Haber Girişi: 18.03.2021 - 10:21, Güncelleme: 18.03.2021 - 10:21

Para yaşama tercih edildi

 

Para yaşama tercih edildi

Sağlık Bakanlığı yazılı ve sözlü soruların hiçbirisine bugüne kadar yanıt vermedi. Ellerindeki bilgiyi “nasıl olsa unutulur” beklentisiyle saklıyorlar. Covid-19 işçiler, yoksullar, göçmenler arasında daha sık görülen ve daha çok öldüren bir hastalık haline getirildi. Maliyet, insan yaşamına tercih edildi. Yeni bir dalganın ortaya çıkabilmesi için öncekinin sönümlenmesi gerekir. Oysa Mart 2020’de başladığı açıklanan dalga henüz sönümlenmedi.
haberimizvar.net- Kontrollü normalleşme dönemine geçilmesiyle birlikte koronavirüs vakalarında artış yaşanıyor. Ek tedbirler alınmazken iktidarın salgın yönetiminde geçmişteki hatalarından hiç ders almadığı ortada. Peki, bir yılda nerelerde hatalar yapıldı? Bundan sonra yurttaşları nasıl bir tablo bekliyor? Halk sağlığı ve epidemiyoloji uzmanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ile bu sorulara yanıt aramaya çalıştık. ► Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre ilk koronavirüs vakası 11 Mart 2020’de görüldü. Ancak Sağlık Bakan YardımcısıŞuayip Birinci'nin imzası olan bir makalede yer alan ifadelere göre, “Şubat ayında Mersin’de Covid-19 tanılı 24 kişi tedavi altına alınmıştı”.Ülkede ilk vakanın görüldüğü tarih bile belli değil. Siz sürecin nasıl yönetildiğini düşünüyorsunuz? Türkiye’de bırakalım ilk resmi olgu bildiriminin öncesini, iktidarın doğrudan Sağlık Bakanı üzerinden kamuoyuna açıkladığı Covid-19 hastalığıyla ilgili bilgilerin içeriği-anlamı ve gerçekliğiyle ilgili önemli sorunlar ilk günden beri devam ediyor. Dikkat ederseniz, şüphelerimiz var demiyorum. Doğrudan sorun(lar) var, diyorum. Çünkü bunların tümü herhangi bir tereddütte yer bırakmayacak biçimde ve her biri kanıta dayalı olarak görünür halde. Bakın, Sağlık Bakanlığı web sayfasında bulunanCovid-19 Sözlüğü’nde bile tanımlar net değil ya da kullandıkları tanım ve kavramların ne anlama geldiği yer almıyor. Buna karşın, kullandıkları kelimelere bilinen, genel kabul görmüş, hatta evrensel içeriklerinden farklı anlamlar yükleyerek kullandıklarını zaman içinde anlayabildik. Örneğin, her gün açıkladıkları tabloda yer verilen “hasta” ve “vaka” tanımları bu sözlükte bulunmuyor. Oysa dilimizde, tıp alanında her ikisiaynı anlamda kullanılıyordu. Taki bu tabloda karşılarında birbirinden farklı sayılar yazıldığını görmemize kadar…Yineleme pahasına da olsa söylememiz gerekiyor; bu iki kelimeyi ayrı ayrı anlamlarda kullanmayı gerektiren herhangi bir bilimsel bilgiye sahip değiliz.   Benzer şekilde, hastalığın tanısı için kullanılan PCR testi için örneklerin kimlerden (hastaneye başvuran hastalık bulgusu olanlar, spor takımları, asker alımlarıvb.) alındığı, her bir test sayısının bir kişiyimi gösterdiği yoksa, bir kişiye birden fazla PCR testi yapıldığında da bunlar açıklanan sayı içinde yer alıyor mu? Özetle, açıklanan test sayısı, testin yapıldığı kişi sayısını mı yoksa o gün sonucu alınan toplam test sayısını mı gösteriyorhâlâanlaşılır değil. Eğer kişi sayısıysa açıklanan bu rakamlar aynı zamanda, saptanan doğrulanmış yeni hasta sayısı anlamına gelecek. Değilse, farklı bir değerlendirme yapılması gerekecek. Bu soruları daha da uzatabiliriz. Ancak Sağlık Bakanlığı tarafından hiçbirisi için zamanında ya da yazılı olarak herhangi bir açıklama maalesef yapılmadı. PCR testi için kullandıkları kitlerin duyarlılığı (testtin,uygulandığı ve gerçekten hasta olan yüz kişiden kaçını hasta olarak tanımladığı, pozitif çıktığı) ile ilgili olarak dahi ne bilgilendirici, anlaşılırbir açıklama yaptılar ne de sorulara yanıt verdiler. Son bir örnekle durumun vahametini daha da anlaşılır hale getirelim dilerseniz. Sağlık Bakanı, bazı illerdeki hasta sayısını ilk defa 18 Haziran 2020 tarihinde, yine akşam saatlerinde, “Bilim Kurulu sözcüsü” de olarak yaptığı basın açıklamasında kamuoyuyla paylaştı. Sunumunda, 18 Mayıs-17 Haziran 2020 tarihleri arasında 10 ildeki hasta sayılarını ayrı ayrı açıkladı. Buna göre, sunumda yer verilen 10 ilde, son bir ayda saptanan toplam doğrulanmış hasta sayısının 32 bin 970 kişi olduğunu öğrenmiş olduk. Oysa, çoğu zaman bizzat Sağlık Bakanı’nın kendisi tarafından yapılan açıklamalardaki günlük Türkiye verilerine göre, aynı tarihler için, bir aylık süre içindeki toplam doğrulanmış hasta sayısının 33 bin 292 kişi olduğu hesaplamalar sonucu görülebiliyordu. Başka bir ifadeyle, açıklamada yer verilen 10 ilde, bir ay süreyle 32 bin 970, geriye kalan 71 ilde ise yine aynı süre içinde, toplam olarak yalnızca 322 doğrulanmış hasta saptanmış oluyordu. Bakan tarafından yapılmış açıklamadaki sayıları, en azından o dönemde hastanelere başvuruların, klinik ve yoğun bakım yataklarındaki dolulukların vb. her bir ildeki hali dikkate alındığında, doğru kabul edebilmek, bilimsel bilgiye dayalı olarak açıklayabilmek mümkün görünmüyor. Zaten bu durum karşısında Bakanlığa yönelik yazılı ve sözlü soruların hiçbirisine bugüne kadar yanıt verilmedi, verilemedi. “Nasıl olsa unutulur” beklentisi ile görmezden gelindi sanıyorum. Oysa, bilimsel bilgiye dayalı süreçlerde kavramlar ve standardizasyon çok önemlidir. Çünkü neyin doğru, neyin yanlış olduğunun bilinebilmesinin; illerin, bölgelerin, ülkenin diğerleriyle karşılaştırılabilmesinin temel yolu bu veriler üzerinden yapılan değerlendirmelerle, analizlerle gerçekleştirilebilecektir.Saptanan her bir hastanın yaşı, cinsiyeti, yaptığı işi, çalışma durumu, ikamet ettiği il, ilçe hatta mahalle gibi sosyo demografik özellikleri, şeker, yüksek tansiyon, şişmanlık gibi hastalıklarının bulunup bulunmadığı vb. bilgilere öncelikli olarak gereksinim duyulur. Bunu sağlarsanız salgının seyrini izleyebilir, yapılan müdahalelerin olumlu mu yoksa olumsuz mu gelişmelere neden olduğunu ya da hangisinin olumlu, hangisinin olumsuz gelişmelerin sebebi olduğunu ortaya koyabilirsiniz. Aynı durum hastaların tedavi sürecinde de en azından ilk altı, yedi ay boyunca yaşandı. Hidroksiklorokin etken maddesine sahip ilaç, hastaların tedavisinde ısrarla kullanıldı. Ve neredeyse bütün hastalara uygulandı. Oysa bu ilacın Covid-19 hastalığında ya da aynı aileden virüslerin neden olduğu hastalıklardaki etkisiyle ilgili elde edilmiş herhangi bir bilimsel bilgi yoktu. Bakanlık, konuyla ilgili eleştirilere, karşı çıkışlara kulaklarını kapattı. Muhatap dahi almadı. Uzmanlık alanlarındaki yılların bilgi birikimini görmezden geldi. Kasım 2020 tarihi itibariyle bilimsel araştırmalar sonucunda elde edilen bilgilere göre bu ilacın Covid-19 hastalığının tedavisinde hiçbir etkisi bulunmadığı kesin olarak gösterildi. Aksine kullanılan dozu ve hastaların yaşı, kronik hastalıklarının varlığı vb. bazı özellikleri nedeniyle ölüme kadar giden önemli komplikasyonlara, yan etkilere neden olabildiği de ortaya kondu. Bakanlıktan yine herhangi bir açıklama yapılmadı. Bu konu da unutulmaya terkedildi. Bugün bir kez daha görüyoruz ki Türkiye’de iktidar,Covid-19 pandemisinde yaşananlarla ilgili olarak doğru bilginin paylaşılmasını ve çoğu zaman da bilimsel bilgiyi kullanmayıtercih etmedi. Sağlık Bakanlığı ve bu alanda birlikte çalıştıklarının bir bölümü ellerindeki bilgiyi sakladılar, hatta kamuoyuna doğru olmayan açıklamalarda bulundular. Örneğin, bugüne kadar hastalanan ve yaşamını kaybetmiş olan sağlık emekçilerinin ne sayıları ne de mesleklerine, cinsiyetlerine, yaşlarına vb. göre dağılımları Sağlık Bakanlığı tarafından tam olarak açıklanmadı. Yanı sıra, illerin durumunu bilemiyor, izleyemiyoruz. ► Açıklamalarınızbir soruyu akla getiriyor:Peki, bu veriler kullanılarak yapılan değerlendirmeler için neler söyleyebilirsiniz? Açıklanan verilerin, bilgilerin doğru ve standart olması bunları kullanarak salgının var olan durumunu değerlendirmek, yakın gelecekte nasıl olabileceğini öngörebilmek için de gerekiyor. Hatta zorunlu. Çünkü salgının seyrini öngörebilmek için kullanılan modellemelerin tümü kendi içinde önemli sınırlılıklara sahiptir. Yani önemli yanılma payları söz konusudur. Buna bir de doğruluğundan emin olunmayan hatta doğru olmadığı kanıtlanmış verileri kullanmak eklendiğinde, başka bir ifadeyle, Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan veriler bu modellemelerde kullanıldığında ortaya çıkan sonuçların yanlışlanabilirliğinin yüksek, gerçeği yansıtma olasılığının düşük bilgiler olduğunu tahmin edilebilmemiz mümkün. Öyleki bununla ilgili durumlara oldukça sık olarak rastladığımızı anımsayacaksınız. Yazılı ve görsel basında, Twitter başta olmak üzere, sosyal medyada önce Nisan 2020 sonu ve Mayıs ayı boyunca “birinci dalga bitiyor, ikincisi başlayacak” tartışması yapıldı. Ardından haziran ayının başından itibaren de “birinci dalganın ikinci piki” vb. çok sayıda ifadeye, açıklamaya tanık olduk. Bu ve benzeri konulardaki beyanlar üzerinden yürütülen tartışmaların, salgınla mücadelede yapılması gerekenlerin kamuoyu ile paylaşılmasını, sahiplenilip talep haline dönüşebilmesini zaman zaman geciktirdiğine, hatta engellediğine tanık olduk. Uzmanların bilgilendirme amacıyla yaptığı birçok açıklama, iktidar tarafından da kamuoyunun “dikkatini dağıtma” amacıyla kullanılabildi maalesef. Kaynak/ Uğur Şahin
Sağlık Bakanlığı yazılı ve sözlü soruların hiçbirisine bugüne kadar yanıt vermedi. Ellerindeki bilgiyi “nasıl olsa unutulur” beklentisiyle saklıyorlar. Covid-19 işçiler, yoksullar, göçmenler arasında daha sık görülen ve daha çok öldüren bir hastalık haline getirildi. Maliyet, insan yaşamına tercih edildi. Yeni bir dalganın ortaya çıkabilmesi için öncekinin sönümlenmesi gerekir. Oysa Mart 2020’de başladığı açıklanan dalga henüz sönümlenmedi.

haberimizvar.net- Kontrollü normalleşme dönemine geçilmesiyle birlikte koronavirüs vakalarında artış yaşanıyor. Ek tedbirler alınmazken iktidarın salgın yönetiminde geçmişteki hatalarından hiç ders almadığı ortada. Peki, bir yılda nerelerde hatalar yapıldı? Bundan sonra yurttaşları nasıl bir tablo bekliyor?

Halk sağlığı ve epidemiyoloji uzmanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ile bu sorulara yanıt aramaya çalıştık.

► Türkiyede Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre ilk koronavirüs vakası 11 Mart 2020’de görüldü. Ancak Sağlık Bakan YardımcısıŞuayip Birinci'nin imzası olan bir makalede yer alan ifadelere göre, “Şubat ayında Mersinde Covid-19 tanılı 24 kişi tedavi altına alınmıştı”.Ülkede ilk vakanın görüldüğü tarih bile belli değil. Siz sürecin nasıl yönetildiğini düşünüyorsunuz?

Türkiye’de bırakalım ilk resmi olgu bildiriminin öncesini, iktidarın doğrudan Sağlık Bakanı üzerinden kamuoyuna açıkladığı Covid-19 hastalığıyla ilgili bilgilerin içeriği-anlamı ve gerçekliğiyle ilgili önemli sorunlar ilk günden beri devam ediyor. Dikkat ederseniz, şüphelerimiz var demiyorum. Doğrudan sorun(lar) var, diyorum. Çünkü bunların tümü herhangi bir tereddütte yer bırakmayacak biçimde ve her biri kanıta dayalı olarak görünür halde. Bakın, Sağlık Bakanlığı web sayfasında bulunanCovid-19 Sözlüğü’nde bile tanımlar net değil ya da kullandıkları tanım ve kavramların ne anlama geldiği yer almıyor. Buna karşın, kullandıkları kelimelere bilinen, genel kabul görmüş, hatta evrensel içeriklerinden farklı anlamlar yükleyerek kullandıklarını zaman içinde anlayabildik. Örneğin, her gün açıkladıkları tabloda yer verilen “hasta” ve “vaka” tanımları bu sözlükte bulunmuyor. Oysa dilimizde, tıp alanında her ikisiaynı anlamda kullanılıyordu. Taki bu tabloda karşılarında birbirinden farklı sayılar yazıldığını görmemize kadar…Yineleme pahasına da olsa söylememiz gerekiyor; bu iki kelimeyi ayrı ayrı anlamlarda kullanmayı gerektiren herhangi bir bilimsel bilgiye sahip değiliz.

 

Benzer şekilde, hastalığın tanısı için kullanılan PCR testi için örneklerin kimlerden (hastaneye başvuran hastalık bulgusu olanlar, spor takımları, asker alımlarıvb.) alındığı, her bir test sayısının bir kişiyimi gösterdiği yoksa, bir kişiye birden fazla PCR testi yapıldığında da bunlar açıklanan sayı içinde yer alıyor mu? Özetle, açıklanan test sayısı, testin yapıldığı kişi sayısını mı yoksa o gün sonucu alınan toplam test sayısını mı gösteriyorhâlâanlaşılır değil. Eğer kişi sayısıysa açıklanan bu rakamlar aynı zamanda, saptanan doğrulanmış yeni hasta sayısı anlamına gelecek. Değilse, farklı bir değerlendirme yapılması gerekecek. Bu soruları daha da uzatabiliriz. Ancak Sağlık Bakanlığı tarafından hiçbirisi için zamanında ya da yazılı olarak herhangi bir açıklama maalesef yapılmadı. PCR testi için kullandıkları kitlerin duyarlılığı (testtin,uygulandığı ve gerçekten hasta olan yüz kişiden kaçını hasta olarak tanımladığı, pozitif çıktığı) ile ilgili olarak dahi ne bilgilendirici, anlaşılırbir açıklama yaptılar ne de sorulara yanıt verdiler.

Son bir örnekle durumun vahametini daha da anlaşılır hale getirelim dilerseniz. Sağlık Bakanı, bazı illerdeki hasta sayısını ilk defa 18 Haziran 2020 tarihinde, yine akşam saatlerinde, “Bilim Kurulu sözcüsü” de olarak yaptığı basın açıklamasında kamuoyuyla paylaştı. Sunumunda, 18 Mayıs-17 Haziran 2020 tarihleri arasında 10 ildeki hasta sayılarını ayrı ayrı açıkladı. Buna göre, sunumda yer verilen 10 ilde, son bir ayda saptanan toplam doğrulanmış hasta sayısının 32 bin 970 kişi olduğunu öğrenmiş olduk. Oysa, çoğu zaman bizzat Sağlık Bakanı’nın kendisi tarafından yapılan açıklamalardaki günlük Türkiye verilerine göre, aynı tarihler için, bir aylık süre içindeki toplam doğrulanmış hasta sayısının 33 bin 292 kişi olduğu hesaplamalar sonucu görülebiliyordu. Başka bir ifadeyle, açıklamada yer verilen 10 ilde, bir ay süreyle 32 bin 970, geriye kalan 71 ilde ise yine aynı süre içinde, toplam olarak yalnızca 322 doğrulanmış hasta saptanmış oluyordu. Bakan tarafından yapılmış açıklamadaki sayıları, en azından o dönemde hastanelere başvuruların, klinik ve yoğun bakım yataklarındaki dolulukların vb. her bir ildeki hali dikkate alındığında, doğru kabul edebilmek, bilimsel bilgiye dayalı olarak açıklayabilmek mümkün görünmüyor. Zaten bu durum karşısında Bakanlığa yönelik yazılı ve sözlü soruların hiçbirisine bugüne kadar yanıt verilmedi, verilemedi. “Nasıl olsa unutulur” beklentisi ile görmezden gelindi sanıyorum.

Oysa, bilimsel bilgiye dayalı süreçlerde kavramlar ve standardizasyon çok önemlidir. Çünkü neyin doğru, neyin yanlış olduğunun bilinebilmesinin; illerin, bölgelerin, ülkenin diğerleriyle karşılaştırılabilmesinin temel yolu bu veriler üzerinden yapılan değerlendirmelerle, analizlerle gerçekleştirilebilecektir.Saptanan her bir hastanın yaşı, cinsiyeti, yaptığı işi, çalışma durumu, ikamet ettiği il, ilçe hatta mahalle gibi sosyo demografik özellikleri, şeker, yüksek tansiyon, şişmanlık gibi hastalıklarının bulunup bulunmadığı vb. bilgilere öncelikli olarak gereksinim duyulur. Bunu sağlarsanız salgının seyrini izleyebilir, yapılan müdahalelerin olumlu mu yoksa olumsuz mu gelişmelere neden olduğunu ya da hangisinin olumlu, hangisinin olumsuz gelişmelerin sebebi olduğunu ortaya koyabilirsiniz.

halk-sagligi-uzmani-prof-dr-hamzaoglu-para-yasama-tercih-edildi-853856-1.

Aynı durum hastaların tedavi sürecinde de en azından ilk altı, yedi ay boyunca yaşandı. Hidroksiklorokin etken maddesine sahip ilaç, hastaların tedavisinde ısrarla kullanıldı. Ve neredeyse bütün hastalara uygulandı. Oysa bu ilacın Covid-19 hastalığında ya da aynı aileden virüslerin neden olduğu hastalıklardaki etkisiyle ilgili elde edilmiş herhangi bir bilimsel bilgi yoktu. Bakanlık, konuyla ilgili eleştirilere, karşı çıkışlara kulaklarını kapattı. Muhatap dahi almadı. Uzmanlık alanlarındaki yılların bilgi birikimini görmezden geldi. Kasım 2020 tarihi itibariyle bilimsel araştırmalar sonucunda elde edilen bilgilere göre bu ilacın Covid-19 hastalığının tedavisinde hiçbir etkisi bulunmadığı kesin olarak gösterildi. Aksine kullanılan dozu ve hastaların yaşı, kronik hastalıklarının varlığı vb. bazı özellikleri nedeniyle ölüme kadar giden önemli komplikasyonlara, yan etkilere neden olabildiği de ortaya kondu. Bakanlıktan yine herhangi bir açıklama yapılmadı. Bu konu da unutulmaya terkedildi.

Bugün bir kez daha görüyoruz ki Türkiye’de iktidar,Covid-19 pandemisinde yaşananlarla ilgili olarak doğru bilginin paylaşılmasını ve çoğu zaman da bilimsel bilgiyi kullanmayıtercih etmedi. Sağlık Bakanlığı ve bu alanda birlikte çalıştıklarının bir bölümü ellerindeki bilgiyi sakladılar, hatta kamuoyuna doğru olmayan açıklamalarda bulundular. Örneğin, bugüne kadar hastalanan ve yaşamını kaybetmiş olan sağlık emekçilerinin ne sayıları ne de mesleklerine, cinsiyetlerine, yaşlarına vb. göre dağılımları Sağlık Bakanlığı tarafından tam olarak açıklanmadı. Yanı sıra, illerin durumunu bilemiyor, izleyemiyoruz.

► Açıklamalarınızbir soruyu akla getiriyor:Peki, bu veriler kullanılarak yapılan değerlendirmeler için neler söyleyebilirsiniz?

Açıklanan verilerin, bilgilerin doğru ve standart olması bunları kullanarak salgının var olan durumunu değerlendirmek, yakın gelecekte nasıl olabileceğini öngörebilmek için de gerekiyor. Hatta zorunlu. Çünkü salgının seyrini öngörebilmek için kullanılan modellemelerin tümü kendi içinde önemli sınırlılıklara sahiptir. Yani önemli yanılma payları söz konusudur. Buna bir de doğruluğundan emin olunmayan hatta doğru olmadığı kanıtlanmış verileri kullanmak eklendiğinde, başka bir ifadeyle, Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan veriler bu modellemelerde kullanıldığında ortaya çıkan sonuçların yanlışlanabilirliğinin yüksek, gerçeği yansıtma olasılığının düşük bilgiler olduğunu tahmin edilebilmemiz mümkün.

Öyleki bununla ilgili durumlara oldukça sık olarak rastladığımızı anımsayacaksınız. Yazılı ve görsel basında, Twitter başta olmak üzere, sosyal medyada önce Nisan 2020 sonu ve Mayıs ayı boyunca “birinci dalga bitiyor, ikincisi başlayacak” tartışması yapıldı. Ardından haziran ayının başından itibaren de “birinci dalganın ikinci piki” vb. çok sayıda ifadeye, açıklamaya tanık olduk. Bu ve benzeri konulardaki beyanlar üzerinden yürütülen tartışmaların, salgınla mücadelede yapılması gerekenlerin kamuoyu ile paylaşılmasını, sahiplenilip talep haline dönüşebilmesini zaman zaman geciktirdiğine, hatta engellediğine tanık olduk. Uzmanların bilgilendirme amacıyla yaptığı birçok açıklama, iktidar tarafından da kamuoyunun “dikkatini dağıtma” amacıyla kullanılabildi maalesef.
Kaynak/ Uğur Şahin

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.