İdris ÖZYOL
Köşe Yazarı
İdris ÖZYOL
 

Bu taşı kuyuya kim attı?

 Bir delinin kuyuya attığı taşı mı tartışıyoruz? Öyle gibi görünüyor. Fakat öyle gibi görünmüyor da… Karşılıklı suçlama ve ithamlar yüzünden olay içinden çıkılamayacak bir hal aldı. Kim doğru söylüyor, kim ‘cambaza bakın’ diyor, karar vermek güç. Bu konuda en net kararları Muhittin Böcek’in kendisi verecektir. Yoğun bakım yatağındayken kimler arkasından iş çevirdi, pazarlık masasına oturdu, ikna görüşmelerine katıldı, hesap kitap yaptı, bütün bunları ortaya çıkartacak kişi, konunun ana muhatabı olan Muhittin Böcek… Tabii tek muhatap o değil; bütün bunlar Antalya ‘kamuoyu’ olarak hepimizi ilgilendiriyor. Bizler de süreç içinde birçok şeyi daha net, daha kesin bir şekilde öğrenmiş oluruz. Bunun için de Başkan Böcek’in bir an önce sağlığına kavuşması ve görevinin başına dönmesi gerekiyor.  Mustafa Yılmaz’dan sert sözler Ortada kaotik bir durum var. Cepheler oluşturuluyor, düşmanlar ilan ediliyor, birileri birilerinin kuyusunu kazmaya çalışıyor. Mesele bir yorgan kavgasını çoktan aştı. Yorgan gitti, ama kavga bitmedi. Aksine daha da alevlenmiş durumda. Dün bazı işadamlarıyla ilgili iddiaları aktarmıştım. Arayıp bu konuyla herhangi bir ilgileri olmadığını açıkladılar. Mesela Mustafa Yılmaz, iddialarda adı geçen diğer üç kişiyle birlikte hiç oturmadığını, yani dört kişi hiçbir araya gelmediklerini söyledi. Yani bu süreçte değil, geçmişte de böyle bir yemek olmamış. Şafak Otuzaltı’yla 20 yıldır hiç görüşmediğini söyleyen Yavuz, Mehmet Hacıarifoğlu’nun da ofisine en son belki 5-6 yıl önce geldiğini belirtti. Nafiz Tanır için de, “Kendisi yakın arkadaşım. Sürekli görüşürüz. Fakat böyle bir gündemle hiç oturmadık. Böyle bir şeyden hiç bahsetmedik” diye konuştu.  Nafiz Tanır: Antalya’yı konuşalım Haklarındaki dedikoduların alçakça iftiralar olduğunu dile getiren Yılmaz, “İşyerimdeki kamera kayıtları 10 yıldır saklanıyor. Ben böyle bir buluşma olmadığını ispat ederim. Bu senaryoyu yazan şerefsizler de ispat etsin. Muhittin Böcek saygı duyduğum bir belediye başkanı. Bir an önce sağlığına kavuşup görevinin başına dönmesinden başka ne isteyebilirim ki? Aksini düşünmek alçaklıktır. Bizi kimler bu işin içine sokmaya çalışıyorsa hepsinden hesap soracağım” dedi. Son derece sert, kızgın ifadelerdi bunlar. Nafiz Tanır da benzer ifadelerle iddiaları yalanladı. Bir ölümü bekleyerek hesap yapmanın, senaryo yazmanın alçaklık olduğunu söyleyen Tanır, “Öncelikle Muhittin Böcek’in sağlığına kavuşması önemli. Bunları değil, Antalya için yapılacakları konuşmalıyız. Benim önceliğim başkanın sağlığı ve Antalya. Bu tür iddialar demokrasi ve insanlık açısından büyük bir ayıp. Bizi niye bu senaryolara karıştırıyorlar bilmiyorum. Bu konuyla uzaktan yakından bir ilgimiz yok. Dört kişi bir araya gelip yemek yemedik, bu konuyu hiçbir şekilde konuşmadık” açıklaması yaptı. ‘Grup toplantısında hesap soracağım’ Sakin konuşmaya çalışan Şafak Otuzaltı ise konuşmanın bazı bölümlerinde epeyce çileden çıktı. “Muhittin Böcek benim arkadaşım, ağabeyim filan değil, babam gibidir” diyen Otuzaltı, 1999’dan beri birlikte siyaset yaptıklarını, 21 yıldır kol kola yürüdüklerini söyledi. Kendisini siyasete sokan ismin Böcek olduğunu aktaran Otuzaltı, “Benim ‘babam’ dediğim birinin kuyusunu kazmam mümkün mü? Bir an önce sağlığına kavuşması için çırpınıyoruz, koşturuyoruz. Aklımız, gönlümüz o hastane odasında. Bu alçakça dedikodular niye çıkartılıyor, farkındayız. Benim adımı kim, niye ortaya attı? Böyle bir şey yokken niye birden hakkımda dedikodu çıkartıldı? Bunların hepsinin hesabını soracağım. Bir tane daire başkanıyla bile yemek yemedim. Bütün mesaimi, çabamı Muhittin Böcek’in sağlığı için harcadım. Siyaseti şan şöhret için, mevki için, para için değil, insanlara yardımcı olmak, birilerinin derdine yetişebilmek için yapıyoruz. Ben okul yaptırdım, Milli Eğitim’e bağışladım” diye özetlenebilecek bir açıklamada bulundu. Otuzaltı, bugün yapılacak CHP grup toplantısında hesap soracağını da sözlerine ekledi. İtham edilen, hakkında söylentiler çıkartılan, çeşitli iddialar ortaya atılan taraflardan birinin söyledikleri bunlar. Görünen o ki, bu pilav çok su kaldırır. Tekrar sorayım: Acaba bir delinin kuyuya attığı taşı mı tartışıyoruz?
Ekleme Tarihi: 07 Eylül 2020 - Pazartesi

Bu taşı kuyuya kim attı?

 Bir delinin kuyuya attığı taşı mı tartışıyoruz? Öyle gibi görünüyor. Fakat öyle gibi görünmüyor da… Karşılıklı suçlama ve ithamlar yüzünden olay içinden çıkılamayacak bir hal aldı. Kim doğru söylüyor, kim ‘cambaza bakın’ diyor, karar vermek güç. Bu konuda en net kararları Muhittin Böcek’in kendisi verecektir. Yoğun bakım yatağındayken kimler arkasından iş çevirdi, pazarlık masasına oturdu, ikna görüşmelerine katıldı, hesap kitap yaptı, bütün bunları ortaya çıkartacak kişi, konunun ana muhatabı olan Muhittin Böcek… Tabii tek muhatap o değil; bütün bunlar Antalya ‘kamuoyu’ olarak hepimizi ilgilendiriyor. Bizler de süreç içinde birçok şeyi daha net, daha kesin bir şekilde öğrenmiş oluruz. Bunun için de Başkan Böcek’in bir an önce sağlığına kavuşması ve görevinin başına dönmesi gerekiyor. 

Mustafa Yılmaz’dan sert sözler

Ortada kaotik bir durum var. Cepheler oluşturuluyor, düşmanlar ilan ediliyor, birileri birilerinin kuyusunu kazmaya çalışıyor. Mesele bir yorgan kavgasını çoktan aştı. Yorgan gitti, ama kavga bitmedi. Aksine daha da alevlenmiş durumda. Dün bazı işadamlarıyla ilgili iddiaları aktarmıştım. Arayıp bu konuyla herhangi bir ilgileri olmadığını açıkladılar. Mesela Mustafa Yılmaz, iddialarda adı geçen diğer üç kişiyle birlikte hiç oturmadığını, yani dört kişi hiçbir araya gelmediklerini söyledi. Yani bu süreçte değil, geçmişte de böyle bir yemek olmamış. Şafak Otuzaltı’yla 20 yıldır hiç görüşmediğini söyleyen Yavuz, Mehmet Hacıarifoğlu’nun da ofisine en son belki 5-6 yıl önce geldiğini belirtti. Nafiz Tanır için de, “Kendisi yakın arkadaşım. Sürekli görüşürüz. Fakat böyle bir gündemle hiç oturmadık. Böyle bir şeyden hiç bahsetmedik” diye konuştu. 

Nafiz Tanır: Antalya’yı konuşalım

Haklarındaki dedikoduların alçakça iftiralar olduğunu dile getiren Yılmaz, “İşyerimdeki kamera kayıtları 10 yıldır saklanıyor. Ben böyle bir buluşma olmadığını ispat ederim. Bu senaryoyu yazan şerefsizler de ispat etsin. Muhittin Böcek saygı duyduğum bir belediye başkanı. Bir an önce sağlığına kavuşup görevinin başına dönmesinden başka ne isteyebilirim ki? Aksini düşünmek alçaklıktır. Bizi kimler bu işin içine sokmaya çalışıyorsa hepsinden hesap soracağım” dedi. Son derece sert, kızgın ifadelerdi bunlar. Nafiz Tanır da benzer ifadelerle iddiaları yalanladı. Bir ölümü bekleyerek hesap yapmanın, senaryo yazmanın alçaklık olduğunu söyleyen Tanır, “Öncelikle Muhittin Böcek’in sağlığına kavuşması önemli. Bunları değil, Antalya için yapılacakları konuşmalıyız. Benim önceliğim başkanın sağlığı ve Antalya. Bu tür iddialar demokrasi ve insanlık açısından büyük bir ayıp. Bizi niye bu senaryolara karıştırıyorlar bilmiyorum. Bu konuyla uzaktan yakından bir ilgimiz yok. Dört kişi bir araya gelip yemek yemedik, bu konuyu hiçbir şekilde konuşmadık” açıklaması yaptı.

‘Grup toplantısında hesap soracağım’

Sakin konuşmaya çalışan Şafak Otuzaltı ise konuşmanın bazı bölümlerinde epeyce çileden çıktı. “Muhittin Böcek benim arkadaşım, ağabeyim filan değil, babam gibidir” diyen Otuzaltı, 1999’dan beri birlikte siyaset yaptıklarını, 21 yıldır kol kola yürüdüklerini söyledi. Kendisini siyasete sokan ismin Böcek olduğunu aktaran Otuzaltı, “Benim ‘babam’ dediğim birinin kuyusunu kazmam mümkün mü? Bir an önce sağlığına kavuşması için çırpınıyoruz, koşturuyoruz. Aklımız, gönlümüz o hastane odasında. Bu alçakça dedikodular niye çıkartılıyor, farkındayız. Benim adımı kim, niye ortaya attı? Böyle bir şey yokken niye birden hakkımda dedikodu çıkartıldı? Bunların hepsinin hesabını soracağım. Bir tane daire başkanıyla bile yemek yemedim. Bütün mesaimi, çabamı Muhittin Böcek’in sağlığı için harcadım. Siyaseti şan şöhret için, mevki için, para için değil, insanlara yardımcı olmak, birilerinin derdine yetişebilmek için yapıyoruz. Ben okul yaptırdım, Milli Eğitim’e bağışladım” diye özetlenebilecek bir açıklamada bulundu. Otuzaltı, bugün yapılacak CHP grup toplantısında hesap soracağını da sözlerine ekledi. İtham edilen, hakkında söylentiler çıkartılan, çeşitli iddialar ortaya atılan taraflardan birinin söyledikleri bunlar. Görünen o ki, bu pilav çok su kaldırır. Tekrar sorayım: Acaba bir delinin kuyuya attığı taşı mı tartışıyoruz?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haberimizvar.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.