YAŞAM () - Haber Merkezi | Haber Girişi: 21.02.2021 - 18:00, Güncelleme: 21.02.2021 - 19:25

Oğuz Atay’ı hissederken…

 

Oğuz Atay’ı hissederken…

Çoğu zaman nereden başlayacağını bilmez insan bir işe, bir ilişkiye, bir insanı anlatmaya, düşününce zihin dünyasında bir yarım kalmışlık hissi vücut bulur, hele ki bir de iyi bir Oğuz Atay okuruysa, onu anlatırken bunu bütün hücrelerinizde hissederseniz.
 Bu kaygılarla bir şeyler anlatmaya çalışacağım, son yıllarda Türk insanının modern dünya ile mücadelesini en iyi analiz eden, o sıkışmışlığı nükteli bir dille günümüze kadar taşıyan Atay aslında bizi bize anlatma konusunda o kadar usta ki; ‘’Tutunamayanlar’da neyi anlatmak istediniz?‘’ Sorusuna ‘’İnsanı anlatmaya çalıştım.’’ demiştir. Burada insanı kendiyle baş başa bırakan sorular silsilesi beynimize hucüm etmiyor mu? Ben kimim? Ben kendimi ne kadar anlıyorum? İnsanlar beni ne kadar anlıyor? Bu hayatta neyin mücadelesini veriyorum? gibi gibi  binlerce soru… Bu sorulara cevap bulamayan insanlar hayata tutunamadan gelip geçiyor dünyadan, aslında onlarda Oğuz Atay’ın dediği gibi birer tutunamayan ama farkında değiller diye düşünüyorum. Atay, Tutunamayanlar’ın sonunda Selim Işık’a, Tehlikeli Oyunlar’da Hikmet Benol’a, Oyunlarla Yaşayanlar’da Coşkun Ermiş’e, Korkuyu Beklerken’de Beyaz Mantolu Adam’a, günlüğünde ise kendine en çok ölümü yakıştırıyor ve bu kahramanlarla birlikte ‘Ve nihayet insanlık öldü’ diyerek insanlardan ve hayattan vazgeçen modern insanın kendisiyle yüzleşmesini net bir şekilde kelimelere döküyor.  Tutunamayanlar’da; ‘’Kollarımı açıp tüm insanlığı kucaklıyorum.’’diyen Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar’da; "Bütün insanlığı kucaklamak isterken neredeyse bu dünyanın altında eziliyordum.’’ diyerek umudunu kesmişti insanlardan. Bu, hayatın en yorucu vazgeçişi olmalıydı diye düşünüyor insan ve ‘’Bunu yaşattılar bana hep bu insanlar’’… diyerek hayıflanıyoruz hep birlikte…Ya vazgeçiyor ya da bir Japon atasözü olan ‘Yedi kez düş, sekiz kez kalk’ mottosunu Türk vefasıyla birleştirip savaşmaya devam ediyoruz… Tercihler kaderimizi belirliyor elbette, ama vazgeçerken bile kararlılık gösterirseniz Atay’ın şaheserleri gibi eserler bırakıp gidiyorsunuz… Oğuz Atay’ı anlamak, hissetmek elbette kolay bir olgu değil fakat Ömer Madra şöyle anlatıyor Atay’ı; ’’O, ömrü boyunca hep “acele etmiş”tir; Bu yüzden de hep “geç kalmış”tır. Sürekli bir panik vardır hayatında: Bir kitap okur, bir komedi seyreder, yorulur. Birileriyle birlikte olur, derdini anlatamaz, telaşlanır ve incinir. Küçük dertler, bir yerlere ödenmesi gereken paralar, bazı şeylerin tamir masrafları hiç eksik olmaz ve bu panik duygusuna katkıda bulunurlar. Ve hep acele edilir.” Bu panik, bu telaş hepimizin hayatında büyük yer kaplamıyor mu? Cevabınız evetse belki de frene basma zamanı gelmiş olmalı, Atay 43 yaşında hayatını kaybetti, okurlarının en çok kurduğu cümle bu olmalı; ’Keşke daha fazla yaşasaydı,daha çok kitap yazsaydı ve biz onu daha iyi anlasaydık.’ Özlüyoruz onu… Ezcümle Atay diyor ki; "Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?" Bizde diyoruz ki, burdayız, sendeyiz…Kendi içimizde verdiğimiz bu savaşta kelimelerinden güç alıyoruz ve hep burada olacağız. Rahmet ve özlemle…
Çoğu zaman nereden başlayacağını bilmez insan bir işe, bir ilişkiye, bir insanı anlatmaya, düşününce zihin dünyasında bir yarım kalmışlık hissi vücut bulur, hele ki bir de iyi bir Oğuz Atay okuruysa, onu anlatırken bunu bütün hücrelerinizde hissederseniz.

 Bu kaygılarla bir şeyler anlatmaya çalışacağım, son yıllarda Türk insanının modern dünya ile mücadelesini en iyi analiz eden, o sıkışmışlığı nükteli bir dille günümüze kadar taşıyan Atay aslında bizi bize anlatma konusunda o kadar usta ki; ‘’Tutunamayanlar’da neyi anlatmak istediniz?‘’ Sorusuna ‘’İnsanı anlatmaya çalıştım.’’ demiştir. Burada insanı kendiyle baş başa bırakan sorular silsilesi beynimize hucüm etmiyor mu? Ben kimim? Ben kendimi ne kadar anlıyorum? İnsanlar beni ne kadar anlıyor? Bu hayatta neyin mücadelesini veriyorum? gibi gibi  binlerce soru…

Bu sorulara cevap bulamayan insanlar hayata tutunamadan gelip geçiyor dünyadan, aslında onlarda Oğuz Atay’ın dediği gibi birer tutunamayan ama farkında değiller diye düşünüyorum. Atay, Tutunamayanlar’ın sonunda Selim Işık’a, Tehlikeli Oyunlar’da Hikmet Benol’a, Oyunlarla Yaşayanlar’da Coşkun Ermiş’e, Korkuyu Beklerken’de Beyaz Mantolu Adam’a, günlüğünde ise kendine en çok ölümü yakıştırıyor ve bu kahramanlarla birlikte ‘Ve nihayet insanlık öldü’ diyerek insanlardan ve hayattan vazgeçen modern insanın kendisiyle yüzleşmesini net bir şekilde kelimelere döküyor.
 Tutunamayanlar’da; ‘’Kollarımı açıp tüm insanlığı kucaklıyorum.’’diyen Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar’da; "Bütün insanlığı kucaklamak isterken neredeyse bu dünyanın altında eziliyordum.’’ diyerek umudunu kesmişti insanlardan. Bu, hayatın en yorucu vazgeçişi olmalıydı diye düşünüyor insan ve ‘’Bunu yaşattılar bana hep bu insanlar’’… diyerek hayıflanıyoruz hep birlikte…Ya vazgeçiyor ya da bir Japon atasözü olan ‘Yedi kez düş, sekiz kez kalk’ mottosunu Türk vefasıyla birleştirip savaşmaya devam ediyoruz… Tercihler kaderimizi belirliyor elbette, ama vazgeçerken bile kararlılık gösterirseniz Atay’ın şaheserleri gibi eserler bırakıp gidiyorsunuz…
Oğuz Atay’ı anlamak, hissetmek elbette kolay bir olgu değil fakat Ömer Madra şöyle anlatıyor Atay’ı; ’’O, ömrü boyunca hep “acele etmiş”tir; Bu yüzden de hep “geç kalmış”tır. Sürekli bir panik vardır hayatında: Bir kitap okur, bir komedi seyreder, yorulur. Birileriyle birlikte olur, derdini anlatamaz, telaşlanır ve incinir. Küçük dertler, bir yerlere ödenmesi gereken paralar, bazı şeylerin tamir masrafları hiç eksik olmaz ve bu panik duygusuna katkıda bulunurlar. Ve hep acele edilir.” Bu panik, bu telaş hepimizin hayatında büyük yer kaplamıyor mu? Cevabınız evetse belki de frene basma zamanı gelmiş olmalı, Atay 43 yaşında hayatını kaybetti, okurlarının en çok kurduğu cümle bu olmalı; ’Keşke daha fazla yaşasaydı,daha çok kitap yazsaydı ve biz onu daha iyi anlasaydık.’ Özlüyoruz onu…
Ezcümle Atay diyor ki; "Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?" Bizde diyoruz ki, burdayız, sendeyiz…Kendi içimizde verdiğimiz bu savaşta kelimelerinden güç alıyoruz ve hep burada olacağız.
Rahmet ve özlemle…

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.