Haber Girişi: 05.08.2021 - 17:20, Güncelleme: 05.08.2021 - 17:20

Elmalı mimarisine Alman modeli

 

Elmalı mimarisine Alman modeli

Antalya Kültürel Miras Derneği’nin (ANKA) Elmalı’da arı serenleri ve tahıl ambarlarının kayıt altına alınarak uluslar arası alanda tanıtılmasına ilişkin “Kırkambar Projesi” atölye çalışmasına katılan mimar Klaus Schulz, kırsal mirasın korunmasında tersine göçü başaran Almanya örneğinin Elmalı için de geçerli olabileceğini, bu yolla kırsal kalkınmanın başarıya ulaşacağını anlattı
haberimizvar.net- Avrupa Birliği’nin hibe desteğiyle yürütülen Kırkambar Pojesi’nin Elmalı’daki ofisinde gerçekleştirilen eğitim ve atölye çalışmasına katılan yabancı akademisyen ve uzmanlar ile yerel temsilciler, Elmalı’daki geleneksel kırsal miras örneği arı serenleri ve tahıl ambarlarının tespiti ve yeniden fonksiyon kazandırılması için yapılabilecekleri ve olası sorunları tartıştı.    Arı serenleri üzerine çalışan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğretim üyesi Dr. Nisa Erkovan, bu kırsal mimari örneklerin temel işlevinin bal üretimini güvenceye almak olduğunu söyledi. Dr. Erkovan, yüksek yaylalardaki kule tipi arı serenlerinin doğal yöntemle üretilen balı yaban hayvanlarından ve hırsızlardan korumak amacıyla inşa edildiğini, Antalya ve Konya’ya özgü bu kırsal mimari miras örneklerinin halen kullanıldığını anlattı.   Elmalı’daki yöresel mimari ve kültürel peyzaj üzerine doktora çalışması yapan Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hacer Mutlu Danacı da araştırma bulgularını Kırkambar Projesi eğitim ve atölye katılımcıları ile paylaştı. Tahıl ambarları, değirmenler, ağdalıklar, bağ evleri ve arı serenlerinden oluşan Elmalı’daki yöresel mimari örnekler için resmi bir koruma statüsü bulunmadığı hatırlatan Dr. Danacı, ilçedeki kırsal peyzaj ve yöresel mimarinin bütüncül olarak korunması gerektiğine dikkati çekti.    Kırkambar Projesi’nin yabancı ortağı olan Avusturyalı Synergie zum Kulturerbe des Anatolishen Mittelmeerraums (Diskeles) derneğinin başkanı Dr. Banu Marksteiner, Avusturyalıların Antalya’daki geleneksel halk mimarisine ilgisinin 19’uncu yüzyılda başladığını hatırlattı. Teke Yaylası’ndaki araştırma gezilerinde tahıl ambarlarının fotoğraflarının çekilerek kayıt altına alındığını anlatan Dr. Marksteiner, “20’nci yüzyıla gelindiğinde Avusturyalı ekipler, tahıl ambarları ve serenlerin form ve inşa teknikleri ile Likya kaya mezarları ve dikme mezarları arasında bazı paralellikler tespit ettiler” dedi. Avusturyalı araştırmacıların Teke Yaylası’na ilgisinin günümüzde de devam ettiğini kaydeden Dr. Marksteiner, kerpiç evleri, tahıl ambarları ve su değirmeni bulunan Gilevgi Köyü’nün açık hava müzesi gibi olduğunu söyledi.     Mekansal planlama mühendisi ve Diskeles üyesi Claude Schaefers, toplantıda yaptığı sunumda halk mimarisi örneği geleneksel tahıl ambarlarının Avrupa’da geniş bir yayılım alanına sahip olduğunu aktardı. Claude Schaefers, Avusturya dışında Almanya, Fransa, İspanya, İsviçre, İtalya gibi ülkelerin kırsalında görülen tahıl ambarlarının çoğunun halen kullanılmaya devam ettiğini belirterek, Elmalı için örnek olabilecek yeniden işlevlendirme örneklerini tanıttı. Özel bir koruma statüsü bulunmayan Avrupa’daki tahıl ambarlarının çoğunun mülk sahiplerince veya girişimciler tarafından satın alınarak eko-turizm alanlarında pansiyon olarak kullanıldığına dikkati çeken Schaefers, tahıl ambarlarının bir kısmının da halk mimarlığı veya halk kültürü müzelerinde sergilendiğini kaydetti.    Likya düğümünün önemine dikkati çekmek için Limyra’da 1970li yıllarda başlatılan deneysel arkeoloji çalışmalarına katılan Diskeles üyesi mimar Klaus Schulz, Almanya’nın Koburg bölgesindeki Sesslach kasabasının kültürel mirasın yeniden fonksiyonlandırılarak kullanılması çalışmalarından örnekler sundu. Alman devletinin, kente göç nedeniyle nüfusu 400’e düşen Sesslach kasabasındaki mimari mirasın tamamının onarımına destek verdiğini hatırlatan Klaus Schulz, sosyal ve ekonomik etkinliklerle desteklenen koruma faaliyetleri sayesinde kasabanın nüfusunun on katın üzerinde arttığını anlattı. Klaus Schulz, Almanya’da kültürel mirası yaşatmak için yıllık 3 milyar Euro bütçe kullanıldığını ve devletin harcadığı her bir Euro’nun altı katının vergi ve benzeri yollarla hazineye geri döndüğünü söyledi. Tarihi yapıları restore edilerek eko turizm faaliyeti başlatılan Sesslach kasabasına geri dönen gençlerin sosyal ihtiyaçlarını karşılamak ve küçük esnafı desteklemek için özel programlar uygulandığını dile getiren Schulz, Elmalı için de benzer proje ve programlar geliştirilmesi halinde kırsal kalkınmanın başarıya ulaşacağını, kente göçün tersine çevrilebileceğini söyledi.  
Antalya Kültürel Miras Derneği’nin (ANKA) Elmalı’da arı serenleri ve tahıl ambarlarının kayıt altına alınarak uluslar arası alanda tanıtılmasına ilişkin “Kırkambar Projesi” atölye çalışmasına katılan mimar Klaus Schulz, kırsal mirasın korunmasında tersine göçü başaran Almanya örneğinin Elmalı için de geçerli olabileceğini, bu yolla kırsal kalkınmanın başarıya ulaşacağını anlattı

haberimizvar.net- Avrupa Birliği’nin hibe desteğiyle yürütülen Kırkambar Pojesi’nin Elmalı’daki ofisinde gerçekleştirilen eğitim ve atölye çalışmasına katılan yabancı akademisyen ve uzmanlar ile yerel temsilciler, Elmalı’daki geleneksel kırsal miras örneği arı serenleri ve tahıl ambarlarının tespiti ve yeniden fonksiyon kazandırılması için yapılabilecekleri ve olası sorunları tartıştı. 

 

Arı serenleri üzerine çalışan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğretim üyesi Dr. Nisa Erkovan, bu kırsal mimari örneklerin temel işlevinin bal üretimini güvenceye almak olduğunu söyledi. Dr. Erkovan, yüksek yaylalardaki kule tipi arı serenlerinin doğal yöntemle üretilen balı yaban hayvanlarından ve hırsızlardan korumak amacıyla inşa edildiğini, Antalya ve Konya’ya özgü bu kırsal mimari miras örneklerinin halen kullanıldığını anlattı.

 

Elmalı’daki yöresel mimari ve kültürel peyzaj üzerine doktora çalışması yapan Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hacer Mutlu Danacı da araştırma bulgularını Kırkambar Projesi eğitim ve atölye katılımcıları ile paylaştı. Tahıl ambarları, değirmenler, ağdalıklar, bağ evleri ve arı serenlerinden oluşan Elmalı’daki yöresel mimari örnekler için resmi bir koruma statüsü bulunmadığı hatırlatan Dr. Danacı, ilçedeki kırsal peyzaj ve yöresel mimarinin bütüncül olarak korunması gerektiğine dikkati çekti. 

 

Kırkambar Projesi’nin yabancı ortağı olan Avusturyalı Synergie zum Kulturerbe des Anatolishen Mittelmeerraums (Diskeles) derneğinin başkanı Dr. Banu Marksteiner, Avusturyalıların Antalya’daki geleneksel halk mimarisine ilgisinin 19’uncu yüzyılda başladığını hatırlattı. Teke Yaylası’ndaki araştırma gezilerinde tahıl ambarlarının fotoğraflarının çekilerek kayıt altına alındığını anlatan Dr. Marksteiner, “20’nci yüzyıla gelindiğinde Avusturyalı ekipler, tahıl ambarları ve serenlerin form ve inşa teknikleri ile Likya kaya mezarları ve dikme mezarları arasında bazı paralellikler tespit ettiler” dedi. Avusturyalı araştırmacıların Teke Yaylası’na ilgisinin günümüzde de devam ettiğini kaydeden Dr. Marksteiner, kerpiç evleri, tahıl ambarları ve su değirmeni bulunan Gilevgi Köyü’nün açık hava müzesi gibi olduğunu söyledi.

 

 

Mekansal planlama mühendisi ve Diskeles üyesi Claude Schaefers, toplantıda yaptığı sunumda halk mimarisi örneği geleneksel tahıl ambarlarının Avrupa’da geniş bir yayılım alanına sahip olduğunu aktardı. Claude Schaefers, Avusturya dışında Almanya, Fransa, İspanya, İsviçre, İtalya gibi ülkelerin kırsalında görülen tahıl ambarlarının çoğunun halen kullanılmaya devam ettiğini belirterek, Elmalı için örnek olabilecek yeniden işlevlendirme örneklerini tanıttı. Özel bir koruma statüsü bulunmayan Avrupa’daki tahıl ambarlarının çoğunun mülk sahiplerince veya girişimciler tarafından satın alınarak eko-turizm alanlarında pansiyon olarak kullanıldığına dikkati çeken Schaefers, tahıl ambarlarının bir kısmının da halk mimarlığı veya halk kültürü müzelerinde sergilendiğini kaydetti. 

 

Likya düğümünün önemine dikkati çekmek için Limyra’da 1970li yıllarda başlatılan deneysel arkeoloji çalışmalarına katılan Diskeles üyesi mimar Klaus Schulz, Almanya’nın Koburg bölgesindeki Sesslach kasabasının kültürel mirasın yeniden fonksiyonlandırılarak kullanılması çalışmalarından örnekler sundu. Alman devletinin, kente göç nedeniyle nüfusu 400’e düşen Sesslach kasabasındaki mimari mirasın tamamının onarımına destek verdiğini hatırlatan Klaus Schulz, sosyal ve ekonomik etkinliklerle desteklenen koruma faaliyetleri sayesinde kasabanın nüfusunun on katın üzerinde arttığını anlattı. Klaus Schulz, Almanya’da kültürel mirası yaşatmak için yıllık 3 milyar Euro bütçe kullanıldığını ve devletin harcadığı her bir Euro’nun altı katının vergi ve benzeri yollarla hazineye geri döndüğünü söyledi. Tarihi yapıları restore edilerek eko turizm faaliyeti başlatılan Sesslach kasabasına geri dönen gençlerin sosyal ihtiyaçlarını karşılamak ve küçük esnafı desteklemek için özel programlar uygulandığını dile getiren Schulz, Elmalı için de benzer proje ve programlar geliştirilmesi halinde kırsal kalkınmanın başarıya ulaşacağını, kente göçün tersine çevrilebileceğini söyledi.  


detay alt
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.