Haberimiz Var
Haberimiz Var
Açık
İstanbul · 23°C
Bizi Takip Edin
22 Eylül 2026 - 10:42

Neden bazı insanların yanında kendimizin başka bir versiyonuna dönüşüyoruz?

0 Paylaşım
Neden bazı insanların yanında kendimizin başka bir versiyonuna dönüşüyoruz?

Bazı insanların yanında çok konuşuruz, bazılarının yanında kelimelerimizi seçeriz.

Bir arkadaş grubunda son derece neşeliyken başka bir ortamda daha mesafeli olabiliriz. Birinin yanında düşüncelerimizi rahatlıkla söylerken, başka birinin yanında en basit cümleyi bile söylemeden önce birkaç kez düşünürüz.

Sonra insan ister istemez kendine şu soruyu soruyor:

“Peki bunlardan hangisi gerçekten benim?”

Belki de cevap düşündüğümüz kadar tek değil.

Kişiliğimiz değişmiyor, farklı yönlerimiz ortaya çıkıyor

İnsanı değişmeyen, her ortamda aynı şekilde davranan sabit bir yapı olarak düşünmek kolaydır. Oysa davranışlarımız yalnızca kişisel özelliklerimizden değil, içinde bulunduğumuz sosyal bağlamdan da etkilenir.

Kiminle olduğumuz, ne kadar güvende hissettiğimiz, o ilişkide geçmişte neler yaşadığımız ve karşımızdaki kişiden nasıl bir tepki beklediğimiz davranış biçimimizi değiştirebilir.

Bu nedenle birinin yanında daha sessiz olmamız mutlaka “gerçek karakterimizin” sessiz olduğu anlamına gelmez.

Belki o ortamda kendimizi ifade etmek için yeterince rahat hissetmiyoruzdur.

Tam tersine, bazı insanların yanında hiç düşünmeden konuşabilmemiz de yalnızca dışa dönük olmamızla açıklanamaz.

Belki orada yargılanmayacağımızı biliyoruzdur.

İnsan bazen kişiliğini değil, kendini ne kadar güvende hissettiğini davranışlarıyla gösterir.

Bazı ilişkiler bizi genişletir, bazıları daraltır

Hepimizin hayatında yanında daha rahat olduğumuz insanlar vardır.

Bir hata yaptığımızda küçümsenmeyeceğimizi, farklı düşündüğümüzde ilişkinin bozulmayacağını biliriz. Böyle ilişkilerde insan kendisinin daha fazla yönünü ortaya koyabilir.

Bazı ilişkilerde ise tam tersi olur.

Cümlelerimizi seçmeye, davranışlarımızı kontrol etmeye, karşı tarafın tepkisini önceden hesaplamaya başlarız.

Burada önemli olan, her farklı davranışımızı problem olarak görmek değil.

Asıl dikkat edilmesi gereken, bir ilişkinin içinde kendimizden ne kadar vazgeçtiğimizdir.

Uyum sağlamak insan ilişkilerinin doğal bir parçasıdır. Hepimiz bulunduğumuz ortama göre davranışlarımızı bir miktar düzenleriz.

Ancak uyum sağlamak ile sürekli kendini sansürlemek aynı şey değildir.

“Onun yanında kendim gibi değilim”

Bu cümleyi zaman zaman duyarız.

Aslında oldukça önemli bir gözlem olabilir.

Böyle hissettiğimizde yalnızca karşımızdaki kişiye değil, kendi davranışımıza da bakmak faydalıdır.

Neyi söylemekten çekiniyorum?

Hangi tarafımı göstermiyorum?

Ne olmasından korkuyorum?

Bu sorular bize ilişkinin dinamiği hakkında düşündüğümüzden daha fazla şey anlatabilir.

Çünkü bazen sorun “kendimiz olamamak” değildir. Karşımızdaki kişinin yanında hangi davranışın kabul göreceğini öğrenmiş ve farkında olmadan kendimizi ona göre düzenlemeye başlamış olabiliriz.

Peki gerçek halimiz hangisi?

Belki de kendimizi tek bir versiyona indirgemeye çalışmak baştan yanlış bir beklenti.

İnsan farklı ilişkiler içinde farklı yönlerini gösterebilir.

İş hayatındaki halimizle yakın arkadaşlarımızın yanındaki halimizin aynı olmaması bizi sahte yapmaz. Ailemizle kurduğumuz ilişkiyle yeni tanıştığımız biriyle kurduğumuz ilişkinin aynı olmaması da son derece doğaldır.

Asıl mesele her yerde aynı olmak değil.

Değerlerimizden, ihtiyaçlarımızdan ve kendimize duyduğumuz saygıdan ne kadar uzaklaştığımızı fark edebilmek.

Belki de bu nedenle hayatımızdaki insanları değerlendirirken yalnızca “Bu kişi nasıl biri?” sorusunu sormak yeterli değildir.

Bazen çok daha güçlü bir soru vardır:

“Ben bu insanın yanında nasıl birine dönüşüyorum?”

Daha rahat mı, daha gergin mi?

Kendimi ifade edebiliyor muyum, yoksa sürekli ölçüp biçiyor muyum?

Kendimi küçültüyor muyum, yoksa olduğum haliyle ortaya çıkabiliyor muyum?

Çünkü ilişkiler bize yalnızca karşımızdaki insan hakkında bilgi vermez.

Bazen kendimizin hangi haline alan açtığımızı da gösterir.

Ve belki hayatımızdaki bazı ilişkileri anlamanın en iyi yollarından biri, karşımızdaki kişiye değil, onun yanındayken ortaya çıkan halimize biraz daha dikkatle bakmaktır.

SEDA ARPACI KİMDİR?

Seda Arpacı, kişisel gelişim, farkındalık ve insan davranışları üzerine çalışmalar yürüten bir eğitimci ve yazardır. Gaziantep Üniversitesi Gıda Mühendisliği mezunu olan Arpacı, akademik yolculuğunu Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler bölümünde sürdürmektedir.

Yedi yılı aşkın süredir bireysel gelişim alanında çalışan Arpacı; stres yönetimi, zihinsel ve duygusal dayanıklılık, özdeğer, iletişim, karar verme süreçleri ve günlük yaşamda farkındalık konularında eğitim, seminer ve bireysel çalışmalar gerçekleştirmektedir. Farklı kurumlar ve yerel yönetimlerle yürüttüğü çalışmaların yanı sıra, kurucusu olduğu Pandora Kişisel Gelişim çatısı altında bireylerin kendilerini, düşünce biçimlerini ve yaşamlarındaki tekrar eden davranış kalıplarını daha yakından fark etmelerine yönelik çalışmalarını sürdürmektedir.

Yazılarında kişisel gelişimi yalnızca motivasyon kavramı üzerinden değil; insanın kendisiyle, çevresiyle, ilişkileriyle ve yaşamın getirdiği değişimlerle kurduğu bağ üzerinden ele almaktadır. Günlük hayatın içinde çoğu zaman fark edilmeden geçilen duygu, düşünce ve davranışlara farklı bir pencereden bakmayı amaçlayan Arpacı’nın yazıları ve uzmanlık alanına ilişkin görüşleri çeşitli basılı ve dijital mecralarda yayımlanmıştır.