Antalya basın özgürlüğü için sokaklarda
Basın meslek örgütleri, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkına yönelik baskılara karşı, Antalya'nın da aralarında bulunduğu birçok kentte eş zamanlı eylem düzenledi. Antalya'daki basın özgürlüğü eyleminde ise "Sansüre Hayır, Habere Özgürlük" mesajı verildi.
haberimizvar.net- Gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalar, medya kuruluşlarına kayyum atanması, haber siteleri ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine karşı ortak eylem gerçekleştirildi. TELE1'e kayyum atanmasının birinci yılında; Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Antalya, Adana, Kocaeli, Van ve Diyarbakır başta olmak üzere birçok kentte düzenlenen eş zamanlı eylem ve basın açıklamalarında, basın özgürlüğüne yönelik baskılara tepki gösterildi.
Antalya'daki eylemde basın emekçileri, gazeteciliğin suç olarak görülemeyeceğini vurgulayarak halkın haber alma hakkının korunması ve sansür uygulamalarına son verilmesi çağrısında bulundu. Eylemde, "Sansüre Hayır, Habere Özgürlük", "Gazetecilik Suç Değildir" ve "Halkın Haber Alma Hakkı Engellenemez" mesajları öne çıktı. Yeni Parti Antalya Milletvekilleri Cavit Arı, Mustafa Erdem, Aliye Coşar, Yeni Parti Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, Yeni Parti Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, Antalya Basın Cemiyeti Başkanı Cem Çon, Antalya Gazeteciler Cemiyeti adına Rasim Gündüz, Yeni Parti İlçe başkanları, meslek örgütleri ve vatandaş gazetecilere destek verdi.
SESSİZ KALMAYACAĞIZ
Çağdaş Gazeteciler Derneği Antalya Şubesi Başkan Ceren Deniz, "Örgütleri altına imza attı. Ben de izninizle ortak metni sizlere aktaracağım. Türkiye'de gazetecilik; iktidarların, siyasilerin ya da sermayenin değil, halkın yanında olmaktır. Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter, nefes alamıyoruz. Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız.
HABERCİLER HEDEF ALINIYOR
Televizyon kanallarına kayyum atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez. Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef hâline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecilerin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez.
GERÇEKLERİ AÇIĞA ÇIKARMAK MÜMKÜN
Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekenleri açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediği şeyleri gizlemekle değil.
Gazetecilik, siyasi iradenin ya da sermayenin sesi olamaz. İktidarın veya siyasi erklerin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal çıkarlarına yaslananlar bilmelidir ki o dönemin siyasal aktörleri bir gün yok olacak, ancak ilkeler varlığını sürdürecektir.
ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ
Özgür basın susturulamaz. Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, LGBTİ+ bireylerin mücadelesini, gençlerin itirazlarını ve ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor.
KİMİ TUTUKLANIYOR, KİMİ GÖZALTINA ALINIYOR
Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi işini, gelirini ve mesleğini sürdürme olanağını kaybediyor. Kimi de sansürün ve baskının yarattığı güvencesizlik nedeniyle kendisini susturmaya zorlanıyor. Onlar yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyor.
HABER HAKKINA DARBE
Bu nedenle gazetecilere yöneltilen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Unutulmamalıdır ki gazetecinin kalemi kırılırsa toplum karanlığa mahkûm edilir. İstenen de budur: Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin. Ancak gazeteci yazacaktır; yine yazacaktır. Sansür, otosansür, kapatmalar ve tutuklamalar yalnızca gazetecilerin sorunu değildir. Bunlar, toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma hakkına vurulan bir darbedir" sözlerine yer verdi.
(Antalyagundem.com.tr- Abdulrezzak Kılıç)


Kaynak: Haber Merkezi
Gözden Kaçmasın
Kemer'de çevre temizliği etkinliği
Görüntüle →İlginizi Çekebilir












