Recep Mutaf
Köşe Yazarı
Recep Mutaf
 

"UĞUR"lar Olsun

 Günümüzde ki birçok gazeteci görünümlü, iktidar yandaşı satılık kalemleri gördükçe değerini daha iyi anlıyor ve yokluğunu günden güne daha derinden hissediyoruz.  Uğur Mumcu, 1992 yılında katıldığı bir televizyon programında, yıllar sonra fetö'cü oldukları ortaya çıkan konukların gözlerinin içine baka baka tarikatların ülkeyi ele geçirme yürüyüşünü şöyle anlatıyordu; "Batıda katolik örgütlenme siyaset, ticaret ve din üçgeninde oluştu. Türkiye'de de bu Katolik örgütlenmeye benzer yeni bir parasal kaynak bulundu islamcı ideolojiye! Örneğin islamcı bankerler! Bunlar sözde faiz esasına karşı kuruluşlar, gelir ortaklığı diyorlar ama bu faizin başka bir yöntemidir. O kadar yaygın bir örgüt ki bu, belgeleri ile gösteririm. Almanya'da camilerde bir takım broşürler dağıtırlar, derler ki "paralarınızı bu İslamcı bankerlere yatırın, Kur'an öyle emrediyor! Türkiye'de özellikle son 10 yıldır tarikat siyaset ve ticaret üçgeni var. İslamcı ideoloji veya tarikatlar yasaları aşan bir ayrıcalık sahibi oluyor. Bu nedenle devlet eliyle laiklik yok ediliyor! Bunun içinde askeri rejimde var!" Mumcu, 1993 yılında yaptığı başka bir konuşmasında "tarikatlara ve cemaatlere alınan genç çocuklar bundan 30 yıl sonra general olacaklar ve Cumhuriyet'e karşı ayaklanacaklar" diye uyarıyordu! Uğur Mumcu bunları söylerken, 17 Ocak 1993 günü yani suikastten tam bir hafta önce, koskoca adamların sümüklü mendillerini sakladıkları Fethullah Gülen İzmir'de Bozyaka yurdu'nda ki bir sohbetinde, "Devlet kademelerine öylesine nüfuz ediyoruz ki bizi jiletle kazısalar yok edemeyecekler. Çok yakında büyük bir suikast haberi duyacaksınız üzerinde senelerce konuşulacak" diyerek suikasti itiraf ediyordu! Aynı günlerde mecliste imam hatipler askeri okullara girebilsin diye teklif veriliyor, bunun üzerine Uğur Mumcu 22 Ocak 1993 günü, yani öldürülmeden iki gün önce "İmam Subay" başlıklı şu yazıyı kaleme alıyordu; "İmam Hatip liselerini bitirenler neden ilahiyat fakültelerine veya İslam enstitülerine gitmiyorlar da ille de kaymakam, vali, savcı, yargıç ve subay olmak istiyorlar? Bu uzun vadeli eğitim ve bürokratik yerleşim projesini kimler planlıyor? İmam ve Hatip olarak yetiştirilenler emniyet müdürü, savcı, yargıç, kaymakam olacaklar, bu yasa değişikliği meclisten geçerse subay da olacaklar. Dinsel siyaset 12 Eylül 1980 müdahalesinden sonra parasal kaynağa da kavuşarak devlet içinde köşe başlarını tuttu. Yaşa Varol Harbiye, selamünaleyküm sivil toplum, maşallah ikinci Cumhuriyet, ruhuna el fatiha Laiklik!" Bu satırlar siyasal İslamcı teröristler tarafından onun bizden koparılmasının son noktası oluyordu!  O günden sonra ülkede yine hiç bir şey değişmiyordu tabii! Her gelen iktidar tarikatları oy deposu ve sermaye kaynağı olarak görüp onlarla iş tutmaya devam ediyordu. Hatta 2002 yılında aynı yolda yürüyüp, aynı yağmurda ıslandıkları Akp iktidara geldikten sonra, "ne istedilerse veriyor, kimi istedilerse asıyor, kesiyor türlü iftiralar ve yalanlarla tüm muhalifleri cezaevlerine atıyordu!" Uğur Mumcu'nun söylediklerinin ve yazdıklarının gerçekliği ise vefatından tam 23 yıl sonra 15 temmuz'da gün yüzüne çıkıyordu. Cumhuriyet, Demokrasi, Laiklik, özgürlük ve hukukun üstünlüğü gibi kavramlar siyasal islamcılara 10 beden büyük geliyor! Onlar monokrasi, padişahlık ve şeriat gibi kavramların peşinden gidiyorlar ve tek adamla her istediklerini yapabileceklerine inanıyorlardı!  İşte Uğur Mumcu bu tekere ilk çomağı sokan, bunlarla mücadelemizin fitilini ilk ateşleyen büyük bir Aydın olarak hatıralarımızda, daha da önemlisi gönlümüzde sonsuza kadar yaşamaya devam edecektir.  Yazımı yine Uğur Mumcu'nun tarihe geçen sözleri ile bitiriyorum; "Ben Atatürkçüyüm,  Ben Cumhuriyetçiyim,  Ben Laikim,  Ben anti-emperyalistim,  Ben tam bağımsız Türkiye'den yanayım,  Ben özgürlükçüyüm,  Ben insan hakları savunucusuyum,  Ben terörün karşısındayım,  Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım.  Dün sabaha değin araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız! Öyleyse vurun parçalayın. Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar doğacaktır!" Evet, doğduk, doğmaya devam ediyoruz ve çığ gibi büyüyoruz.  Kalemin emanetimizdir..  "UĞUR"lar olsun...
Ekleme Tarihi: 24 Ocak 2021 - Pazar

"UĞUR"lar Olsun

 Günümüzde ki birçok gazeteci görünümlü, iktidar yandaşı satılık kalemleri gördükçe değerini daha iyi anlıyor ve yokluğunu günden güne daha derinden hissediyoruz. 
Uğur Mumcu, 1992 yılında katıldığı bir televizyon programında, yıllar sonra fetö'cü oldukları ortaya çıkan konukların gözlerinin içine baka baka tarikatların ülkeyi ele geçirme yürüyüşünü şöyle anlatıyordu;
"Batıda katolik örgütlenme siyaset, ticaret ve din üçgeninde oluştu. Türkiye'de de bu Katolik örgütlenmeye benzer yeni bir parasal kaynak bulundu islamcı ideolojiye! Örneğin islamcı bankerler! Bunlar sözde faiz esasına karşı kuruluşlar, gelir ortaklığı diyorlar ama bu faizin başka bir yöntemidir. O kadar yaygın bir örgüt ki bu, belgeleri ile gösteririm. Almanya'da camilerde bir takım broşürler dağıtırlar, derler ki "paralarınızı bu İslamcı bankerlere yatırın, Kur'an öyle emrediyor! Türkiye'de özellikle son 10 yıldır tarikat siyaset ve ticaret üçgeni var. İslamcı ideoloji veya tarikatlar yasaları aşan bir ayrıcalık sahibi oluyor. Bu nedenle devlet eliyle laiklik yok ediliyor! Bunun içinde askeri rejimde var!"
Mumcu, 1993 yılında yaptığı başka bir konuşmasında "tarikatlara ve cemaatlere alınan genç çocuklar bundan 30 yıl sonra general olacaklar ve Cumhuriyet'e karşı ayaklanacaklar" diye uyarıyordu!
Uğur Mumcu bunları söylerken, 17 Ocak 1993 günü yani suikastten tam bir hafta önce, koskoca adamların sümüklü mendillerini sakladıkları Fethullah Gülen İzmir'de Bozyaka yurdu'nda ki bir sohbetinde, "Devlet kademelerine öylesine nüfuz ediyoruz ki bizi jiletle kazısalar yok edemeyecekler. Çok yakında büyük bir suikast haberi duyacaksınız üzerinde senelerce konuşulacak" diyerek suikasti itiraf ediyordu!
Aynı günlerde mecliste imam hatipler askeri okullara girebilsin diye teklif veriliyor, bunun üzerine Uğur Mumcu 22 Ocak 1993 günü, yani öldürülmeden iki gün önce "İmam Subay" başlıklı şu yazıyı kaleme alıyordu;
"İmam Hatip liselerini bitirenler neden ilahiyat fakültelerine veya İslam enstitülerine gitmiyorlar da ille de kaymakam, vali, savcı, yargıç ve subay olmak istiyorlar? Bu uzun vadeli eğitim ve bürokratik yerleşim projesini kimler planlıyor? İmam ve Hatip olarak yetiştirilenler emniyet müdürü, savcı, yargıç, kaymakam olacaklar, bu yasa değişikliği meclisten geçerse subay da olacaklar. Dinsel siyaset 12 Eylül 1980 müdahalesinden sonra parasal kaynağa da kavuşarak devlet içinde köşe başlarını tuttu. Yaşa Varol Harbiye, selamünaleyküm sivil toplum, maşallah ikinci Cumhuriyet, ruhuna el fatiha Laiklik!"
Bu satırlar siyasal İslamcı teröristler tarafından onun bizden koparılmasının son noktası oluyordu! 
O günden sonra ülkede yine hiç bir şey değişmiyordu tabii! Her gelen iktidar tarikatları oy deposu ve sermaye kaynağı olarak görüp onlarla iş tutmaya devam ediyordu. Hatta 2002 yılında aynı yolda yürüyüp, aynı yağmurda ıslandıkları Akp iktidara geldikten sonra, "ne istedilerse veriyor, kimi istedilerse asıyor, kesiyor türlü iftiralar ve yalanlarla tüm muhalifleri cezaevlerine atıyordu!"
Uğur Mumcu'nun söylediklerinin ve yazdıklarının gerçekliği ise vefatından tam 23 yıl sonra 15 temmuz'da gün yüzüne çıkıyordu.
Cumhuriyet, Demokrasi, Laiklik, özgürlük ve hukukun üstünlüğü gibi kavramlar siyasal islamcılara 10 beden büyük geliyor! Onlar monokrasi, padişahlık ve şeriat gibi kavramların peşinden gidiyorlar ve tek adamla her istediklerini yapabileceklerine inanıyorlardı! 
İşte Uğur Mumcu bu tekere ilk çomağı sokan, bunlarla mücadelemizin fitilini ilk ateşleyen büyük bir Aydın olarak hatıralarımızda, daha da önemlisi gönlümüzde sonsuza kadar yaşamaya devam edecektir. 
Yazımı yine Uğur Mumcu'nun tarihe geçen sözleri ile bitiriyorum;
"Ben Atatürkçüyüm, 
Ben Cumhuriyetçiyim, 
Ben Laikim, 
Ben anti-emperyalistim, 
Ben tam bağımsız Türkiye'den yanayım, 
Ben özgürlükçüyüm, 
Ben insan hakları savunucusuyum, 
Ben terörün karşısındayım, 
Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. 
Dün sabaha değin araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız! Öyleyse vurun parçalayın. Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar doğacaktır!"
Evet, doğduk, doğmaya devam ediyoruz ve çığ gibi büyüyoruz. 
Kalemin emanetimizdir.. 
"UĞUR"lar olsun...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

30
Haziran
18
Haziran
07
Mayıs
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.