Gelişmiş ülkede olduğunu hissetmek
Hayatın olağan akışı içinde hepimiz güvensiz bir dış dünyada olmaktan rahatsızlık duyar ve daima alert halde yaşarız. Kendimizi, sevdiklerimizi, eşyalarımızı, maddi birikimlerimizi korumak adına bahsettiğim güvensiz dünyada alınabilecek tüm önlemleri alırız, almaya çalışırız.
Özellikle 1980’li yıllardan itibaren “Kalite Üstünlüğü İle Rakebetin” yaşanması üreticilerin yanında tüketicilerin de hakları olduğunu, güvenli alışveriş ortamının yaratılması ve “satılan mal geri alınmaz” döneminin bitmesine neden oldu. Bu tüketicilerin korunması konusunda inanılmaz bir bilinçlenme ve sıfır geri dönüşlü ürünler üretme ve satma sistematiğini geliştirdi.
Bu elbette karşılıklı güvenle oluşturulmaya çalışılan bir sistem olsa da günümüz dijital dünyasında yasalarla korunan haklar çerçevesinde üreticilerin ve tüketicilerin hakları korunur oldu.
Perakende alışverişin giderek dijitalleştiği günümüzde neredeyse birçok ihtiyacımızı bu portallar üzerinden gerçekleştiriyoruz. Yemek siparişimizi, bankacılık işlerimizi, sigorta işlerimizi, standardize edilmiş her türlü ürünleri buradan alıyoruz.
Siparişi verdiğimizden itibaren alışveriş sitesinin geliştirdiği tüketici memnuniyeti ve korunmasına dayalı sistem ürün elimize ulaşana kadar güven altında devam etmekte. Ürün bize teslim edildikten sonra da parası üretici/satıcı işletmeye ödenmektedir.
İstenen ürünün gelmemesi, taşıma sırasında arızalanması/kırılması, yanlış evsafta ürünün gelmesi veya gelen ürünün beğenilmemesi ürünün geri iade edilmesi sürecinin başlatılmasını gerektirmekte. Kurumsal işletmeler bu konuda tüketiciyi yormayan iade prosedürleri uygularlarken bazı işletmelerde bu süreç inanılmaz yorucu olmakta. Ürünü aldığınıza bin pişman oluyorsunuz. Yaşadığınıza pişman ediliyorsunuz. Açılmış, bir kere dahi olsa kullanılmış bir ürünün iadesi üretici/satıcı işletmeye de zorluk çıkarmakta. Bu arada bunu fırsata dönüştüren tüketiciler de yok değil. Kıyafeti alıyor, bir gece bir organizasyonda kullanıyor sonra iade etmeyi istiyor. Hani içinde ahlak olmayan davranışlar elbette kendi fırsatçılarını da yaratıyor.
Hepimiz olumsuz deneyim yaşadığımız aracı portallar, ürünler ve işletmelerden alışveriş yapmıyor hatta etrafımızla da bunu paylaşıyoruz. Hatta tüketici mahkemesinde çözülen birçok işlemimiz vardır. Bu süreç hem müşteri hem de satıcı için sıfır hata ile olması beklenirken maalesef alınacak çok yolumuz var. Dijital dünya hayatımızı kolaylaştırırken aynı zamanda bazı aşamalarda da zorluk da çıkarıp iki tarafın keyfini de kaçırmakta.
Sizlere son zamanlarda yaşadığım bir deneyimi aktarmak istiyorum.
Uzun yıllar önce oğlumun hediye ettiği ve hala takır takır çalışan bir dronum var. Ama hem ağır hem de dikey formatta çekimler yapamıyordum. Bu sebeple yeni bir dron almaya karar verdim. Etrafımdaki dron kullanıcıları, yapay zekâ sorguları sonucunda DJI Mini 4 Pro Fly More Combo Plus almaya karar verdim ve www.amazon.com.tr üzerinden belirlediğim ürünü ciddi bir miktar ödeyerek aldım ve dronun bana gelmesini heyecanla bekledim. Dron geldi, güvensiz dünyanın öğrettikleriyle paket açılışını kameraya kaydederek gerçekleştirdim. Dronu çalıştırmak için hem bataryaları hem de uzaktan kumandayı şarj ettim. Akşam üstü evimin önünde ilk deneme uçuşunu yapmaya karar verdim. Dronu güncelledim, kalibre ettim ve RC ekranında Tof sensör hatası verdiği için uçuş yapmadım ve dron ehliyeti kursunda hocalık yapan benim de hocam olan Ömer AYDOĞAN hocamı aradım ve ertesi gün bir yerde buluştuk, dronu açtık, gene aynı hatayı verdi ve hata mesajıyla beraber uçuşu kaydettim. Ve amazon müşteri temsilcisini aradım ve dronu aldığım firma ile iletişim kurmam gerektiğini söyledi ve bana iletişim numarasını verdi.
Aradım. İlk çalmada açılan bir telefon oldu. Telefonun diğer ucunda GLOVAMARK firmasının temsilcisi/sahibi Yakup Bey vardı. Kendimi tanıttım, yaşadığım olayı anlattım ve hiçbir tereddüt etmeden “Faik Bey, iade işlemini başlatın, ürünü bize iade edin ve ürün bize ulaştığında size ücreti iade edelim. Eğer kredi kartınızda limit varsa yeni ürün siparişi verin ve yeni ürünü de size gönderelim” dedi.
İçimde inanılmaz bir güvensizlikle Yakup Bey’in dediği yolu izledim. Kesin “kullanıcı hatası diyecekler ve ürünün parasını iade etmeyecekler” gibi bir kuruntuyla gelişmeleri beklemeye başladım. Dron firmaya ulaştı ve aynı gün yeni dron bana teslim oldu. Şehir dışında olduğum için yeni dronu iki gün sonra açabildim. Bu sürede Yakup Bey’i aradım ve Endonezya Bali’de olmasına rağmen bana dönüş yaptı. Süreci anlattı. “Bugün akşam hesabınıza geçer” dedi. Gerçekten de dediği gibi oldu hesabıma para iadesi yapıldı. Yeni dronu gene kayıt altında paket açımı, kurulum, kalibrasyon işlerinin ardından yuvam dediğim Gözlek Gediğinde uçurdum. Hayal ettiğim gibi bir üründü.
Bu süreci bu şekilde özetlemiş oldum.
Ben yaşarken kendimi gelişmiş bir ülkede hissettim. Hiçbir şey değişmemişti, ülkeyi yönetenler aynıydı, muhalefettekiler de. Adalet sistemi derseniz kişiye göre değişen bir yapıdaydı. Hayat pahalılığı, enflasyon oranı, mazotun fiyatı aynıydı. Öğrenciler ellerinde silahla okula gidiyor, insanlar düşündüklerini dile getirdikleri için kuyu tipi derinliklerde mahkûm ediliyordu.
Değişen tek şey Yakup Bey’in probleme yaklaşım biçimi ve çözme biçimiydi. Teşekkür ediyorum size ve markanıza. Sizin sayenizde kendimi gelişmiş bir ülkede hissettim.
Son zamanlarda ettiğim bir dua vardır. Size de tavsiye ederim siz de bu duayı edin. Size iyiliği dokunmuş herkesi sizin yolunuza çıkan bir “Hızır” olarak görün ve ona “Sizin de Yolunuza Hızır çıksın” deyin. Ama siz de başkası için Hızır olun lütfen.
Gözden Kaçmasın
Uyan da balığa gidelim Ali Çetin
Görüntüle →Son Yazıları
- Zirvelerin isimleri değiştiriliyor mu?
- Kızören Obruğu ve Kızören Hanı
- Dumlupınar Diaroma Müzesi ve giriş ücreti
- Bileydi Park karmaşası
- Birey, kent ilişkisi ve belediyeler
- Festival mi yapıyorsunuz konser mi?
- ADSO sezon açılış konseri
- Mabel Matiz ve aile yapısı
- ASAT- Bir geri kalmışlık örneği
- Sosyal Belediyecilik ve Konyaaltı Belediyesi