Haber Girişi: 14.10.2021 - 12:11, Güncelleme: 14.10.2021 - 12:11

SÖZ KADIN ÇİFTÇİDE

 

SÖZ KADIN ÇİFTÇİDE

Tarımın başkenti Antalya’da kadın çiftçiler, sorunlarını ve beklentilerini anlattı. Sosyal güvencesiz çalışmak istemeyen kadın çiftçiler, “Biz yoksak tarım da yok” diyerek kadının tarımdaki gücüne dikkat çekti.
haberimizvar.net- Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü öncesinde “Doğusundan Batısına, Sahilinden Yaylasına Söz Antalyalı Çiftçi Kadınlarda” başlıklı toplantı düzenlendi. ATAK Genel Sekreteri Gonca Ertok moderatörlüğünde online düzenlenen toplantıya, Antalya’nın ilçelerinden 18 kadın çiftçi konuşmacı olarak katıldı.   Sosyal güvencesiz çalışmanın kadın çiftçilerin en büyük sorunu olduğuna dikkat çeken kadın çiftçiler, orman vasfını yitirmiş yerlerin üretim yapmak isteyen kadınlara tahsis edilmesini istedi. Kırsalda sosyal hayatın canlandırılmasıyla yeni nesilin kırsalı terk etmeyeceğini söyleyen kadın çiftçiler, “Bizden sonraki nesil kırsalda, üretimde kalmak istemiyor. Kırsal boşalırsa üretim de biter” uyarısında bulundu.   Antalya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, “Tarımsal üretimin devam edip etmeyeceğine kadınlar karar veriyor. Üretimi kadın belirliyor. Kırsalda kadına sosyal güvence sağlanırsa, sosyal yaşam alanı sağlanırsa üretim şahlanır. Hayvancılığın sürdürülebilirliği kadınlara güvence verilirse sağlanabilir” diye konuştu.   KADIN EMEĞİ İSTATİSTİKLERİ YANSIMIYOR   Manavgat’tan Gökçe Yılmaz Garip, sektörde cinsiyet eşitsizliğinden dolayı çok zorluk çektiğini anlattı. Kadın emeğinin istatistiklere yansımadığını kaydeden Garip, ücretsiz aile çiftçisi olarak çalışan kadın oranının yüzde 78.3, sosyal güvencesi olmadan sigortasız çalışan kadın çiftçi oranının yüzde 95 olduğuna dikkat çekti. Kadınların tarımda iş gücünün en az yarısını oluşturduğunu belirten Garip, “Tarımda sürdürülebilirlik için kadınların önemi anlaşılmalı. Kadın varsa üretim de var, umut da var” dedi.   Kaş’tan Serap Dikici, tarımın zor bir sektör olduğunu buna rağmen kadın olarak üretmeye devam edeceğini söylerken, “Çocuklarım ‘anne bu işi bırak’ diyor. Tarımsal üretimi bir sonraki nesile bırakmamız çok zor olacak. Bu nedenle kırsalın hem sosyal hem de ekonomik olarak desteklenmesi şart” diye konuştu.   Korkuteli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Dudu Kocabaş, kadınların üretimini sürdürmesi için kooperatifçiliğin önemine dikkat çekti. Antalya’da 30 kadın kooperatifi olduğunu belirten Kocabaş, birlikte hareket etmenin önemini vurguladı. Kadın çiftçilerin en önemli sıkıntısının sigortasız çalışmak olduğunu belirten Kocabaş, kooperatiflerde üreten kadınların sigortasının yapıldığını kaydetti.   Serik’ten Ferda Tekin, dördüncü nesil olarak tarımsal üretim yaptığını belirterek, üreten kadınların desteğe ihtiyacı olduğunu vurguladı. “Kadınlarımızın toprağı yok” diyen Tekin, orman vasfını yitirmiş alanların üretim yapan kadınlara tahsis edilmesini istedi. KADIN ÇEVREYE DAHA DUYARLI   Kumluca’dan Habibe Akıncı, 30 yıldır sebze yetiştirdiğini belirterek, kimyasalların insan, hayvan ve çevre sağlığına verdiği zararı öğrendiğinde zararlılarla biyolojik mücadele başladığını anlattı. “Kadın daha duyarlıdır. Toprağı doğayı kirletmez” diyen Akıncı, biyolojik mücadelenin bölgeye yayılması için yaptığı çalışmaları anlattı.   Korkuteli’den Teslime Tıraş, bölgede mantar ürettiğini belirterek, “Kadınlar mantar üretiminde öncü. Eğer kadınlar olmazsa bölgemiz mantar üretiminde lider olamazdı. Bu bizim gücümüz” dedi.   “TOPRAK KADIN İŞİ”   Muratpaşa’dan Yadigar Dalkıran, “Kadın ekiyor, ilaç atıyor, hasat ediyor, hale gidiyor. Kadınlar tarım işinde erkeklerden daha iyi. Toprak kadın işi” dedi.   Manavgat’tan Melek Rehber, Manavgat yangınının tıbbi aromatik bitkilerle uğraşan kadınların ekonomisini derinden etkilediğini belirterek, kadınların üretimde kalması için desteğe ihtiyaç olduğunu vurguladı.   Tarımı bırakan Özlem Kerimoğlu, tarımda yaşadıkları zorlukları anlattı.   Kepez’den Nilhan Kalender, çiçek sektöründe ikinci nesil olduğunu belirterek, “Üretimimizi ve ihracatımızı artırarak devam ediyoruz. Kadının doğadan gelen gücü var. Kadın topraktır, anadır, üretir, doğurur, büyütür, geliştirir. Gücümüz hafife alınmasın. Kadını dinlemek lazım” diye konuştu.   “ÇOCUKLARIM BU İŞİ YAPMAK İSTEMİYOR”   Elmalı’dan Kamile Kıvrak, 10 yaşından beri tarımın içerisinde olduğunu belirtirken, “Tarımın sigortası yok, geleceği yok diye çocuklarım bu işi yapmak istemiyor” dedi.   Korkuteli’den Azime Kıllı, “Sosyal güvencemiz, sağlık güvencemiz yok. Hayvanlarımıza baktığımız kadar kendimize bakamıyoruz. Özel hayatımız yok. Devletimiz, tarıma, hayvancılığa ve kadın üreticiye sahip çıkmalı. Çocuklarımın kente göçüp asgari ücretle çalışmasını istemiyorum. Köyde hayat var” diye konuştu.   Aksu’dan Mehtap Doğan, pandemiden sonra tarımın öneminin daha iyi anlaşıldığını belirterek, oğlunun pandemi tarımın yükselişini görünce ziraat mühendisi olmaya karar verdiğini anlattı. Doğan, “Tarım ve kadın önemli iki unsur. Tarım ve kadın yan yana gelirse neler olmaz. Bir kadın erkeğin yaptığı her işi fazlasıyla yapar. Gençlere tarımı sevdirelim ki üretim devam etsin” dedi.   “TARIMIN GÜCÜ KADINDIR”   Manavgat’tan Deniz Süral, üreten kadının desteklenmesi gerektiğini söylerken, “Çünkü tarımın gücü kadındır” dedi.   Toprak Ana Kadın Kooperatifi Üyesi Gönül Güney, tohumdan hasada üretimin her aşamasında kadın emeğinin bulunduğunu belirterek, “Ancak kadınımız emeğinin karşılığını alamıyor” dedi.   Finike’den Dilek Geyikçi, tarımda kadın emeğinin çok olduğunu ancak söz sahibi olmadığını kaydetti.   Gazipaşa’dan Nesime Haşlama, kadınların tarımı terk etmemesi gerektiğini vurgularken, “Kadın yoksa tarım da yok” dedi.
Tarımın başkenti Antalya’da kadın çiftçiler, sorunlarını ve beklentilerini anlattı. Sosyal güvencesiz çalışmak istemeyen kadın çiftçiler, “Biz yoksak tarım da yok” diyerek kadının tarımdaki gücüne dikkat çekti.

haberimizvar.net- Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü öncesinde “Doğusundan Batısına, Sahilinden Yaylasına Söz Antalyalı Çiftçi Kadınlarda” başlıklı toplantı düzenlendi. ATAK Genel Sekreteri Gonca Ertok moderatörlüğünde online düzenlenen toplantıya, Antalya’nın ilçelerinden 18 kadın çiftçi konuşmacı olarak katıldı.

 

Sosyal güvencesiz çalışmanın kadın çiftçilerin en büyük sorunu olduğuna dikkat çeken kadın çiftçiler, orman vasfını yitirmiş yerlerin üretim yapmak isteyen kadınlara tahsis edilmesini istedi. Kırsalda sosyal hayatın canlandırılmasıyla yeni nesilin kırsalı terk etmeyeceğini söyleyen kadın çiftçiler, “Bizden sonraki nesil kırsalda, üretimde kalmak istemiyor. Kırsal boşalırsa üretim de biter” uyarısında bulundu.

 

Antalya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, “Tarımsal üretimin devam edip etmeyeceğine kadınlar karar veriyor. Üretimi kadın belirliyor. Kırsalda kadına sosyal güvence sağlanırsa, sosyal yaşam alanı sağlanırsa üretim şahlanır. Hayvancılığın sürdürülebilirliği kadınlara güvence verilirse sağlanabilir” diye konuştu.

 

KADIN EMEĞİ İSTATİSTİKLERİ YANSIMIYOR

 

Manavgat’tan Gökçe Yılmaz Garip, sektörde cinsiyet eşitsizliğinden dolayı çok zorluk çektiğini anlattı. Kadın emeğinin istatistiklere yansımadığını kaydeden Garip, ücretsiz aile çiftçisi olarak çalışan kadın oranının yüzde 78.3, sosyal güvencesi olmadan sigortasız çalışan kadın çiftçi oranının yüzde 95 olduğuna dikkat çekti. Kadınların tarımda iş gücünün en az yarısını oluşturduğunu belirten Garip, “Tarımda sürdürülebilirlik için kadınların önemi anlaşılmalı. Kadın varsa üretim de var, umut da var” dedi.

 

Kaş’tan Serap Dikici, tarımın zor bir sektör olduğunu buna rağmen kadın olarak üretmeye devam edeceğini söylerken, “Çocuklarım ‘anne bu işi bırak’ diyor. Tarımsal üretimi bir sonraki nesile bırakmamız çok zor olacak. Bu nedenle kırsalın hem sosyal hem de ekonomik olarak desteklenmesi şart” diye konuştu.

 

Korkuteli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Dudu Kocabaş, kadınların üretimini sürdürmesi için kooperatifçiliğin önemine dikkat çekti. Antalya’da 30 kadın kooperatifi olduğunu belirten Kocabaş, birlikte hareket etmenin önemini vurguladı. Kadın çiftçilerin en önemli sıkıntısının sigortasız çalışmak olduğunu belirten Kocabaş, kooperatiflerde üreten kadınların sigortasının yapıldığını kaydetti.

 

Serik’ten Ferda Tekin, dördüncü nesil olarak tarımsal üretim yaptığını belirterek, üreten kadınların desteğe ihtiyacı olduğunu vurguladı. “Kadınlarımızın toprağı yok” diyen Tekin, orman vasfını yitirmiş alanların üretim yapan kadınlara tahsis edilmesini istedi.

KADIN ÇEVREYE DAHA DUYARLI

 

Kumluca’dan Habibe Akıncı, 30 yıldır sebze yetiştirdiğini belirterek, kimyasalların insan, hayvan ve çevre sağlığına verdiği zararı öğrendiğinde zararlılarla biyolojik mücadele başladığını anlattı. “Kadın daha duyarlıdır. Toprağı doğayı kirletmez” diyen Akıncı, biyolojik mücadelenin bölgeye yayılması için yaptığı çalışmaları anlattı.

 

Korkuteli’den Teslime Tıraş, bölgede mantar ürettiğini belirterek, “Kadınlar mantar üretiminde öncü. Eğer kadınlar olmazsa bölgemiz mantar üretiminde lider olamazdı. Bu bizim gücümüz” dedi.

 

“TOPRAK KADIN İŞİ”

 

Muratpaşa’dan Yadigar Dalkıran, “Kadın ekiyor, ilaç atıyor, hasat ediyor, hale gidiyor. Kadınlar tarım işinde erkeklerden daha iyi. Toprak kadın işi” dedi.

 

Manavgat’tan Melek Rehber, Manavgat yangınının tıbbi aromatik bitkilerle uğraşan kadınların ekonomisini derinden etkilediğini belirterek, kadınların üretimde kalması için desteğe ihtiyaç olduğunu vurguladı.

 

Tarımı bırakan Özlem Kerimoğlu, tarımda yaşadıkları zorlukları anlattı.

 

Kepez’den Nilhan Kalender, çiçek sektöründe ikinci nesil olduğunu belirterek, “Üretimimizi ve ihracatımızı artırarak devam ediyoruz. Kadının doğadan gelen gücü var. Kadın topraktır, anadır, üretir, doğurur, büyütür, geliştirir. Gücümüz hafife alınmasın. Kadını dinlemek lazım” diye konuştu.

 

“ÇOCUKLARIM BU İŞİ YAPMAK İSTEMİYOR”

 

Elmalı’dan Kamile Kıvrak, 10 yaşından beri tarımın içerisinde olduğunu belirtirken, “Tarımın sigortası yok, geleceği yok diye çocuklarım bu işi yapmak istemiyor” dedi.

 

Korkuteli’den Azime Kıllı, “Sosyal güvencemiz, sağlık güvencemiz yok. Hayvanlarımıza baktığımız kadar kendimize bakamıyoruz. Özel hayatımız yok. Devletimiz, tarıma, hayvancılığa ve kadın üreticiye sahip çıkmalı. Çocuklarımın kente göçüp asgari ücretle çalışmasını istemiyorum. Köyde hayat var” diye konuştu.

 

Aksu’dan Mehtap Doğan, pandemiden sonra tarımın öneminin daha iyi anlaşıldığını belirterek, oğlunun pandemi tarımın yükselişini görünce ziraat mühendisi olmaya karar verdiğini anlattı. Doğan, “Tarım ve kadın önemli iki unsur. Tarım ve kadın yan yana gelirse neler olmaz. Bir kadın erkeğin yaptığı her işi fazlasıyla yapar. Gençlere tarımı sevdirelim ki üretim devam etsin” dedi.

 

“TARIMIN GÜCÜ KADINDIR”

 

Manavgat’tan Deniz Süral, üreten kadının desteklenmesi gerektiğini söylerken, “Çünkü tarımın gücü kadındır” dedi.

 

Toprak Ana Kadın Kooperatifi Üyesi Gönül Güney, tohumdan hasada üretimin her aşamasında kadın emeğinin bulunduğunu belirterek, “Ancak kadınımız emeğinin karşılığını alamıyor” dedi.

 

Finike’den Dilek Geyikçi, tarımda kadın emeğinin çok olduğunu ancak söz sahibi olmadığını kaydetti.

 

Gazipaşa’dan Nesime Haşlama, kadınların tarımı terk etmemesi gerektiğini vurgularken, “Kadın yoksa tarım da yok” dedi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.