Nurettin Sönmez
Köşe Yazarı
Nurettin Sönmez
 

Yoksulluğun pençesindeki eğitim

2019-2020 eğitimi-öğretim yılının başlamasına günler kala velilerde okula hazırlık giderlerini karşılama telaşı başladı. Gerçek enflasyonun yüzde 30 seviyesini aştığı bilinmesine rağmen, hükümetin önümüzdeki dönemde işçilere 8+4, memurlara 4+4 zam vermesi ailelerin telaşını daha da artırdı. Türk İş’e göre 4 kişilik bir ailenin yaşamını sürdürebilmesi için en düşük 6 bin 733 lira gelire sahip olması gerekir. Bir ailede iki kişi asgari ücretle çalışsa dahi bu gelire ulaşması mümkün değil. Tablo böyleyken toplam geliri yoksulluk sınırının altında olan milyonlarca ailenin, çocuklarını borçlanmadan okula göndermeleri olanaksız.  Forma, çanta, ayakkabı, kırtasiye vb. giderler okula başlamak için zorunlu olan giderler. Kent yoksullarının çoğunlukla yaşadığı Kepez İlçesi’ndeki kırtasiyelerden alınan ücret listeleri incelendiğinde bir öğrenci için asgari ne kadar harcama yapılacağı ortaya çıkmaktadır. Buna göre; ilkokul birinci sınıfa başlayan bir öğrenci için toplam 690 lira, Ortaokul birinci sınıfa başlayan bir öğrenci için 1090 lira, Lise birinci sınıfa başlayan bir öğrenci için ise 1200 lira gider olduğu tespit edilmiştir. Bu harcamaların içerisinde servis, kayıt parası, katkı payı, yardımcı kaynaklar bulunmuyor. Onlar da eklendiği zaman harcamalar iki katını aşmaktadır. Toplam geliri yoksulluk sınırının altında olan ailelerin nüfus yapısı incelendiğinde çoğunlukla iki ve daha fazla okul çağında çocuğun bulunduğu görülür. Bu aileler elbette bu koşullarda çocuklarını okula gönderemiyor ve örgün eğitim dışına çıkararak açık ortaokul ve açık liseye kaydediyorlar. Bu durum açık ortaokul ve açık lisede okuyan öğrenci sayılarını artırmıştır. Bu sayı her geçen yıl daha da artmaktadır. Bugün Türkiye genelinde yaklaşık 2 milyon öğrenci açık ortaokul ve açık liselerde eğitim görüyor. Açık ortaokul ve açık liselerde okuyan öğrencilerin büyük bölümü ise olumsuz koşullarda çalışıyor. Bu nedenle Türkiye genelinde çocuk işçi sayısı da her geçen gün artıyor. Kentin varoşlarındaki yoksulluğa tanık olmak için o bölgelerdeki okulları ve öğrencileri gözlemlemek yeterlidir. Yoksulluğun giderek arttığını okul kantinlerinden kolayca anlayabiliriz.  Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında devlet okullarındaki kantinlerin azımsanamayacak bir bölümü zarar etti.  Çünkü yoksulluk sınırının altında geliri olan aileler artık çocuklarının kantin harcaması için ödenek ayıramıyor. Hal böyleyken bütçeden Millî Eğitim Bakanlığı’na ayrılan kaynağın büyük bir bölümü ise yurt dışındaki okullara ve özel okullara gidiyor. Maarif Vakfı çatısı altında bulunan yurt dışındaki okullara şu ana kadar 541 milyon lira aktarılmış durumda. Özel okullara ise 2019 yıl sonuna kadar 10 milyarın üzerinde bir kaynağın aktarılacağı görülmektedir. Bir tarafta yoksulluktan örgün eğitim dışına çıkmak zorunda kalan öğrenciler, diğer yanda devletin özel okullara aktardığı milyarlarca lira kaynak. Görülen o ki bu eğitim öğretim yılı başında veliler hayli zorlanacak. Bu kesimle dayanışma içerisinde olan yerel yöneticiler önemli bir sorumluluklarını yerine getirmiş olurlar. Merkezi iktidarın politikalarından mağdur olan kesimlerin sorunlarına çözüm üretmek yerel yöneticilere ve arkasındaki siyasi iradeye güveni artırır.
Ekleme Tarihi: 01 Eylül 2019 - Pazar

Yoksulluğun pençesindeki eğitim

2019-2020 eğitimi-öğretim yılının başlamasına günler kala velilerde okula hazırlık giderlerini karşılama telaşı başladı. Gerçek enflasyonun yüzde 30 seviyesini aştığı bilinmesine rağmen, hükümetin önümüzdeki dönemde işçilere 8+4, memurlara 4+4 zam vermesi ailelerin telaşını daha da artırdı. Türk İş’e göre 4 kişilik bir ailenin yaşamını sürdürebilmesi için en düşük 6 bin 733 lira gelire sahip olması gerekir. Bir ailede iki kişi asgari ücretle çalışsa dahi bu gelire ulaşması mümkün değil.

Tablo böyleyken toplam geliri yoksulluk sınırının altında olan milyonlarca ailenin, çocuklarını borçlanmadan okula göndermeleri olanaksız. 

Forma, çanta, ayakkabı, kırtasiye vb. giderler okula başlamak için zorunlu olan giderler. Kent yoksullarının çoğunlukla yaşadığı Kepez İlçesi’ndeki kırtasiyelerden alınan ücret listeleri incelendiğinde bir öğrenci için asgari ne kadar harcama yapılacağı ortaya çıkmaktadır.

Buna göre; ilkokul birinci sınıfa başlayan bir öğrenci için toplam 690 lira,

Ortaokul birinci sınıfa başlayan bir öğrenci için 1090 lira,

Lise birinci sınıfa başlayan bir öğrenci için ise 1200 lira gider olduğu tespit edilmiştir.

Bu harcamaların içerisinde servis, kayıt parası, katkı payı, yardımcı kaynaklar bulunmuyor. Onlar da eklendiği zaman harcamalar iki katını aşmaktadır.

Toplam geliri yoksulluk sınırının altında olan ailelerin nüfus yapısı incelendiğinde çoğunlukla iki ve daha fazla okul çağında çocuğun bulunduğu görülür. Bu aileler elbette bu koşullarda çocuklarını okula gönderemiyor ve örgün eğitim dışına çıkararak açık ortaokul ve açık liseye kaydediyorlar. Bu durum açık ortaokul ve açık lisede okuyan öğrenci sayılarını artırmıştır. Bu sayı her geçen yıl daha da artmaktadır. Bugün Türkiye genelinde yaklaşık 2 milyon öğrenci açık ortaokul ve açık liselerde eğitim görüyor. Açık ortaokul ve açık liselerde okuyan öğrencilerin büyük bölümü ise olumsuz koşullarda çalışıyor. Bu nedenle Türkiye genelinde çocuk işçi sayısı da her geçen gün artıyor.

Kentin varoşlarındaki yoksulluğa tanık olmak için o bölgelerdeki okulları ve öğrencileri gözlemlemek yeterlidir. Yoksulluğun giderek arttığını okul kantinlerinden kolayca anlayabiliriz.  Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında devlet okullarındaki kantinlerin azımsanamayacak bir bölümü zarar etti.  Çünkü yoksulluk sınırının altında geliri olan aileler artık çocuklarının kantin harcaması için ödenek ayıramıyor.

Hal böyleyken bütçeden Millî Eğitim Bakanlığı’na ayrılan kaynağın büyük bir bölümü ise yurt dışındaki okullara ve özel okullara gidiyor. Maarif Vakfı çatısı altında bulunan yurt dışındaki okullara şu ana kadar 541 milyon lira aktarılmış durumda. Özel okullara ise 2019 yıl sonuna kadar 10 milyarın üzerinde bir kaynağın aktarılacağı görülmektedir.

Bir tarafta yoksulluktan örgün eğitim dışına çıkmak zorunda kalan öğrenciler, diğer yanda devletin özel okullara aktardığı milyarlarca lira kaynak.

Görülen o ki bu eğitim öğretim yılı başında veliler hayli zorlanacak. Bu kesimle dayanışma içerisinde olan yerel yöneticiler önemli bir sorumluluklarını yerine getirmiş olurlar. Merkezi iktidarın politikalarından mağdur olan kesimlerin sorunlarına çözüm üretmek yerel yöneticilere ve arkasındaki siyasi iradeye güveni artırır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.