YAŞAM Haber Girişi: 04.06.2021 - 16:51, Güncelleme: 04.06.2021 - 16:51

Bir Yahudi kızının saçları

 

Bir Yahudi kızının saçları

Hitler’in ölüm kamplarının en büyüğü Auschwitz’te katledilen Yahudi kız çocuklarının saçları Nazi çocuklarına oyuncak oluyordu. Faşizmin çocukları ölü yaşıtlarının saçlarıyla oynayarak büyüdü. Dünyanın en dehşet sahnelerinden biridir bu. Lanetli bir sahne…
İdris Özyol-Hitler’in ölüm kamplarının en büyüğü Auschwitz’te katledilen Yahudi kız çocuklarının saçları Nazi çocuklarına oyuncak oluyordu. Faşizmin çocukları ölü yaşıtlarının saçlarıyla oynayarak büyüdü. Dünyanın en dehşet sahnelerinden biridir bu. Lanetli bir sahne… Yeryüzünde faşizm aynı vahşetle, aynı hastalıkla yaşamaya, sürmeye, büyümeye devam ediyor. Yahudi kız çocuklarının saçlarından yapılan bu oyuncaklardan 7-8 tanesi günümüze kaldı. Bunlardan biri de Dokuma’da açılan Oyuncak Müzesi’nde sergileniyor. Müzenin en ürpertici, en ürkütücü, en rahatsız edici köşelerinden biri burası… Kepez Belediyesi tarafından Almanya’da bir mezattan alınıp Antalya’ya getirilmiş. İsrail Auschwitz’de yok edilen, çoğunun akıbeti halen belirsiz kurbanlardan hangisine ait olduğunu tespit etmek için birkaç saç kılı istemiş oyuncaktan. Gönderilmiş, ama sonuçları bilinmiyor. Saç kıllarını alan İsrail bu bilgiyi halen paylaşmamış.  Dokuma mücadelesinin zafer anıtı Hitler’in korkunç savaş planlarını yaptığı masada kullandığı asker figürleri de Antalya’da. Hitler’in dehşet oyuncakları yani… Onlar da bir mezattan alınmış ve sonradan uyanan Alman hükümeti geri almaya çalışıyormuş. Müzeler Koordinatörü Emrah Ünlüsoy “Geçti o iş” diyor. Bu trajik bilgileri ve tabii duvarlarına, binalarına sinmiş 60 yıllık acı-tatlı anıları, hüznü, tarihin ağır yükünü de yedeğimize alarak dolaştık Dokuma’yı. Bir Hollanda firmasına AVM için pazarlanan Antalya’nın bu değerli arazisini, eşsiz mirasını, emek ve üretim hafızasını korumak için verilen mücadelenin zafer anıtı gibi duruyor ayakta. İbrahim Akkaya, Hüsnü Şahin ve Mehmet Tosun’un yağmacılara karşı kurduğu çadır, o çadırın arkasına dikilen Antalya halkı, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri, akademisyenler, sanatçılar, gazeteciler, kısacası hepimiz Dokuma tarihinin onurlu sayfalarıyız. Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü de elden ele geçen o bayrağı yere düşürmemiş ve Dokuma’yı Antalya’nın yarınlarına bırakacak güzel işlere imza atmış.  Karain’den bugüne Antalya hafızası Dokuma fotoğraflarında giriş kapısının hemen arkasında duran ve ‘Şansölye Binası’ denilen yönetim bölümü şimdi Kent Müzesi. Binayı dolaşan Antalyalılar hafızalarını tazeliyor, anılara dalıyor, geçmişi bugüne taşıyorlar. Otomobil Müzesi, Şehitler Müzesi, Sanat Galerisi, Sahaflar Çarşısı gibi bölümleri de sayalım. Trafo binası modern bir kütüphaneye dönüştürülmüş. Şu an pandemi yüzünden sınırlı sayıda insan yararlansa da, normal koşullarda yer bulmak için randevu almak gerektiğini söylüyor yetkililer. Adı da Cemil Meriç Kütüphanesi… Türkan Şoray’ın başrolünde oynadığı ‘Sultan’ filminin ünlü gecekondusu da birebir yeniden inşa edilmiş Dokuma’nın bir köşesinde. Mini bir ‘gecekondu müzesi’ olarak ziyaretçilere açık… Ayrıca Dokuma Fabrikası’nın kendisini, yani pamuğu, ipliği, dokumayı, tezgahları, iğleri tekrar hayata döndürecek olan Sanayi Müzesi de yolda… Eski misafirhane bir butik otele dönüşmeyi bekliyor. Planlananlarla birlikte 12 müze oluşacak. Yani Dokuma bir müzeler adasına dönüşecek. Çadır eylemcilerinden teşekkür mesajı Antalya’nın Dokuma mücadelesi Auschwitz’te katledilen Yahudi kız çocuğunun, ölü çocuklarının saçlarını bile oyuncak haline getiren faşizmle, yağmayla, halkın malına çökmekle, rantla, sermayeyle, azgın hesaplarla, karanlık ihtiraslarla kavgasıdır. Dokuma mücadelesi Dokuma’nın halkın malı, insanlığın malı olarak kalması için verildi. Bu kavgayı Antalya kazanmıştır ve şu an saatlerce, hatta günlerce içinde dolaşabileceğimiz müzeler, galeriler, kültür merkezleri, kütüphaneler bunun kanıtıdır. Sözü Dokuma eylemcilerinden Hüsnü Şahin’e bırakarak bitirelim yazıyı: “Dokuma’ya belediyenin daveti üzerine 16 yıl sonra ilk kez gittim. Çocuklarımızın, kentimizin, halkımızın geleceği için verdiğimiz Dokuma mücadelesinin başarıya ulaşması bizde büyük bir sevinç yarattı. Hakan Tütüncü Dokuma’ya sahip çıkarak, bir tek çivisini sökmeden onarmış, hayata döndürmüş. Bir solcu, bir devrimci, bir komünist olarak, siyasi çizgilerimiz tam ters istikamette olsa da, Hakan Tütüncü ve çalışma arkadaşlarına Dokuma’ya sahip çıktıkları ve kente kazandırdıkları, bu güzel eserleri yaptıkları için teşekkür ediyoruz. Hakkımız helal olsun”…
Hitler’in ölüm kamplarının en büyüğü Auschwitz’te katledilen Yahudi kız çocuklarının saçları Nazi çocuklarına oyuncak oluyordu. Faşizmin çocukları ölü yaşıtlarının saçlarıyla oynayarak büyüdü. Dünyanın en dehşet sahnelerinden biridir bu. Lanetli bir sahne…

İdris Özyol-Hitler’in ölüm kamplarının en büyüğü Auschwitz’te katledilen Yahudi kız çocuklarının saçları Nazi çocuklarına oyuncak oluyordu. Faşizmin çocukları ölü yaşıtlarının saçlarıyla oynayarak büyüdü. Dünyanın en dehşet sahnelerinden biridir bu. Lanetli bir sahne… Yeryüzünde faşizm aynı vahşetle, aynı hastalıkla yaşamaya, sürmeye, büyümeye devam ediyor. Yahudi kız çocuklarının saçlarından yapılan bu oyuncaklardan 7-8 tanesi günümüze kaldı. Bunlardan biri de Dokuma’da açılan Oyuncak Müzesi’nde sergileniyor. Müzenin en ürpertici, en ürkütücü, en rahatsız edici köşelerinden biri burası… Kepez Belediyesi tarafından Almanya’da bir mezattan alınıp Antalya’ya getirilmiş. İsrail Auschwitz’de yok edilen, çoğunun akıbeti halen belirsiz kurbanlardan hangisine ait olduğunu tespit etmek için birkaç saç kılı istemiş oyuncaktan. Gönderilmiş, ama sonuçları bilinmiyor. Saç kıllarını alan İsrail bu bilgiyi halen paylaşmamış. 

Dokuma mücadelesinin zafer anıtı

Hitler’in korkunç savaş planlarını yaptığı masada kullandığı asker figürleri de Antalya’da. Hitler’in dehşet oyuncakları yani… Onlar da bir mezattan alınmış ve sonradan uyanan Alman hükümeti geri almaya çalışıyormuş. Müzeler Koordinatörü Emrah Ünlüsoy “Geçti o iş” diyor. Bu trajik bilgileri ve tabii duvarlarına, binalarına sinmiş 60 yıllık acı-tatlı anıları, hüznü, tarihin ağır yükünü de yedeğimize alarak dolaştık Dokuma’yı. Bir Hollanda firmasına AVM için pazarlanan Antalya’nın bu değerli arazisini, eşsiz mirasını, emek ve üretim hafızasını korumak için verilen mücadelenin zafer anıtı gibi duruyor ayakta. İbrahim Akkaya, Hüsnü Şahin ve Mehmet Tosun’un yağmacılara karşı kurduğu çadır, o çadırın arkasına dikilen Antalya halkı, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri, akademisyenler, sanatçılar, gazeteciler, kısacası hepimiz Dokuma tarihinin onurlu sayfalarıyız. Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü de elden ele geçen o bayrağı yere düşürmemiş ve Dokuma’yı Antalya’nın yarınlarına bırakacak güzel işlere imza atmış. 

Karain’den bugüne Antalya hafızası

Dokuma fotoğraflarında giriş kapısının hemen arkasında duran ve ‘Şansölye Binası’ denilen yönetim bölümü şimdi Kent Müzesi. Binayı dolaşan Antalyalılar hafızalarını tazeliyor, anılara dalıyor, geçmişi bugüne taşıyorlar. Otomobil Müzesi, Şehitler Müzesi, Sanat Galerisi, Sahaflar Çarşısı gibi bölümleri de sayalım. Trafo binası modern bir kütüphaneye dönüştürülmüş. Şu an pandemi yüzünden sınırlı sayıda insan yararlansa da, normal koşullarda yer bulmak için randevu almak gerektiğini söylüyor yetkililer. Adı da Cemil Meriç Kütüphanesi… Türkan Şoray’ın başrolünde oynadığı ‘Sultan’ filminin ünlü gecekondusu da birebir yeniden inşa edilmiş Dokuma’nın bir köşesinde. Mini bir ‘gecekondu müzesi’ olarak ziyaretçilere açık… Ayrıca Dokuma Fabrikası’nın kendisini, yani pamuğu, ipliği, dokumayı, tezgahları, iğleri tekrar hayata döndürecek olan Sanayi Müzesi de yolda… Eski misafirhane bir butik otele dönüşmeyi bekliyor. Planlananlarla birlikte 12 müze oluşacak. Yani Dokuma bir müzeler adasına dönüşecek.

Çadır eylemcilerinden teşekkür mesajı

Antalya’nın Dokuma mücadelesi Auschwitz’te katledilen Yahudi kız çocuğunun, ölü çocuklarının saçlarını bile oyuncak haline getiren faşizmle, yağmayla, halkın malına çökmekle, rantla, sermayeyle, azgın hesaplarla, karanlık ihtiraslarla kavgasıdır. Dokuma mücadelesi Dokuma’nın halkın malı, insanlığın malı olarak kalması için verildi. Bu kavgayı Antalya kazanmıştır ve şu an saatlerce, hatta günlerce içinde dolaşabileceğimiz müzeler, galeriler, kültür merkezleri, kütüphaneler bunun kanıtıdır. Sözü Dokuma eylemcilerinden Hüsnü Şahin’e bırakarak bitirelim yazıyı: “Dokuma’ya belediyenin daveti üzerine 16 yıl sonra ilk kez gittim. Çocuklarımızın, kentimizin, halkımızın geleceği için verdiğimiz Dokuma mücadelesinin başarıya ulaşması bizde büyük bir sevinç yarattı. Hakan Tütüncü Dokuma’ya sahip çıkarak, bir tek çivisini sökmeden onarmış, hayata döndürmüş. Bir solcu, bir devrimci, bir komünist olarak, siyasi çizgilerimiz tam ters istikamette olsa da, Hakan Tütüncü ve çalışma arkadaşlarına Dokuma’ya sahip çıktıkları ve kente kazandırdıkları, bu güzel eserleri yaptıkları için teşekkür ediyoruz. Hakkımız helal olsun”…

detay alt
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.