Haberimiz Var
Haberimiz Var
Açık
İstanbul · 22°C
Bizi Takip Edin
10 Eylül 2026 - 16:09

Muhittin Böcek’in hikayesi Netflix’te film olsun önerisi

Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturması Türkiye gündeminden düşmüyor. Gazeteci Yılmaz Özdil, hakkında rüşvet, yolsuzluk ve fuhuş soruşturmasıyla yargılanan Muhittin Böcek’in hikayesinin Netflix’e dizi olarak yapılmasını önerdi.

0 Paylaşım
Muhittin Böcek’in hikayesi Netflix’te film olsun önerisi

haberimizvar.net- Gazeteci Yılmaz Özdil, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: “Antalya'da fuhuş soruşturması patladı. Genç kızların, hatta reşit bile olmayan henüz 16 yaşındaki kızların Muhittin Böcek’le yatmaları karşılığında belediyede işe alındıkları iddia edildi. Soruşturma dosyasındaki iddia bu. Hatta 17 yaşındaki ikiz kızlarla grup seks yaptığı, kızları dansöz kıyafetiyle falan oynattığı, 3000 dolar taktığı falan iddia edildi. Bu fuhuş yaptırılan kızlardan birinin hamile kaldığı, Muhittin Böcek'in de bu hamile kalan kıza işte ev, otomobil, Rolex, saat falan aldığı iddia edildi. Dosyada itirafçı olan kızlar var. Feci bir tablo yani.Yani Muhittin Böcek malum yeniden aday olabilmek için işte Veli Ağbaba'ya, Özgür Özel'e, Ekrem İmamoğlu'na para verdiğini söylemişti. 


‘ANTALYA'YA İLK KEZ İMZA İÇİN GELMİŞTİM’
Şimdi de bu.  “Yıllar önceydi, galiba 2012 yılıydı” Bakın, çok enteresandır gerçekten benim açımdan. Lütfen altını çizerek dinleyin. Yıllar önceydi, yıllar önce. Galiba 2012 yılıydı. Bir kitabımın imza günü için Antalya'ya gitmiştim. Muhittin Böcek o tarihte Konyaaltı Belediye Başkanı'ydı. Hiç tanımıyorum, hiç tanışmamıştım. Devasa bir salondaydık. Antalya'ya ilk kez imza için gelmiştim. Çok uzun bir sıra vardı. İki saat falan olmuştu işte imzaya başlayalı. Yayın evinden arkadaşlar kulağıma geldi. Dediler ki, ‘Konyaaltı Belediye Başkanı'nın eşi gelmiş. İzninle yan taraftan öne alacağız’ dedi. 


‘GELSİNLER HERKES GİBİ SIRAYA GİRSİNLER’
Dedim, olmaz öyle şey. Olmaz. Çünkü benim en uyuz olduğum mevzulardan biri de siyasetçilerin veya siyasetçi eşlerin falan böyle sıraya kaynak yapmasına asla izin vermem. Çok istiyorlar. Gelsinler herkes gibi sıraya girsinler. Ben öyle yapıyorum mesela. Bir yazara imza almak için gittiysem herkes gibi sıraya giriyorum. Sıra mı bekliyorum? Kitap imzalatacaksam. Merhaba diyeceksem kenardan merhaba deyip hemen kaçıyorum. Ama kitap imzalatacaksam sıra mı giriyor ve sıra mı bekliyor? Kaynak yapılması sırada bekleyen insanlara çok büyük bir saygısızlık. İnsanlar orada saatlerce bekliyor.


‘KİTAPLARIN TİYATROLA OYUN HALİNE GETİRİLDİ’
“Konyaaltı belediye başkanı eşi” Bakın ben 9 saat imza günü yapıyorum. Tuvalete bile gitmiyorum. Çünkü bir tuvalete gidip geldiğimde bile insanlar orada bekliyor. Olmaz ya. Bakın mesela kitaplarım tiyatroya uyarlandı benim. 4 kitabım 4 defa tiyatro oyunu oldu. Hem Gencay Gül'ünün tiyatro İstanbul tarafından hem de Müjdat Yesen'in tiyatro tarafından oyun haline getirildi 4 defa. 30'dan fazla adreste 500'den fazla defa sahnelendim. Ben hiçbir siyasetçiye, hiçbir belediye başkanına bilet vermedim abi. Çok istiyorlarsa bilet alıp gelsin dedim. Çünkü hiçbir tiyatro oyunumdan, kendi oyunumdan para almadım. Para almadığım için tüm gelirini de öğrencilere bağışladığım için kendi tiyatro oyunlarıma kendim bile bilet alıp gittim ben. Eşimle, kızımla veya arkadaşlarımla gittiğimde de onlara da bilet aldım.


‘BEDENSEL ENGELLİLERİ SIRADA BEKLETMEYİZ’
Hiç sevmem ben böyle kaynak yapamadım. Dolayısıyla Konyaaltı belediye başkanı eşi gelmiş yan tarafta neden alacağız onu öne falan. Sıra da bekleyenlere ait dedim. Ama yayın evindeki arkadaşlar ısrar. Eğildiler engelli dediler. İlerideki kapıyı işaret ettiler. Hanımefendinin ben bedensel engelli olduğunu bilmiyorum, tanımıyorum. Tekerlikli sandalyede oturuyordu. Bu konudaki hassasiyetimi tabii yayın evindeki bütün arkadaşlarım bilip bedensel engelli yurttaşları asla sırada bekletmeyiz.


‘KİTABI UZATTI İMZALADIM’
Sırada bekleyen yurttaşlar da bu konuda anlaştırdılar. Lütfen hemen alalım dedim hanımefendiyi. Ben böyle deyince hanımefendi şöyle zorlanarak da olsa tekerlekli sandalyesine ayak attı. Belli ki protezi vardı. Yürüyüşünden anlaşılıyordu. Merhaba merhaba. Kitabı uzattı. İmzaladım. Birbirimize teşekkür ettik. Gayet zarif bir şekilde sırada bekleyen yurttaşlara döndü. Onlara da teşekkür etti. Sonra yine hafif aksayarak yavaş yavaş sandalyede uzaklaştı ve gitti. Biz de imzaya devam ettik. Çok etkilendim tabii ben bu kadar. Bilmediğim için kendime de çok kızdım. 


KEMER TÜNELİNDE ÖNLERİNDE BİR TRAFİK KAZASI
Ve hemen o akşam araştırdım. Neyi nasılmış bu iş falan diye. “Her şeyin başlangıcı aslında zengin kız fakir olan hikayesi” Meğer Muhittin Böcek. Kemer'de Antalya Kemer'de dolmuş şoförüymüş. Havva ise eşi. Kemer'in en zengin insanlarından birinin kızıymış. Babası böyle turizmci, toprak sahibi, varlıklı falan. Hatta Muhittin'in çalıştığı minibüs şirketinin falan sahibi kızın babası. Neyse bu vesileyle tanışıyorlar işte. Aşık oluyorlar. Muhittin Havva'yı babasından istiyor. Baba önce kabul etmiyor. Bir değil iki de üç defa Muhittin'i reddediyor. Ama bakıyor ki kızı da seviyor. E mecburen ikna alıyor adam. Nişanlanıyorlar. Düğün için hazırlıklara başlıyorlar. Düğüne bir hafta kala baba kız mobilya falan. Alışverişe giderken Kemer tünelinde önlerinde bir trafik kazası oldu. Hatta bir Alman kadın turist işte bariyerlere patlatmış falan. Yaralanmış kadın falan. Baba kız yardım etmek için hemen kendi otomobillerinden iniyorlar. Baba işte uyarı levasını yola koymaya çalışırken bir kamyon ağabey hızla tünele dalıyor. Havva'yı ve babasını önüne katarak bariyerlere sıkıştırıyor.


‘MUHİTTİN DİYOR Kİ BİZİ ANCA ÖLÜM AYIRIYOR’
Baba ölüyor. Havva ağır yaralı. İki hafta komada kalıyor. Ameliyat üstüne ameliyat falan. Ondan fazla ameliyat oluyor. Hayata tutunuyor ama bir bacağı diz üstünden kesiliyor maalesef. Aylarca hastanede kalıyor. Muhittin de aylarca nişanlısının baş ucunda bekliyor. Hatta ameliyatlar sırasında Havva'ya kan veriyor. Neticede bir bacağı ampute, öbür bacağı ağır hasarlı halde Havva taburcu oluyor. Sapa sağlam bir kızken bedensel engelliyor. E nasıl olacak filan derken Muhittin diyor ki bizi anca ölüm ayırıyor. Bu kaza diyor düğünden hemen sona doğru diyor. Yani düğünden önce oldu diye bizim sevgimizi değiştirir mi falan diyor. Evleniyorlar. Oğulları dünyaya gidiyor. O hasarlı bacağı kurtarabilmek için Almanya'ya gidiyorlar. Hem o hasarlı bacağı kurtarıyorlar hem de işte ampute bacağı, protez falan takılıyor. Havva proteziyle ayakta durup yürüyebilmeye başlıyor. Müthiş bir mücadele.


‘TRAJİK VE AYNI ZAMANDA ROMANTİK BİR ÖYKÜ’
O sırada Muhittin meslek lisesi mezunu. Havva ortaokul mezunu. Evlendikten sonra birbirlerini teşvik ediyorlar. Birbirlerine destek oluyorlar. Havva dışarıdan liseyi bitiriyor. Sonra ikisi birlikte Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümünden mezun oluyorlar. Yetmiyor Muhittin devam ediyor. Aynı üniversitenin İktisat Fakültesi Kamu Yönetim Bölümünden de diploması oluyor. Yani böylesine ilham verici, aynı zamanda trajik ve aynı zamanda romantik bir öykü. Benzerlerini ancak siyah beyaz Türk  filmlerinde gördüğümüz bir aşk öyküsü. “2012 yılında Havva'ya meme kanseri teşhisi konuyor” Aradan yıllar geçiyor. Muhittin siyaseti hatırlıyor. İşte Konyaaltı belediye başkanı seçiliyor falan ama talihsizlikler devam ediyor. 2012 yılında Havva'ya meme kanseri teşhisi konuluyor. Kemoterapi görüyor. Saçları dökülüyor.


‘MUHİTTİN EŞİNE DESTEK OLABİLMEK İÇİN KENDİ SAÇLARINI KAZITIYOR’
Muhittin eşine destek olabilmek için kendi saçlarını kazıtıyor. Bu illete de işte el ele sevgiyle falan birlikte yenmeyi başarıyorlar. Havva iyileşiyor. İşte tam o dönemde sanırım galiba 2012 yılıydı. Antalya'ya imza günü için gidiyorum. Havva daha az önce anlattığım şekilde gelip İsim ŞEHİr Hayvan isimli kitabımı imzalatmıştı bana. Havva ile tanıştıktan sonra da işte merak edip araştırmıştım. Ve bu anlattığım enteresan ötesi Türk filmi gibi aşk öyküsünü öğrenmiştim. Doğrusunu isterseniz Muhittin Böceği hiç tanımıyordum ama gerçekten çok takdir etmiştim. 


“MUHİTTİN SİYASETTE BÜYÜYOR” 
Muhittin siyasette büyüyor. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı oluyor. O sırada medyanın haberi bile olmuyor ama aile birliği bozuluyor. O evliliklerini bitirme kararı alıyorlar. Sessiz sedasız boşanıyorlar. Bakın bugün bile girin internete lütfen. Hangi tarihte boşandıklarını bile bulamazsınız. O kadar iyi izlemeyi başarıyorlar. Aradan az biraz daha geçiyor. “2020 yılında Muhittin Covid'e yakalanıyor” 2020 yılında Muhittin Covid'e yakalanıyor. Günlerce ölüm kalım mücadelesi veriyor. Bütün arkadaşları bunu satıyor falan. Bir vefasızlık korkunca herkesi yalnız bırakıyor falan. Evlilikleri sona ermiş ama hayat arkadaşlıkları, dostlukları devam ediyor. Havva hastaneye giriyor. Bütün arkadaşları Muhittin'i ölüm döşeğinde bırakmışken boşandığı eşi Havva hastaneye giriyor. 


‘SİYAH BEYAZ TÜRK FİLMLERİNDE GÖREBİLECEĞİMİZ BİR ÖYKÜ’
Günlerce Muhittin'in yanından ayrılmıyor. Hatta diyor ki 30 yıl önce sen beni ayağa kaldırmıştın şimdi sıra bende diyor. Doğal olarak bu haberi de okuyan herkes duygulanıyor. Dedim ya benzerlerine anca siyah beyaz Türk filmlerinde görebileceğimiz bir öykü. Sonra aradan az biraz daha geçiyor.
“Bu ilham verici öykü, ibret verici öyküye dönüşüyor” İşte koltuk tutkusu, para hırsı, siyasetçilerin belediye başkanlığının etrafını saran yalakalar, goygoycular, orospular falan böyle hepsi abi. Bu ilham verici öykü, ibret verici öyküye dönüşüyor. Hadiseler bambaşka bir hale saldırıyor. Muhittin Böcek rüşvet operasyonunda tutuklanıyor. Hemen peşinden Muhittin Böcek'in oğlunun işte feci ötesi yatak sahneleri medyaya düşüyor maalesef. Oğlu da tutuklanıyor. Baba oğlu itirafçı oluyorlar. Muhittin Böcek yeniden başkan adayı olabilmek için Veli Ağababa'ya, Özgür Özel'e, Ekrem İmamoğlu'na para verdiğini anlatıyor. İtirafçı oluyor. Özgür Özel ve Veli Ağababa'ya çantayla elden verdiklerini, Ekrem İmamoğlu'na işte Hava Ala yöntemiyle kapalı çarşıda bir dövizci üzerinden verdiklerini anlatıyor falan.


FUHUŞ OPERASYONU PATLIYOR
“Kesin olarak söyleyebilirim” Demeye kalmıyor. Fuhuş operasyonu patlıyor. Ya Reşit bile olmayan 16 yaşındaki kızların işte Muhittin Böcek'le yatmaları karşılığında belediyede iş yandıkları falan giderdi. Bu Muhittin Böcek olayı nereye varacak bilmiyorum ama şunu kesin olarak biliyorum. Kesin olarak söyleyebilirim. Bu iş Netflix'te dizi olacak. Netflix'te dizi olacağından ve dünya çapında çok izleneceğinden eminim. Çünkü başlangıç noktasıyla sonu arasında gerçekten senaristlerin bile yazmaya cesaret edemeyeceği bir... Örgü var. Gerçekten çok büyük örgü var.”

Kaynak: Haber Merkezi

#muhittin böcek #antalya #yılmaz özdil

Video