Haber Girişi: 23.07.2021 - 22:51, Güncelleme: 23.07.2021 - 23:10

Turizm gerçekten bacasız sanayi mi?

 

Turizm gerçekten bacasız sanayi mi?

Küresel ısınmaya bağlı iklim değişiklikleri her geçen gün daha çok hissediliyor. İnsanların aklına kutup ayısının bir buz parçası üzerinde sürüklendiği o ünlü fotoğraf geliyor. Bilim insanlarına göre, durum çok daha vahim. Turizm endüstrisinin ise bütün kaderi demek.
  Çin’de şiddetli yağış sonucu 25 kişi hayatını kaybetti. Rize’de 6 kişi öldü 2 kişi halen kayıp. Türkiye’de altmışa yakın göl yok oldu ya da olmak üzere. Bu göllerin yok olması her şeyden önce kuşların yok olma tehlikesiyle karşılaşması demek.  Hakkâri’nin Cilo ve Sat Dağı’nda 20 bin yıllık buzullar büyük oranda eridi. Hakkâri Dağcılık Federasyonu Başkanı doğaseverlerin bu “eşsiz güzelliği” görmesi için çeşitli etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Doğasever turistler; bakir yerleri, görülmemiş yerleri ziyaret ederler. Burada sorun mu var diye düşünebiliriz. Sorun değil ama turizm, iklim değişikliğinin hem sebebi hem de sonucu olarak görülüyor.   Küresel ısınma ilk tarım toplumuyla başladı   Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusu son yıllarda biraz daha gündemde yer alabiliyor. İklim değişiklikleri dünya tarihinde olagelmiş. Dünya bir ısınmış, bir soğumuş ama bunlar doğal şartlar altında olmuş. İnsan eliyle oluşan değişiklikleri çoğu iklim bilimci Sanayi Devrimi sonrası olarak işaret ediyor. Diğer taraftan bazı bilim insanları bu son değişimin, insanın tarım toplumuna geçmesiyle başladığını söylüyor. Çünkü sera etkisi yapan metan, hayvan dışkısından salınıyor. Sanayi Devrimi sonrası enerji ihtiyacının fosil yakıtlarla karşılanması, değişimi çok hızlandırıyor. Günümüzde ortalama sıcaklık artışı 1,6 dereceyle tarihin en yüksek seviyesini geçmiş durumda. Dışarıdan bakıldığında 1-2 derece daha sıcak olsa ne değişir ki diye düşünülebilir. 1-2 derece alışık olduğumuz ve gördüğümüz bütün sistemi değiştiriyor. Bunu çok daha hissedilir olarak görüyoruz.   Turizm kendi yaşam alanını daraltıyor   Teknoloji bu denli gelişmeden önce; kendi yaylalarına kendi iklim şartları içerisinde hareket eden insan, daha sonra dünyanın bir ucundan diğerine, farklı iklimlerin yaşandığı ilginç, bakir doğal ve el değmemiş yerlere, uzun seyahatler yaparak gitmeye başladı.  Günümüz turizm hareketliliği başlangıcından sonuna kadar enerji tüketerek gerçekleşiyor. Birçok farklı taşıtla yapılan bu uzun seyahatler, direkt ya da dolaylı olarak fosil yakıt ile çalışıyor. Devasa büyüklükteki oteller adeta enerjiyi yutuyor. Kurvaziyer gemiler, hem hareket etmek için hem de konfor sağlamak için enerji harcıyor. Kayak pistleri, kayak otelleri, bu otellere gitmek için kullanılan araçlar… Enerji olmadan insan hareketi olmuyor artık. En çok insanın ayak izi doğayı tahrip ediyor. Bir sektör olarak turizm; doğayı, çevreyi, hatta iklim değişikliğini bile satarken kendi yaşam alanını da daraltıyor.   Sigortacılara göre risk büyük   Kısa adı IPCC olan Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli raporlarına göre, sera gazı emisyonları 21.yüzyıl boyunca devam ederse ortalama sıcaklık 2,5 ile 4,7 arasında bir artış gösterecek. Deniz suyu seviyesi ise 0,45 ile 0,80 metre arasında yükselecek. Emisyonlar şu an durdurulsa bile mevcut halini yüzyıllar boyunca koruyacak. En çok direkt olarak fosil yakıtla çalışan fabrikalar, santraller, arabalar, uçaklar, gemiler karbon emisyonuna neden oluyormuş gibi görünüyor. Nature Dergisi’nde yayımlanan bir makaleye göre turizm hareketliliğinin yüzde 8 oranında küresel ısınmaya etkisi var.  Bir yılda yaklaşık 1,5 milyar insan uluslararası seyahat ediyor. Yurt içi turizm amaçlı seyahatler ise bu oranın çok üstünde. Sigortacılık sektörüne göre ilk 10, turizm açısından ise ilk 5 risk arasında iklim değişikliği yer alıyor.   6 derecelik enlem kayması yaşanabilir   Tatil amaçlı seyahatler, dinlenme ve farklı kültürler görme isteği kadar, farklı mevsimleri yaşama isteğiyle de yapılıyor. İklimi çok soğuk olan ülkeler daha sıcak ve ılıman yerleri ziyaret etmek isterler. Buna örnek olarak Rus veya Avrupalı turistlerin Akdeniz ve Ege’yi yazın tercih etmelerini gösterebiliriz. Arap ülkelerinden ülkemize gelen turistlerin en çok Karadeniz’i ziyaret etmesi de öyle.  Yüzyıl sonuna doğru yaklaşık 6 derecelik bir enlem kaymasından bahsediliyor. Bu Karadeniz’in  şu anki Akdeniz iklimini yaşayacağı anlamına geliyor. Peki, Akdeniz ne olacak? Akdeniz şu an kendisinden daha güneydeki iklimi yaşayacak. Yani daha kurak olacak. Bu durumda bütün küresel turizm sistemi kökten değişebilir. Soğuk iklim koşullarında yaşayanlar,  havanın ısınmasıyla kendi ülkelerinde tatil yapmayı tercih edecek. Ayrıca, turistlerin pandemi sonrası son dakika rezervasyon davranışı bundan sonra da devam edecek gibi görünüyor.   Otellerde çevre ve iklim departmanı kurulabilir   Okyanus asiditesi sonucu su sıcaklığı da artacak. Bu durum deniz ekosisteminin bozulacağını ve çekiciliğini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya geleceğini gösteriyor.  Oteller iklim değişikliği sebebiyle oluşan sert doğa olaylarıyla mücadele etmek için dönüşmek zorunda. Bu değişim çok maliyet getiriyor ancak başka alternatif de görünmüyor. Turizm, sektör olarak tek başına küresel ısınmayı durduramaz belki fakat her sektör gibi kendinden başlayarak önce durumun aciliyetini anlaması gerekiyor. Konaklama tesisleri tasarruf tedbirleri alıyor ama bu yetmiyor. Mühendisliğin ve mimarinin de iklim değişikliklerine göre projelendirilmesi lazım. Sürdürülebilir turizm için ekstra önlemler almak ve uygulamak gerekiyor. Yeni yapılacak olan tesislerin, bu konuyu öncelik olarak göz önünde bulundurması şart. Mevcut tesisler işi daha sıkı tutarak iklim ve çevre ile ilgili bir departman kurulabilir.   Daha çok hastalık ve virüs görebiliriz   İklim konusunda çok detaylı araştırmalar ve veriler var. Çok sayıda belgesel çekildi. Makaleler, kitaplar yazıldı. Her geçen gün farkındalık biraz daha artıyor. Çok detaya girmeden, “bir denizyıldızının daha hayatını kurtarmak” gerektiğini düşünenlerdenim. Turizm tek başına bir sektör değil çünkü. Kendine bağlı çok fazla sektörü de etkiliyor. Etkileyince ne oluyor? Turizmin dünyadaki istihdama katkısı yüzde 10 civarında. Yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir turizm aynı zamanda sürdürülebilir istihdam demek. Yaşanan şu son pandemi döneminde insanların işsiz kalmasının ne anlama geldiğini yaşadık ve gördük. İklim değişikliği buna benzer daha bilmediğimiz pek çok hastalık ve virüsü beraberinde getirecek. Bazı türler yok olurken, bazı türler daha fazla yaşam alanı bulacak. Bu gördüğümüz sadece fragman olabilir.   Herkesin vicdani sorumluluğu var   Dünyanın gelecekte karşılaşabileceği bu en büyük ve en önemli krizini turizme indirgemek bencilce karşılanabilir belki. “Turizm olmasa ne olur” diye düşünenler olabilir. Yıllardır “bacasız sanayi” olarak bildiğimiz turizmin aslında göremediğimiz bacaları varmış. Bacasız sanayi tabiri bu anlamda kullanılmıyor elbet. Bu görünmez bacalardan çıkan her karbondioksit molekülü en çok turizmin kendisine zarar veriyor. Bu döngü içerisinden çıkmak çok kolay görünmüyor. Yapılan araştırmalara göre iklim değişikliklerinden en çok turizme bağımlı ve fakir ülkelerin etkileneceği dile getiriliyor. Ekonomisi sadece turizm üzerine kurulu olan birçok ada ülkesi, deniz seviyesinin yükselmesiyle yok olma tehlikesi yaşıyor. Bu ülkeler şimdiden göç vermeye başladı. Burada vicdani bir durumla karşı karşıyayız. Hıdır Duru
Küresel ısınmaya bağlı iklim değişiklikleri her geçen gün daha çok hissediliyor. İnsanların aklına kutup ayısının bir buz parçası üzerinde sürüklendiği o ünlü fotoğraf geliyor. Bilim insanlarına göre, durum çok daha vahim. Turizm endüstrisinin ise bütün kaderi demek.

 

Çin’de şiddetli yağış sonucu 25 kişi hayatını kaybetti. Rize’de 6 kişi öldü 2 kişi halen kayıp. Türkiye’de altmışa yakın göl yok oldu ya da olmak üzere. Bu göllerin yok olması her şeyden önce kuşların yok olma tehlikesiyle karşılaşması demek.  Hakkâri’nin Cilo ve Sat Dağı’nda 20 bin yıllık buzullar büyük oranda eridi. Hakkâri Dağcılık Federasyonu Başkanı doğaseverlerin bu “eşsiz güzelliği” görmesi için çeşitli etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Doğasever turistler; bakir yerleri, görülmemiş yerleri ziyaret ederler. Burada sorun mu var diye düşünebiliriz. Sorun değil ama turizm, iklim değişikliğinin hem sebebi hem de sonucu olarak görülüyor.

 

Küresel ısınma ilk tarım toplumuyla başladı

 

Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusu son yıllarda biraz daha gündemde yer alabiliyor. İklim değişiklikleri dünya tarihinde olagelmiş. Dünya bir ısınmış, bir soğumuş ama bunlar doğal şartlar altında olmuş. İnsan eliyle oluşan değişiklikleri çoğu iklim bilimci Sanayi Devrimi sonrası olarak işaret ediyor. Diğer taraftan bazı bilim insanları bu son değişimin, insanın tarım toplumuna geçmesiyle başladığını söylüyor. Çünkü sera etkisi yapan metan, hayvan dışkısından salınıyor. Sanayi Devrimi sonrası enerji ihtiyacının fosil yakıtlarla karşılanması, değişimi çok hızlandırıyor. Günümüzde ortalama sıcaklık artışı 1,6 dereceyle tarihin en yüksek seviyesini geçmiş durumda. Dışarıdan bakıldığında 1-2 derece daha sıcak olsa ne değişir ki diye düşünülebilir. 1-2 derece alışık olduğumuz ve gördüğümüz bütün sistemi değiştiriyor. Bunu çok daha hissedilir olarak görüyoruz.

 

Turizm kendi yaşam alanını daraltıyor

 

Teknoloji bu denli gelişmeden önce; kendi yaylalarına kendi iklim şartları içerisinde hareket eden insan, daha sonra dünyanın bir ucundan diğerine, farklı iklimlerin yaşandığı ilginç, bakir doğal ve el değmemiş yerlere, uzun seyahatler yaparak gitmeye başladı.  Günümüz turizm hareketliliği başlangıcından sonuna kadar enerji tüketerek gerçekleşiyor. Birçok farklı taşıtla yapılan bu uzun seyahatler, direkt ya da dolaylı olarak fosil yakıt ile çalışıyor. Devasa büyüklükteki oteller adeta enerjiyi yutuyor. Kurvaziyer gemiler, hem hareket etmek için hem de konfor sağlamak için enerji harcıyor. Kayak pistleri, kayak otelleri, bu otellere gitmek için kullanılan araçlar… Enerji olmadan insan hareketi olmuyor artık. En çok insanın ayak izi doğayı tahrip ediyor. Bir sektör olarak turizm; doğayı, çevreyi, hatta iklim değişikliğini bile satarken kendi yaşam alanını da daraltıyor.

 

Sigortacılara göre risk büyük

 

Kısa adı IPCC olan Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli raporlarına göre, sera gazı emisyonları 21.yüzyıl boyunca devam ederse ortalama sıcaklık 2,5 ile 4,7 arasında bir artış gösterecek. Deniz suyu seviyesi ise 0,45 ile 0,80 metre arasında yükselecek. Emisyonlar şu an durdurulsa bile mevcut halini yüzyıllar boyunca koruyacak. En çok direkt olarak fosil yakıtla çalışan fabrikalar, santraller, arabalar, uçaklar, gemiler karbon emisyonuna neden oluyormuş gibi görünüyor. Nature Dergisi’nde yayımlanan bir makaleye göre turizm hareketliliğinin yüzde 8 oranında küresel ısınmaya etkisi var.  Bir yılda yaklaşık 1,5 milyar insan uluslararası seyahat ediyor. Yurt içi turizm amaçlı seyahatler ise bu oranın çok üstünde. Sigortacılık sektörüne göre ilk 10, turizm açısından ise ilk 5 risk arasında iklim değişikliği yer alıyor.

 

6 derecelik enlem kayması yaşanabilir

 

Tatil amaçlı seyahatler, dinlenme ve farklı kültürler görme isteği kadar, farklı mevsimleri yaşama isteğiyle de yapılıyor. İklimi çok soğuk olan ülkeler daha sıcak ve ılıman yerleri ziyaret etmek isterler. Buna örnek olarak Rus veya Avrupalı turistlerin Akdeniz ve Ege’yi yazın tercih etmelerini gösterebiliriz. Arap ülkelerinden ülkemize gelen turistlerin en çok Karadeniz’i ziyaret etmesi de öyle.  Yüzyıl sonuna doğru yaklaşık 6 derecelik bir enlem kaymasından bahsediliyor. Bu Karadeniz’in  şu anki Akdeniz iklimini yaşayacağı anlamına geliyor. Peki, Akdeniz ne olacak? Akdeniz şu an kendisinden daha güneydeki iklimi yaşayacak. Yani daha kurak olacak. Bu durumda bütün küresel turizm sistemi kökten değişebilir. Soğuk iklim koşullarında yaşayanlar,  havanın ısınmasıyla kendi ülkelerinde tatil yapmayı tercih edecek. Ayrıca, turistlerin pandemi sonrası son dakika rezervasyon davranışı bundan sonra da devam edecek gibi görünüyor.

 

Otellerde çevre ve iklim departmanı kurulabilir

 

Okyanus asiditesi sonucu su sıcaklığı da artacak. Bu durum deniz ekosisteminin bozulacağını ve çekiciliğini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya geleceğini gösteriyor.  Oteller iklim değişikliği sebebiyle oluşan sert doğa olaylarıyla mücadele etmek için dönüşmek zorunda. Bu değişim çok maliyet getiriyor ancak başka alternatif de görünmüyor. Turizm, sektör olarak tek başına küresel ısınmayı durduramaz belki fakat her sektör gibi kendinden başlayarak önce durumun aciliyetini anlaması gerekiyor. Konaklama tesisleri tasarruf tedbirleri alıyor ama bu yetmiyor. Mühendisliğin ve mimarinin de iklim değişikliklerine göre projelendirilmesi lazım. Sürdürülebilir turizm için ekstra önlemler almak ve uygulamak gerekiyor. Yeni yapılacak olan tesislerin, bu konuyu öncelik olarak göz önünde bulundurması şart. Mevcut tesisler işi daha sıkı tutarak iklim ve çevre ile ilgili bir departman kurulabilir.

 

Daha çok hastalık ve virüs görebiliriz

 

İklim konusunda çok detaylı araştırmalar ve veriler var. Çok sayıda belgesel çekildi. Makaleler, kitaplar yazıldı. Her geçen gün farkındalık biraz daha artıyor. Çok detaya girmeden, “bir denizyıldızının daha hayatını kurtarmak” gerektiğini düşünenlerdenim. Turizm tek başına bir sektör değil çünkü. Kendine bağlı çok fazla sektörü de etkiliyor. Etkileyince ne oluyor? Turizmin dünyadaki istihdama katkısı yüzde 10 civarında. Yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir turizm aynı zamanda sürdürülebilir istihdam demek. Yaşanan şu son pandemi döneminde insanların işsiz kalmasının ne anlama geldiğini yaşadık ve gördük. İklim değişikliği buna benzer daha bilmediğimiz pek çok hastalık ve virüsü beraberinde getirecek. Bazı türler yok olurken, bazı türler daha fazla yaşam alanı bulacak. Bu gördüğümüz sadece fragman olabilir.

 

Herkesin vicdani sorumluluğu var

 

Dünyanın gelecekte karşılaşabileceği bu en büyük ve en önemli krizini turizme indirgemek bencilce karşılanabilir belki. “Turizm olmasa ne olur” diye düşünenler olabilir. Yıllardır “bacasız sanayi” olarak bildiğimiz turizmin aslında göremediğimiz bacaları varmış. Bacasız sanayi tabiri bu anlamda kullanılmıyor elbet. Bu görünmez bacalardan çıkan her karbondioksit molekülü en çok turizmin kendisine zarar veriyor. Bu döngü içerisinden çıkmak çok kolay görünmüyor. Yapılan araştırmalara göre iklim değişikliklerinden en çok turizme bağımlı ve fakir ülkelerin etkileneceği dile getiriliyor. Ekonomisi sadece turizm üzerine kurulu olan birçok ada ülkesi, deniz seviyesinin yükselmesiyle yok olma tehlikesi yaşıyor. Bu ülkeler şimdiden göç vermeye başladı. Burada vicdani bir durumla karşı karşıyayız.

Hıdır Duru

detay alt
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.