toplumların yapması gerekenlerin resmiyete dökülmesi olan İstanbul Sözleşmesi sadece Türkiye’nin değil, tüm toplumların olmazsa olmazıdır.

‘Sözleşmenin altına imza atan 19 ülkeyi rahatsız etmezken sadece Türkiye’yi rahatsız ederek, iptal kararına götüren gerçek nedir?’ sorusuna yanıt aramak adına İstanbul Sözleşmesi’nin altını çizerek tekrar tekrar okudum. Sözleşme açık ve net şekilde hükümetlerin kadın, çocuk ve aile konusunda politikalar üretmesi adına kırmızıçizgileri belirliyor. Bunun içinde şiddetle mücadelenin yanı sıra katılımcı politikalar dahilinde eğitim, sağlık alanında da ülkelerin gelişimini sağlayacak önemli maddeler bulunuyor. Bu konuda politika üretme kısırı olan AKP hükümetinin, kadınlara karşı şiddete ‘dur’ demekten vazgeçip, adeta toplumu şiddete yönelik sürü bağışıklığına bırakması toplumumuzun her ferdini ilgilendirmektedir.

Peki, İstanbul Sözleşmesi’nde Erdoğan’ın kabul edemeyeceği en önemli madde hangisidir, biliyor musunuz? DENETLENMEK!

19 yıldır izlediği politikayla ve Başkanlık sistemiyle tek adam rejimini 82 milyona dayatan zihniyet, İstanbul Sözleşmesi’nin 9. bölüm, 66. maddesinde yer alan Grevio’ya karşı iptal kararı alarak, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan 42 milyon kadını şiddetin karşısında çırılçıplak bırakıyor.

Peki nedir bu Grevio?

Grevio, sözleşmeyi imzalayan ülkeler arasından seçilecek en az 10, en fazla 15 kişiden oluşan bir kurul. Bu kurul, sözleşme maddelerinin uygulanıp, uygulanmadığını denetlemek için söz konusu ülkelere giderek gözlem yapabilecek, sorgulayacak, rapor hazırlayacak yetkiye sahip.  Sadece Avrupa Konseyi adına görev yapan bu seçici kurul; kadınlar, çocuklar ve ailelerin değerlerine sahip çıkarak, şiddete ve cinsiyet ayrımcılığına karşı topyekûn mücadelede yaptırım gücü olan bir kurul. Erdoğan, bu kurula hesap vermemek, yetersiz politikalarının Avrupa ülkelerinin önünde eleştirilmemesi adına biz kadınları kurban etmiştir.

Oysaki biz kadınlar ne kendimizi, ne de toplumumuzun bir tek ferdini bu konuda kurban ederiz. Bu nedenle önce insan, sonra ise kadın olarak iptal kararını desteklemiyor, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm bireyleri adına bu sözleşmenin hayata geçirilmesi için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum.

Habere ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.