Haber Girişi: 01.08.2021 - 12:16, Güncelleme: 01.08.2021 - 12:16

Orman Kanunu 17 yılda 27 kez neden değiştirildi!

 

Orman Kanunu 17 yılda 27 kez neden değiştirildi!

Türkiye’nin ormancılık politikaları ve tarihi konusunda çalışmaları bulunan Doç. Dr. Yücel Çağlar, orman yangınlarındaki artışın arkasında yatan nedenler ve hatalı uygulamalara yönelik açıklamalarda bulundu…
haberimizvar.net- Türkiye’nin ormancılık politikalarına ilişkin çok sayıda kitap ve makaleye imza atan Doç. Dr. Yücel Çağlar, orman yangınlarındaki artışın nedenleri ve uygulamadaki eksikliklerle ilgili değerlendirmede bulundu. 1954 yılında çıkarılan 6831 sayılı Orman Kanununun 2020 yılı sonuna kadar 42 kez değiştirildiğinin, bu değişikliklerin 27’sinin ise 2003-2020 döneminde yapıldığını belirten Çağlar, “Ağırlıkla ‘devlet ormanı’ sayılan yerlerin yapılaşmaya açılması, gerçek ve tüzel kişilerin bu yerlerden yararlanmasını kolaylaştırmak amacıyla yapılan bu düzenlemelerin orman yangınlarını tetikleyici bir etkisi olmamış mıdır?” ifadelerini kullandı.  Yusuf Yavuz’un haberine göre Türkiye ormancılığı konusunda önemli çalışmalara imza atan Orman Mühendisi Doç. Dr. Yücel Çağlar, yarım yüzyıllık ormancılık deneyimi olan bir orman mühendisi olarak son günlerde tüm ülkeyi etkileyen orman yangınlarına ilişkin değerlendirmede bulundu.  ‘YAŞADIĞIMIZ YIKIMLAR YALNIZCA BİR SONUÇ’ Orman yangınlarıyla ilgili olarak adli soruşturma ve incelemelerin dışında TBMM, Devlet Denetleme Kurulu, Sayıştay vb. kurumların da araştırıp soruşturması gerekliliğinin altın çizen Çağlar, “Ancak bu soruşturmalar yalnızca kundaklama vb. nedenlere indirgenirse, süreç yine ‘topun taca atıldığı’ yazanaklarla, dolayısıyla ‘raflarda tozlanan dosyalara’ bir yenisi daha eklenmesiyle sonuçlanabilir. Yaşadığımız yıkımlar yalnızca bir sonuç çünkü. Bu nedenle yapılabilecek soruşturmalara katkısı olabilir düşüncesiyle bence sorulması ve yanıtlanması gereken soruların başlıcalarını bir kez daha anımsatmak istedim” diye konuştu.  TOPLANAN PARALAR NEREDE? Orman yangınlarının ardından para toplama kampanyaları düzenlendiğini kaydeden Çağlar, “Yahu hiç olmazsa 2019 yılında başta İzmir olmak üzere çıkan büyük yangınlarda toplanan paraların nerelere, nasıl harcandığını bir sorgulasanız ya! Ben size yalnızca şunu söyleyeyim: Gerek 2019 gerekse 2020 yılında ülke genelinde ağaçlandırılan alanın genişliği önceki on yılın yıllık ortalamasını yarısını bile bulamadı! Oysa durum bu kez gerçekten de çok vahim; bunu görüyorsunuz. Ama bir şey daha yapmanız gerekiyor bence; sizin de ilgisiz ‘ilgililere’ inatla sormanız gereken sorular var; sızlanmayı, ağıtlar yakmanın yanı sıra sorun; bu Anayasal bir hakkınız ve görevinizdir!” görüşünü dile getirdi.  ORMAN YANGINLARIYLA İLGİLİ YANIT BEKLEYEN SORULAR Ülkemizde her zaman çıkan, bundan sonra da çıkabilecek olan orman yangınlarıyla ilgili sorulması ve yanıtlanması gereken çok soru olduğuna işaret eden Doç. Dr. Yücel Çağlar, “Ancak, bunların çoğu ya hiç sorulmuyor ya da soruluyormuş gibi yapılıyor. Varsa yoksa Orman Genel Müdürlüğü (OGM) neden uçak almıyor, THK’nun uçaklarından neden yararlanılmıyor, helikopterler, uçaklar neden bu denli gecikiyor, son zamanlarda da bir de küresel ısınmaya karşı önlemleri alınıyor mu vb. Bu türden soruların önemini yadsımıyorum kuşkusuz ama bence öncelikle ve ısrarla sorulması gereken çok daha önemli başka sorular var.  DAHA BÜYÜK YIKIMLAR OLABİLİR  En masumunu örnekleyeyim: İklimbilimcilerinin ‘küresel ısınma’ öngörüsünün gerçekleşme olasılığı hiç de az değil; belirtileri çoktandır gündemde. Peki, ormancılığımızın bu olasılığa karşı şimdiden, -gerçekte çok önceden- geliştirdiği ekolojik, ekonomik, toplumsal ve kültürel somut önlemleri var mı? Daha da önemlisi, varsa bu önlemler belirli bir düzen içinde kararlılıkla uygulanabiliyor mu? Öte yandan, özellikle 2000’li yıllarda iyiden iyiye pekiştirilip yaygınlaştırılan ormancılık ideolojisi, başta OGM olmak üzere ilgili kuruluşlar yönetsel yapıları, gelenekleri ve olanaklarıyla bu gereği yerine getirebilir mi? Son orman yangınları da gösteriyor ki, hayır; kesinlikle yerine getiremez. Çünkü günümüzde ormancılığımızın, daha geniş bir söylemle de kamu yönetiminin orman yangınlarının daha çok çıkmasına, daha hızlı yayılmasına, daha büyük yıkımlara yol açmasına neden olabilecek politik, yasal, kurumsal ve teknik sorunları, yetersizlikleri var” diye konuştu.  ORMANLARIN YAPILAŞMAYA AÇILMASININ YANGINLARA ETKİSİ 1954 yılında çıkarılan 6831 sayılı Orman Kanununun 2020 yılı sonuna kadar 42 kez değiştirildiğini, bu değişikliklerin 27’sinin ise 2003-2020 döneminde yapıldığını anımsatan Çağlar, “Yasanın belirli maddelerinde yapılan bu değişikliklerin yanı sıra yasaya 11 de ek madde getirilmiştir. Ek olarak, ilgili yönetmelikler de onlarca kez yeniden düzenlenmiştir. Ağırlıkla ‘devlet ormanı’ sayılan yerlerin yapılaşmaya açılması, gerçek ve tüzel kişilerin bu yerlerden yararlanmasını kolaylaştırmak amacıyla yapılan bu düzenlemelerin orman yangınlarını tetikleyici bir etkisi olmamış mıdır?” diye konuştu.   ‘OGM 13 MİLYARLIK BÜTÇEYİ NE KADAR VERİMLİ KULLANDI?’ Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM), ağırlıkla, ‘devlet ormanı’ sayılan 22,9 milyon hektar alanda başta ‘orman’ sayılan yerler ile bu yerlerdeki tüm ormancılık çalışmalarını planlama ve yürütmekle görevlendirilmiş tüzel kişiliğe sahip katma bütçeli bir kuruluş olduğuna değinen Doç. Dr. Yücel Çağlar, şu bilgileri aktardı: “Taşrada, temel olarak, 28 ‘orman bölge müdürlüğü’ ile bunlara bağlı 263 ‘orman işletme müdürlüğü’ ve bunlara bağlı 2140 ‘orman işletme şeflikleri’ biçiminde yapılandırılmıştır. Bu birimler orman yangınlarının önlenmesinde ve söndürülmesinde doğrudan görevlidir. OGM, bu yapısıyla 2020 yılında; 15 bin 334 memur, 5.564 sözleşmeli, 9089 sürekli işçi, 8197 geçici işçi olmak üzere toplam 38,2 bin işgören işlendirmiştir. Bu amaçla; 3,7 milyar TL genel bütçe ödeneğinden, 3,9 milyar TL özel gelirlerden ve 6,6 milyar TL de döner sermayeden olmak üzere toplam 13,7 milyar TL harcamıştır. OGM, bu para, alan ve işgücü kaynaklarını ne denli verimli kullanmıştır? Hiç böyle bir araştırma yapılmış mıdır? YANGINA HASSAS 7 İLİN ORMAN ALANI ÜLKE ORTALAMASINA EŞİT Ülke ortalaması olarak OGM’nin taşra birimlerinden orman işletme müdürlüklerinin sorumlu oldukları ‘orman’ sayılan alan genişliği 87,4 bin hektar, orman işletme şefliklerinin genişliği ise 10,7 bin hektardır. Bu genişlikler ülkemiz koşullarında son derece geniştir. Orman yangınların olasılığının en yüksek olduğu orman bölge müdürlüklerindeki ‘orman’ sayılan alan genişliklerinin ortalaması da ülke ortalamasına neredeyse eşittir: Orman işletme müdürlüklerinde 100,5 bin hektar, Orman işletme şefliklerindeyse 9,8 bin hektar! Bu koşullarda, bu bölgelerde orman yangınlarını önleme ve söndürme çalışmaları gerektiğince etken olabilir mi?  KEYFİ GÖREVLENDİRMELER ORMAN YANGINLARINI SÖNDÜREBİLİR Mİ Orman yangınlarını önleme ve söndürme çalışmalarında gerektiğince etkin olunabilmesi için orman işletme müdürleri ile orman işletme şeflerinde işlendirilenlerin yörelerinin özellikle ekolojik, ekonomik, toplumsal ve kültür koşullarıyla tanışık, dahası uzmanlığının olması yaşamsal öneme sahiptir. Ancak OGM, bir yandan özellikle orman mühendisleri ile orman muhafaza memurlarını bile sözleşmeli olarak işlendirme düzenini yaygınlaştırma çabasını sürdürmektedir. En son 2019 yılında; 2750 orman muhafaza memurunu, 1150 orman mühendisi ile 1146 öteki alanlardan işgöreni sözleşmeli olarak işe almıştır. OGM bir yandan da, kural durumuna getirilen ama uygulamada çeşitli haksızlıklara, keyfi görevlendirmeleri önleyemeyen ‘rotasyon’ düzenini sürdürmektedir. Bu işgören işlendirme politikasıyla orman yangınları en aza indirilebilir, en az zararla söndürülebilir mi?  2008’DE BAŞLATILAN YARDOP PROJESİNİN SONUÇLARI NE OLDU? OGM’nin 2008 yılında başlattığı, 2010 yılında da gerekli genelgelerle yaygınlaştırdığı Yanan Alanların Rehabilitasyonu ve Yangına Dirençli Ormanlar Tesisi Projeleri (YARDOP) kapsamında yangına duyarlı bölgelerdeki orman ekosistemlerinde binlerce km. uzunluğunda şeritler açılmıştır. Orman yangınların ağırlıkla daha az yıkımla söndürülmesi amacıyla yapıldığı öne sürülen bu çalışmalar ne denli yararlı olmuştur? Doğu Akdeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü’nün T.C Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Silvikültür Dairesi Başkanlığının 2013 yılında hazırladıkları ‘YARDOP Tesislerinin Araştırılması’ başlıklı yazanakta getirilen öneriler ne denli yaşama geçirilmiştir? Ayrıca, 2007 yılında Ege Ormancılık Araştırma Müdürlüğü ile İzmir Meteoroloji Müdürlüğü’ndeki uzmanların birlikte Büyük Orman Yangınlarının Meteorolojik Veriler Işığında İncelenmesi başlıklı bir araştırma gerçekleştirmiştir. Ek olarak ülkemizde ormancılık araştırma enstitüleri ile orman fakültelerinde orman yangınlarının önlenmesi, yanı sıra, en az zararla söndürülmesi konularında yapılmış onlarca araştırma bulunuyor. OGM bu araştırmaların hangi bulgusunu, nerelerde ne denli ve nasıl uygulamış ve ne sonuç almıştır?”  YANGINLARIN NEDENLERİNE YÖNELİK ÖNLEMLER GELİŞTİRİLDİ Mİ? Orman Genel Müdürlüğü’nün ‘resmi istatistikler’ adıyla düzenli olarak yayımladığı verilere göre ve ülkemizde yılda ortalama (1997-2020) 2262 orman yangını çıktığını, ortalama 9201 hektar orman ve maki ekosisteminin zarar gördüğünü kaydeden Doç. Dr. Yücel Çağlar, “Yine OGM’nin belirlemelerine göre ülkemizde orman yangınlarının; % 46,8’i ihmal, % 9,4’ü kaza, % 11’i doğal ve % 24,7’si de bilinmeyen nedenlerle çıkıyormuş. Peki, başta kasıt olmak üzere ihmal, kaza, doğal nedenlerinin açılımı nedir; özellikle de nedeni belirlenemeyen yangınların nedenleri çok boyutlu olarak belirlenip, bunların önlenmesine yönelik önlemler geliştirilmiş ve yaşama geçirilmiş midir? Ege ve Akdeniz Bölgelerinin kıyısal yörelerindeki yerleşmelerin, kara yollarının yakın çevresindeki orman ekosistemlerinde kolay yanıcı diri ve ölü bitki örtüsü ile ağaçların kurumuş dalların yangın çıkma olasılığını büyük ölçüde artırdığı biliniyor. Bu durumun özellikle sık dikimlerle oluşturulmuş ve 30-40 yaşlarına gelmiş orman ekosistemlerinde görece daha yoğun yaşandığı da bilinen bir başka gerçek. Bu yanıcıları temizlik çalışmaları neden yaygınlaştırılmıyor?” sorularına yanıt verilmesi gerektiğini savundu.  İZMİR’DEKİ YANGIN EĞİTİM MERKEZİ TESİSLERİ NEDEN ÜNİVERSİTEYE DEVREDİLDİ İzmir’deki Orman Yangınları İşçi Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün tam donanımlı tesislerinin neden İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Orman Fakültesi’ne devredildiğini de soran Çağlar, değerlendirmesinde ayrıca şunları dile getirdi: “Bölgede orman yangınları işçileri için başka bir eğitim merkezi oluşturulmuş mudur?  ‘Devlet ormanı’ sayılan yerlerde binlerce madencilik, enerji, turizm vb. tesis için yer tahsis edilmiştir. Öyle ki, bu nedenle orman ekosistemleri, deyim yerindeyse yolgeçen hanına dönüştürülmüştür. Bu tesislerin orman yangınlarını önleme amaçlı donanımları, önlemleri yeterli midir; yeterli olup olmadığı düzenli olarak denetlenmekte midir; yeterince önlem alınmadığı gerekçesiyle bugüne değin bu gibi kaç tesise yaptırım uygulanmıştır?  ORMANLARDAN ODUN ÜRETİMİ 3 KATTAN FAZLA ARTTI OGM ‘devlet ormanı’ sayılan yerlerdeki orman ekosistemlerinde kesilmesine karar verilen ağaçları dikili durumdayken ihaleyle ya da tahsisli olarak satmakta, bu uygulamayı giderek de yaygınlaştırmaktadır. Bu nedenle bir yandan orman yolları büyük taşıyıcıların kullanabileceği gibi genişletilmekte bir yandan da bu yerlere giriş çıkışlar orman ekosistemleri içindeki hareketliliği artırmaktadır. OGM, orman ekosistemlerindeki bu hareketliliği nasıl ve ne denli denetleyebilmektedir? OGM, 2000’li yıllara değin orman ekosistemlerinde yılda 7,5 milyon m3 endüstriyel hammadde odun hasat edip kendi depolarından satıyordu. Ancak bu miktar özellikle 2000’den sonra düzenli olarak hızla artırılmış, 2020 yılında 24,8 milyon m3’e çıkarılmıştır. OGM’nin tümüyle daha çok dışsatıma yönelik üretim yapma çabasındaki odun kökenli ürün sanayilerine daha ucuz hammadde sağlama amacının ürünü olan bu yönelimi orman ekosistemlerinin başta yangın olmak üzere her türlü tehlikeye karşı korunmasını güçleştirmiyor mu?  ÖZEL AĞAÇLANDIRMALARIN OLUMSUZ ETKİLERİ OGM, 1990’lı yıllardan beri ‘devlet ormanı’ sayılan yerlerdeki ‘verimsiz’ saydığı orman ekosistemleri ile maki ekosistemlerinin yerinde gerçek ve tüzel kişilerin özel ormanları gibi yararlanabilecekleri ağaçlandırmalar yapmasına izin vermektedir. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 57. Maddesine dayanılarak yapılan bu uygulama Anayasanın 169. Maddesine aykırıdır. Kaldı ki bu ağaçlandırmalar daha çok Ege ve Akdeniz Bölgelerindeki orman ve maki ekosistemleri içinde, çoğunlukla da zeytin, kestane, ceviz, badem vb meyveli ağaç ve ağaççık türleriyle yapılmaktadır. 2020 sonuna değin 142,3 bin hektara ulaşan bu çalışmalar, çevrelerindeki orman ekosistemlerinde başta yangınlar olmak üzere çeşitli olumsuzluklara yol açmıyor mu? ORMAN YANGINLARIYLA İLGİLİ HUKUKSAL DÜZENLEMELER NEDEN VAR? Şu hukuksal düzenlemeler; 6831 sayılı Orman Kanunu’nun orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesiyle ilgili 68-76 maddeleri, 6302 sayılı Orman Yangınlarıyla Mücadele Tamimi (2003), OGM’nin Orman Yangınlarıyla Mücadele Esasları (Tarihsiz); Yine OGM’nin Orman Yangınları İle Mücadelede Organizasyon başlıklı açıklamaları (2015) Orman Yangınlarıyla Mücadelede Görev Yapan Gönüllüler Hakkında Yönetmelik (2019) neden yapılmıştır, çok daha önemlisi gerekleri ne denli yerine getiriliyor? Gerektiğince yerine getirilmiyorsa eğer nedenlerini belirlemek amacıyla OGM’nin ormancılık araştırma enstitüleri ile orman fakültelerinde yapılmış herhangi bir araştırma var mıdır? Yoksa eğer OGM’nin merkezdeki Dış İlişkiler, Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanlığı ile bu daire Başkanlığı’nın yönlendirmesindeki ormancılık araştırma enstitüleri, ‘Orman Yangınları ile Mücadele Dairesi Başkanlığı’ ile orman bölge müdürlüklerindeki orman yangınları ile mücadele şube müdürlükleri niçin varlar, ne yapıyorlar?  ‘SORULARINIZI KİME SORACAKSINIZ, SÖYLEYEYİM’ Söz sizin duyarlı yurttaşlarım; ‘devlet ormanı’ sayılan yerler ile buralardaki her türlü doğal süreçler, ortamlar ile varlıklarda sorularınızı kime mi soracaksınız? Söyleyeyim: Öncelik sırasına göre; Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Orman Genel Müdürü ile yardımcıları, OGM’nin özellikle ilgili daire başkanlıkları, Orman bölge müdürleri ile yardımcıları, Ormancılık araştırma enstitü müdürlükleri, Orman fakülteleri, soruşturma açan ya da açacak olan başsavcılıklar. Bu bağlamda TMMMOB Orman Mühendisleri Odası’nın yöneticilerini saymadım; saymadım çünkü onlar web sitelerinde 30 Temmuz 2021 günü ne söyleyebileceklerini, ‘Yanan ormanlar yeşile dönüyor, orman yangınından etkilenen alanlar tekrar ağaçlandırılıyor’ başlıklı açıklamalarında söylemiş zaten. Çok utandım çok!” 
Türkiye’nin ormancılık politikaları ve tarihi konusunda çalışmaları bulunan Doç. Dr. Yücel Çağlar, orman yangınlarındaki artışın arkasında yatan nedenler ve hatalı uygulamalara yönelik açıklamalarda bulundu…

haberimizvar.net- Türkiye’nin ormancılık politikalarına ilişkin çok sayıda kitap ve makaleye imza atan Doç. Dr. Yücel Çağlar, orman yangınlarındaki artışın nedenleri ve uygulamadaki eksikliklerle ilgili değerlendirmede bulundu. 1954 yılında çıkarılan 6831 sayılı Orman Kanununun 2020 yılı sonuna kadar 42 kez değiştirildiğinin, bu değişikliklerin 27’sinin ise 2003-2020 döneminde yapıldığını belirten Çağlar, “Ağırlıkla ‘devlet ormanı’ sayılan yerlerin yapılaşmaya açılması, gerçek ve tüzel kişilerin bu yerlerden yararlanmasını kolaylaştırmak amacıyla yapılan bu düzenlemelerin orman yangınlarını tetikleyici bir etkisi olmamış mıdır?” ifadelerini kullandı. 

Yusuf Yavuz’un haberine göre Türkiye ormancılığı konusunda önemli çalışmalara imza atan Orman Mühendisi Doç. Dr. Yücel Çağlar, yarım yüzyıllık ormancılık deneyimi olan bir orman mühendisi olarak son günlerde tüm ülkeyi etkileyen orman yangınlarına ilişkin değerlendirmede bulundu. 
‘YAŞADIĞIMIZ YIKIMLAR YALNIZCA BİR SONUÇ’
Orman yangınlarıyla ilgili olarak adli soruşturma ve incelemelerin dışında TBMM, Devlet Denetleme Kurulu, Sayıştay vb. kurumların da araştırıp soruşturması gerekliliğinin altın çizen Çağlar, “Ancak bu soruşturmalar yalnızca kundaklama vb. nedenlere indirgenirse, süreç yine ‘topun taca atıldığı’ yazanaklarla, dolayısıyla ‘raflarda tozlanan dosyalara’ bir yenisi daha eklenmesiyle sonuçlanabilir. Yaşadığımız yıkımlar yalnızca bir sonuç çünkü. Bu nedenle yapılabilecek soruşturmalara katkısı olabilir düşüncesiyle bence sorulması ve yanıtlanması gereken soruların başlıcalarını bir kez daha anımsatmak istedim” diye konuştu. 
TOPLANAN PARALAR NEREDE?
Orman yangınlarının ardından para toplama kampanyaları düzenlendiğini kaydeden Çağlar, “Yahu hiç olmazsa 2019 yılında başta İzmir olmak üzere çıkan büyük yangınlarda toplanan paraların nerelere, nasıl harcandığını bir sorgulasanız ya! Ben size yalnızca şunu söyleyeyim: Gerek 2019 gerekse 2020 yılında ülke genelinde ağaçlandırılan alanın genişliği önceki on yılın yıllık ortalamasını yarısını bile bulamadı! Oysa durum bu kez gerçekten de çok vahim; bunu görüyorsunuz. Ama bir şey daha yapmanız gerekiyor bence; sizin de ilgisiz ‘ilgililere’ inatla sormanız gereken sorular var; sızlanmayı, ağıtlar yakmanın yanı sıra sorun; bu Anayasal bir hakkınız ve görevinizdir!” görüşünü dile getirdi. 
ORMAN YANGINLARIYLA İLGİLİ YANIT BEKLEYEN SORULAR
Ülkemizde her zaman çıkan, bundan sonra da çıkabilecek olan orman yangınlarıyla ilgili sorulması ve yanıtlanması gereken çok soru olduğuna işaret eden Doç. Dr. Yücel Çağlar, “Ancak, bunların çoğu ya hiç sorulmuyor ya da soruluyormuş gibi yapılıyor. Varsa yoksa Orman Genel Müdürlüğü (OGM) neden uçak almıyor, THK’nun uçaklarından neden yararlanılmıyor, helikopterler, uçaklar neden bu denli gecikiyor, son zamanlarda da bir de küresel ısınmaya karşı önlemleri alınıyor mu vb. Bu türden soruların önemini yadsımıyorum kuşkusuz ama bence öncelikle ve ısrarla sorulması gereken çok daha önemli başka sorular var. 
DAHA BÜYÜK YIKIMLAR OLABİLİR 
En masumunu örnekleyeyim: İklimbilimcilerinin ‘küresel ısınma’ öngörüsünün gerçekleşme olasılığı hiç de az değil; belirtileri çoktandır gündemde. Peki, ormancılığımızın bu olasılığa karşı şimdiden, -gerçekte çok önceden- geliştirdiği ekolojik, ekonomik, toplumsal ve kültürel somut önlemleri var mı? Daha da önemlisi, varsa bu önlemler belirli bir düzen içinde kararlılıkla uygulanabiliyor mu? Öte yandan, özellikle 2000’li yıllarda iyiden iyiye pekiştirilip yaygınlaştırılan ormancılık ideolojisi, başta OGM olmak üzere ilgili kuruluşlar yönetsel yapıları, gelenekleri ve olanaklarıyla bu gereği yerine getirebilir mi? Son orman yangınları da gösteriyor ki, hayır; kesinlikle yerine getiremez. Çünkü günümüzde ormancılığımızın, daha geniş bir söylemle de kamu yönetiminin orman yangınlarının daha çok çıkmasına, daha hızlı yayılmasına, daha büyük yıkımlara yol açmasına neden olabilecek politik, yasal, kurumsal ve teknik sorunları, yetersizlikleri var” diye konuştu. 
ORMANLARIN YAPILAŞMAYA AÇILMASININ YANGINLARA ETKİSİ
1954 yılında çıkarılan 6831 sayılı Orman Kanununun 2020 yılı sonuna kadar 42 kez değiştirildiğini, bu değişikliklerin 27’sinin ise 2003-2020 döneminde yapıldığını anımsatan Çağlar, “Yasanın belirli maddelerinde yapılan bu değişikliklerin yanı sıra yasaya 11 de ek madde getirilmiştir. Ek olarak, ilgili yönetmelikler de onlarca kez yeniden düzenlenmiştir. Ağırlıkla ‘devlet ormanı’ sayılan yerlerin yapılaşmaya açılması, gerçek ve tüzel kişilerin bu yerlerden yararlanmasını kolaylaştırmak amacıyla yapılan bu düzenlemelerin orman yangınlarını tetikleyici bir etkisi olmamış mıdır?” diye konuştu.  
‘OGM 13 MİLYARLIK BÜTÇEYİ NE KADAR VERİMLİ KULLANDI?’
Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM), ağırlıkla, ‘devlet ormanı’ sayılan 22,9 milyon hektar alanda başta ‘orman’ sayılan yerler ile bu yerlerdeki tüm ormancılık çalışmalarını planlama ve yürütmekle görevlendirilmiş tüzel kişiliğe sahip katma bütçeli bir kuruluş olduğuna değinen Doç. Dr. Yücel Çağlar, şu bilgileri aktardı: “Taşrada, temel olarak, 28 ‘orman bölge müdürlüğü’ ile bunlara bağlı 263 ‘orman işletme müdürlüğü’ ve bunlara bağlı 2140 ‘orman işletme şeflikleri’ biçiminde yapılandırılmıştır. Bu birimler orman yangınlarının önlenmesinde ve söndürülmesinde doğrudan görevlidir. OGM, bu yapısıyla 2020 yılında; 15 bin 334 memur, 5.564 sözleşmeli, 9089 sürekli işçi, 8197 geçici işçi olmak üzere toplam 38,2 bin işgören işlendirmiştir. Bu amaçla; 3,7 milyar TL genel bütçe ödeneğinden, 3,9 milyar TL özel gelirlerden ve 6,6 milyar TL de döner sermayeden olmak üzere toplam 13,7 milyar TL harcamıştır. OGM, bu para, alan ve işgücü kaynaklarını ne denli verimli kullanmıştır? Hiç böyle bir araştırma yapılmış mıdır?
YANGINA HASSAS 7 İLİN ORMAN ALANI ÜLKE ORTALAMASINA EŞİT
Ülke ortalaması olarak OGM’nin taşra birimlerinden orman işletme müdürlüklerinin sorumlu oldukları ‘orman’ sayılan alan genişliği 87,4 bin hektar, orman işletme şefliklerinin genişliği ise 10,7 bin hektardır. Bu genişlikler ülkemiz koşullarında son derece geniştir. Orman yangınların olasılığının en yüksek olduğu orman bölge müdürlüklerindeki ‘orman’ sayılan alan genişliklerinin ortalaması da ülke ortalamasına neredeyse eşittir: Orman işletme müdürlüklerinde 100,5 bin hektar, Orman işletme şefliklerindeyse 9,8 bin hektar! Bu koşullarda, bu bölgelerde orman yangınlarını önleme ve söndürme çalışmaları gerektiğince etken olabilir mi? 
KEYFİ GÖREVLENDİRMELER ORMAN YANGINLARINI SÖNDÜREBİLİR Mİ
Orman yangınlarını önleme ve söndürme çalışmalarında gerektiğince etkin olunabilmesi için orman işletme müdürleri ile orman işletme şeflerinde işlendirilenlerin yörelerinin özellikle ekolojik, ekonomik, toplumsal ve kültür koşullarıyla tanışık, dahası uzmanlığının olması yaşamsal öneme sahiptir. Ancak OGM, bir yandan özellikle orman mühendisleri ile orman muhafaza memurlarını bile sözleşmeli olarak işlendirme düzenini yaygınlaştırma çabasını sürdürmektedir. En son 2019 yılında; 2750 orman muhafaza memurunu, 1150 orman mühendisi ile 1146 öteki alanlardan işgöreni sözleşmeli olarak işe almıştır. OGM bir yandan da, kural durumuna getirilen ama uygulamada çeşitli haksızlıklara, keyfi görevlendirmeleri önleyemeyen ‘rotasyon’ düzenini sürdürmektedir. Bu işgören işlendirme politikasıyla orman yangınları en aza indirilebilir, en az zararla söndürülebilir mi? 
2008’DE BAŞLATILAN YARDOP PROJESİNİN SONUÇLARI NE OLDU?
OGM’nin 2008 yılında başlattığı, 2010 yılında da gerekli genelgelerle yaygınlaştırdığı Yanan Alanların Rehabilitasyonu ve Yangına Dirençli Ormanlar Tesisi Projeleri (YARDOP) kapsamında yangına duyarlı bölgelerdeki orman ekosistemlerinde binlerce km. uzunluğunda şeritler açılmıştır. Orman yangınların ağırlıkla daha az yıkımla söndürülmesi amacıyla yapıldığı öne sürülen bu çalışmalar ne denli yararlı olmuştur? Doğu Akdeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü’nün T.C Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Silvikültür Dairesi Başkanlığının 2013 yılında hazırladıkları ‘YARDOP Tesislerinin Araştırılması’ başlıklı yazanakta getirilen öneriler ne denli yaşama geçirilmiştir? Ayrıca, 2007 yılında Ege Ormancılık Araştırma Müdürlüğü ile İzmir Meteoroloji Müdürlüğü’ndeki uzmanların birlikte Büyük Orman Yangınlarının Meteorolojik Veriler Işığında İncelenmesi başlıklı bir araştırma gerçekleştirmiştir. Ek olarak ülkemizde ormancılık araştırma enstitüleri ile orman fakültelerinde orman yangınlarının önlenmesi, yanı sıra, en az zararla söndürülmesi konularında yapılmış onlarca araştırma bulunuyor. OGM bu araştırmaların hangi bulgusunu, nerelerde ne denli ve nasıl uygulamış ve ne sonuç almıştır?” 
YANGINLARIN NEDENLERİNE YÖNELİK ÖNLEMLER GELİŞTİRİLDİ Mİ?
Orman Genel Müdürlüğü’nün ‘resmi istatistikler’ adıyla düzenli olarak yayımladığı verilere göre ve ülkemizde yılda ortalama (1997-2020) 2262 orman yangını çıktığını, ortalama 9201 hektar orman ve maki ekosisteminin zarar gördüğünü kaydeden Doç. Dr. Yücel Çağlar, “Yine OGM’nin belirlemelerine göre ülkemizde orman yangınlarının; % 46,8’i ihmal, % 9,4’ü kaza, % 11’i doğal ve % 24,7’si de bilinmeyen nedenlerle çıkıyormuş. Peki, başta kasıt olmak üzere ihmal, kaza, doğal nedenlerinin açılımı nedir; özellikle de nedeni belirlenemeyen yangınların nedenleri çok boyutlu olarak belirlenip, bunların önlenmesine yönelik önlemler geliştirilmiş ve yaşama geçirilmiş midir? Ege ve Akdeniz Bölgelerinin kıyısal yörelerindeki yerleşmelerin, kara yollarının yakın çevresindeki orman ekosistemlerinde kolay yanıcı diri ve ölü bitki örtüsü ile ağaçların kurumuş dalların yangın çıkma olasılığını büyük ölçüde artırdığı biliniyor. Bu durumun özellikle sık dikimlerle oluşturulmuş ve 30-40 yaşlarına gelmiş orman ekosistemlerinde görece daha yoğun yaşandığı da bilinen bir başka gerçek. Bu yanıcıları temizlik çalışmaları neden yaygınlaştırılmıyor?” sorularına yanıt verilmesi gerektiğini savundu. 
İZMİR’DEKİ YANGIN EĞİTİM MERKEZİ TESİSLERİ NEDEN ÜNİVERSİTEYE DEVREDİLDİ
İzmir’deki Orman Yangınları İşçi Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün tam donanımlı tesislerinin neden İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Orman Fakültesi’ne devredildiğini de soran Çağlar, değerlendirmesinde ayrıca şunları dile getirdi: “Bölgede orman yangınları işçileri için başka bir eğitim merkezi oluşturulmuş mudur?  ‘Devlet ormanı’ sayılan yerlerde binlerce madencilik, enerji, turizm vb. tesis için yer tahsis edilmiştir. Öyle ki, bu nedenle orman ekosistemleri, deyim yerindeyse yolgeçen hanına dönüştürülmüştür. Bu tesislerin orman yangınlarını önleme amaçlı donanımları, önlemleri yeterli midir; yeterli olup olmadığı düzenli olarak denetlenmekte midir; yeterince önlem alınmadığı gerekçesiyle bugüne değin bu gibi kaç tesise yaptırım uygulanmıştır? 
ORMANLARDAN ODUN ÜRETİMİ 3 KATTAN FAZLA ARTTI
OGM ‘devlet ormanı’ sayılan yerlerdeki orman ekosistemlerinde kesilmesine karar verilen ağaçları dikili durumdayken ihaleyle ya da tahsisli olarak satmakta, bu uygulamayı giderek de yaygınlaştırmaktadır. Bu nedenle bir yandan orman yolları büyük taşıyıcıların kullanabileceği gibi genişletilmekte bir yandan da bu yerlere giriş çıkışlar orman ekosistemleri içindeki hareketliliği artırmaktadır. OGM, orman ekosistemlerindeki bu hareketliliği nasıl ve ne denli denetleyebilmektedir? OGM, 2000’li yıllara değin orman ekosistemlerinde yılda 7,5 milyon m3 endüstriyel hammadde odun hasat edip kendi depolarından satıyordu. Ancak bu miktar özellikle 2000’den sonra düzenli olarak hızla artırılmış, 2020 yılında 24,8 milyon m3’e çıkarılmıştır. OGM’nin tümüyle daha çok dışsatıma yönelik üretim yapma çabasındaki odun kökenli ürün sanayilerine daha ucuz hammadde sağlama amacının ürünü olan bu yönelimi orman ekosistemlerinin başta yangın olmak üzere her türlü tehlikeye karşı korunmasını güçleştirmiyor mu? 
ÖZEL AĞAÇLANDIRMALARIN OLUMSUZ ETKİLERİ
OGM, 1990’lı yıllardan beri ‘devlet ormanı’ sayılan yerlerdeki ‘verimsiz’ saydığı orman ekosistemleri ile maki ekosistemlerinin yerinde gerçek ve tüzel kişilerin özel ormanları gibi yararlanabilecekleri ağaçlandırmalar yapmasına izin vermektedir. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 57. Maddesine dayanılarak yapılan bu uygulama Anayasanın 169. Maddesine aykırıdır. Kaldı ki bu ağaçlandırmalar daha çok Ege ve Akdeniz Bölgelerindeki orman ve maki ekosistemleri içinde, çoğunlukla da zeytin, kestane, ceviz, badem vb meyveli ağaç ve ağaççık türleriyle yapılmaktadır. 2020 sonuna değin 142,3 bin hektara ulaşan bu çalışmalar, çevrelerindeki orman ekosistemlerinde başta yangınlar olmak üzere çeşitli olumsuzluklara yol açmıyor mu?
ORMAN YANGINLARIYLA İLGİLİ HUKUKSAL DÜZENLEMELER NEDEN VAR?
Şu hukuksal düzenlemeler; 6831 sayılı Orman Kanunu’nun orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesiyle ilgili 68-76 maddeleri, 6302 sayılı Orman Yangınlarıyla Mücadele Tamimi (2003), OGM’nin Orman Yangınlarıyla Mücadele Esasları (Tarihsiz); Yine OGM’nin Orman Yangınları İle Mücadelede Organizasyon başlıklı açıklamaları (2015) Orman Yangınlarıyla Mücadelede Görev Yapan Gönüllüler Hakkında Yönetmelik (2019) neden yapılmıştır, çok daha önemlisi gerekleri ne denli yerine getiriliyor? Gerektiğince yerine getirilmiyorsa eğer nedenlerini belirlemek amacıyla OGM’nin ormancılık araştırma enstitüleri ile orman fakültelerinde yapılmış herhangi bir araştırma var mıdır? Yoksa eğer OGM’nin merkezdeki Dış İlişkiler, Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanlığı ile bu daire Başkanlığı’nın yönlendirmesindeki ormancılık araştırma enstitüleri, ‘Orman Yangınları ile Mücadele Dairesi Başkanlığı’ ile orman bölge müdürlüklerindeki orman yangınları ile mücadele şube müdürlükleri niçin varlar, ne yapıyorlar? 
‘SORULARINIZI KİME SORACAKSINIZ, SÖYLEYEYİM’
Söz sizin duyarlı yurttaşlarım; ‘devlet ormanı’ sayılan yerler ile buralardaki her türlü doğal süreçler, ortamlar ile varlıklarda sorularınızı kime mi soracaksınız? Söyleyeyim: Öncelik sırasına göre; Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Orman Genel Müdürü ile yardımcıları, OGM’nin özellikle ilgili daire başkanlıkları, Orman bölge müdürleri ile yardımcıları, Ormancılık araştırma enstitü müdürlükleri, Orman fakülteleri, soruşturma açan ya da açacak olan başsavcılıklar. Bu bağlamda TMMMOB Orman Mühendisleri Odası’nın yöneticilerini saymadım; saymadım çünkü onlar web sitelerinde 30 Temmuz 2021 günü ne söyleyebileceklerini, ‘Yanan ormanlar yeşile dönüyor, orman yangınından etkilenen alanlar tekrar ağaçlandırılıyor’ başlıklı açıklamalarında söylemiş zaten. Çok utandım çok!” 

detay alt
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.