Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
YEREL Haber Girişi: 29.03.2021 - 11:53, Güncelleme: 29.03.2021 - 12:16

En sert önlemler alınmalı

 

En sert önlemler alınmalı

Hükümetin yanlış politikaları yüzünden vaka sayılarının bir türlü düşürülemediğini belirten Antalya Tabip Odası, “Geçen yaz korona yokmuş gibi geçti. Umarız bu sene de aynı hataya düşülmez. En sert önlemler alınmazsa Türkiye’yi kara bir tablo bekliyor” açıklamasında bulundu.
haberimizvar.net Antalya Tabip Odası, aşılamada yetersiz kalınması ve artan vakalar üzerine yazılı açıklama yaparak hükümeti uyardı. Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Sağlık Bakanlığı tarafından kısa süre önce uygulanmaya başlanan illerimizde 100.000 nüfusa düşen toplam vaka sayısı her hafta açıklanıyor. 4 kategoriye ayrılan risk değerlendirmesine göre düşük riskli(mavi), orta riskli(sarı), yüksek riskli(turuncu) ve çok yüksek riskli(kırmızı). Bu tabloya göre normalleşme adımlarının uygulanacağı açıklandı. Toplam vaka sayısı 3 milyonu, yaşamını yitirenlerin sayısı 30 binleri aşarken Türkiye risk haritasında 39 il çok kısa sürede kırmızıya döndü. Günlük vaka sayısı 30.000’ni, ölüm sayısı 150'yi aşmış durumda. Risk haritasına göre başlangıçta turuncu olan Antalya’da kırmızıya yani yüksek riskli gruba yükseldi. Buna rağmen yeni önlem ya da kısıtlılık kararları alınmıyor. Covid-19 salgının seyri konusunda hala net bir değerlendirme yapamıyoruz. Şeffaf olmama, verilerin paylaşılmaması, bilimsel veriler ve yöntemlerle hareket etmeme sorunları devam ediyor. Sosyoekonomik sorunlara ve derinleşen eşitsizliklere yeterli destek verilemedi. Son günlerdeki hasta sayılarındaki ciddi yükseliş ve mutasyon tehdidi bizi yeni bir riskli döneme soktu.  İlk vakaların açıklandığı 11 Mart’tan bu zamana turkuaz tablodaki sayıları binli rakamlardan aşağı indiremedik. Biz daha ilk dalgayı dahi bastıramadan nisan ayında ilk, 27 Kasım’da ikinci piki gördük ve vakalar 45 binli rakamlara kadar çıktı. Alınan önlemlerle vaka sayılarında azalma olmuş ve hastaneler üzerindeki yük azalmıştı.  Yeterli görmediğimiz ve en az 3-4 haftalık bir kapanma ve hızlı aşılamanın gerekliliğini önerdiğimiz bu dönemde şubat ayında vakalar tekrar yükselmeye başladı. Normalleşme sürecinin başlatıldığı1 Mart’ta vakalar 10 bin sınırını aşmıştı.  Aşılama oranlarının düşüklüğü ve virüs varyantlarının tüm Türkiye’ye yayılmış olması kaygılarımızı artırıyor.  Birçok ilde bulaşıcılığı daha yüksek olan İngiliz mutantının arttığı görülüyor. Yeni hasta sayılarında, hastaneye başvurularda ciddi artışlar var. Henüz yoğun bakımlarımız doluluk kapasitelerine ulaşmış değil. İller arasında geçişkenlik olduğu sürece üstelikmutant varyantların hızla yaygınlaştığı bir dönemde vaka sayılarının azalması zor görünüyor.Şu anda kontrolsüz açılmanın sonuçlarını yaşıyoruz.  Hala düşük seviyede test uygulamak ve testleri sadece semptom gösteren insanlara yapmakta ısrar ediliyor. İki aşısını tamamlamış ve üzerinden 14 gün geçmiş kişiler hasta olabilecek ve virüsü bulaştırabilecekken temaslı sayılmıyor, teste tabi tutulmuyorlar.  Zira az test, az vaka demek. Bu aşamada özellikle mutant varyantların yayılımı düşünülerek test sayılarını artırmaya ihtiyaç var. Mutant virüslü olgular kısa sürede tanınmalı,izole edilmeli ve alt tiplerinin hızla açıklanması gerekiyor. Salgınla mücadelede aşının ne kadar etkili olduğu dünyaca görüldü. Bir toplumda aşılama ile virüs yayılımının engellenebilmesi için toplumun yüzde 80’inin aşılanıyor olması gerek. Şu anda Türkiye’de 15 milyona yakın kişiye aşı yapıldı.8 milyon kişi birinci doz aşısını olurken, ikinci doz aşısını olanların sayısı 6,5 milyon civarında. Türkiye’de 60 yaş üstü ve sağlık çalışanlarının toplamı 12,5 milyondan fazla. Birde riskli grupları eklersek yoğun bir aşılama kampanyasına ihtiyacımız olduğu açık. Aşı teminindeki gecikme bağışıklama sürecini yavaşlatıyor. Bu hızla aşılamaları ancak 1 yılda tamamlayabiliriz.Sürekli mutasyona uğrayan bir virüs var karşımızda. Varyant mutantların aşı etkisini nasıl değiştireceği de henüz bilinmiyor. Bu yüzden aşılamayı hızlandırmamız gerekiyor. Türkiye, 2020 yazını sanki Covid-19 yokmuş gibi yaşadı. 1 Haziran kararlarının ve 2020 yazında yaşanan rehavetin sonuçlarını ağustos ayında artan vakalar ve yoğun bakım doluluk oranları ile yaşadık. Umarız bu yıl hatalar tekrarlanmaz ve yurt dışından gelen kişilerin negatif PCR testleri olmadan girişleri yapılmaz ve yabancı turistlerin pandemi yasaklarından muaf tutulması uygulamasından vazgeçilir.  Eğer sert önlemler alınmazsa Türkiye’yi yakın zamanda yeniden korkutucu bir tablo bekliyor. Covid-19 yayılımını azaltabilmek için 2 haftalık, hatta ideal olan 4 haftalık tam bir kapanmaya ihtiyacımız var. İzolasyon ve temaslı takibini etkinleştirmek, ev dışı izolasyon olanakları sağlamak ve yaygınlaştırmak,toplu taşıma yükünü azaltmak, ekonomik ve sosyal destekleri artırmak gerekiyor. Öncelikli sayılmayan vatandaşa her koşulda ceza yazılırken, siyasi ve idari kesimin pandemi kurallarını yok sayan davranışları;  maske, mesafe uyarılarına ve gerekliliğine inancı yok etmektedir. Kongrelerden ve kalabalık cenaze toplantı vb. manzaralardan etkilenen toplumun yorgunluğu ve salgın yönetimine güvensizliği, kaygıları derinleşiyor.Hiçbir kesime ayrıcalık tanımayan, akla ve bilime uygun, ekonomik ve sosyal ihtiyaçları gözeten önlemler alınmalıdır.  Uzun döneme yayarak yorucu ancak çözüm odaklı olmayıp vatandaşı daha perişan eden, çocuklarımızın eğitim hayatına dönmesini öncelemeyen kısıtlamaların faydası olmadığını gördük, görüyoruz.  Salgın sürecini şeffaflıktan ve toplum katılımından uzak yürütmeyiniz. İl idaresi, yerel yönetimler, meslek birlikleri, sendikalar ve sahada çalışanlarla eşgüdüm ve denetim içinde olunuz, Aşıda gelinen durumu çelişkili ve tutarsız açıklamalardan kaçınarak, vatandaşla paylaşınız, Kovid-19’u meslek hastalığı olarak kabul ediniz, Yeterli sağlık çalışanı atanmasını sağlayınız, en az iki inkübasyon sürelik tam kapanmayı uygulamayan yetkilileri, en azından açıklanan haftalık vaka sayılarına göre il tedbirlerini almaya davet ediyoruz.”
Hükümetin yanlış politikaları yüzünden vaka sayılarının bir türlü düşürülemediğini belirten Antalya Tabip Odası, “Geçen yaz korona yokmuş gibi geçti. Umarız bu sene de aynı hataya düşülmez. En sert önlemler alınmazsa Türkiye’yi kara bir tablo bekliyor” açıklamasında bulundu.

haberimizvar.net

Antalya Tabip Odası, aşılamada yetersiz kalınması ve artan vakalar üzerine yazılı açıklama yaparak hükümeti uyardı. Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Sağlık Bakanlığı tarafından kısa süre önce uygulanmaya başlanan illerimizde 100.000 nüfusa düşen toplam vaka sayısı her hafta açıklanıyor. 4 kategoriye ayrılan risk değerlendirmesine göre düşük riskli(mavi), orta riskli(sarı), yüksek riskli(turuncu) ve çok yüksek riskli(kırmızı). Bu tabloya göre normalleşme adımlarının uygulanacağı açıklandı. Toplam vaka sayısı 3 milyonu, yaşamını yitirenlerin sayısı 30 binleri aşarken Türkiye risk haritasında 39 il çok kısa sürede kırmızıya döndü. Günlük vaka sayısı 30.000’ni, ölüm sayısı 150'yi aşmış durumda. Risk haritasına göre başlangıçta turuncu olan Antalya’da kırmızıya yani yüksek riskli gruba yükseldi. Buna rağmen yeni önlem ya da kısıtlılık kararları alınmıyor.

Covid-19 salgının seyri konusunda hala net bir değerlendirme yapamıyoruz. Şeffaf olmama, verilerin paylaşılmaması, bilimsel veriler ve yöntemlerle hareket etmeme sorunları devam ediyor. Sosyoekonomik sorunlara ve derinleşen eşitsizliklere yeterli destek verilemedi. Son günlerdeki hasta sayılarındaki ciddi yükseliş ve mutasyon tehdidi bizi yeni bir riskli döneme soktu. 

İlk vakaların açıklandığı 11 Mart’tan bu zamana turkuaz tablodaki sayıları binli rakamlardan aşağı indiremedik. Biz daha ilk dalgayı dahi bastıramadan nisan ayında ilk, 27 Kasım’da ikinci piki gördük ve vakalar 45 binli rakamlara kadar çıktı. Alınan önlemlerle vaka sayılarında azalma olmuş ve hastaneler üzerindeki yük azalmıştı.  Yeterli görmediğimiz ve en az 3-4 haftalık bir kapanma ve hızlı aşılamanın gerekliliğini önerdiğimiz bu dönemde şubat ayında vakalar tekrar yükselmeye başladı. Normalleşme sürecinin başlatıldığı1 Mart’ta vakalar 10 bin sınırını aşmıştı. 

Aşılama oranlarının düşüklüğü ve virüs varyantlarının tüm Türkiye’ye yayılmış olması kaygılarımızı artırıyor. 

Birçok ilde bulaşıcılığı daha yüksek olan İngiliz mutantının arttığı görülüyor. Yeni hasta sayılarında, hastaneye başvurularda ciddi artışlar var. Henüz yoğun bakımlarımız doluluk kapasitelerine ulaşmış değil. İller arasında geçişkenlik olduğu sürece üstelikmutant varyantların hızla yaygınlaştığı bir dönemde vaka sayılarının azalması zor görünüyor.Şu anda kontrolsüz açılmanın sonuçlarını yaşıyoruz. 
Hala düşük seviyede test uygulamak ve testleri sadece semptom gösteren insanlara yapmakta ısrar ediliyor. İki aşısını tamamlamış ve üzerinden 14 gün geçmiş kişiler hasta olabilecek ve virüsü bulaştırabilecekken temaslı sayılmıyor, teste tabi tutulmuyorlar.  Zira az test, az vaka demek. Bu aşamada özellikle mutant varyantların yayılımı düşünülerek test sayılarını artırmaya ihtiyaç var. Mutant virüslü olgular kısa sürede tanınmalı,izole edilmeli ve alt tiplerinin hızla açıklanması gerekiyor.

Salgınla mücadelede aşının ne kadar etkili olduğu dünyaca görüldü. Bir toplumda aşılama ile virüs yayılımının engellenebilmesi için toplumun yüzde 80’inin aşılanıyor olması gerek. Şu anda Türkiye’de 15 milyona yakın kişiye aşı yapıldı.8 milyon kişi birinci doz aşısını olurken, ikinci doz aşısını olanların sayısı 6,5 milyon civarında. Türkiye’de 60 yaş üstü ve sağlık çalışanlarının toplamı 12,5 milyondan fazla. Birde riskli grupları eklersek yoğun bir aşılama kampanyasına ihtiyacımız olduğu açık. Aşı teminindeki gecikme bağışıklama sürecini yavaşlatıyor. Bu hızla aşılamaları ancak 1 yılda tamamlayabiliriz.Sürekli mutasyona uğrayan bir virüs var karşımızda. Varyant mutantların aşı etkisini nasıl değiştireceği de henüz bilinmiyor. Bu yüzden aşılamayı hızlandırmamız gerekiyor.

Türkiye, 2020 yazını sanki Covid-19 yokmuş gibi yaşadı. 1 Haziran kararlarının ve 2020 yazında yaşanan rehavetin sonuçlarını ağustos ayında artan vakalar ve yoğun bakım doluluk oranları ile yaşadık. Umarız bu yıl hatalar tekrarlanmaz ve yurt dışından gelen kişilerin negatif PCR testleri olmadan girişleri yapılmaz ve yabancı turistlerin pandemi yasaklarından muaf tutulması uygulamasından vazgeçilir. 

Eğer sert önlemler alınmazsa Türkiye’yi yakın zamanda yeniden korkutucu bir tablo bekliyor. Covid-19 yayılımını azaltabilmek için 2 haftalık, hatta ideal olan 4 haftalık tam bir kapanmaya ihtiyacımız var. İzolasyon ve temaslı takibini etkinleştirmek, ev dışı izolasyon olanakları sağlamak ve yaygınlaştırmak,toplu taşıma yükünü azaltmak, ekonomik ve sosyal destekleri artırmak gerekiyor.

Öncelikli sayılmayan vatandaşa her koşulda ceza yazılırken, siyasi ve idari kesimin pandemi kurallarını yok sayan davranışları;  maske, mesafe uyarılarına ve gerekliliğine inancı yok etmektedir. Kongrelerden ve kalabalık cenaze toplantı vb. manzaralardan etkilenen toplumun yorgunluğu ve salgın yönetimine güvensizliği, kaygıları derinleşiyor.Hiçbir kesime ayrıcalık tanımayan, akla ve bilime uygun, ekonomik ve sosyal ihtiyaçları gözeten önlemler alınmalıdır. 
Uzun döneme yayarak yorucu ancak çözüm odaklı olmayıp vatandaşı daha perişan eden, çocuklarımızın eğitim hayatına dönmesini öncelemeyen kısıtlamaların faydası olmadığını gördük, görüyoruz. 

Salgın sürecini şeffaflıktan ve toplum katılımından uzak yürütmeyiniz. İl idaresi, yerel yönetimler, meslek birlikleri, sendikalar ve sahada çalışanlarla eşgüdüm ve denetim içinde olunuz,

Aşıda gelinen durumu çelişkili ve tutarsız açıklamalardan kaçınarak, vatandaşla paylaşınız, Kovid-19’u meslek hastalığı olarak kabul ediniz, Yeterli sağlık çalışanı atanmasını sağlayınız, en az iki inkübasyon sürelik tam kapanmayı uygulamayan yetkilileri, en azından açıklanan haftalık vaka sayılarına göre il tedbirlerini almaya davet ediyoruz.”

Habere ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.