GÜNDEM Haber Girişi: 23.05.2021 - 21:10, Güncelleme: 23.05.2021 - 21:10

Sedat Peker videoları: AKP’de dağılma başlıyor mu?

 

Sedat Peker videoları: AKP’de dağılma başlıyor mu?

AKP siyasal ve ekonomik krizle çalkalanıyor. Kokainci danışmandan, dezenfektancı bakana, belediyelerin insan kaçakçılığı yapmasından, Sedat Peker videolarına kadar geldik. Sedat Peker her videoda koz yükseltirken, içerde çözülme söylentileri ayyuka çıkmış durumda.
Bugüne kadar direksiyonu AKP tuttu; ittifaklar tek adam rejimine giden yolda kullanıldı. Uluslararası emperyalist-kapitalist sistemin Ortadoğu’da gözdesi olarak geldi, liberallerin, Kürt Hareketi’nin desteğini aldı. Cemaatle devleti ele geçirdi. 2015 sonrası cemaat tasfiye edildi, tek adam diktatörlüğü kurumsallaştı. Devletin bütün imkanlarını bürokrasi-yargı-medya kontrolüyle kendi çıkar halkasına hibe etti. Devletin yağmalanması, ihale-arazi yolsuzlukları, mala çökmeler, rejim etrafında her biri kendi iktidar alanını yaratmaya çalışan çıkar ağları... Uzar gider. Bugün bütün bunları yapmasını kolaylaştıran tek adam rejimi şimdi içerde çözülmesine yol açacak büyük çelişkilerin de kaynağını oluşturuyor. Büyükşehir belediyelerinin kaybedilmesiyle tetiklenen bu süreç ekonomik krizin yönetilememesi ile iktidar etrafında her biri kendi çıkar ağlarını oluşturmuş olan çevreler arasındaki savaşı, Sedat Peker videolarıyla daha görünür kılıyor. Bir yanda Berat-Serhat Albayrak kontrolünde Pelikancılar, diğer yanda MHP’nin desteklediği Soylu ve bunlar etrafında konumlanan 90’ların derin devletinden arta kalan Mehmet Ağar ve Sedat Peker ile sembolize olan mafyatik karanlık ilişkiler. 12 Mart darbesinin işkencehanesi Ziverbey Köşkü’nde yetişen, ilkin 1987 MİT Raporu ile sonra 1996’da Susurluk kazasıyla devlet-mafya ilişkilerinin merkezinde olduğu görülen Mehmet Ağar yeniden sahneye çıktı. Böylece, derin devlet tartışmaları tekrar gündeme tekrar geldi. 1960’lardan başlayarak devletin gayrinizami harp teknikleri, CIA desteği ile kurulan Özel Harp Dairesi ve kontrgerilla önce yükselen sosyalist sola karşı kullanıldı. 90’larda hem yükselen sola hem de Kürt Hareketi’ne karşı güvenlik bürokrasisi JİTEM’i kuracak, Hizbullah kullanılacak, faili meçhul cinayetler, suikastlar, adam kaçırmalar Emniyet ve MİT’te kurulan tezgahlar Susurluk raporu ile devlet-mafya-siyaset ilişkilerini ortaya dökecekti. Oysa önemli bir fark var bugün. AKP orduyu, emniyeti, bürokrasiyi, yargıyı kontrol ediyor. 90’lardaki gibi bir “tehlike” yok. Dolayısıyla Ağar, Çakıcı gibileri cemaat tasfiyesi sonrası boşalan koltukları kendi kadrolarıyla doldurmaya çalışan iktidar klikleri içindeki çıkar çatışmasının tarafları olarak öne çıkıyor. Geçmişle bugün arasındaki ortaklık şu; bütün pislikler “her şey vatan için” denilerek kapatılırdı, bugünkü kılıf da “devletin bekası”. Devlet düşmanları ile mücadelede kurulan gayrimeşru ilişkiler ve elde edilen kazançlardan bugün geldiğimiz nokta; hamutuyla götürme operasyonları. Kim kritik yerlere gelecek, ihaleleri kim kontrol edecek, rüşvet, rant... Dolayısıyla Mübariz Mansimov olayında da görüldüğü gibi geçmişin pislikleri bugünün deneyimli kurtları olarak önem kazanıyor. AKP eski güçlü ve kontrollü görüntüsünü kaybediyor. Sedat Peker videolarıyla hızlanan ve görünür olan bir başka mesele de içerdeki rahatsızlık. Nagehan Alçı bile ‘artık AK Parti’nin de içinin fitne-fesat dolu kaynayan bir kazan haline geldiğini’ söylüyor. Görünen köy kılavuz istemez de rejimin kör kalemlerine bunları yazacak cesareti veren iç çatışma başkalarının da cesarete gelmesini hızlandırabilir. Nitekim kovulan Anadolu Ajansı muhabiri, bakan danışmanının ‘soru yok’ demesiyle şalterlerinin attığını söylerken “Zaten orada Demirören Haber Ajansı, Anadolu Ajansı, TRT Haber var; bu adamlar size ne sorabiliyor?” diyebilecek noktaya gelmesi de bir başka örnek. Viranşehir savcısının görevden alınacağını bilerek yaptığı açıklamalar da öyle. Peker’in yeniden gündeme getirdiği Hürriyet baskını ve Özışık kardeşler vakası ana-akım medyadaki sefaletinin altını çizerken iktidarın çaresizliğini de gösteriyor. Neredeyse bütün TV kanallarına ve gazetelere sahip olması karşısında medyayı tek adam rejimi altında muma çeviren iktidar itibar kaybediyor, inandırıcı olamıyor. Nereye gideceğini kesin olarak kestirmek mümkün olmasa da videoların AKP’yi zayıflattığı kesin. Aynı katiyetle Soylu için sadece bir sene öncesinde konuşulan gücün ve itibarın yerinde yeller estiğini söyleyebiliriz. Erdoğan Soylu’dan hoşlanmasa da MHP desteği sebebiyle tasfiye edilemediği biliniyordu. Henüz Erdoğan doğrudan hedef altında olmasa da iddiaların Soylu ile birlikte bütün iktidarı etkilediğini söylemek gerek. Binali Yıldırım’ın kumarbaz oğlu hakkındaki uyuşturucu ticareti yaptığı iddialarından sonra çember Erdoğan’a doğru daralıyor. 90’ların faili meçhulleri, Suriye İç Savaşı… Belli ki hesaplaşmada Peker cephaneliği henüz boşalmadı ama ne kadar ileri gidebileceğini göreceğiz. Videolar iç çelişkileri arttırıyor iktidar çevresinde çürümeden rahatsız bir kesime cesaret veriyor olabilir, ama bir yandan da bir süre sonra kanıksanması ihtimalinin olduğunu da unutmamak gerek. Dağılma ya da çözülme başlarsa devamı hızlı gelecektir ama şimdilik AKP kontrolünü kaybetmedi. Akademisyenlerin kanlarında duş almaktan bahseden, aşırı sağın sembol ve söylemleriyle var olagelmiş bir mafya babasının her videoda ısrarla ve vurguyla sosyalist solun ilham veren simgelerinden (Troçki, Che, Deniz Gezmiş, Hz. Ali.) başeğmezliklerini vurgulayarak bahsetmesi; Türkiye’de sağın eylem-söylem-inandırıcılık, her anlamda, iflas ettiğinin kanıtıdır. İktidarda ya da muhalefette sağ “vatan, millet, sakarya” söylemiyle fırsatı bulduğu an malı götürüyor. Gerçek bir temizlenme ve sağın karanlık dehlizlerinden çıkışın yolu ise toplumu seyirci olmaktan hesap sormaya yöneltecek sınıf merkezli bir çıkışla sosyalist solun yeniden canlanmasıdır. Kaynak:Gökçe Şentürk
AKP siyasal ve ekonomik krizle çalkalanıyor. Kokainci danışmandan, dezenfektancı bakana, belediyelerin insan kaçakçılığı yapmasından, Sedat Peker videolarına kadar geldik. Sedat Peker her videoda koz yükseltirken, içerde çözülme söylentileri ayyuka çıkmış durumda.

Bugüne kadar direksiyonu AKP tuttu; ittifaklar tek adam rejimine giden yolda kullanıldı. Uluslararası emperyalist-kapitalist sistemin Ortadoğu’da gözdesi olarak geldi, liberallerin, Kürt Hareketi’nin desteğini aldı. Cemaatle devleti ele geçirdi. 2015 sonrası cemaat tasfiye edildi, tek adam diktatörlüğü kurumsallaştı.

Devletin bütün imkanlarını bürokrasi-yargı-medya kontrolüyle kendi çıkar halkasına hibe etti. Devletin yağmalanması, ihale-arazi yolsuzlukları, mala çökmeler, rejim etrafında her biri kendi iktidar alanını yaratmaya çalışan çıkar ağları... Uzar gider. Bugün bütün bunları yapmasını kolaylaştıran tek adam rejimi şimdi içerde çözülmesine yol açacak büyük çelişkilerin de kaynağını oluşturuyor.

Büyükşehir belediyelerinin kaybedilmesiyle tetiklenen bu süreç ekonomik krizin yönetilememesi ile iktidar etrafında her biri kendi çıkar ağlarını oluşturmuş olan çevreler arasındaki savaşı, Sedat Peker videolarıyla daha görünür kılıyor. Bir yanda Berat-Serhat Albayrak kontrolünde Pelikancılar, diğer yanda MHP’nin desteklediği Soylu ve bunlar etrafında konumlanan 90’ların derin devletinden arta kalan Mehmet Ağar ve Sedat Peker ile sembolize olan mafyatik karanlık ilişkiler.

12 Mart darbesinin işkencehanesi Ziverbey Köşkü’nde yetişen, ilkin 1987 MİT Raporu ile sonra 1996’da Susurluk kazasıyla devlet-mafya ilişkilerinin merkezinde olduğu görülen Mehmet Ağar yeniden sahneye çıktı. Böylece, derin devlet tartışmaları tekrar gündeme tekrar geldi. 1960’lardan başlayarak devletin gayrinizami harp teknikleri, CIA desteği ile kurulan Özel Harp Dairesi ve kontrgerilla önce yükselen sosyalist sola karşı kullanıldı. 90’larda hem yükselen sola hem de Kürt Hareketi’ne karşı güvenlik bürokrasisi JİTEM’i kuracak, Hizbullah kullanılacak, faili meçhul cinayetler, suikastlar, adam kaçırmalar Emniyet ve MİT’te kurulan tezgahlar Susurluk raporu ile devlet-mafya-siyaset ilişkilerini ortaya dökecekti.

Oysa önemli bir fark var bugün. AKP orduyu, emniyeti, bürokrasiyi, yargıyı kontrol ediyor. 90’lardaki gibi bir “tehlike” yok. Dolayısıyla Ağar, Çakıcı gibileri cemaat tasfiyesi sonrası boşalan koltukları kendi kadrolarıyla doldurmaya çalışan iktidar klikleri içindeki çıkar çatışmasının tarafları olarak öne çıkıyor.

Geçmişle bugün arasındaki ortaklık şu; bütün pislikler “her şey vatan için” denilerek kapatılırdı, bugünkü kılıf da “devletin bekası”. Devlet düşmanları ile mücadelede kurulan gayrimeşru ilişkiler ve elde edilen kazançlardan bugün geldiğimiz nokta; hamutuyla götürme operasyonları. Kim kritik yerlere gelecek, ihaleleri kim kontrol edecek, rüşvet, rant...

Dolayısıyla Mübariz Mansimov olayında da görüldüğü gibi geçmişin pislikleri bugünün deneyimli kurtları olarak önem kazanıyor.

AKP eski güçlü ve kontrollü görüntüsünü kaybediyor. Sedat Peker videolarıyla hızlanan ve görünür olan bir başka mesele de içerdeki rahatsızlık. Nagehan Alçı bile ‘artık AK Parti’nin de içinin fitne-fesat dolu kaynayan bir kazan haline geldiğini’ söylüyor. Görünen köy kılavuz istemez de rejimin kör kalemlerine bunları yazacak cesareti veren iç çatışma başkalarının da cesarete gelmesini hızlandırabilir.

Nitekim kovulan Anadolu Ajansı muhabiri, bakan danışmanının ‘soru yok’ demesiyle şalterlerinin attığını söylerken “Zaten orada Demirören Haber Ajansı, Anadolu Ajansı, TRT Haber var; bu adamlar size ne sorabiliyor?” diyebilecek noktaya gelmesi de bir başka örnek. Viranşehir savcısının görevden alınacağını bilerek yaptığı açıklamalar da öyle.

Peker’in yeniden gündeme getirdiği Hürriyet baskını ve Özışık kardeşler vakası ana-akım medyadaki sefaletinin altını çizerken iktidarın çaresizliğini de gösteriyor. Neredeyse bütün TV kanallarına ve gazetelere sahip olması karşısında medyayı tek adam rejimi altında muma çeviren iktidar itibar kaybediyor, inandırıcı olamıyor.

Nereye gideceğini kesin olarak kestirmek mümkün olmasa da videoların AKP’yi zayıflattığı kesin. Aynı katiyetle Soylu için sadece bir sene öncesinde konuşulan gücün ve itibarın yerinde yeller estiğini söyleyebiliriz. Erdoğan Soylu’dan hoşlanmasa da MHP desteği sebebiyle tasfiye edilemediği biliniyordu. Henüz Erdoğan doğrudan hedef altında olmasa da iddiaların Soylu ile birlikte bütün iktidarı etkilediğini söylemek gerek. Binali Yıldırım’ın kumarbaz oğlu hakkındaki uyuşturucu ticareti yaptığı iddialarından sonra çember Erdoğan’a doğru daralıyor.

90’ların faili meçhulleri, Suriye İç Savaşı… Belli ki hesaplaşmada Peker cephaneliği henüz boşalmadı ama ne kadar ileri gidebileceğini göreceğiz. Videolar iç çelişkileri arttırıyor iktidar çevresinde çürümeden rahatsız bir kesime cesaret veriyor olabilir, ama bir yandan da bir süre sonra kanıksanması ihtimalinin olduğunu da unutmamak gerek. Dağılma ya da çözülme başlarsa devamı hızlı gelecektir ama şimdilik AKP kontrolünü kaybetmedi.

Akademisyenlerin kanlarında duş almaktan bahseden, aşırı sağın sembol ve söylemleriyle var olagelmiş bir mafya babasının her videoda ısrarla ve vurguyla sosyalist solun ilham veren simgelerinden (Troçki, Che, Deniz Gezmiş, Hz. Ali.) başeğmezliklerini vurgulayarak bahsetmesi; Türkiye’de sağın eylem-söylem-inandırıcılık, her anlamda, iflas ettiğinin kanıtıdır. İktidarda ya da muhalefette sağ “vatan, millet, sakarya” söylemiyle fırsatı bulduğu an malı götürüyor. Gerçek bir temizlenme ve sağın karanlık dehlizlerinden çıkışın yolu ise toplumu seyirci olmaktan hesap sormaya yöneltecek sınıf merkezli bir çıkışla sosyalist solun yeniden canlanmasıdır.

Kaynak:Gökçe Şentürk

detay alt
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.