Kızören Obruğu ve Kızören Hanı
Öncelikle yazıma Karatay Belediyesine teşekkür ve minnetimle başlamalıyım. Tarihi bir değere sahip çıktığı ve inanılmaz güzellikte bir turistik destinasyona dönüştürdüğü için. Elbette T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne de tarihi değeri olan ve eşsizliği olan bu obruğu yalnız bıraktığı, sahipsizliğe terk ettiği için sitemimle başlayayım.
Ömrünü yollarda harcamış insanlar durak noktalarını dostları gibi görür ve severler. Ben ömrüne doğayı, dağları, zirveleri, sırtında taşınan yükleri, ağaçları, kuşları, gölleri, dereleri, patikaları, çoban çeşmelerini, benimle birlikte aynı yollarda yürüyenlerle doldurmuş biriyim. Bir de akademik hayatım ve 1991 de başlayan Kayseri-Antalya arası git gel yolculuğum adımımın geçtiği her yeri kimlik örüntümün parçası sayıp, sanki benim öykümün tamamının önemli parçalarına dokunur gibi mekân mekân gezdim. Defalarca aynı dosta, aynı mekâna, sevdiğime yeniden kavuşur gibi kavuşurum.
Kızören Obruğu da bunlardan biridir. Obruğun ne zaman oluştuğu bilinmemektedir. İlk gördüğümde suyla doluydu yemyeşil halde. Hem Kayseri yönüne giderken hem de Antalya’ya dönerken uğrak yerlerimden biridir. Anamın bakışları gibiydi dolu dolu, şimdi benim gibi inancı kalmamış, içi boşalmış su seviyesi yüzeyden neredeyse 30mt derinde gene suyu yeşil olan bir göl ve ramsar alanıdır.
Obruk Hanı ve Kızören Obruğu, Konya’nın yaklaşık 70 km kuzeydoğusunda Konya-Aksaray güzergahından Obruk mahallesi girişinde yer almaktadır. Obruk gölü çapı 228 metre, derinliği 171 metre olan obruğun 145 metresi suyla doludur. Gölün bulunduğu arazi 1020 metre yüksekliğindedir. Zazadin Hanı ve Sultanhanı'na komşuluk eden Okruk Han veya Kızören Hanı Konya Karatay Belediyesi tarafından restore edildi ve 2024 yılından beri "Obruk Han Müze Otel" adıyla restoran ve otel olarak hizmet vermektedir. Tesisteki restoran ve mutfakta geleneksel Türk mutfağı, Konya'nın yerel lezzetleri ve dünya mutfağından seçkin örnekler sunulmaktadır. Aynı zamanda tarihi han dokusunun korunduğu, içerisindeki odaların her birinde yerden ısıtmalı Türk hamamının bulunduğu 13 odalı butik bir "Müze Otel" olarak tasarlanmıştır
1200’lü yıllardan beri insanların ilgisini çekmiş, hatta yanı başına Anadolu Selçuklu Devleti döneminde yolcuların konaklaması için kendi adıyla anılan bir han inşa edilmiş binlerce insanın öyküsüne eşlik etmiş, bu öykülerin hepsi hanın duvarlarına sinmiş bir mekandır Kızören Obruğu ve Kızören Hanı. Aynı zamanda hemen yanı başında 1468 yılında yapılmış taş ve ahşap işlemenin en iyi örneklerinden biri olan Obruk Mahallesi Camisi’ne komşuluk etmektedir.
Bu yıl yolum karavanım Kiraz Kız ile 28 Temmuz 2026 da başladığım Anadolu turumun dönüşünde Kızören Han’a ve Kızören Obruğu’na uğradım. İki gece konakladım burada. Eski gezginler gibi dinlendim, yenilendim ve yolculuğuma devam ettim. Elbette hanı ve etrafındaki her bir ağaca, güle, lavantaya, bademe, cevize, elmaya dokunarak her zamanki gibi gezme fırsatım da oldu.
Arabayı otoparka park edip tesise doğru yürüdüğünüzde bütünsel peyzajın hemen başında sizi Selçuklu Sekizgen Meydanı, Selçuklu Sekizli Yıldızı ile sizi karşılıyor. Burada taşlara işlenmiş Şefkat, Sabretmek, Doğruluk, Sadakat, Cömertlik, Şükretmek, Sır Tutmak ve Merhamet yıldız değerleri sizleri karşılamaktadır. Yaklaşık 100mtlik bir yürüyüşün ardına muhteşem kapı size hoş geldiniz demekte. İlk avlu da restoran ve kafe olarak kullanılan mekanlar, dar bir kapıdan geçince Müze Otel konseptinin odaları bulunmakta. İçeriye giren herkesi misafiri olarak gören çalışanların güler yüzlülüğü taşlara, mekanlara, ürünlere sinmiş durumda. Hatta konaklayan her müşterinin ardına bir tas su dökülerek uğurlanmaktalar ki bu benim her defasında köyüme yaptığım yolculuğumda Huriye Anamın geleneksel olarak “sağlıkla gitsinler tez gelsinler” yaklaşımını hatırlattı. Yemekler inanılmaz lezzetli. Eğer konaklamasanız bile mutlaka buraya uğrayıp yemeğinizi sipariş edin.
Anadolu’da evlenen çiftler eğer balayına karayoluyla gidiyorsanız lütfen balayınızın ilk gecesini Müze Otel’in süit odasında geçirin. Hatta daha da ötesi düğününüzü burada planlayın.
Yolunuz bir şekilde Aksaray veya Konya’ya düşecek ve oralarda bir yerlerde konaklayacaksanız bunu bu tesiste planlayın. Gerçekten uyandığınızda başka bir dünyaya uyandığınızı göreceksiniz.
Hatta bir akşam üstü yemeğinizi burada yiyip gecenin renkleriyle kendinizi geçmişin huzuruna götürebilirsiniz.
Elbette benim gibi gezginlere düşen ilk görev böyle bir mekândan herkesi haberdar etmek. Ben de bu yazım ve sosyal medyada yaptığım paylaşımlarla herkesi haberdar ediyorum.
Elbette bunca güzel bir tesis iki komşusuyla hayat bulmakta. Obruk Camii ve Kızören Obruğu. Camii bu tesise bağlı ve aynı peyzaj düzenlemesi içinde. Ahşap ve taş işlemesinin en güzel örneğini görebilir, vakit namazlarınızı imam eşliğinde kılabilirsiniz.
Kızören Obruğu’nun sorumluluğu Doğa Koruma ve Milli Parklara ye ait olan obruk güvenlik açısından kaderine teslim edilmiş durumda. Hiçbir tarafında işaretlemeler söz konusu değil. Burası bir Ramsar Alanıdır ve 2 Şubat 1971 yılında İran’ın Ramsar şehrinde imzalanan ve tarafı olduğumuz uluslararası antlaşma ile korunma altındadır. Mutlaka Ramsar Sözleşmesinde yer aldığı biçimde ve amaçta korunmalı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla gelecek nesillere ulaştırılmalıdır.
Etrafı gecikilmeden yüksek güvenlikli çitle çevrilmeli, 7/24 güvenlik kamerasıyla korunmalı, yetkilendirilmiş kişiler haricinde hiç kimse içeri alınmamalı ve her giriş ve geçiş noktasında uyarıcı tabelalarla korunmalıdır.
Elbette obruk ziyaretçiler tarafından görülmeli ve ziyaret edilmelidir. Bu amaçla hali hazırda var olan DSİ’nin su alma hattı civarında bir yerden bir seyir terası yapılmalı ve bireyler burayı güvenli şekilde görebilmeli ve anılarına dahil edebilmelilerdir.
Yabancı bir ülkede olsa bu alan gökyüzünden bakıldığında görülen yeşil göz olarak korunur ve yaşatılır. Doğanın bize armağanı olan bu yerin korunması görevi hem tarafı olan kurumlarda hem de o mekânı gezen, gezecek olan bizlerin görevidir.
Gelecek yıl görüşmek üzere Kızören Obruğu, Kızören Hanı ve Obruk Camii.





Gözden Kaçmasın
Antalya’da minareyi çalmadan kılıfını hazırlayanlar
Görüntüle →Son Yazıları
- Dumlupınar Diaroma Müzesi ve giriş ücreti
- Bileydi Park karmaşası
- Birey, kent ilişkisi ve belediyeler
- Festival mi yapıyorsunuz konser mi?
- ADSO sezon açılış konseri
- Mabel Matiz ve aile yapısı
- ASAT- Bir geri kalmışlık örneği
- Sosyal Belediyecilik ve Konyaaltı Belediyesi
- Egodan uzak kongreler
- ABB ADSO’yu ihmal mi ediyor?