Antalya’daki 3 cinayetin failleri 15 yıl sonra belirlendi
Antalya’da 2011 ve 2012 yıllarında işlenen üç cinayet, yıllar sonra yapılan DNA karşılaştırmalarıyla aydınlatıldı. Korkuteli ve Elmalı’daki cinayetlerde maktulün tırnaklarından elde edilen biyolojik örnekler, şüphelilerin DNA profilleriyle eşleşti. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in göreve gelmesiyle kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı ise kurulduğu günden bu yana 52 maktulün bulunduğu 46 dosyayı çözüme kavuşturdu.
haberimizvar.net- Adalet Bakanı Akın Gürlek’in göreve gelmesiyle kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, yıllardır aydınlatılamayan dosyaları yeniden incelemeye aldı. Toplumda hassasiyet oluşturan dosyaları yeniden değerlendiren daire, titiz çalışmaları ve farklı yöntemleriyle tozlu raflarda bekleyen dosyaları tek tek aydınlatmaya başladı. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, eski dosyaları yeniden inceleyerek ulaşılan bilgi ve bulguları ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarına iletiyor. Soruşturma yetkisine sahip savcılıklar ise bu dosyaları yeniden açarak karanlıkta kalmış failleri aydınlatıyor.
Kriminal laboratuvarlarda görev yapan uzman ekipler, en son teknolojinin sunduğu imkanları kullanarak en ince ayrıntıları dahi mercek altına alıyor. Gözden kaçan mikroskobik detaylar yeniden inceleniyor. Olay yerinde unutulan sıradan bir sigara izmariti, üzerindeki dudak izi ve tükürük kalıntılarından elde edilen DNA profili, HTS, PTS ve baz istasyonları kayıtları katilin kimliğini ortaya çıkarabiliyor. Suçluların geride bıraktığı biyolojik izler, gelişmiş genetik analiz yöntemleriyle incelenerek yıllar sonra bile adaletin karşısına çıkarılıyor. Sadece biyolojik izler değil, kurbanın üzerine bulaşan mikroskobik bir kaporta boyası parçası da olayın seyrini değiştirebiliyor.
ANTALYA’DAKİ ÜÇ CİNAYETİ MAKTULÜN TIRNAKLARI ELE VERDİ
2011 ve 2012 yıllarında Antalya’nın Korkuteli ve Elmalı ilçelerinde işlenen üç cinayet, yıllar sonra yapılan DNA karşılaştırmalarıyla aydınlatıldı. 11 Eylül 2011’de Korkuteli’nde Havva Yıldırım’ın öldürülmesi ile 17 Şubat 2012’de Elmalı’da Kadriye Tetik ve kızı Sevda Atalay’ın öldürülmesi olaylarının benzer şekilde işlendiği tespit edildi.
Kadriye Tetik’in ellerinin bağlandığı, ağzı ve yüzünün bantlandığı ve öldürüldükten sonra bileziklerinin alındığı belirlendi. Cinayetlerin işleniş biçimlerindeki benzerlik üzerine iki soruşturma birlikte değerlendirildi. Elmalı’daki soruşturmada işlem gören şüphelilerden alınan DNA örnekleri, Havva Yıldırım’ın tırnaklarından elde edilen biyolojik bulgularla karşılaştırıldı. Yapılan incelemede, tırnak altındaki biyolojik örneklerin Salih Kırçan ve Yusuf Kırçan’ın DNA profilleriyle eşleştiği tespit edildi. Bu delilin ardından cinayetlerin şüpheliler tarafından işlendiği değerlendirilirken, Salih Kırçan ve Yusuf Kırçan tutuklandı.
KAN DAVASI İÇİN ALMANYA’DAN TETİKÇİ GETİRDİLER
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, “Ucu nereye giderse gitsin devlet bu işin peşini bırakmaz. Mutlaka hesabını sorar ve bir gün adaletin karşısına çıkartır” anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın çözüme kavuşturduğu dosyalarda ilginç ve değişik yöntemler kullandığı görüldü. Bakan Gürlek’in, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın yıllardır aydınlatılamayan veya takipsizlikle kapatılan dosyaları “güncel teknolojiyle” ve “farklı bir gözle” yeniden inceliyor sözlerinin sahada karşılık bulduğu görüldü.
Muş’un Hasköy ilçesinde 2011 yılında Felemez Kulaç isimli vatandaş silahla vurularak öldürülmüştü. Dosyada yapılan incelemelerde Sekin ve Kulaç ailelerinin aralarında 1988 yılına dayanan kan davası olduğu tespit edildi. Sekin ailesinin Felemez Kulaç’ı öldürtmek için Almanya’dan Ercan Sekin’i tetikçi olarak getirdikleri tespit edildi. On beş yıl öncesinin kayıtlarını didik didik inceleyen ekipler, Almanya’dan Türkiye’ye gelen bir şüphelinin güzergâhını gün gün çıkardı.
Ercan Sekin’in 25 Ekim 2011 tarihinde Almanya’dan Türkiye’ye karayolu ile giriş yaptığı belirlendi. Sekin, Türkiye’ye girdikten sonra ilk teması akrabası olan Erdoğan Erad ile kurdu. Baz istasyonu kayıtlarına göre ikilinin Pendik-Yalova Feribot İskelesi’nde buluştuğu, buradan Bursa’nın Nilüfer ilçesine geçtikleri ve 16 U 5777 plakalı araçla Bitlis’in Güroymak ilçesine geldikleri ortaya çıkarıldı. Olay tarihine kadar Ercan Sekin, Erdoğan Erad, Sadullah Sekin, Şahin Sekin, Mehmet Can Sekin ve Nasır Sekin’in olay mahallinde birlikte keşif yaptıkları baz sinyalleriyle kanıtlandı.
31 Ekim 2011 sabahı saat 08.40 sıralarında Güroymak’tan Hasköy’e gelen Erdoğan Erad ve Ercan Sekin ikilisi, maktulün belediye otobüsüne bindiği bilgisini Sadullah Sekin’den aldı. Maktulün otobüsten ineceği noktada pusu kuran şüphelilerden Ercan Sekin, boş arazide Felemez Kulaç’a ateş ederek öldürdü. Olayın ardından Varto’ya kaçan şüphelilerin, Muazzez Sekin’e ait evde saklandıkları baz kayıtlarıyla örtüştü.
CİNAYET SONRASI ÖNCÜ-ARTÇI TAKTİĞİ İLE KAÇMIŞLAR
Cinayet sonrasında Erdoğan Erad’ın Bursa’daki suç ortakları Mesut Tokmak ve Yılmaz Taş ile görüştüğü, 16 LDM 80 plakalı araçla Muş’a gelen şüphelilerin muhtemel yol kontrollerine karşı öncü-artçı taktiğiyle Bursa’ya döndükleri tespit edildi. Ercan Sekin ise 2 Kasım 2011 gecesi Kapıkule Sınır Kapısı’ndan yurt dışına çıkarak izini kaybettirdi.
ŞÜPHEYİ BERTARAF ETMEYE ÇALIŞMIŞLAR
Dosyadaki en çarpıcı ayrıntılardan biri de cinayetin hemen ardından yaşandı. Emniyet kayıtlarında yapılan incelemelerde, olaya karışan bazı kişilerin durum henüz kolluk kuvvetlerine ihbar edilmeden Sarıyer Şeker Aktaş Polis Merkezi Amirliği’ne müracaat ederek “olayla ilgilerinin bulunmadığını” söylemek üzere ifade vermek istedikleri belirlendi. Savcılık bu davranışı, şüphelilerin olaydan önceden haberdar olabileceklerinin bir göstergesi olarak değerlendirdi. HTS, Baz, PTS kayıtları ve fiziki takiplerle planın tüm detaylarını ortaya çıkaran ekipler, 11 Eylül 2026 tarihinde eş zamanlı operasyonlar düzenledi. Operasyonda tetikçi Ercan Sekin ve Erdoğan Erad’ın da aralarında bulunduğu 11 şüpheli gözaltına alındı.
KAZAYA KARIŞAN ARAÇ TAMİR EDİLİP BOYANMIŞ
Bursa Mustafakemalpaşa’da 7 yaşındaki Medine Kesmeni’nin ölümünde ise soruşturmayı yol kenarında kalan altı küçük far parçası yönlendirdi.
Parçaların Tofaş, Şahin, Doğan veya Tempra tipi araçlardan birine ait olabileceği belirlendi. PTS kayıtlarında tam 90 benzer araç tespit edildi. Yıllar sonra gelen bir ihbar, kazaya karıştığı öne sürülen aracın olaydan sonra tamir edilip boyandığı bilgisini ortaya çıkardı. Tamircinin belirlenmesi, PTS ve daraltılmış baz kayıtlarının birleştirilmesiyle şüphelilere ulaşıldı ve bir şüpheli tutuklandı. Sigara izmaritindeki DNA örneğinden bulundu
Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde 18 Nisan 2016’da çobanlık yaparken başından vurularak öldürülen Mehmet Emin Karaalp cinayeti, olay yerinde bulunan sigara izmaritlerinden elde edilen DNA sayesinde yıllar sonra aydınlatıldı. İlk soruşturmada sonuç alınamayan dosya yeniden ele alınırken, olay yerinde bulunan 4 sigara izmariti üzerinde moleküler genetik inceleme yapıldı. Adli Tıp Kurumu raporlarında izmaritlerden elde edilen DNA örneklerinin İsmail Karaalp ve Kadri Karaalp’ten alınan örneklerle eşleştiği belirlendi. HTS ve daraltılmış baz incelemeleriyle diğer şüphelilerin de olay saatinde bölgede bulunduğu tespit edildi. Soruşturma kapsamında 8 kişi gözaltına alınırken, 5 şüpheli hakkında tutuklama kararı verildi.
CİNAYETİ ÇÖZMEK İÇİN 144 KADIN DOSYASI TEK TEK İNCELENDİ
Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 2013 yılında kaybolan, daha sonra kafatası ve kemik parçaları bulunan Dilek Kalkan’ın öldürülmesine ilişkin soruşturmasında da 144 kayıp kadın dosyası tek tek incelendi. 2014 yılında dere yatağında bulunan kafatası ve kemiklerin kime ait olduğu yıllarca belirlenememişti. Dosya yeniden ele alınınca Diyarbakır ve çevresinde kaybolan 144 genç kadının dosyası tek tek incelendi. Dilek Kalkan’ın kaybolurken üzerindeki kıyafetlerin dere yatağında bulunanlarla benzerliği dikkat çekti. Yapılan DNA incelemesinde kemiklerin Dilek Kalkan’a ait olduğu, annesiyle yüzde 99,99 uyum bulunduğu belirlendi. Ardından yıllar öncesine ait HTS ve daraltılmış baz kayıtları yeniden incelenerek şüphelilerin hareketleri cesedin bulunduğu bölgeyle karşılaştırıldı. Soruşturmada, HTS kayıtları, veri analizleri, daraltılmış baz çalışmaları, Adli Tıp Kurumu raporları, hastane muayene kayıtları, ilaç bilgileri, tanık/bilgi sahibi ifadeleri, saha araştırmalarıyla elde edilen diğer bilgi ve belgeler bir bütün halinde değerlendirilerek, tespit edilen 7 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkartıldı.
36 KURUMDAN DİJİTAL AYAK İZİ İSTENDİ
Siirt’te kaybolan Mekiye Akyel dosyasının yeniden açılmasına ise bir televizyon programı vesile oldu. Kardeşinin canlı yayındaki açıklamasından bir gün sonra savcılık re’sen soruşturma başlattı. İki yıllık HTS kayıtları çıkarıldı; tam 36 kurumdan dijital ayak izi istendi. Akyel’in kaybolduğu tarihten sonra telefon, banka, sosyal medya veya konum hareketine rastlanmadı. Şüphelilerin telefonlarını aynı saatlerde kapattıkları ve anlatımlarındaki çelişkiler dosyanın önemli parçaları oldu. Bu dosyanın en sıra dışı gelişmelerinden biri ise 8 yaşındaki bir çocuğun anlatımıydı. Çocuk, Mekiye Akyel’in yanında taşıdığı belirtilen bir bıçağın evden çıkarıldığını ve “bıçak bulunursa babasının cezaevinden çıkamayacağının” söylendiğini anlattı. İfade pedagog ve avukat eşliğinde dosyaya girdi. Ceset bulunamamasına rağmen HTS-PTS kayıtları, dijital sessizlik, tanık anlatımları, telefonların aynı anda kapanması ve çelişkili ifadeler birlikte değerlendirilerek cinayet suçlamasıyla iddianame düzenlendi. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın çalışmaları kapsamında, küçük ve yıllar önce gözden kaçmış delillerin yeniden incelenmesiyle faili meçhul dosyalar tek tek aydınlatılıyor.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Gözden Kaçmasın
Antalya'da yeni eğitim yılına çelenkli açılış
Görüntüle →İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
Antalya'da skandal! Büyükşehir Belediyesi Şube Müdürü'nden Başkan Vekili Özdemir'i eleştirenlere küfür







