Haber Girişi: 04.08.2021 - 21:15, Güncelleme: 04.08.2021 - 21:15

YANGIN

 

YANGIN

Memleketim başta olmak üzere ülkemin birçok yerinin cehennemi yaşamaya başladığı günden itibaren tam bir hafta geçti bugün. Hala yanıyoruz, hala sönmedi, söndüremedik, kahroluyoruz..
İlk günlerde, lafta dünyanın kıskandığı ülkemize güvendik ama baktık ki Manavgat'a gelen iktidar kadrolarının uçak sayısı yangına müdahale edecek uçak sayımızdan fazlaymış! Uçağımız da yokmuş zaten, sadece Cumhurbaşkanlığı'na ait 13 özel uçağımız varken yangına müdahale edecek bir tane uçağımız yokmuş! Türk Hava Kurumu'nun 5 yıl önce taa İsrail'e yangın söndürmeye giden 11 uçağı, bir ihale kurnazlığı ile çürümeye terk edilmiş! Rusya'dan parasıyla 3 uçak kiralamışız ama aynı anda bir çok yerde yangın olunca yetmedi haliyle.. Hükümet olarak acil bir şekilde Manavgat'a afet koordinasyon kurulu kurdular. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı, Manavgat Belediye Başkanı dururken onlar CHP'li oldukları için, Manavgat'ta tek başına yürüse 2 sokak sonra kaybolacak olan AKP'li Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü'yü kurul başkanı yaparak başladılar işe!  Yangının 3. gününde Cumhurbaşkanı'nın aklına gelip yangın yerlerine gitmesiyle acaba dedik ama bir baktık ki batırdıkları Çaykur'un elde kalan çaylarını insanların kafasına atmak için gelmiş!  Çaylardan sonra hükümetten bir yarar gelmeyeceğini anlayan halk, sanatçısından sporcusuna işçisinden işadamına, genciyle yaşlısıyla hep bir ağızdan sosyal medyada "Help Turkey" diye feryat etmeye başladı. Yani Kurtuluş Savaşı'nda işgali saraydan seyreden Vahdettin gibi yangında saraylardan seyrediliyor ve halk bunu anlayıp yabancı ülkelerden destek istiyordu. Yanmamak için, ölmemek için, evleri, toprakları, hayvanları kül olmasın diye yardım istiyordu! 2 saatte 3 milyon tweet atıldı. Hal böyleyken iktidarın medyası ve maaşlı kadroları boş durur mu, hemen "Strong Türkey" diye karşı atağa geçtiler. Evet resmen "biz güçlüyüz, siz gelmeyin, biz kendi kendimize yanalım. Zaten bizim koltuklar yanmaz deriden, o yüzden bize bir şey olmaz, koltuklar kalsın ülke yansın" dediler! 3 milyon feryadın karşısına ancak 20 bin olabildiler, onların da çoğunluğu maaşlı trollken üstelik!  Yangın devam ederken, yandaş yazar İbrahim Karagül çıktı, "Pkk ormanları yakıyor, Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener Pkk'nın arkasında duruyor, bu oyunu bozalım" diyerek, her zamanki gibi hükümeti bu olaydan nasıl sıyırırız senaryosunu harekete geçiren kişi oldu. Diğerleri gibi Paramount Otel'de yeri hazırdır eminim ama orası da yanmazsa tabii!  Çevre ve Orman Bakanı sorumluluğu üzerlerinden atmak için, suçu CHP'li belediyelere atıp "aslında bizim görevimiz değil" dedi. Evet ülke yanarken hükümet bizim görevimiz değil dedi!  Bunun üzerine CHP'li belediyeler "tamam siz karışmayın biz söndürürüz" deyip, uçak almak için bakanlıktan yetki istediler ama daha hala izin verilmedi. Hem söndürmüyorsun, söndürmek isteyene de izin vermiyorsun!  Yangının 5. gününde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek Gündoğmuş'ta "yanıyoruz, buraya destek gönderin" diye ağlayarak canlı yayın yaptı. Aynı anlarda Gündoğmuş'un Akp'li Belediye Başkanı da gülerek, "TOKİ öyle evler yapacak ki evi yanmayan vatandaşlar keşke benim de evim yansaydı diyecekler" dedi! Gülerek dedi. İlçe merkezinin bile boşaltıldığı ilçenin Belediye Başkanı dedi bunları! Çünkü akılları fikirleri beton, para, rant! Muhittin Böcek yardım isteyince buna bozulan Dışişleri Bakanı kırıldığını söyleyip, halkın moralinin bozulmaması gerektiğini dile getirdi! Çünkü adam, yandaş medyadan yayın yapılmayınca kimsenin haberinin olmadığını sanıyor ama herkes internetten nasıl bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu ve iktidarın sadece çay attığını seyrediyor! Yandaş medya deyince, ülkenin Radyo Televizyon Üst Kurulu(RTÜK) TV'lere tehdit mesajı yayınlayarak, yangın görüntülerini gösterirseniz size ceza yazarız dedi. Gerçekten ülke yansın, kimsenin haberi olmasın, nasılsa bizim koltuklar yanmaz deriden diye düşünüyorlar! Yangın yerinde halka çay atan Cumhurbaşkanı'nı gören İçişleri Bakanı durur mu, 6. günde gittiği yangın yerinde benim neyim eksik diyerek, Halka dondurma dağıttı. Hararetlerini alsın diye düşündü herhalde!  Halkın yardım çığlıkları sonucu yabancı ülkelerden desteğe gelen 12 uçak 6 helikopter için, Orman Genel Müdür Yardımcısı "bizim hakikaten hava gücümüz iyi ama destek vermek isteyen ülkeleri de kıramıyoruz" dedi. Şaka yapmıyorum aynen böyle söyledi. Bütün bakanlar yangın yerinden fotoğraf verince, Diyanet İşleri Başkanı da bölgeye geldi. O da sanırım yağmur duası için gelmiştir fakat nasıl bir ayağı varsa gelir gelmez şehirde nem oranı düştü! Ha bir de camilerden tekbir getirin, tekbirle yangın söner diye anons yapılıyor!  Bugün 7. Gün!  Yangın durdurulamıyor, ormanlar, köyler, evler, topraklar yanmaya devam ediyor! İnsanlar ölmeye devam ediyor! Hayvanlar, tabiat can vermeye devam ediyor! Halk, elinde tırmıkla, kürekle, baltayla yediden yetmişe yangınla mücadele ediyor ama yetmiyor! Saraylılar boğaz manzaralı evlerinde itibarlarına itibar katarken, ülkem tükeniyor! Bütün kurumların içi boşaltılmış, liyakat yok olmuş, hiçbir bürokrat ne yapacağını bilmiyor, tek bir kişinin ağzına bakıyorlar! Neden uçağımız yok diyoruz,  Siyaset yapmayın diyorlar!  Uçak gönderin o zaman diyoruz,  Siyaset yapmayın diyorlar!  Yardım edin diyoruz, Siyaset yapmayın diyorlar!  Yapamıyorsunuz bırakın, gölge etmeyin biz yapalım diyoruz,  Siyaset yapmayın diyorlar! Ve üstelik, sadece kendi ikballerini düşünüp siyaset yapmak istedikleri için oluyor tüm bunlar!  Artık herkes sıkıldı. Bu yazıyı, bu ülkede yaşayıp bu olayları izleyip sinir krizi geçiren herkes için yazıyorum. Benim gibi düşünen, sinirden geceleri uyku uyuyamayan, saçını başını yolan tüm yurttaşlarımız için yazıyorum!  Bu yangın bir gün sönecek! En başta Ayşe teyzenin, Ahmet amcanın, kısacası elleriyle toprak atıp, su taşıyıp yangını söndürmek isteyen halk sayesinde sönecek!  Ülkenin her yerinden para, eşya, yiyecek, giyecek gönderen, güzel insanların kalbi sayesinde sönecek!  Yangına müdahaleye giderken kalp krizi geçiren Yusuf'un, yangına su taşırken dumandan zehirlenen küçük Şahin'in hatrına sönecek!  Orman işçilerimiz Erdal Toklu ve Yaşar Cinbaş'ın güzel ruhları için sönecek!  İtfaiye personelleri ile birlikte emek veren binlerce gönüllü kişi söndürecek bu yangını!  Evet bu yangın sönecek, iktidara rağmen sönecek! Milletimiz, hem bu yangını, hem de en kısa zamanda iktidarı göndererek içimizdeki yangını söndürecek!  Ülkemde yeniden çiçekler açacak, yeniden bahar gelecek ve yeniden güneşli günler göreceğiz!  Bu yazımda, bugünlerin acı hatırası, gelecek güzel günlerinde nişanesi olsun..
Memleketim başta olmak üzere ülkemin birçok yerinin cehennemi yaşamaya başladığı günden itibaren tam bir hafta geçti bugün. Hala yanıyoruz, hala sönmedi, söndüremedik, kahroluyoruz..

İlk günlerde, lafta dünyanın kıskandığı ülkemize güvendik ama baktık ki Manavgat'a gelen iktidar kadrolarının uçak sayısı yangına müdahale edecek uçak sayımızdan fazlaymış! Uçağımız da yokmuş zaten, sadece Cumhurbaşkanlığı'na ait 13 özel uçağımız varken yangına müdahale edecek bir tane uçağımız yokmuş! Türk Hava Kurumu'nun 5 yıl önce taa İsrail'e yangın söndürmeye giden 11 uçağı, bir ihale kurnazlığı ile çürümeye terk edilmiş! Rusya'dan parasıyla 3 uçak kiralamışız ama aynı anda bir çok yerde yangın olunca yetmedi haliyle..

Hükümet olarak acil bir şekilde Manavgat'a afet koordinasyon kurulu kurdular. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı, Manavgat Belediye Başkanı dururken onlar CHP'li oldukları için, Manavgat'ta tek başına yürüse 2 sokak sonra kaybolacak olan AKP'li Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü'yü kurul başkanı yaparak başladılar işe! 

Yangının 3. gününde Cumhurbaşkanı'nın aklına gelip yangın yerlerine gitmesiyle acaba dedik ama bir baktık ki batırdıkları Çaykur'un elde kalan çaylarını insanların kafasına atmak için gelmiş! 

Çaylardan sonra hükümetten bir yarar gelmeyeceğini anlayan halk, sanatçısından sporcusuna işçisinden işadamına, genciyle yaşlısıyla hep bir ağızdan sosyal medyada "Help Turkey" diye feryat etmeye başladı. Yani Kurtuluş Savaşı'nda işgali saraydan seyreden Vahdettin gibi yangında saraylardan seyrediliyor ve halk bunu anlayıp yabancı ülkelerden destek istiyordu. Yanmamak için, ölmemek için, evleri, toprakları, hayvanları kül olmasın diye yardım istiyordu! 2 saatte 3 milyon tweet atıldı. Hal böyleyken iktidarın medyası ve maaşlı kadroları boş durur mu, hemen "Strong Türkey" diye karşı atağa geçtiler. Evet resmen "biz güçlüyüz, siz gelmeyin, biz kendi kendimize yanalım. Zaten bizim koltuklar yanmaz deriden, o yüzden bize bir şey olmaz, koltuklar kalsın ülke yansın" dediler! 3 milyon feryadın karşısına ancak 20 bin olabildiler, onların da çoğunluğu maaşlı trollken üstelik! 

Yangın devam ederken, yandaş yazar İbrahim Karagül çıktı, "Pkk ormanları yakıyor, Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener Pkk'nın arkasında duruyor, bu oyunu bozalım" diyerek, her zamanki gibi hükümeti bu olaydan nasıl sıyırırız senaryosunu harekete geçiren kişi oldu. Diğerleri gibi Paramount Otel'de yeri hazırdır eminim ama orası da yanmazsa tabii! 

Çevre ve Orman Bakanı sorumluluğu üzerlerinden atmak için, suçu CHP'li belediyelere atıp "aslında bizim görevimiz değil" dedi. Evet ülke yanarken hükümet bizim görevimiz değil dedi! 

Bunun üzerine CHP'li belediyeler "tamam siz karışmayın biz söndürürüz" deyip, uçak almak için bakanlıktan yetki istediler ama daha hala izin verilmedi. Hem söndürmüyorsun, söndürmek isteyene de izin vermiyorsun! 

Yangının 5. gününde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek Gündoğmuş'ta "yanıyoruz, buraya destek gönderin" diye ağlayarak canlı yayın yaptı. Aynı anlarda Gündoğmuş'un Akp'li Belediye Başkanı da gülerek, "TOKİ öyle evler yapacak ki evi yanmayan vatandaşlar keşke benim de evim yansaydı diyecekler" dedi! Gülerek dedi. İlçe merkezinin bile boşaltıldığı ilçenin Belediye Başkanı dedi bunları! Çünkü akılları fikirleri beton, para, rant!

Muhittin Böcek yardım isteyince buna bozulan Dışişleri Bakanı kırıldığını söyleyip, halkın moralinin bozulmaması gerektiğini dile getirdi! Çünkü adam, yandaş medyadan yayın yapılmayınca kimsenin haberinin olmadığını sanıyor ama herkes internetten nasıl bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu ve iktidarın sadece çay attığını seyrediyor!

Yandaş medya deyince, ülkenin Radyo Televizyon Üst Kurulu(RTÜK) TV'lere tehdit mesajı yayınlayarak, yangın görüntülerini gösterirseniz size ceza yazarız dedi. Gerçekten ülke yansın, kimsenin haberi olmasın, nasılsa bizim koltuklar yanmaz deriden diye düşünüyorlar!

Yangın yerinde halka çay atan Cumhurbaşkanı'nı gören İçişleri Bakanı durur mu, 6. günde gittiği yangın yerinde benim neyim eksik diyerek, Halka dondurma dağıttı. Hararetlerini alsın diye düşündü herhalde! 

Halkın yardım çığlıkları sonucu yabancı ülkelerden desteğe gelen 12 uçak 6 helikopter için, Orman Genel Müdür Yardımcısı "bizim hakikaten hava gücümüz iyi ama destek vermek isteyen ülkeleri de kıramıyoruz" dedi. Şaka yapmıyorum aynen böyle söyledi.

Bütün bakanlar yangın yerinden fotoğraf verince, Diyanet İşleri Başkanı da bölgeye geldi. O da sanırım yağmur duası için gelmiştir fakat nasıl bir ayağı varsa gelir gelmez şehirde nem oranı düştü! Ha bir de camilerden tekbir getirin, tekbirle yangın söner diye anons yapılıyor! 

Bugün 7. Gün! 

Yangın durdurulamıyor, ormanlar, köyler, evler, topraklar yanmaya devam ediyor! İnsanlar ölmeye devam ediyor! Hayvanlar, tabiat can vermeye devam ediyor! Halk, elinde tırmıkla, kürekle, baltayla yediden yetmişe yangınla mücadele ediyor ama yetmiyor!

Saraylılar boğaz manzaralı evlerinde itibarlarına itibar katarken, ülkem tükeniyor!

Bütün kurumların içi boşaltılmış, liyakat yok olmuş, hiçbir bürokrat ne yapacağını bilmiyor, tek bir kişinin ağzına bakıyorlar!

Neden uçağımız yok diyoruz, 

Siyaset yapmayın diyorlar! 

Uçak gönderin o zaman diyoruz, 

Siyaset yapmayın diyorlar! 

Yardım edin diyoruz,

Siyaset yapmayın diyorlar! 

Yapamıyorsunuz bırakın, gölge etmeyin biz yapalım diyoruz, 

Siyaset yapmayın diyorlar!

Ve üstelik, sadece kendi ikballerini düşünüp siyaset yapmak istedikleri için oluyor tüm bunlar! 

Artık herkes sıkıldı. Bu yazıyı, bu ülkede yaşayıp bu olayları izleyip sinir krizi geçiren herkes için yazıyorum. Benim gibi düşünen, sinirden geceleri uyku uyuyamayan, saçını başını yolan tüm yurttaşlarımız için yazıyorum! 

Bu yangın bir gün sönecek! En başta Ayşe teyzenin, Ahmet amcanın, kısacası elleriyle toprak atıp, su taşıyıp yangını söndürmek isteyen halk sayesinde sönecek! 

Ülkenin her yerinden para, eşya, yiyecek, giyecek gönderen, güzel insanların kalbi sayesinde sönecek! 

Yangına müdahaleye giderken kalp krizi geçiren Yusuf'un, yangına su taşırken dumandan zehirlenen küçük Şahin'in hatrına sönecek! 

Orman işçilerimiz Erdal Toklu ve Yaşar Cinbaş'ın güzel ruhları için sönecek! 

İtfaiye personelleri ile birlikte emek veren binlerce gönüllü kişi söndürecek bu yangını! 

Evet bu yangın sönecek, iktidara rağmen sönecek! Milletimiz, hem bu yangını, hem de en kısa zamanda iktidarı göndererek içimizdeki yangını söndürecek! 

Ülkemde yeniden çiçekler açacak, yeniden bahar gelecek ve yeniden güneşli günler göreceğiz! 

Bu yazımda, bugünlerin acı hatırası, gelecek güzel günlerinde nişanesi olsun..

detay alt
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.