Ayşen Ovalı Binbir
Köşe Yazarı
Ayşen Ovalı Binbir
 

Gözümüze uyku girmiyor!

Geçen yazımda “Trafik kabusuna kim dur diyecek?” demiştim. Ve bu konuda daha yazacak çok sorun olduğunu da söylemiştim. Herkesin bildiği sorunlar tabi bunlar; park sorunu, kural ihlalleri, saygısızca araba kullanma, trafikte taciz etme… vs… vs… Bunlar herkesçe dile getiriliyor tabi ama trafikte yaratılan gürültü kirliliği ile ilgili çok fazla yazılan çizilene rastlamadım açıkçası. Bu nedenle Emniyet Teşkilatı’na, dolayısıyla da devlete çok ciddi bir gelir kaynağı önerisinde bulunmak isterim naçizane. Hem bunun için yeni bir oluşuma, bir ürüne ya da organizasyona da ihtiyaç yok. Mevcut yasaların gereğini, gerekli cezai müeyyideyi uygulayın yeter!   Her şeyden vazgeçtim… Anladım; kimsenin kimseye trafikte saygısı yok. Kimse kimseye yol vermek istemiyor. Sinyal vermek zor geliyor. “Otopark önüne park etmeyin” yazısı sizi hiiiiç ilgilendirmiyor. Engelli araçları için ayrılan otopark alanlarına fütursuzca park etmekte beis görmüyorsunuz. Tekerlekli sandalyelerin geçişi için kaldırımlara iniş ve çıkışı sağlayan rampaların önünü de kapatmakta sizin için sorun yok; çünkü siz engelli değilsiniz ve hiç olmayacağınıza dair elinizde bir garanti belgeniz var belli ki (tövbe tövbeee), ona da peki… Ama bu özellikle akşam saatlerinde başlayıp gece yarılarını geçen, müziği sonuna kadar açıp geçtiğiniz her mahalleye canlı yayın yapmak nedir arkadaşlar ya? Hasta mı var, yaşlı mı var, çocuk mu var düşüneniniz yok mu? Siz bu yayını yaparken çok sevdiği bir yakınını kaybetmiş taziye evleri olamaz mı? Hadi diriye yok, ölüye, acıya da mı saygınız yok? Cadde üzerinde oturan insanlar akşamları evlerinde huzur içinde oturma, normal sesle konuşma, TV seyretme, iş yapma, çalışma hakkına sahip değiller midir? Siz nasıl görgüsüzlersiniz ki, altınıza bir araba çektiniz diye güzergahınızın üzerinde kim varsa onu kendinize mahkum etme hakkını buluyorsunuz içinizde? Siz kimsiniz ki, herkes sizin ruh halinizi bilmeli, duymalı ve uyum sağlamalı? Evet, bu saygısızlıkları yapan çok insan var. Ve ben biliyorum ki, kanunda belli bir desibelin üzerinde, hele hele geç saatlerde gürültü yapmak da yasak. Bu yasak sadece eğlence mekanlarına, iş yerlerine ya da mahalle sakinlerine mi var? Trafikte seyir halindekilere yok mu? Gecenin yarısı insanlar yataklarında fırlamak zorunda mı? Ben size söyleyeyim; sadece bir gece 23.00 – 03.00 arası Işıklar Caddesi’ni Öğretmen evi üzerinden kesen Tınaztepe Caddesi’nde bulunun ve geç saatte çılgınca müzik açan, arabasından dışarıya hönkürenlere neyse bedeli ceza yazın. Vallahi bir gecede bütçe açıklarını kaparsınız, o kadar yani. İnanmıyorsanız bir gece gelin, misafirimiz olun, çay, çorba ikramı bizden. Biz nasıl olsa uyumuyoruz, size eşlik ederiz. Allah aşkına gelin, bir akşam ağırlayalım sizi eyyyy yetkililer, sorumlular… Biz hep buradayız, bekleriz efendim. (Bu sadece bu cadde için geçerli de değil. Tüm ana cadde üzerinde yaşayanlar aynı dertten muzdarip bilginize sunarım.)   Diyeceklerim bundan ibaret, bu kez az ve öz konuşuyorum. Tüm haberimizvar.net okuyucularına sevgilerimle…   Hoş kalın…
Ekleme Tarihi: 18 Kasım 2019 - Pazartesi

Gözümüze uyku girmiyor!

Geçen yazımda “Trafik kabusuna kim dur diyecek?” demiştim. Ve bu konuda daha yazacak çok sorun olduğunu da söylemiştim. Herkesin bildiği sorunlar tabi bunlar; park sorunu, kural ihlalleri, saygısızca araba kullanma, trafikte taciz etme… vs… vs… Bunlar herkesçe dile getiriliyor tabi ama trafikte yaratılan gürültü kirliliği ile ilgili çok fazla yazılan çizilene rastlamadım açıkçası. Bu nedenle Emniyet Teşkilatı’na, dolayısıyla da devlete çok ciddi bir gelir kaynağı önerisinde bulunmak isterim naçizane. Hem bunun için yeni bir oluşuma, bir ürüne ya da organizasyona da ihtiyaç yok. Mevcut yasaların gereğini, gerekli cezai müeyyideyi uygulayın yeter!

 

Her şeyden vazgeçtim… Anladım; kimsenin kimseye trafikte saygısı yok. Kimse kimseye yol vermek istemiyor. Sinyal vermek zor geliyor. “Otopark önüne park etmeyin” yazısı sizi hiiiiç ilgilendirmiyor. Engelli araçları için ayrılan otopark alanlarına fütursuzca park etmekte beis görmüyorsunuz. Tekerlekli sandalyelerin geçişi için kaldırımlara iniş ve çıkışı sağlayan rampaların önünü de kapatmakta sizin için sorun yok; çünkü siz engelli değilsiniz ve hiç olmayacağınıza dair elinizde bir garanti belgeniz var belli ki (tövbe tövbeee), ona da peki… Ama bu özellikle akşam saatlerinde başlayıp gece yarılarını geçen, müziği sonuna kadar açıp geçtiğiniz her mahalleye canlı yayın yapmak nedir arkadaşlar ya?

Hasta mı var, yaşlı mı var, çocuk mu var düşüneniniz yok mu? Siz bu yayını yaparken çok sevdiği bir yakınını kaybetmiş taziye evleri olamaz mı? Hadi diriye yok, ölüye, acıya da mı saygınız yok? Cadde üzerinde oturan insanlar akşamları evlerinde huzur içinde oturma, normal sesle konuşma, TV seyretme, iş yapma, çalışma hakkına sahip değiller midir? Siz nasıl görgüsüzlersiniz ki, altınıza bir araba çektiniz diye güzergahınızın üzerinde kim varsa onu kendinize mahkum etme hakkını buluyorsunuz içinizde? Siz kimsiniz ki, herkes sizin ruh halinizi bilmeli, duymalı ve uyum sağlamalı?

Evet, bu saygısızlıkları yapan çok insan var. Ve ben biliyorum ki, kanunda belli bir desibelin üzerinde, hele hele geç saatlerde gürültü yapmak da yasak. Bu yasak sadece eğlence mekanlarına, iş yerlerine ya da mahalle sakinlerine mi var? Trafikte seyir halindekilere yok mu? Gecenin yarısı insanlar yataklarında fırlamak zorunda mı?

Ben size söyleyeyim; sadece bir gece 23.00 – 03.00 arası Işıklar Caddesi’ni Öğretmen evi üzerinden kesen Tınaztepe Caddesi’nde bulunun ve geç saatte çılgınca müzik açan, arabasından dışarıya hönkürenlere neyse bedeli ceza yazın. Vallahi bir gecede bütçe açıklarını kaparsınız, o kadar yani. İnanmıyorsanız bir gece gelin, misafirimiz olun, çay, çorba ikramı bizden. Biz nasıl olsa uyumuyoruz, size eşlik ederiz. Allah aşkına gelin, bir akşam ağırlayalım sizi eyyyy yetkililer, sorumlular… Biz hep buradayız, bekleriz efendim.

(Bu sadece bu cadde için geçerli de değil. Tüm ana cadde üzerinde yaşayanlar aynı dertten muzdarip bilginize sunarım.)

 

Diyeceklerim bundan ibaret, bu kez az ve öz konuşuyorum. Tüm haberimizvar.net okuyucularına sevgilerimle…

 

Hoş kalın…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.