24 yaşındaki Helin'in ölümünde ilk savunma

ASAYİŞ (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 16.07.2026 - 11:11, Güncelleme: 16.07.2026 - 11:11
 

24 yaşındaki Helin'in ölümünde ilk savunma

Antalya'da 24 yaşındaki genç kadının başından silahla vurularak hayatını kaybetmesine ilişkin davada tutuklu yargılanan dini nikâhlı eşi, ilk kez hâkim karşısına çıktı. Sanık, "Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. Kadına yönelik şiddete karşı biriyim" diyerek intihar iddiasında bulunurken, anne kızının olaydan bir gün önce "Çok mutsuzum, pişmanım" dediğini, baba ise ölümün intihar olduğuna inanmadığını söyledi.

haberimizvar.net- Olay, 18 Ocak tarihinde Kepez ilçesi Sütçüler Mahallesi Sütçüler Caddesi'ndeki bir apartman dairesinde meydana geldi. Olaydan yaklaşık 3 ay önce dini nikâhlı olarak birlikte yaşamaya başlayan Helin Nama (24) ile İsmail K., Nama'nın ailesine yaptıkları ziyaretin ardından eve döndü. İkili arasında henüz bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. İsmail K., tartışmanın ardından Helin Nama'nın yatak odasına girerek kapıyı kilitlediğini, konuşmak amacıyla kapıyı zorlayarak açtığında ise genç kadını silahı alnına dayamış halde gördüğünü öne sürdü. Nama'ya, "Ne yapıyorsun sen?" diyerek yaklaştığı sırada silahın ateş aldığını iddia eden İsmail K., yaralanan genç kadını kucağına alarak hastaneye götürdüğünü ifade etti. Başından ağır yaralanan Helin Nama, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. "KASTEN ÖLDÜRME" SUÇLAMASIYLA TUTUKLANDI Olayın ardından Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından gözaltına alınan İsmail K., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadesi sonrası mahkemeye çıkarılan İsmail K., 'kasten öldürme' suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. İsmail K.'nın, 'kadına karşı kasten öldürme' ile 'ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma' suçlarından tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada tutuklu sanık İsmail K., maktulün yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu. "EŞİMİ ÖLDÜRMEM İÇİN HİÇBİR SEBEP YOKTU" Tanıkların da dinlendiği ilk duruşmada savunma yapan İsmail K., suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Eşimi çok seviyordum. Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. 2025 yılının başında tanıştık, aynı yılın kasım ayında dini nikâh kıydık. Kendisine bir kez bile tokat atmadım, kötü söz söylemedim. Olaydan bir gün önce kayınvalidem, kayınpederim ve kayınbiraderimle birlikte oturup yemek yedik, sohbet ettik. Eve geldiğimde kayınvalidem bizdeydi. Kendisine kalkmamasını, zaten ertesi gün onları ziyaret edeceğimizi söyledim. Olay günü sabah saat 07.00'de uyandık. Eşim, kayınvalidemle birlikte onların evine gitti. Ben ise iş yerine gittim. Kayınpederimle aynı yerde çalışıyorduk. Saat 17.30'da işimiz bittiğinde kayınvalidemin evine gittik. Duş almam gerektiğini söyleyerek kendi evime geçtim. Duştan çıktıktan sonra eşim beni arayıp, ‘Nerede kaldın?' diye sordu. Ben de ‘Geliyorum' dedim ve yanlarına gittim. Saat 19.00 olmuştu" ifadelerini kullandı. Akşam saatlerinde kayınpederini evine bırakmak için çıktığını söyleyen İsmail K., savunmasını şöyle sürdürdü: "Akşam saat 21.00 sıralarında kayınpederimi evine bırakmak için çıktım. Onu bıraktığım sırada dayımın oğlu beni aradı. Kayınpederimi bıraktıktan sonra dayımın oğlunu alarak Şarampol'e gittim. Daha sonra eşim arayıp, ‘Ne yapıyorsun, neredesin? Gel beni al, eve gideceğiz' dedi. Yolda dayımın oğlu Mustafa'yı evine bıraktım. Şarampol'den çıktığımız sırada kayınbiraderimin aracını gördük. Selektör yaptım ancak bizi fark etmedi. Alt geçide girerken göz göze geldik. Kendisini aradım ancak telefonu meşguldü. Daha sonra Emrah ağabey beni arayarak, yanımdaki kişinin Helin olduğunu düşündüğünü ve Helin'i aradığını söyledi. Ben de yanımdakinin Helin değil, dayımın oğlu olduğunu söyledim." "KAPIYI AÇTIĞIMDA SİLAHI ALNINA DAYAMIŞTI" Daha sonra Helin Nama'yı ailesinin evinden aldığını anlatan İsmail K., eve döndüklerinde aralarında tartışma çıktığını öne sürerek, "Dayımın oğluyla buluşacağımı kendisine haber vermediğim için tepkili olduğunu düşündüm. Eve geldiğimizde yanıma gelerek, ‘Bana neden haber vermiyorsun?' diye sordu. Ben de aradığında kendisine söylediğimi belirttim. Bunun üzerine, ‘Sen benden önce davranacak, bana haber vereceksin' dedi. Ben de ‘Senden izin mi alacağım?' diye karşılık verdim. Aramızda haber verme ve izin alma konusunda tartışma çıktı" dedi. Nama'nın tartışmanın ardından yatak odasına giderek kapıyı kilitlediğini ileri süren sanık, "Kapının kilitlenme sesini duydum ve yatak odasının kapısına gittim. Kapıyı zorlayarak açtığımda silahı alnına dayamış haldeydi. ‘Dur, ne yapıyorsun?' diyerek yaklaştığım sırada tetiğe bastı. Altı aydır kendime sürekli ‘Neden?' diye soruyorum. Silah üzerinde elimin izinin bulunması tamamen silaha temas etmemden kaynaklanmaktadır. Olaya müdahale ettiğim için ellerimde atış artığı bulunmuş olabilir" diye konuştu. Helin Nama'yı apartmandan indirerek hastaneye götürdüğünü söyleyen sanık, "Sağ elimle başından, sol elimle bacaklarından tutarak aşağıya indirmeye başladım. Merdivenlerden inerken komşulara, ‘Yardım edin' diye bağırdım. Ardından eşimi Kepez Devlet Hastanesi'ne götürdüm. Kayınvalidemin evinden ayrılarak saat 23.00 sıralarında eve gelmiştik. Olay, eve geldikten yaklaşık 10 dakika sonra meydana geldi" dedi. "STRESTEN YANLIŞLIKLA HELİN'İ ARADIM" Olayın ardından yaşanan telefon görüşmelerini de anlatan İsmail K., "Kayınpederimi aramak için telefonumu çıkardım ancak o an yaşadığım stresle yanlışlıkla iki kez Helin'i aradım. Bu sırada komşumuz geldi. Telefonumda kontör olmadığı için komşumuzun telefonundan kayınpederimi aradım ancak telefonu açmadı. Daha sonra kayınpederim komşumuzu geri aramış. Komşumuz bana, ‘Babası aradı, merdivenlerden düştüğünü söyledim' dedi. Ben de babasını yeniden arayarak, ‘Baba, Helin kafasına sıktı. Kepez Devlet Hastanesi'ndeyiz, gelin' dedim. Altı aydır eşimin acısını yaşayamadım. Onu hastaneye götürdüğüm halde cezaevindeyim. Eşime bir kez vurmadım, kırılmasın diye bir kez bile kötü söz söylemedim" dedi. Silahı evde bulundurma nedenini de anlatan sanık, "Silahı saklamamın nedeni evimize misafirlerin gelmesiydi. Gelen çocukların silahı oyuncak zannetmesinden korktuğum için silahı eşimin makyaj masasının arkasına itmiştim. Şarjörü ise yanımdaki komodinin üzerine koymuştum" diye konuştu. "SEZEN AKSU'DAN PARÇA AÇIP 'BEN ÖLÜNCE BUNU DİNLE DERDİ'" Eşinin evlenmeden önce zaman zaman ölümle ilgili konuştuğunu öne süren İsmail K., "Biz evlenmeden önce Sezen Aksu'nun bir parçasını ya da başka bir şarkıyı açarak, ‘Ben ölünce bunu dinle' derdi. Ben de ‘Hayatım, neden böyle yapıyorsun?' diye sorardım. O da ‘Bir gün ölmeyecek miyiz? Ben senden önce öleceğim' derdi. Cezaevinde bulunduğum süre boyunca hep bunları düşündüm. Lunaparka gittiğimizde de gondolun her zaman en ucuna binerdi" ifadelerini kullandı. Silahı evini korumak için bulundurduğunu savunan İsmail K., "Yeni evliydim ve evimde altınlar vardı. Silahı geçen yıl inşaatta tanıştığım bir kişiden satın aldım. Eşim benden ayrılmak isteseydi aracı neden benim üzerime yapsın? Allah'a şükür bugüne kadar hiç sokakta kalmadım. Herhangi bir sabıkam yok. Kadına yönelik şiddete karşı biriyim. Kocasıyla mutsuz olan birisi her gün özçekim yapıp paylaşır mı? Müştekilerin ifadeleri doğru değil, söylediklerinin hepsi evde çalışılmış ifadeler" dedi. "ÇOK MUTSUZUM, PİŞMANIM DEDİ" Maktul Helin Nama'nın annesi ise, kızının intihar eğilimi bulunmadığını savunarak, çiftin nişanlılık döneminde zaman zaman sorun yaşadığını söyledi. Nama'nın annesi, "Yaklaşık 2 ay evli kaldılar. Nişanlılık döneminde aralarında zaman zaman sürtüşmeler yaşanıyordu ancak ne olduysa düğünden sonra oldu. İsmail, kızıma psikolojik baskı uyguluyordu. Kızım yüzümüze dahi bakamaz hale gelmişti. İsmail, ‘Kimlikler değişecek, biraz zaman tanıyalım, daha sonra resmi nikâh yaparız' diyordu" ifadelerini kullandı. Olaydan bir gün önce kızının evinde kaldığını belirten anne, "Helin'e ‘Çok zayıflamışsın, neden?' diye sordum. Bana, ‘Çok mutsuzum, pişmanım. Size dönsem beni kabul eder misiniz?' dedi. Ben de ‘İyi bir çocuk, neden böyle söylüyorsun?' diye sordum. Bunun üzerine, ‘Anne, sana davrandığı gibi bana davranmıyor. Bana çok baskı yapıyor. Beni babasından bile kıskanıyor. Senin bildiğin insanlardan değil' dedi" diye konuştu. "SİLAHI SANIĞIN BABASI GETİRDİ" İDDİASI Olayda kullanılan silaha ilişkin de beyanda bulunan anne, silahı İsmail K.'nın babasının getirdiğini ileri sürerek, "Bizde bulundukları bir gün İsmail'i sitenin dışına çağırdı. Yanında el çantası vardı ve çantanın içinde silah bulunuyordu. Silahı daha nişanlı oldukları dönemde verdi. Ben, ‘Neden silah verdiler?' diye sorduğumda İsmail, inşaatta çalışırken kendisini korumak amacıyla aldığını söyledi" dedi. Kızının son aylarda içine kapandığını anlatan anne, "Kedi ve köpek bile yavrusuna sahip çıkarken, ailesi ona sahip çıkmadı. Ben ona sahip çıktım, evime aldım, karnını doyurdum. Demek ki karşılığı buymuş. Helin son 1-2 aydır çok durgundu. O bizim için hem erkek evlat hem kız evlattı. Her işimizi görür, her şeyimizi idare ederdi. Ben onun kendisini öldürecek bir kız olduğuna inanmıyorum. Hayat dolu, neşe dolu bir kızdı" ifadelerini kullandı. "KIZIMIN İNTİHAR ETTİĞİNE İNANMIYORUM" Maktulün babası Feyat Nama da kızının intihar ettiğine inanmadığını belirterek, olayın ardından kendisine ilk olarak kızının merdivenden düştüğünün söylendiğini ifade etti. Feyat Nama, "Beni bir komşu arayarak, ‘Kızın merdivenden düşmüş' dedi. Kızımın son zamanlarda psikolojisi çok bozulmuştu. Evlendikten sonra eski kızım değildi, adeta başka biri olmuştu. Ancak yaşadığı sorunları bana kimse anlatmadı. Kızımı istemeye İsmail'in babası değil, amcası geldi. Kızıma bu evliliği istemediğimi söylediğimde, ‘Onu seviyorum' dedi. Amcası gelip kızımı istedi, biz de verdik. O dönemde cezaevindeydim. Cezaevinden çıktıktan yaklaşık 1 ay sonra düğün yapıldı" diye konuştu. Kızının intihar edecek biri olmadığını savunan Feyat Nama, "Evlenmeden önce İsmail'in sokakta kaldığını söylüyordu. Kızım bana, ‘Baba, sokakta kalmasın. Evlenelim, bir evimiz olsun' diyordu. Genç yaşında her işe koşan, araç kullanan, hayatın içinde olan bir kız, durup dururken neden intihar etsin? Kızımın intihar ettiğini düşünmüyorum. Ya İsmail kendisi yaptı ya da kızımı baskı altına alarak bu olaya zorladı. Kızım başörtülü olmadığı için İsmail'in babası istemeye dahi gelmedi" ifadelerini kullandı. "SON GÖRÜŞMEMEİZDE GÜLDÜK VE SOHBET ETTİK" Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın ablası Elif K. ise Helin Nama'yı sevdiklerini belirterek, "Biz hayatımızda daha önce hiç mahkeme görmedik. Gelinimizi de çok seviyorduk. Olaydan 2 gün önce Helin ile telefonda görüştük. Otomobil aldıklarını ve evime geleceklerini söyledi. Olay tarihinde Diyarbakır'daydım. Helin ile yaptığımız son görüşmede güldük, eğlendik ve sohbet ettik" dedi. "KADINI OMZUNDA AŞAĞIYA İNDİRİYORDU" Olay sırasında apartmanda misafir olarak bulunduğunu belirten tanık Nasuh B., olayın hemen sonrasında yaşananları anlattı. Nasuh B., "Erkek şahıs kadına, ‘Sen ne yaptın?' diyordu. Kadını omzunda aşağıya indiriyordu. Benden aracın kapısını açmamı istedi, ben de açtım. Herhangi bir tabanca sesi duymadım" ifadelerini kullandı. "HELİN'E YANIMDA BİR KIZ OLDUĞUNU SÖYLEMİŞ, SENİ KIZ ZANNETMİŞ" Olay günü sanıkla birlikte olan dayısının oğlu Mustafa A. da gün içinde yaşananları anlatarak, "Olay günü İsmail ile birlikteydik. Kendisine berbere gideceğimi ve isterse benimle gelebileceğini söyledim. İsmail, önce kayınpederini bırakacağını belirtti. Daha sonra beni aldılar ve kayınpederini bıraktık. Berbere gittiğimizde yaklaşık 1 saat sonra bizi alabileceğini söyledi. Bunun üzerine yakındaki bir oyun kafeye doğru gidip geri döndük" dedi. Helin Nama'nın telefonla aramasının ardından yola çıktıklarını belirten Mustafa A., "İsmail'in eşi arayınca berbere gitmeden Helin'i almak için yola çıktık. Eve giderken İsmail, kayınbiraderiyle karşılaştı. Daha sonra telefonla konuştular. Görüşmenin ardından İsmail bana, ‘Helin'e yanımda bir kız olduğunu söylemiş, seni kız zannetmiş' dedi. İsmail daha sonra beni evime bıraktı. Gece saat 23.30 sıralarında beni arayarak, ‘Helin kafasına sıktı' dedi" şeklinde konuştu. "HER TARTIŞTIĞIMIZDA SİLAHI ELİNE ALIYOR DEDİ" Tanık olarak dinlenen maktulün ağabeyi Emrah N. ise, kardeşinin olay günü sanıkla birlikte aile evinde yemeğe geldiğini belirtti. Olaydan birkaç gün önce çiftin otomobil almak için Bursa'ya gittiğini söyleyen Emrah N., "Yolculuk sırasında Helin'in otomobili çok hızlı kullandığı gerekçesiyle tartışmışlar. İsmail, kardeşime ‘Seni döverim' demiş. Ben de yemek sırasında İsmail'e tepki göstererek, ‘Anne ve babası ona dokunmadı, sen kimsin?' dedim. Helin ise bana, ‘Çok üzerine gitme, her tartıştığımızda silahı eline alıyor' dedi" ifadelerini kullandı. Kardeşine evden ayrılmamasını söylediğini anlatan Emrah N., "Bir işim olduğu için dışarı çıktım. Geri döndüğümde kardeşim evde yoktu. Daha sonra intihar ettiğini söylediler. Sanık saldırgan davranışlar sergileyen biriydi. Olaydan birkaç gün önce tartıştığı bir taksicinin ayağına şişe fırlatmıştı. Helin, olaydan 2 ay önce mesleğiyle ilgili sertifikalar alarak kendisini geliştirmeye çalışıyordu. İntihar etmeyi düşünen birisi bunları yapar mı?" dedi. Duruşmada Helin Nama'nın hareket halindeki bir aracın kaputunda bulunduğu ve boş arazide kurusıkı tabancayla ateş ettiği anlara ilişkin görüntüler mahkeme heyetine izletildi. Mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesine karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Antalya'da 24 yaşındaki genç kadının başından silahla vurularak hayatını kaybetmesine ilişkin davada tutuklu yargılanan dini nikâhlı eşi, ilk kez hâkim karşısına çıktı. Sanık, "Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. Kadına yönelik şiddete karşı biriyim" diyerek intihar iddiasında bulunurken, anne kızının olaydan bir gün önce "Çok mutsuzum, pişmanım" dediğini, baba ise ölümün intihar olduğuna inanmadığını söyledi.

haberimizvar.net- Olay, 18 Ocak tarihinde Kepez ilçesi Sütçüler Mahallesi Sütçüler Caddesi'ndeki bir apartman dairesinde meydana geldi. Olaydan yaklaşık 3 ay önce dini nikâhlı olarak birlikte yaşamaya başlayan Helin Nama (24) ile İsmail K., Nama'nın ailesine yaptıkları ziyaretin ardından eve döndü. İkili arasında henüz bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. İsmail K., tartışmanın ardından Helin Nama'nın yatak odasına girerek kapıyı kilitlediğini, konuşmak amacıyla kapıyı zorlayarak açtığında ise genç kadını silahı alnına dayamış halde gördüğünü öne sürdü. Nama'ya, "Ne yapıyorsun sen?" diyerek yaklaştığı sırada silahın ateş aldığını iddia eden İsmail K., yaralanan genç kadını kucağına alarak hastaneye götürdüğünü ifade etti. Başından ağır yaralanan Helin Nama, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

"KASTEN ÖLDÜRME" SUÇLAMASIYLA TUTUKLANDI
Olayın ardından Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından gözaltına alınan İsmail K., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadesi sonrası mahkemeye çıkarılan İsmail K., 'kasten öldürme' suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. İsmail K.'nın, 'kadına karşı kasten öldürme' ile 'ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma' suçlarından tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada tutuklu sanık İsmail K., maktulün yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu.

"EŞİMİ ÖLDÜRMEM İÇİN HİÇBİR SEBEP YOKTU"
Tanıkların da dinlendiği ilk duruşmada savunma yapan İsmail K., suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Eşimi çok seviyordum. Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. 2025 yılının başında tanıştık, aynı yılın kasım ayında dini nikâh kıydık. Kendisine bir kez bile tokat atmadım, kötü söz söylemedim. Olaydan bir gün önce kayınvalidem, kayınpederim ve kayınbiraderimle birlikte oturup yemek yedik, sohbet ettik. Eve geldiğimde kayınvalidem bizdeydi. Kendisine kalkmamasını, zaten ertesi gün onları ziyaret edeceğimizi söyledim.

Olay günü sabah saat 07.00'de uyandık. Eşim, kayınvalidemle birlikte onların evine gitti. Ben ise iş yerine gittim. Kayınpederimle aynı yerde çalışıyorduk. Saat 17.30'da işimiz bittiğinde kayınvalidemin evine gittik. Duş almam gerektiğini söyleyerek kendi evime geçtim. Duştan çıktıktan sonra eşim beni arayıp, ‘Nerede kaldın?' diye sordu. Ben de ‘Geliyorum' dedim ve yanlarına gittim. Saat 19.00 olmuştu" ifadelerini kullandı.

Akşam saatlerinde kayınpederini evine bırakmak için çıktığını söyleyen İsmail K., savunmasını şöyle sürdürdü:
"Akşam saat 21.00 sıralarında kayınpederimi evine bırakmak için çıktım. Onu bıraktığım sırada dayımın oğlu beni aradı. Kayınpederimi bıraktıktan sonra dayımın oğlunu alarak Şarampol'e gittim. Daha sonra eşim arayıp, ‘Ne yapıyorsun, neredesin? Gel beni al, eve gideceğiz' dedi. Yolda dayımın oğlu Mustafa'yı evine bıraktım. Şarampol'den çıktığımız sırada kayınbiraderimin aracını gördük. Selektör yaptım ancak bizi fark etmedi. Alt geçide girerken göz göze geldik. Kendisini aradım ancak telefonu meşguldü. Daha sonra Emrah ağabey beni arayarak, yanımdaki kişinin Helin olduğunu düşündüğünü ve Helin'i aradığını söyledi. Ben de yanımdakinin Helin değil, dayımın oğlu olduğunu söyledim."

"KAPIYI AÇTIĞIMDA SİLAHI ALNINA DAYAMIŞTI"
Daha sonra Helin Nama'yı ailesinin evinden aldığını anlatan İsmail K., eve döndüklerinde aralarında tartışma çıktığını öne sürerek, "Dayımın oğluyla buluşacağımı kendisine haber vermediğim için tepkili olduğunu düşündüm. Eve geldiğimizde yanıma gelerek, ‘Bana neden haber vermiyorsun?' diye sordu. Ben de aradığında kendisine söylediğimi belirttim. Bunun üzerine, ‘Sen benden önce davranacak, bana haber vereceksin' dedi. Ben de ‘Senden izin mi alacağım?' diye karşılık verdim. Aramızda haber verme ve izin alma konusunda tartışma çıktı" dedi.

Nama'nın tartışmanın ardından yatak odasına giderek kapıyı kilitlediğini ileri süren sanık, "Kapının kilitlenme sesini duydum ve yatak odasının kapısına gittim. Kapıyı zorlayarak açtığımda silahı alnına dayamış haldeydi. ‘Dur, ne yapıyorsun?' diyerek yaklaştığım sırada tetiğe bastı. Altı aydır kendime sürekli ‘Neden?' diye soruyorum. Silah üzerinde elimin izinin bulunması tamamen silaha temas etmemden kaynaklanmaktadır. Olaya müdahale ettiğim için ellerimde atış artığı bulunmuş olabilir" diye konuştu.
Helin Nama'yı apartmandan indirerek hastaneye götürdüğünü söyleyen sanık, "Sağ elimle başından, sol elimle bacaklarından tutarak aşağıya indirmeye başladım. Merdivenlerden inerken komşulara, ‘Yardım edin' diye bağırdım. Ardından eşimi Kepez Devlet Hastanesi'ne götürdüm. Kayınvalidemin evinden ayrılarak saat 23.00 sıralarında eve gelmiştik. Olay, eve geldikten yaklaşık 10 dakika sonra meydana geldi" dedi.

"STRESTEN YANLIŞLIKLA HELİN'İ ARADIM"
Olayın ardından yaşanan telefon görüşmelerini de anlatan İsmail K., "Kayınpederimi aramak için telefonumu çıkardım ancak o an yaşadığım stresle yanlışlıkla iki kez Helin'i aradım. Bu sırada komşumuz geldi. Telefonumda kontör olmadığı için komşumuzun telefonundan kayınpederimi aradım ancak telefonu açmadı. Daha sonra kayınpederim komşumuzu geri aramış. Komşumuz bana, ‘Babası aradı, merdivenlerden düştüğünü söyledim' dedi. Ben de babasını yeniden arayarak, ‘Baba, Helin kafasına sıktı. Kepez Devlet Hastanesi'ndeyiz, gelin' dedim. Altı aydır eşimin acısını yaşayamadım. Onu hastaneye götürdüğüm halde cezaevindeyim. Eşime bir kez vurmadım, kırılmasın diye bir kez bile kötü söz söylemedim" dedi.
Silahı evde bulundurma nedenini de anlatan sanık, "Silahı saklamamın nedeni evimize misafirlerin gelmesiydi. Gelen çocukların silahı oyuncak zannetmesinden korktuğum için silahı eşimin makyaj masasının arkasına itmiştim. Şarjörü ise yanımdaki komodinin üzerine koymuştum" diye konuştu.

"SEZEN AKSU'DAN PARÇA AÇIP 'BEN ÖLÜNCE BUNU DİNLE DERDİ'"
Eşinin evlenmeden önce zaman zaman ölümle ilgili konuştuğunu öne süren İsmail K., "Biz evlenmeden önce Sezen Aksu'nun bir parçasını ya da başka bir şarkıyı açarak, ‘Ben ölünce bunu dinle' derdi. Ben de ‘Hayatım, neden böyle yapıyorsun?' diye sorardım. O da ‘Bir gün ölmeyecek miyiz? Ben senden önce öleceğim' derdi. Cezaevinde bulunduğum süre boyunca hep bunları düşündüm. Lunaparka gittiğimizde de gondolun her zaman en ucuna binerdi" ifadelerini kullandı.

Silahı evini korumak için bulundurduğunu savunan İsmail K., "Yeni evliydim ve evimde altınlar vardı. Silahı geçen yıl inşaatta tanıştığım bir kişiden satın aldım. Eşim benden ayrılmak isteseydi aracı neden benim üzerime yapsın? Allah'a şükür bugüne kadar hiç sokakta kalmadım. Herhangi bir sabıkam yok. Kadına yönelik şiddete karşı biriyim. Kocasıyla mutsuz olan birisi her gün özçekim yapıp paylaşır mı? Müştekilerin ifadeleri doğru değil, söylediklerinin hepsi evde çalışılmış ifadeler" dedi.

"ÇOK MUTSUZUM, PİŞMANIM DEDİ"
Maktul Helin Nama'nın annesi ise, kızının intihar eğilimi bulunmadığını savunarak, çiftin nişanlılık döneminde zaman zaman sorun yaşadığını söyledi. Nama'nın annesi, "Yaklaşık 2 ay evli kaldılar. Nişanlılık döneminde aralarında zaman zaman sürtüşmeler yaşanıyordu ancak ne olduysa düğünden sonra oldu. İsmail, kızıma psikolojik baskı uyguluyordu. Kızım yüzümüze dahi bakamaz hale gelmişti. İsmail, ‘Kimlikler değişecek, biraz zaman tanıyalım, daha sonra resmi nikâh yaparız' diyordu" ifadelerini kullandı.
Olaydan bir gün önce kızının evinde kaldığını belirten anne, "Helin'e ‘Çok zayıflamışsın, neden?' diye sordum. Bana, ‘Çok mutsuzum, pişmanım. Size dönsem beni kabul eder misiniz?' dedi. Ben de ‘İyi bir çocuk, neden böyle söylüyorsun?' diye sordum. Bunun üzerine, ‘Anne, sana davrandığı gibi bana davranmıyor. Bana çok baskı yapıyor. Beni babasından bile kıskanıyor. Senin bildiğin insanlardan değil' dedi" diye konuştu.

"SİLAHI SANIĞIN BABASI GETİRDİ" İDDİASI
Olayda kullanılan silaha ilişkin de beyanda bulunan anne, silahı İsmail K.'nın babasının getirdiğini ileri sürerek, "Bizde bulundukları bir gün İsmail'i sitenin dışına çağırdı. Yanında el çantası vardı ve çantanın içinde silah bulunuyordu. Silahı daha nişanlı oldukları dönemde verdi. Ben, ‘Neden silah verdiler?' diye sorduğumda İsmail, inşaatta çalışırken kendisini korumak amacıyla aldığını söyledi" dedi.
Kızının son aylarda içine kapandığını anlatan anne, "Kedi ve köpek bile yavrusuna sahip çıkarken, ailesi ona sahip çıkmadı. Ben ona sahip çıktım, evime aldım, karnını doyurdum. Demek ki karşılığı buymuş. Helin son 1-2 aydır çok durgundu. O bizim için hem erkek evlat hem kız evlattı. Her işimizi görür, her şeyimizi idare ederdi. Ben onun kendisini öldürecek bir kız olduğuna inanmıyorum. Hayat dolu, neşe dolu bir kızdı" ifadelerini kullandı.

"KIZIMIN İNTİHAR ETTİĞİNE İNANMIYORUM"
Maktulün babası Feyat Nama da kızının intihar ettiğine inanmadığını belirterek, olayın ardından kendisine ilk olarak kızının merdivenden düştüğünün söylendiğini ifade etti. Feyat Nama, "Beni bir komşu arayarak, ‘Kızın merdivenden düşmüş' dedi. Kızımın son zamanlarda psikolojisi çok bozulmuştu. Evlendikten sonra eski kızım değildi, adeta başka biri olmuştu. Ancak yaşadığı sorunları bana kimse anlatmadı. Kızımı istemeye İsmail'in babası değil, amcası geldi. Kızıma bu evliliği istemediğimi söylediğimde, ‘Onu seviyorum' dedi. Amcası gelip kızımı istedi, biz de verdik. O dönemde cezaevindeydim. Cezaevinden çıktıktan yaklaşık 1 ay sonra düğün yapıldı" diye konuştu.

Kızının intihar edecek biri olmadığını savunan Feyat Nama, "Evlenmeden önce İsmail'in sokakta kaldığını söylüyordu. Kızım bana, ‘Baba, sokakta kalmasın. Evlenelim, bir evimiz olsun' diyordu. Genç yaşında her işe koşan, araç kullanan, hayatın içinde olan bir kız, durup dururken neden intihar etsin? Kızımın intihar ettiğini düşünmüyorum. Ya İsmail kendisi yaptı ya da kızımı baskı altına alarak bu olaya zorladı. Kızım başörtülü olmadığı için İsmail'in babası istemeye dahi gelmedi" ifadelerini kullandı.

"SON GÖRÜŞMEMEİZDE GÜLDÜK VE SOHBET ETTİK"
Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın ablası Elif K. ise Helin Nama'yı sevdiklerini belirterek, "Biz hayatımızda daha önce hiç mahkeme görmedik. Gelinimizi de çok seviyorduk. Olaydan 2 gün önce Helin ile telefonda görüştük. Otomobil aldıklarını ve evime geleceklerini söyledi. Olay tarihinde Diyarbakır'daydım. Helin ile yaptığımız son görüşmede güldük, eğlendik ve sohbet ettik" dedi.

"KADINI OMZUNDA AŞAĞIYA İNDİRİYORDU"
Olay sırasında apartmanda misafir olarak bulunduğunu belirten tanık Nasuh B., olayın hemen sonrasında yaşananları anlattı. Nasuh B., "Erkek şahıs kadına, ‘Sen ne yaptın?' diyordu. Kadını omzunda aşağıya indiriyordu. Benden aracın kapısını açmamı istedi, ben de açtım. Herhangi bir tabanca sesi duymadım" ifadelerini kullandı.

"HELİN'E YANIMDA BİR KIZ OLDUĞUNU SÖYLEMİŞ, SENİ KIZ ZANNETMİŞ"
Olay günü sanıkla birlikte olan dayısının oğlu Mustafa A. da gün içinde yaşananları anlatarak, "Olay günü İsmail ile birlikteydik. Kendisine berbere gideceğimi ve isterse benimle gelebileceğini söyledim. İsmail, önce kayınpederini bırakacağını belirtti. Daha sonra beni aldılar ve kayınpederini bıraktık. Berbere gittiğimizde yaklaşık 1 saat sonra bizi alabileceğini söyledi. Bunun üzerine yakındaki bir oyun kafeye doğru gidip geri döndük" dedi.

Helin Nama'nın telefonla aramasının ardından yola çıktıklarını belirten Mustafa A., "İsmail'in eşi arayınca berbere gitmeden Helin'i almak için yola çıktık. Eve giderken İsmail, kayınbiraderiyle karşılaştı. Daha sonra telefonla konuştular. Görüşmenin ardından İsmail bana, ‘Helin'e yanımda bir kız olduğunu söylemiş, seni kız zannetmiş' dedi. İsmail daha sonra beni evime bıraktı. Gece saat 23.30 sıralarında beni arayarak, ‘Helin kafasına sıktı' dedi" şeklinde konuştu.

"HER TARTIŞTIĞIMIZDA SİLAHI ELİNE ALIYOR DEDİ"
Tanık olarak dinlenen maktulün ağabeyi Emrah N. ise, kardeşinin olay günü sanıkla birlikte aile evinde yemeğe geldiğini belirtti. Olaydan birkaç gün önce çiftin otomobil almak için Bursa'ya gittiğini söyleyen Emrah N., "Yolculuk sırasında Helin'in otomobili çok hızlı kullandığı gerekçesiyle tartışmışlar. İsmail, kardeşime ‘Seni döverim' demiş. Ben de yemek sırasında İsmail'e tepki göstererek, ‘Anne ve babası ona dokunmadı, sen kimsin?' dedim. Helin ise bana, ‘Çok üzerine gitme, her tartıştığımızda silahı eline alıyor' dedi" ifadelerini kullandı.

Kardeşine evden ayrılmamasını söylediğini anlatan Emrah N., "Bir işim olduğu için dışarı çıktım. Geri döndüğümde kardeşim evde yoktu. Daha sonra intihar ettiğini söylediler. Sanık saldırgan davranışlar sergileyen biriydi. Olaydan birkaç gün önce tartıştığı bir taksicinin ayağına şişe fırlatmıştı. Helin, olaydan 2 ay önce mesleğiyle ilgili sertifikalar alarak kendisini geliştirmeye çalışıyordu. İntihar etmeyi düşünen birisi bunları yapar mı?" dedi.

Duruşmada Helin Nama'nın hareket halindeki bir aracın kaputunda bulunduğu ve boş arazide kurusıkı tabancayla ateş ettiği anlara ilişkin görüntüler mahkeme heyetine izletildi. Mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesine karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.